SİS – 7. Bölüm

Odasının kapısını kapatan kadının bir eli yanağındaki kızarıklığın üzerindeydi. Az önce yaşananları kabullenemiyor, babasından yediği tokadı hazmedemiyordu. Yukarıya, onun yanına gittiklerini gördüğünde, oğlunun bileğini tutup ardında sürüklemişti. Kıyamet kopacağını bilen yüreği korkuyla çarpıyordu. Zira az önce aldığı tepkinin bin beteriyle karşılaşacağını bilmemesi imkansızdı. 

Elini yüzünden indirip, kendisini şaşkınlık ve korkuyla karışık izleyen oğluna az ötede duran ahşap dolabı işaret etti.

“Hemen… Hemen topla eşyalarını.”

“Anne… Ne diyorsun sen?” Adnan, annesinin yüzüne inen tokadı gördüğünde onun önüne durmak yerine bir adım geri çekilmişti. Zira Büyükbabasını karşısına alacak kadar cesur değildi. Üstelik onun en kıymetlisi, Toprak için herkesi yıkıp geçeceğini bilecek kadar tanıyordu.

“Gidiyoruz buradan.” Dolaba sarsak ve hızlı adımlarla yürüdü. Kapılarını açıp içindeki eşyalardan bakmadan alıp, yatağın üzerine atmaya başladı. Tepedeki bavulu çekip, yere attı. Oğlunun en büyük korkusuna bastı zehirli sözlerini. “Yoksa sende öksüz kalacaksın bu lanet yerde!”

Yıllardır işlediği bu korkunun pek çok kez meyvesini yemişti. Güçlükle yutkunup, yatağın üzerindeki kıyafetleri bavuluna sokuşturan oğlunu izlerken yine kazanan oydu. Yandaki odaya açılan kapıyı aralayıp, kendi kıyafetlerinden birkaç parçayı da eski bavula sokuşturdu. Çekmecedeki kıymetli takılarının olduğu kutuları da koyduğunda geriye tek bir eksik kalmıştı. Yatağının yanındaki çekmecedeki küçük, özel yapım silahını da alıp, bavulun en üstüne koydu. 

Çocukluğunun ve genç kızlığının geçtiği odasina baktı nefretle. Daha önce dönüşü,gidişi kadar heyecan verici olmamıştı. Mezopotamya’nın en güçlü adamına kaçmıştı daha on dokuzunda,güzelliği göz kamaştırdığı zamanlarda. Büyük bir planın kurbanı olduğunu anlaması ise çok sürmemişti. Babasının hanesine dönüşü ise yaptığını temizleyecek sahte bir nikah ile olmuştu. Onu yaninda hiç tanımadığı bir adamla konağa geri getiren ise hayatının renklerini çalan o adam olmuştu. Barzan Uluhan…

Unutmak istediği o zamanları tekrar anımsamak kendisine öfkelenmesine sebep oldu. Gözünden akan tek damla yaşı silip,kapının eşiğinde onu bekleyen oğluna yürüdü. Elinde yine tek bavul vardı. Ancak yanında oğluyla çıkacaktı kapidan. Gideceği yer ise bu kez onun yani olmayacaktı.


“Toprak. Bitanem. Aç gözlerini.”

Nino hanim gözyaşları içerisinde yerde baygin yatan torununu kucağına çekmeye çabaladı. Güzel yüzünü okşarken, bir kez daha evladını kaybetmeye dayanamayacağını hatırlatırcasına sıkışıyordu kalbi.

“Yalvarırım bak bana.”

Duymadi Toprak. Ne adını söyleyişlerini ne de Büyükannesinin acı çığlığını.

“Tamer! Yetiş!”

Yıllar önce o lanet günde duyduğu çığlık tekrar yanki bulduğunda sarsıldı Tamer Ağa. Olduğu yerde sendelerken, kararan gözlerinin önüne o an geldi. Karşısındaki kızını, etrafindaki adamlarını, onun kolunu tutan kahyayi göremedi. Tekrar adını haykırdığında sesin geldiği yere ulaşmak için atıldı bedeni. Merdivenleri ne vakit çıktığını, koridoru ne zaman geçtiğini bilemedi. Kapıya varıp,iki yanına dayandığında gördüğü o güne eşti. Kadını, kucağında en kıymetlisi ile yerde öylece oturuyordu.

O gün karısını oğlundan ayırabilen o olmuştu. Bu kez ise torununu çekip alacaktı ellerinden. Birkaç adımda yanlarına vardi. Dizlerinin üzerine çöktü. Titreyen elleri korkuyla sardı her zerresine canını vereceği yüzü.

“Oğlum.”

Yüreğinden koptu bu söz. Zira Tamer Ağa yıllar önce kaybettiği oğlunun yerine onu koyalı,bu sıfatı ona sunalı çok zaman olmuştu. Toprak onun için torundan çok daha öteydi. Oğlunun hastalığı nedeniyle yaşamadıklarını onunla yaşamış, geleceği için onu koymuştu hayallerine. Etrafindakilerin acınası bakışlarına inat o torununu oğlu bilmişti. Şüphelerini o gecenin karanlığına gömmüş, ihtimalleri oğluyla kara toprağın altına gömmüştü.

“Büyükbaban geldi bak. Aç gözlerini aslanım. Hadi bak buradayım.”

Açmadı ela gözlerini torunu. Sevgi dolu  bakmadi kendisine.

“Doktor… Doktoru çağırın.”

Karısının sözleriyle odadan koşarak çıkarken kahya, Tamer Ağa torununun elinde sıkıca tuttuğu beyaz kağıdı farketti. O an karısıyla göz göze geldiğinde, ikiside ayni korkuyla sarmalandı.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!