ALACA -4 . Bölüm

Yerde yatan adamın cansız bedenine bakan kadının yüzünde acıma dolu bir ifade hakimdi. Zira yıllar önce tanıdığı halinden çok uzaktı. Saçlarının önündeki o kendine has beyaz tutam artmış, halen yakışıklı olan yüzündeki çizgiler derinleşmişti.

“Yıllar sana da acımasız davranmış. Cihan Korkmaz…”

*

Genç kız, babasının adını duyduğu anda başını ardına çevirdi. Gözlerindeki yaşların bakışlarına verdiği pusluluktan elinin tersi ile hızlıca kurtuldu. Doğduğu ve büyüdüğü ülkede kendisi dışında babasının gerçek kimligini bilenlerin sadece bir elin parmakları kadar olduğunu biliyordu. Onlarda babasının iş yaptığı ve Türkiye’den gelen adamlardı.

Babasının sadece dakikalar önce elini tuttuğu parmakları artık cansızdı. Usulca elini çekerken bir kez daha baktı babasının yüzüne. Sanki yıllardır aradığı huzura kavuşmuştu. Yüzündeki o hep var olan acı silinmişti. Yerinde doğruldu yavaşça. Hep babasının tembihlediği gibi başı dik ve gözlerindeki o cesur ifadeyle baktı yabancıya. Yüreğindeki acı ve içinde yer eden korkuyu gizlemeyi başardı.

“Siz kimsiniz?”

Kadının babasındaki bakışları kendisini bulduğunda başındaki şal yüzünün bir kısmını gölgelemişti.

“Baban anlattı mı bilmem ama… Çok uzaklardan geldim. Babanın doğduğu topraklardan…”

Ismini söylememişti yine. Bu ısrarlı tavrını anlayamıyordu. Tekrar bu kez oldukça sert bir ifadeyle sormak için aralandığında dudakları eve dolan ışıklar mani oldu. Kolunu kavrayan el onu çekiştirirken, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu genç kız.


Ev çevrelenmişti. İçeri koşturan polisleri ve ambulanstan inen sağlık görevlilerini onların göremeyeceği bir kuytudan izliyordu. Yaşananlar öyle hızlı olmuştu ki ne mani olabilmişti ne de bir anlam verebilmişti.

“Haber yayılmaya başlamıştır. Pek yakında burayi kurtlar sarar. Sen ne yapacaksın?”

Kadının kibirli bir tonda söylediklerini sessizlikle karşıladı. Babasından başka kimsesi yoktu. Nereye gidecek, ne yapacaktı? Ama bunu yabancıya söylemeye niyeti yoktu.

“Ben başımın çaresine bakarım.”

“Öyle mi küçük kız? Söylesene… Babanın düşmanları seni yaşatır mı sanıyorsun?”

Biliyordu. Sıradan bir adamın kızı değildi. Kendini bildiği andan beri etrafindaki korumalar ile adım atabilmişti.

Annesi öldüğünde dahi gerçek adıyla buluşamamıştı toprakla. Zira orada yazacak soyisimleri varlıklarını çok uzak topraklara haberdar etmeye yetecek güçteydi. Bu küçük kalbinde yer etmiş büyük bir yaraydı.

Babasının kanı bulaşan parmaklarını başakları kıskandıran güzellikteki saçlarından geçirdi. Yüzü gecenin karanlığına eş acının izlerini taşıyordu. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilememenin korkusunu taşısa da içinde, karşısındaki kadına belli etmeye niyeti yoktu. Biçimli çenesini kaldırıp, bal rengi gözlerini dikti kadının suretine.

“Benden ne istiyorsunuz?”

“Bir adamı kendine aşık etmeni…”

Karşısındaki kadının delirmiş olduğunu düşündü. Zira böyle bir isteğin mantıklı tek bir yanı olamazdı. Üzerindeki kiyafetler ve boynundaki takılarıyla fazlasıyla ihtişamlı görünse de bu ondan kaçma dürtüsüne engel değildi.

“Siz aklınızı yitirmişsiniz.”

Ansızın duyduğu kahkaha ve kadının elindeki eldivenle gözlerindeki yaşları silmesini şaşkınlıkla izledi. Bir kabus görüyor olmalıydı. Az sonra babasının sesiyle uyanacaktı. Gözlerini kapattı ve annesinin onu uyuturken kulağına fısıldadığı sözü işitti.

“Gece kavuşacak güne… Masallar gerçek olsun diye… “

Gözlerini açtı buruk bir tebessümle ama olmadi. Annesi yoktu. Az ilerideki kapıdan çıkan sedyeyi gördüğünde atıldı.

“Baba.”

Görmese de o olduğunu biliyordu. Bir kez daha bağıracakken dudaklarına örtülen elin varlığı engel oldu.

“Sakın bağırma. Etrafta sen görmesende pusuya yatan birçok adam var.”
Sözlerinin ardından elini uzattığı yere bakan genç kız gördüğü adamla titredi. Bu daha önce yolunu kesen adamdı. Babasından onu isteyen adam…

“Kararını ver. Onun ya da bir başkasının yatağında mi bulmak istiyorsun kendini? Yoksa dediğimi yapacak mısın?”

Her iki yol da hayatının ve özgürlüğünün elinden alınması demekti. Ne yöne gitse kendisinden vazgeçmesi demekti. Gözleri tekrar o adamı buldu. Yapamazdı. Canına kıyar, kendisine dokunmasına izin vermezdi. Arkasındaki kadının elini sıyırırken yüzünden, kararını vermişti. Onunla gidecekti. Istedigini yapacaktı. Ancak kendi kurallarına göre bu oyunu oynayacaktı.

*** 

7 yıl sonra…

Bal gözleri karşı terasta gezinirken gördüğü genç adamla titredi tüm bedeni. Gelmişti. Noyan Uluhan artık çok yakınındaydı.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!