12.Bölüm

“Ee… Şey … şey.”

“Kıvranma Efruze, Kartal ile barıştık diyemiyorsun annene.”

Arkasındaki adamın varlığı ve göğüslerinde gezinen ellerle söyleyeceklerini unutuyordu Efruz. Eliyle adama engel olmaya çalışıyordu ama ne çareydi. Kartal ondan daha güçlüydü. Ensesindeki aşırı sıcak nefesle kendi sıkıntılı nefesini saldı genç kadın. “Öyle oldu biraz. Bu gece eve gelmesem olur mu?” dedi sonuna doğru azalan sesinde biraz da utanç gizliydi. Evli olmasa bunu annesi açıklar mıydı, kendi de bilemedi. Artık Selin’de kalacağım numaralarını yemeyecekti annesi. Boşuna yalan söylemenin gereği yoktu.

“Gel, gitme desem beni dinleyecek misin?” dedi Şenay hanım. “Yanlış bir şey yapmadan önce iki kez düşünmeni istiyorum.”

“Yanlış!” dedi şaşkınlıkla. Gizli olabilirdi ama kocasıydı Kartal.

“Evet. Dokuz ay sonra doğum yapmanı her ne kadar istesem de evlenmeden önce olmasın, değil mi kızım?”

“Ay anne ne dokuz ayı ne evliliği… Ben yanlış bir şey yapmıyorum, yapmam da. Kızını tanımıyor musun?” dediğine kendi bile inanacaktı neredeyse. Kulağının dibinden gelen Kartal’ın sesiyle sıkıcı bir vicdan azabına tutuldu. Affet anne…

“Hiç annesi,” dedi Kartal. “Ne evliliği, kızını tanımıyor musun sen…”

Efruz bedenini bir kez ileriye itti adamın kollarından çıkmak adına ama Kartal daha sıkı tutmuştu.

“Peki o zaman. Sana her anne gibi bir şey demek istiyorum.”

“Dinliyorum.”

“Göster ama elletme anneciğim. Gerçi o genç adamı düşününce bunun pek mümkün olacağını sanmıyorum ama…”

Bedenindeki elleri baktı istemeden. Gözlerini devirdi. “Evlenmeden önce asla.” dedi. Kartal gülmemek için başını Efruz’un saçlarına gömdü ve orada oyalandı. Efruz’da annesine öpücükler atarak telefonu kapatıp kocasına döndü. İki eliyle itti adamı. “Sen geç dalganı tabii,” dedi ter akmıştı resmen her yerinden. “Anneme bu yaşımda yalan söylüyorum. Kendimi çok rezil hissettim. Benim annem dünyanın en anlayışlı kadınıdır oysa.”

“Hangisi yalan, bence yalan değil eksik söylüyorsun.”

Karışan saçlarını bileğindeki mavi toka ile bağladı sinirinden. “Of, daraldım ben.” dedi ellerini yelpaze yapıp yüzüne hava verdi. “İşlerin bitti mi?”

“Bitiririz.” Masasına yaklaşan Kartal telefonu ve ceketini alıp karısının yanına geldi. “Bitti.”

“Vay be,” dedi Efruz. “Koskoca Kartal Sipahi’yi emrim altına aldım.”

“Ben seni emrim altına alamasam da …” Kara taşların ışıltısı Efruz’un iç gıcıklayan bedeninde gezindi. Kadının gözleri dehşetle açılıp eli bendine gitti. “Yapma şunu,” diyebildi. Kartal bakışlarıyla bile kadının bedeninde deprem etkisine neden oluyordu. Efruz buna bir anlam bir açıklama getiremiyordu. Onun yanında bambaşka birine dönüşüyordu. Dönüştüğü kadının huzurlu bir yanı vardı ve Efruz Kartal’ın kollarındaki huzurlu kadın olmaya bile tutkun hale geliyordu. Kartal ona tek bir sözüyle itaat ettiriyordu. Efruz bir tek buna içerliyor olsa da elinden gelen bir şey yoktu. Ki, Efruz bunu onun yanından ayrıldığında anlıyordu.

“Neden?” dedi kadına yaklaşırken. Yaramaz elleri beyaz bluzundan içeri sızmıştı ve Efruz ona hiç bir şekilde engel olamıyordu. “Ulu orta yapma, kendimi kötü hissediyorum.”

Dudakları kavislenen adam kadının yanağına ulaştı. “Kötü derken, güzel kadınım?” dedi ve tek koluyla kendi bedenine bastırmıştı Efruz’u.

“Kötü işte … burada hissetmemem gereken şeyler.” Kocasına alan açtığını bilmeden kendini ona yaklaştırıyordu. Kulağındaki kıvılcımlı sözler ruhuna kadar iniyordu. “Her yerde benim için delirmen … seni her yerde istememe neden oluyorsa, suç benim mi?”

Bedenini iyice ateş basan Efruz nefes alıp adamdan uzaklaştı. “Ateşin diline vurdu Kartal. Beni de kendine benzetiyorsun. Evet, suç senin. Gidelim bir an önce.” Kapıya ulaşan kadının ardından bu gece olacaklar aklına geldikçe kanı kaynayan Kartal sırıtarak peşinden yürüdü.

“Cezamı çekerim o zaman, müebbetine talibim.”

                                     🦅

“Evimize mi gidelim?” dedi Kartal, yolu izleyen gözlerini bir an Efruz’a çevirip.

“Kim var evinde? Öylesine biri gibi girip çıkmak biraz garip olabilir.”

“Evi bekleyen korumalar ve ev ile ilgilenen Cemile abla var.”

“Eve gitmeyelim o zaman. Utanırım.”

“Evlendiğimi biliyor Cemile abla. Neden utanıyorsun?”

“Evet ama bir gece için neden geldigimi de merak eder herhalde değil mi?”

“Siz kadınlar…” diye başını salladı Kartal. “Bu kadar ince düşünmek zorunda değilsiniz. Bir gece veya binbir gece Efruz Sipahi olduğunu unutma.”

“Unutmuyorum hayatım ama … her neyse işte öyle. Başka bir yere gidelim.”

Birkaç telefon görüşmesi ile geceyi geçirecekleri yeri ayarlayan kocasını izliyordu. Aşkın ağına yakalandığından beridir bambaşka biri olup çıkmıştı. Bazen durup ben neredeyim, diye düşünüyordu. Kartal’ın kara gözlerini anımsayınca nerede olduğunu bilmek bile istemiyordu.

Efruz’a göre Aşk, ilk defa gördüğü ve asla ayrılmayacağı bir ülke gibiydi. Aşk ülkesi…

Antalya sınırlarına yakın olan dağ evine ulaştıklarında hava kararmıştı. Gün batmak için bir kez daha hakkını kullanmıştı. Yol üzerinden aldıkları yiyecekleri mutfağa birlikte taşıyarak akşam yemeğini de birlikte hazırlamaya karar vermişlerdi.

Salata için malzemeleri yıkamaya başlamıştı Efruz. Marine edilmiş etleri kabından geniş bir tabağa aktaran kocasına yandan bakışıyla çok bilmiş bir gülüş attı. “Kendini yakmazsın değil mi?” dedi, az sonra mangal yapacak olan adamın kaşları havaya kalkmıştı.

“Kendimi de yakacağım seni de ama etleri yakmayacağım eğer merak ettiğin buysa.”

“Merak etmiyorum dersem yalan olur. Lakin bu iş masa başında oturup dosya okumaya benzemez hani, bil isterim. Sonra gazeteler seni yazar. Şok haber; Kartal Sipahi mangal yapayım derken kendini de etleri de yaktı. Onun ne haddine mangal yapmak o gitsin imza atsın, emir versin. Ona ilerideki mangalsız hayatında başarılar diliyoruz.” Kendi dediklerine yüksek sesle kahkaha attı Efruz.

Kollarını göğsünde bağlayan Kartal’ın da keyfi yerindeydi. Yüzündeki mutlu ifadesiyle Efruz’a baktı. “Her erkek mangal yapabilir. Kaldı ki ben bir Türk erkeğiyim.”

Efruz’un aklına aniden gelen bir düşünce bir kez daha gülmesine neden oldu. “Aklıma ne geldi; Eski Türk filmlerinde olurdu ya hani; Ormanda mangal yapan göbekli bir dayı. Altında mavi beyaz çizgili pijama, uzerinde beyaz kolsuz atlet. Bir de pala bir bıyık.” Kaşları havada bakan adamı inceledi. “Ay çok kötü oldum birden. Nereden geldi aklıma… Neyse ki benim adamım ne göbekli ne pala bıyıklı ne de o pijamalardan giyiyor. Gayet yakışıklı bir kocam var.”

“Bak sen, e…” dedi Kartal. “Göbekli ve mavi beyaz çizgili pijama giysem beni beğenmeyeceksin yani.”

Efruz’un gözleri kısıldı. “Tabii ki evet.”

Üzerine doğru adım adım yaklaşan adamdan adım adım geriledi. “Demek beğenmeyeceksin.” dedi alttan bakan Kartal.

“Yani şimdi bilemedim ki, çekici bulamayabilirim belki.”

Tek kaşını kaldıran adam bir adım daha attı. “Yapma ya. Bulamazsan içine de almazsın sen şimdi.”

“Ama çok itici oldu böyle söyleyince öyle demeyelim de, sen yine de bu kasları muhafaza et.”

“Etmezsem ne olacak?”

Sırtı duvara değen Efruz’un kaçacak yeri kalmamıştı ama zaten yere de ihtiyacı yoktu. Az sonra adamı deli gibi öpecekti. Yine de oyunu biraz daha ileriye götürebilirdi. “Etmezsen … etmezsen de sorun yok. Sevdik bir kere, kahretsin kaderimde göbekli bir koca varmış deyip her gün rejim yapacağ…” Dudaklarını kapatan adamın kucağına çekildi. Bacaklarını Kartal’ın beline doladı. Kartal’ın tutuşuyla kendini ona teslim etti. Ellerini doladığı boynuna sıkıca sarıldı.

Kadife tenden ve tatlı niyetine kabul edeceği dudaklardan zorla ayrıldı Kartal. Ne zamandır bastırdığı dürtülerinin de verdiği açlıkla kara kora dönüşmüş gözlerini kıstı.

“Ateşi yakmaya odamızdan mı başlasak? Gece uzun nasıl olsa ve ben aslında sana açım. Kaç hafta oldu saydın mı? Kocanı çok ihmal ediyorsun.”

“İki hafta beş gün. Yani bugünü de sayarsak yirmi eder. İhmal ediyorum evet. Ne ayıp etmişim. Kendimi nasıl affettirebilirim kralım?”

Gözleri kadının yüzünü arşınlarken elleri sıyrılan eteğin açıkta bıraktığı çıplak tenin inanılmaz tadını alıyordu. Parmakları olmak istediği yere ulaşmıştı ve kadının kollarında kasılmasını zevkle izledi.

Beyaz tenin çekiciliği başını döndürüyordu. Başını döndürenin tenden öte olduğunu biliyordu. Kartal yüreğiyle birlikte sevişmenin gerçeğini Efruz ile tanımıştı. Aklının bu denli başından gitmesi bu yüzdendi. Odaya doğru yürüdü karısı kollarında. “Bakalım neler yapacaksın. Beğenmezsem yeniden isterim, şimdiden anlaşalım.”

“Allah Allah, ya ben beğenmezsem, o zaman ne olacak?”

Kartal’ın gülüşüyle kıvrılan dudağının kenarını öptü Efruz.

“Öyle bir şey söz konusu bile değil.”

“Çok bilmiş.”

“Öğreneceksin.”

                                     🦅

Kahve kupasını pencere pervazının önüne bıraktı Efruz. Çıktığı kollara geri sokuldu. Sıyrılan ince örtüyü tekrar karısının üzerine yerleştirip kollarında sıktı kadını. Evin verandasındaki tahta koltuğun üzerine birlikte uzanmışlardı ve gecenin kendine has huzuruyla dolmuşlardı. “Gerçekten de yakmadın etleri, başka meziyetlerinde var mı?”

Çiçek kokulu saçlardan nasibini alan Kartal’ın bir eli de yine uzun ve kıvırcık saçlar arasındaydı. “Bilmem, ne gibi mesela?”

Omuz silkti Efruz. “Mangal bir yana, yemek yapmayı da biliyor musun? Sen hep çalıştın mı, yani hiç kafana göre hobilerin olmadı mı?”

“Bir süre evet hep çalıştık, Kılıç ile. Sonra işler bizden ileri gitmeye başlayınca yerimizi müdürler aldı. Personel aldı. Her işimizi yoluna koyan birileri hep oldu etrafımızda. Tabii biz olmadan da olmuyor. Ama artık daha sakin bir iş hayatımız var. Yemek yapmayı bilmiyorum ama aç kalmam sanıyorum. Birkaç yıl önce kendime ralli otomobili aldım. Ara sıra katılıyorum yarışlara. Gerçekten bana iyi geliyor. Bir de motorum var. Nadir kullanıyorum ama seviyorum.”

“Hız ve erkekler…” dedi Efruz. “Sera aldım, badem yetiştiriyorum demeyeceğini biliyordum.”

“Adrenalin hissini badem ile yaşayacağımı sanmıyorum güzelim. Kullanırken kendimi iyi hissetmem beynimin boşalması için ideal bir yol.”

“Bir de bana kızıyorsun uçaktan atladım diye. Senin yaptığın da çok farklı değil.”

“Senin kadar çılgın değilim Efruz. En azından yere yakınım.”

“Mezardakiler de yakındı ama ne oldu? Kaza!”

“Tedbir senin takdir Allah’ın.” dedi Kartal.

“Sen kendini bile bile tehlikeye atınca takdir olmuyor.”

“Belimde lastikle uçurumdan atlamadığımı bilmeni isterim. Sadece araba kullanıyorum ve dikkatli olmasam burada olmazdım.”

“Aman iyi… Bir sonraki sefere bende geleceğim. Bak hiç ralliye katılmadım, ilk olur.”

“Olur. Kaplumbağa hızıyla gideriz.”

“Arabayı ben kullanırsam, o biraz zor.” dedi gülerek. “İyi kullanırım.”

Efruz’da bakıp başını sağa sola salladı. “Seninle ne yapacağım ben… Bence çocuk yapmalıyız anne olunca bunların hiç birine el atamayacaksın.”

“Baba olunca atılıyor yani?”

“Fark olduğunu sanmamakla birlikte inat ettiğini de fark etmedim sanma Efruz. Eşitlik istediğini de görüyorum ama sen kendini görmüyorsun.”

“Bilerek yapmıyorum.” diye mırıldandı Efruz. Yan dönerek yüzünü Kartal’ın göğsüne yasladı. Asilik etmek ruhunda ayaklanma gibiydi ve darbe beklemiyordu. Ufacık bir çıtırtıya bakıyordu.

“Neden bu kadar inatçısın?”

“İnat etmenin bir nedeni var mıydı? Sen daha bir şey görmedin bence. Ben istemediğim bir şeyi asla ama asla yapmam. İstiyorsam da kimse vazgeçiremez. Yine de makul biriyim. Saçma sapan şeylere inat etmiyorum.”

“Onun da farkındayım. Kendin istemedikçe yola gelmiyorsun.”

“Konu sen olunca bu pek geçerli olmuyor ama.”

“Benimle ilgisi yok, yani bence. Bana gelmeyi beni sevmeyi ve bana duyduğun her hissi önce kendin istiyorsun. Seni hiç zorlamadım.”

“Bu da senin sırrın, yani bence.” dedi kıkırdayarak sokuldu kocasına. “Artık ne varsa sende.”

Kartal’ın avucu yanağında gezinmeye başladığında aklına gelip hep ertelediği soruyu sordu Efruz. Görmüştü aslında ama sormak istiyordu. “Elin nasıl oldu?”

“Geçti. Ufak bir kesik sadece.”

“O gece çok kanıyordu ama.”

“Kesilmişti, normal.”

Efruz yattığı bedenden kollarından destek alarak kalktı. Kocasına suçlu gibi baktı. Kartal onun o geceyi düşündüğünü sandı. Aralarında tekrarı olmaması gereken konuydu. Bu kadar güzel bir günün üzerine o geceden bahsetmek istemiyordu.

Yerinde kayarak uzandı Kartal. Üzerine yatırdığı kadınla gecenin sessizliğini dinliyorlardı. Her şey iyiydi güzeldi ve keşke hep böyle kalabilselerdi. Uzun saçları kendi göğsüne saçılmış kadının uyuyor olabileceğini düşünerek, “Efruz,” dedi kısık sesiyle.

Kartal’ın kalp atışlarıyla bile aşkı yaşayan Efruz, “Efendim.” dedi.

“Yarın öğlen Ankara’ya gitmek zorundayım. Birkaç gün orada kalacağım. Döndüğümde seni yanımda istiyorum.”

Hafta başında yapılacak ihaleyi düşündü Efruz. Almaları yüksek ihtimaldi. Böylece babası kocasından her hangi bir istekte bulunmazdı. “Olur. Babamla konuşuruz ama hemen olabileceğini sanmıyorum. Babamın ne düşüneceğine bağlı. Annem düğün diye tutturursa hiç şaşırma. Belki bir ay daha sürer.”

“Bir ay çok. Babanla konuşuruz, sade bir nikah töreni yapabiliriz. Senin için de uygunsa.”

“Uygun. Düğün meraklısı değilim. Zaten bir düğünüm oldu ve çok güzeldi. Ama aklıma bir şey takılıyor. Şimdi biz zaten evliyiz. Nikah defterine ne imzası atacağız?”

“Orasını bana bırak. İnan en sorunsuz olacak olan o.”

“Sen öyle diyorsan…”

“Ben başka bir şey daha söylemek istiyorum ama beni ne kadar dinleyeceğini merak ediyorum.”

“Söyle, belki dinlerim.”

Güldüğü kabaran göğsünden belli olan Kartal’a o da gülümseyerek sokulmuştu.

“Artık, şirkete gitmeni istemiyorum. Bu andan itibaren hem de. Duman şirketleriyle bir bağın kalmamalı.”

Kaşları birleşen kadın başını kaldırıp baktı. “Neden?”

Ay ışığında parlayan gri gözleri izledi Kartal. “Seni kurtarmam lazım Efruz, diyemiyordu. “Zaten bırakacağın konusunda anlaşmıştık, öyle değil mi?”

“Evet ama bu çok ani olmadı mı?”

“Efruz Sipahi, bana güven. Sorgulama. Seni üzecek bir şey yapmam. Bu dediklerimi hiç unutma. Her ne yaparsam hepsi senin iyiliğin içindir.”

“Aklımı karıştırdığının farkında mısın?”

“Evet. İş dünyası senin sandığından çok daha farklı. Çok daha acımasız. Yarın gidip eşyalarını topla ve benim karım olduğunu hiç unutma. Sadece güven.”

“İstifa mı edeceğim.”

“Hem de tüm bağını kesecek şekilde. İmza yetkilerine kadar…”

Kuşkuyla bakıyordu Efruz. Anlamamıştı ama kocasına güveniyor muydu, onun yanında evet. Kartal’ın kendini tamamladığını hissediyordu. Ailesine kötü bir şey yapacak biri değildi kocası. Yardım teklifini kendisi etmişti en nihayetinde. “Hiç bir şey anlamadım ama tamam.” dedi.

Teslim olan kadına gülümsedi. “Çok da uysal hemen de söz dinliyormuş.” deyip kedi gibi okşadı kadını.

“Her an cayabilirim.” dedi omuz silkti Efruz.

“O halde sen caymadan yatak odasına gidip anlaşmayı tasdik edelim.” Ayağa kalkıp kadının elinden tuttu. “İşini sağlama almak öyle mi?” dedi Efruz esneyerek elini ağzına kapadı. “Uykum geldi benim.”

“Beni ihmal etmek! Hemde uykuya dalarak.”

Ellerini beline yerleştirdi Efruz. “Seni doyurmak ne mümkün. Bende robot değilim, insanım.”

Alt dudağını dişleri arasına aldı Kartal. “Sana doyamıyorum ki.” dedi kucağına aldığı kadını evin içine taşırken.

“Bana doyarsan biteriz.” dedi Efruz.

“Bitecek tek şeyin bu gece olması kötü olacak ama neyse…”

“Eminsin yani benden sıkılmayacaksın.”

“Aşktan sıkılan birini tanıdın mı hiç?”

“Aşktan vazgeçen tanışımdır belki.”

“O aşık olmamıştır, öyle sanmıştır.”

“Sen nasıl eminsin peki?”

Yatağa bıraktığı kadının üzerine uzandı. Dudaklarına dokundu. “Aşkın tadını alırsın.” dedi, saçlarına uzanıp kokladı. “Kokusunu alırsın.” Geri çekilip alnını öptü. “Tenini hissedersin ve anlarsın. Ben anladım sana da anlatayım şimdi.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!