SİS – 5. Bölüm


“Nazenin. Ne yapmaktır niyetin?”

Duymadı kadın ya da duymak istemedi. Elindeki pasta ile şaşkın bir halde kendisine bakan yeğenine doğru yürüdü. Yüzünde nefret dolu bir tebessüm, gözlerinde kara boşluklar vardı. 

Onun karanlık ruhunu gören tek kişi Toprak’tı. Küçük bir çocukken sadece hissedebildiği ancak zaman geçtikçe somut bir şekilde görebildiği nefret duygusundan eskisi kadar olmasa da korkuyordu. Karşısındaki kadının bir sonraki adımını göremeyişinin etkisi de büyüktü.

“Iyi ki doğdun Toprak. Iyi ki dogdun. Iyi ki doğdun.”

Bunu belli bir ritimde söyleyen sadece oydu. Masaya yiyecek taşıyan hizmetliler dahi avluda olan herkes dilleri lal olmuş halde sadece izliyorlardı.

Pastayı Toprak’in yanında durduğu masaya koydu. Ardından gelen oğlunun elindeki uzun ve ahşap kutuyu alıp, tekrar önüne döndü. Annesi Nino Hanim ve babası Tamer Ağanın öfkeli bakışlarının altında, hediyesini sahibine uzattı.

Toprak, içine dolan masum bir sevinç ile yari kekeleyerek sordu halasına.
“Ba… Bana mı?”

“Tabiki sana. Bitanecik yeğenime.”

Belki de son buluyordu artık bu tatsız durum. Halası ona duyduğu öfkeden,sebebini anlamadığı nefretinden vazgeçmiş olabilirdi. Artık onun varlığı ona korku ya da rahatsızlık değil huzur verecekti. Bu ihtimallere sarıldı Toprak. O kutunun içinde hayatının pusulası olduğunu bilmiyordu.

“Hediyeni aç ve kim olduğunu gör.”

Kulağına fısıldanan sözlere uydu. Dediğini yaptı Toprak. Kutuyu araladı. Içinden kırmızı kurdeleye sarılmış, rulo halinde nir kağıt çıktı. Yavaşça kavradığında kutu ellerinden alındı. Kurdeleyi çözdü. Kâğıdı araladığında uzun ve karmaşık yazılar gördü. Formuller ve yüzdelik oranlarla bezeliydi. Gözlerini okumadan,anlamak istercesine  uzerinde gezdirdi. En sonda bir paragraf gördüğünde bir özet ya da sonuç görebileceğini düşündü. Dudakları kıpırdansa da sesi duyulmadı.

“Tayfun Bedir’den alınan doku örneği ile Toprak Bedir’den alinan doku örneği %99.99 uyumsuz çıkmıştır. Aralarinda ebeveynlik yönünde bir bağ bulunmamaktadır.”

Okuduğu satırlar zihninde yankılanıyordu. Gözleri görmez,kulaklari diğerlerini duymaz olmuştu. Ta ki onu iten kollarin sarmalayışını ve sözlerini duyana kadar.

“Doğum günün kutlu olsun Meryem’in oğlu…”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!