SİS – 11. Bölüm

Karşısındaki kadın söylediği sözleri bir kez daha kahkahalarla karşıladığında keyifle arkasına yaslandı. Son dönemlerin en popüler oyuncusu da onun büyüsüne kapılmıştı. Uzun zamandır olmadığı kadar iyi vakit geçiriyordu. Zira bir süredir üzerinde yoğun bir şekilde çalıştığı parfümü dün gece tamamlamıştı. Kendi adıyla kurduğu, soyadından bağımsız olan şirketinin en değerli parçası olacaktı.

MERYEM

Annesinin adını vermişti yeni formülüne. Onun için yapabileceği başka bir şeyi olmadığını düşünmeye başlayalı uzun zaman oluyordu. Ailesinin ne bir adresi ne de isimleri vardı. Annesinin kimliğinde yazan isimler bir köyde yaşayan yaşlı bir çiftti. Uzun zaman önce vefat etmişlerdi. Resmi kayıtlarda olan bu çiftin annesiyle bir kan bağı ise yoktu.

Bir ailenin kızlarına neden böyle sahte bir kimlik sunduklarını öğrenmek için çok uğraşmıştı. Lakin bulduğu izler onu yabancısı olduğu bir kültüre ulaştırmıştı.

“Galaya gelecek misin?”

Karşısındaki kadının sözlerini ikinci kez tekrarlandığında kavrayabildi. Yine derin düşünceler içerisine savrulmuştu.

“Ne zaman?”

Kadının yumuşak sesinde fransızca kelimeler süzülerek ulaşıyordu.

“Yarın gece…”

“Yarın geceye bu gecenin sonunda karar verelim. Ne dersin?”

Kendinden emin gülümsemesini şarap dolu kadehinin ardinda gizledi.

Dudaklarından diline yayılan keskin tat ile yüzünü buruşturdu. Kendisini tanımasa da Kenan Cesur’a ait şarapların tadına öylesine alışmıştı ki bu tat onu cezbedemedi. Kadehini bırakıp yeni bir içki istemeye karar verdi. Görevlilerden birini çağırmak için başını kaldırdığında bar kısmında puslu ışığın altındaki adamla göz göze geldi.Yüzündeki tebessüm silinirken en azından bu gece yok saymak istediği geçmişi karşısına dikilmişti.Yüzünü göremesede nefret dolu o bakışların sahibini hemen tanıdı.Yerinden doğrulduğunda kadının eline dokunan parmakları mani oldu.

“Nereye gidiyorsun Toprak?”
Onu orada öylece bırakacağından korkmuştu.

“Bir dostumu gördüm. Hemen geliyorum.”
Kadının elini tutup dudaklarına yasladi.Bıraktığı öpücük birçok şeyin vaadi gibiydi. Heyecanlandı genç kadin.

Ve Toprak etraftaki adamlarının ardından gelmemesi için sol elini omuz hizasinda kaldirdi. Büyükbabası Tamer Ağa ondan uzak olsa da aşiretinden adamlarını yıllardır etrafında tutmaya devam ediyordu. Adamlar olduğu yerde gizlenmeye devam etselerde bakışları onun üzerindeydi.

Kendinden emin adımları, yürürken uzun, biçimli bedeninin hareketiyle açılan ceketinden görünen kar beyazi gömleği, turuncu kaşları ve ayni tondaki hafif kirli sakalları ile göz alıcıydı adam. Karşılarındaki eşlerine, sevgililerine rağmen mekandaki genç ve orta yaşlı kadinlarin bakışları altinda bir kaplan misali düşmanına yaklaşıyordu.

Bar taburelerinden birine oturdu. Barmenin onu bekleyen adama uzattığı kadehi aldi. Dudaklarına götürüp, tek bir yudumda hepsini içti. Önce boğazı yandı sonra içindeki ateş harlandı. Fransızca tekrar istediğini söylediğinde barmen uzaklaştı.

Elini tezgaha yaslayıp, tabureye oturmadan dayandı.Adamin etrafında kimse yoktu. Bu gece burada oluşundan kimsenin haberi olmadığı aşikardı.

“Neden buradasın kuzen?” Alaycı bir ifadeyle gülümsedi. “Bunca zaman sonra beni özlediğin için mi?”

“Beni tanıyacağını sanmıyordum.”

Başını çevirip kisa bir an adamın annesinin kopyası olan gözlerine baktı. “Bu nefret dolu bakışları nerede görsem tanırım.”

Barmenin uzattığı yeni kadehi parmaklarıyla sardı. Tekrar bakışlarını etrafta gezdirdi.

“Nerede senin korumaların? Sevgili halam yalnız başına dolaştırmazdı seni.”

“O istedi diye buradayım.”

Alaycı bir kahkaha savruldu dudaklarından. “Ölüp ölmediğimi kontrol etmen için mi yolladi seni? Söyle ona daha epey vakit yaşamak niyetindeyim.”

“Dinle beni. Barzan Uluhan, seni arıyor.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!