SİS – 2. Bölüm

Uzun tahta parçalarına yağlı urganlar sarılmış, ateşe verilmişti.  Bedir konağının avlusundan çıkan adamların her biri ellerinde meşaleler ormana koşuyor ancak sis den yolunu kaybedip, geri dönmek zorunda kalıyorlardı. 

Tamer Ağa, oğlu Tayfun ve gebe gelininin kaybından dolayı her geçen dakika daha da endişeli bir hale bürünüyordu. Sevdalısı, güzel eşi Nino hanımın haberi alır almaz baygınlık geçirmesi ise yüreğindeki sıkıntıyı arttırıyordu.

Kızı Nazenin yanına geleli dakikalar oluyordu. Ama yaşlı adam farkında bile değildi. Barzan Ağanın sadece birkaç gün önce söylediği sözleri düşünüyordu.

“Bebek… Sence de pek çabuk belli etmedi mi varlığını Tamer Ağa?”

Söylemesi pek kolay anlamı çok ağırdı. O an duymazdan geldiği sözler şimdi artık pek genç olmayan kalbine bir mızrak gibi saplanıyordu. Ya oğlu… Bu sözleri duymuş olabilir miydi?

“Onun hasta olduğunu ne zaman kabulleneceksin baba?”

Kızının sesiyle sıyrıldı düşüncelerden.

“Sana bu evliliğinde o bebeğinde kardeşimi daha kötü edeceğini söyledim. Beni dinlemedin. Şu halimize bak şimdi. Bedir Aşiretine yaraşır mı?”

“Nazenin!”

Sesi avludan dışarı taşacak kadar kuvvetliydi. Kızının bu durumda dahi yanında durmak yerine yarasını kazımaya çalışmasına katlanamıyordu.

“Ağabeyin soyumuza yük değil varis. Ne zaman anlayacaksın bunu?” Dişlerini sıkıyor, kendisini dizginlemeye çalışıyordu. Zira bu gece kızıyla uğraşacak gücü yoktu.

“O kızı konağa getirdi. Ses etmedin. Kız gebeyim dedi. Yedi Aşiret Ağalarını çağırıp bayram yeri ettin konağı. Şimdi bak. Ne Tayfun ne de karnındaki bebekle o kız var ortada. Kaçtı belki de. “

Aklına gelen ihtimallerden biri de buydu. Ancak inanmak istemiyordu Tamer Ağa. Geldiği günden beri bir güler yüzünü, iki tatlı sözünü işitmemişlerdi. Masada üzgün gözlerle oturan, gün boyu Tayfun’un dediğine göre odasından çıkmak istemeyen bir kızdı. Yabancı olduğu, adetlerini törelerini bilmez olduğu için mazur gördüğü bu tavırlarda başka neden aramayarak hata mı etmişti? O geldiğinden beri olmadığı kadar normal olan oğlu için göz mü yummuştu? Şimdi bunları düşünmenin ne yeri ne de zamanı idi. Vakit oğlunu ve o kız ile yolunu gözlediği torununu bulma vaktiydi. 

“Yine saçmalıyorsun. Birazdan ağabeyinde yengen de dönecek. Sende susacaksın. O bebek benim soyadımı taşıyacak. Soyuma soy olacak.”

“Sende anlıyorsun ama dillendiremiyorsun baba. Lakin pişman olacaksın. Senin soyadını taşımıyor diye yok saydığın oğlumdan o bebeği üstün kıldığın için… O kızda o bebekte bize dertten öte değildir.”

“Ağam!”

Adamlardan birinin canhıraş bir halde bağırışıyla yaşlı gözlerini etrafta gezdirdi. Kapıdan içeri kan ter içinde giren adamı gördüğünde kalbi sıkışarak attı adımlarını. 

“Ne oluyor? Buldunuz mu?”

Sustu adam. Etrafındaki diğerleri gibi eğdi başını. Tamer Ağa ne olduğunu sormak için aralarken titreyen dudaklarını, kapıdan içeri girdi beklediği. O an kızının çığlığı konakta yankılandı.

Omzunda başı sırtından aşağı düşmüş, kara saçları boşlukta sallanan bir kadın, vardı. Etekleri toprağa ve meşalenin ışığı ile parlayan kana bulanmıştı. 

“Tayfun! O… Oğlum!”

Seslendiği oğlu duymadı sesini. Teni beyaza kesmiş, gözlerinin bebekleri beyazında kaybolacak kadar küçülmüştü. Üzerindeki gömlek kana bulanmıştı. 

Önünde durduğunda dahi yaşlı adam ne olduğunu anlayamamıştı. Bu yaşadığı bir kabus olmalıydı. Oğlunun uzattığı kumaş parçasının içerisinde kıpırdayan küçük bedeni gördüğünde parmakları çözüldü. Tüm bedeni buz kesti. Bastonu yere düşüp, o sessizlikte koca konağı inletti. Kucağına bırakılan bebeğin kana bulanmış yüzünde mücevher gibi parlayan gözleri gözlerine değdiğinde anladı hakikati. Gözlerinden yaşlar süzülürken, titreyen başını kaldırdı. Oğlunun ona hiç bakmadan yanından geçip gidişi de aynı anda gerçekleşti. Başını çevirdi bir ümitle.Oğlunun sert ve uzun adımlarının tesiriyle sırtından süzülen saçlar havalandı. Saniyeler kadar kısa bir anda gördüğü yüzle dizlerinin üzerine çöktü koca bedeni. Adı dışında başka hiçbir şeyini bilmediği geliniydi o cansız beden. Meryem’di.

Odaya giren ve kapıyı ardından kapatan Tayfun’u dışarı çıkmaya ne kardeşi Nazenin ne de anası Nino Hanım ikna edebildi. Tamer Ağa ise o kapıya yanaşmadı bile. Kucağında kadınların yıkadığı, yeni doğum yapan bir kadının karnını doyurduğu bebekle avludaki sedirlerde oturdu sessizce. Yaşanacakları hisseden yüreği yasını tutmaya başlamıştı bile. 

Güneş, Nurhak Dağının tepesinde doğduğunda Bedir Konağında bir kurşun sesi duyuldu. Nino Hanımın çığlıkları sardı dört bir yanı. Kapıyı kırmaya çalışan adamları gözyaşları ile izleyen Tamer Ağa, ağlamaya başlayan oğlunun minik yüzünü kalbinin üzerine yasladı. Ondan başka kimse artık ayakta durmasına sebep olamazdı.

Kapı açıldığında ilk gördükleri yatağın üzerinde beyaz elbisesi ve tüm güzelliğiyle yatan Meryem oldu. Kara saçları yüzünün iki yanından göğsüne taranmıştı. Tayfun’un onu ilk kez gördüğü ve kara sevdası olduğu gündeki gibiydi. Yüzündeki tebessüm ile derin bir uykudaydı sanki. Uyuyan güzelden farksızdı hali. Bir masal kadar büyüleyiciydi. 

Nino Hanım, adamları itip geçtiğinde oğlunu yatağın yanında diz çökmüş halde buldu.Bir eli Meryem’in elini sıkıca kavramıştı. Cansız gözleriyse genç kadının yüzündeydi. Ölürken dahi ondan ayrılamamıştı.

Mezopotamya, o sabah koca bir yalana uyanmıştı. Doğumda ölen Meryem ve ona sevdası yüzünden canına kıyan Tayfun’un haberi tüm hanelere ulaştı. İmkansızlığa rağmen büyük bir aşkın temsili olarak bilineceklerdi. Yan yana yapılan mezarları, tek bir mezar taşı ile birleştirilecekti. 

Güzel Meryem ve cesur Fırat’ın oğlu Toprak ise hakikatte kim olduğunu bilmeden büyüyecekti. Tamer Ağa ve Nino Hanımın göz bebeği olacak, kanının tek zerresini taşımadığı bir aşirete varis bilecekti kendisini. 

Yıllar geçti. Toprak büyüdü. Tamer Ağanın yaraları kabuk tuttu. Nino Hanım, kurduğu yalana inandırdı kendisini. Nazenin, Toprak’tan nefret etse de, oğlunun ardına gizlendi. Hepsinin hesaba katmadığı bir şey vardı. Üzeri kara toprakla örtülse de kadere kimse karşı koyamazdı. 

***

7 Yıl Sonra…

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!