11.Bölüm

Söz vermesine söz vermişti Bahar, ama tüm gece uyumamıştı. Sabaha karşı dalmıştı. Saat sekizde uyanmış. Yatağın içinde tırnaklarını kemirmekle meşguldü.

“Off Sema neredesin kızım sen. ” diye söylenip telefonu eline aldı. Hamza dan gelen mesajları eş geçerek Sema’nın numarasına bastı.

Çalıyor ama açılmıyordu. ” açsana kızım şunu “

“De açtım ne bağırıyorsun? “

Olduğu yerde kıpırdandı. ” Sema kızım ben çok gerginim ne yapacağımı bilmiyorum.”

“Bahar sabah sabah kabus musun sen?”

“Neredeyse uyumadım ne kabusu yavru.”

“Ne istiyorsun Bahar ?”

“Hiç bir şey, sadece gerginim.”

Derin bir nefes aldı Sema. Arkadaşını biraz rahatlatması gerekiyordu anlaşılan.

“Sakin ol kimse seni yemeyecek hem sen o eve Hamza’nın sevdiği kadın olarak gidiyorsun. Bence onlar gerilsin. Sen rahat ol.”

“Oraya gittiğimde nasıl bir ruh haline gireceğimi kestiremiyorum. Kötü olacağım kesin. Üstesinden gelememekten korkuyorum.”

“Masayı başlarına geçirirsin sende.”

“Evet yapabilirim ama Hamza’nın düşeceği durum benden berbat olur o zaman.”

“Seni geren şey Hamza olabilir mi ?”

“Oda var sonuçta neyle karşılaşacağımı bilmiyorum. Kötü bir şey olursa benim kadar o da üzülecek.”

“Bence hiç bir şey düşünme. Her şey olacağına varıyor. Sakin ol. Ben yine ararım seni…”

“Sen ne zaman dönüyorsun sahi.”

“Abim de kalıyorum. Çocuklar bırakmıyor. Bir kaç güne gelcegim. “

“Tamam seni yine arayacağım saol bebeğim şimdi daha iyiyim.”

{♡}

Saat akşam altıya geliyordu. Bütün gün evin içinde deli danalar gibi koşturmuştu. Dip köşe temizlik yapmıştı. Aklı biraz olsun dağılsın diye ama nerde… Her adım da aklındaydı.

Diz altı siyah uzun kollu dantel işlemeli elbiseni tercih etmişti. Saçlarını bir kaç dalga verdi. Biraz göz makyajı mat kahve tonu hafif ruj kullanmıştı. Aynaya baktığında dış görünüş olarak müthişdi. Ama içten bir enkaz gördü. Zilin sesiyle irkildi. Saate baktığında gözleri büyüdü. İki saat nasıl geçmiş ki öyle diye söylendi.

Hızlı adımlarla gidecekti. Ayağındaki yedi santimlik siyah stelleto izin verseydi.

Kapıyı açtığında nefesi kesildi. Hamza siyah takım elbisesi ile karşında karizmatik neslin son üyesi gibi duruyordu.

Hamza gözlerindeki aşkla ve hayranlıkla baktı Bahar’a.

“Allah’ım ben çok şanslıyım.”

“Ama ben çok kötüyüm ” yine keyifsiz haline bürünmüştü Bahar.

Hamza içeri girip kapıyı kapattı.” Biraz vaktimiz var gel benimle ” Elinden tutarak salona götürdü. Koltuga oturdular. Bahar’a arkasını dönmesini söyledi. Bahar anlamasada itaat etti. Hamza’nın güçlü ellerini omuzlarında hissedince tarifsiz bir rahatla geldi ardından.

Bahar rahatalasada Hamza için durum daha farklıydı. Bu kadına ten teması Hamza’yı geriyordu. Masaja yavaş yavaş devam etti. Ettikçe de Bahar gevşemeye başlamıştı.

“Ahh sen daha önce neredeydin adam sabahtan beri deliye döndüm.”

Omzuna minik bir öpücük kondurdu Hamza. Bu Bahar’ın irkilmesine neden olmuştu.

“İki dakika rahat dursan diyorum nasıl olur?”

“Mümkün degil. Bu kadar güzel bir kadına sahip olunca. “

“Henüz öyle bir lükse sahip değilsin.”

Hamza bir öpücük daha bıraktı.” olmak için can atıyorum.”

“Hamza ben çok değişik duygular içindeyim. Ve bunlar iyi şeyler değil.”

Hamza masajı bırakıp kollarını incecik bele doladı. Başını boyun boşluğuna bıraktı.

“Yemeği evde değil, dışarıda yiyeceğiz. Kerem katılmak istemedi. Senin içinde bunun uygun olacağını düşündüm. “

Dışarda yeme fikri oldukça cazip gelmişti. Onun olmayacagı gerçeği az da olsa rahatlamasını sağlamıştı.

“Bunu sabah söyleseydin de ben bu kadar gerilmeseydim.”

Hamza başını Bahar’ın sırtına yasladı.” İnan senden farklı değilim. Aklımda neler var bilsen bana acırdın. “

Bahar’ın da içi yanıyordu. Gergindi. Ama Hamza’nın söyledikleri Bahar’ı da üzmüştü. Kendi derdini bırakmayı düşündü bir süreliğine.

Hamza’nın kollarından çıktı. Ona dogru döndü ” Ceketini çıkar ve arkanı döndü.”

Hamza onun ne yapmak istediğini anladı. Ve söylenen şeyleri yaptı.

“Benim parmaklarım seninkiler kadar güçlü değil. İdare et artık. Yavaş yavaş devam etti Bahar. Hamza dan yayılan parfüm kokusu. Bahar’ın aklına zarardı.

“Kendine haksızlık ediyorsun.” Hamza da gevşemeye başlamıştı. Bir müddet masaj yaptıktan sonra ensesine bırakılan buse ile gözlerini kapattı Hamza.

Bahar ayaga kalktı. ” Hadi gidelim artık. Zaman geçiyor ve ben daha kötü hissetmeye başlıyorum.”

Hamza da ona hak vermişti. Ceketini giydi. El ele ayrıldılar evden. Arabaya bindikten sonra yemek yiyecekleri yere kadar ikiside hiç konuşmadı. İç hesaplaşma vardı. Olurmu olmazmı kaygısı. En çokta olmazsa bitmek korkusu taşıyordu ikiside.

Arabayı park ettikten sonra ikiside sessizce indiler. Hamza, Bahar’ın yanına geldi. Ellerini tutup dudaklarına götürüp öptü.

“Her ne olursa olsun benden vazgeçme! Ben senden asla vazgeçmem. Seni sevdiğimi unutma!…

Bahar’ın boğazı düğüm düğüm olmuştu. Zorla yutkundu. Sesizce devam ettiler. Elini bir an olsun bırakmıyordu Hamza. Restorantın kapısından girince gerginlik hat safaya doğru tırmanmaya başlamıştı.

Bursa’nın enfes manzarasını seyreden bir yerdi. Cam kenarına doğru ilerlerlediler. Her adımda Bahar titriyordu. Uvuçlarının içindeki kızın kızın yaprak misali titrediğini hissediyordu Hamza. ” Sakin ol Bahar, lütfen.”

Bahar tek kelime dahi edemiyordu. Kilitlenip kalmıştı. Gözleri bakıyor ama görmüyordu. Boşluk gibiydi herşey. Taki masanın başına gelene kadar.

Karşında Elif dahil beş kişinin bakışlarını gördü. Bütün gözleri üzerinde hissediyordu. Bedeni daha bir titremeye başlamıştı. Eğer biri hemen güzel bir şey söyleyip ortamın havasını değiştirmezse Bahar oracıkta can verebilirdi. Hamza elini daha sıkı tuttu.

Bahar masadaki herkese hızla göz attı. Anne baba ve Nihal olduğunu tahmin ettiği kişiyi tanıdı. Saniyelik bir film şeridi. Gözlerinin önünden kayıp geçti. On sekiz yaşında bir genç kızın ailesini toprağa verdikten sonra hastanede olan görüntüler zihninden transit geçiş yapıyordu. Bu kadın o gün çok ağlamıştı. Nihal de kendisine çıkışmıştı. Babaları hiç birşey dememişti. Gözlerinin dolduğunu hissetti. O günde ağlamıştı. Ve ardından bayılmıştı. O günde yanında Hamza vardı. Bu günde. Topla kendini Bahar. Artık yirmi dört yaşında genç bir kadınsın. Kendini bırakma!… Burada ki insanlar çarpmadı. Senin ailene o çarptı. Kahretsin o, bunların kanından lanet olsun aşık olduğum adam bile onun onun kanından.

Saçmalama Bahar bunları bilerek geldin. Daha yarım saat önce bu adamın dokunuşların da hayat buluyordun. Hem ne dedi. Seni seviyorum benden vazgeçme!…dedi.

Elif’in ayaklanması ile herkes ayaga kalktı.

“Canım hoş geldin “Sarılıp öptü Bahar’ı.

Bahar aklındaki düşüncelerden biraz olsun kopmuştu. Elif’e tebessümle karşılık verdi. Şimdi anne babasının elini mi öpmesi gerekiyordu. Hatırlıyordu, Annesi rahmetli dedesinin elini öperdi. Bunlara çalışmamıştı. Artık olduğu kadar diyip titreyen bedenini o yöne götürdü. Önce annesinin eline uzandı. Altmışlarında olduğunu tahmin attığı kadın, yaşına göre dinç ve güzeldi. Belki daha büyük bile olabilir, diye düşündü Bahar.

Kadın elini öptüğünü görünce şaşkın bakışlarını gizlemedi.

“Saol kızım hoş geldin.”dedi Safiye hanım.

Zoraki bir tebessüm ederek “Teşekkür ederim hoş buldum ” diyebildi zor çıkan sesiyle.

Aynı işlemi babasına yapmak için döndüğünde, Bahri bey elini kalbinin üzerine koyup Bahar’a gülümsedi.” Saol kızım almış kadar oldum hoşgeldin.”Deyince Bahar girişimde bulunmadı.

Hamza nefes dahi almadan izliyordu. Annesinin elini öpmesi aklından bile geçmeyen bir şeydi. Daha ileride, Bahar gibi birini sevdiği için hiç pişman olmayacağını söylüyordu iç sesi.

Nihal’e baktı Bahar. Kadının her yerinden kibir akıyordu. Burnunu havaya kaldırıp elini uzattı. “Hoş geldiniz. Nihal.”dedi. Güzel kadındı. Ama kibri güzelliğini yiyordu.

Mesafeli şekilde elini sıktı.” Hoş buldum teşekkürler.”dedi Bahar. Adının Bekir olduğunu bildiği adama uzaktan selam verdi. Babası elini vermemişti. Buda öyle olabilir diye düşündü. Bekir “Hoş geldin Bahar. “dedi. Bu daha samimiydi.

Nefsini bırakan Hamza “Oturalım artık ” dedi.

Bahar’ıı hemen yanına oturttu. Diğer tarafında da Elif vardı. Güvende olduğum kesin diye geçirdi içinden Bahar.

Hamza gerilmekten unuttuğu işe girişti. ” Annem Safiye, babam Bahri, yengem Nihal. Abim Bekir.” diye tanıttı. Bahar da gözlerini isimleri geçen kişilerde tek tek gezdirdi.

Sıra Elif’e gelince”Elif tanıştırmama gerek yok”dedi.

Elif abisine çıkıştı. ” Evet abicim biz zaten iyi arkadaşız sayende.” dedi.

Nihal dudaklarını büzerek ” Elif’ciğim sen genelde pek arkadaş edinmezsin Bahar hanım da ne buldun ?”

Ve gol bir, Nihal Bahar dan hoşlanmamıştı. Ama emin olsun Bahar da ondan hoşlanmamıştı.

“Samimiyet buldum yengeciğim sen bu duyguyu çok seversin ya eminim sende tanıyınca Bahar’ıı çok seveceksin.”

Bahar içinde oluşan fırtınalara inat kahkaha atmak istemişti. Ama dudaklarını ısırmakla yetindi. Nihal bozulmuştu ama belli etmemişti.

“Umarım canım ” demekle yetindi Nihal.

Safiye hanım Bahar’a bakarak “Nasılsın kızım iyisin inşAllah.”

Bu kadını sevebilirdi. Belki, kırık bir gülüş ile yanıt verdi.”Saolun efendim iyiyim.”

“Malum seni son gördüğümden daha güzel daha alımlı bir kız olmuşsun maşAllah.”

Her ne kadar o günü tekrar zihninden kovduysada biraz gerilmisti ama çabuk toparladı Bahar.

“Teşekkür ederim”dedi. Biraz da utanmıştı. Hamza Bahar’ın her mimğgini her bakışını takip ediyordu. Yengesine kızmıştı ama Elif cevabını güzel vermişti. O yüzden sesini çıkarmamıştı.

Bahri bey ” öğretmen olmuşsun tebrik ederim. Çok güzel meslek seçmişsin.” Diyerek söze girmişti.

“Saolun rahmetli anne babam da öğretmendi. Onların izini tercih ettim. ” her kelime onları ve olanları hatırlatıyordu dayan Bahar, diye kendine komut vermekle meşguldü.

Babasının bir an eline baktığını gördü. Elif’in sözleri gelmişti aklına. Uzun tırnaktan nefret eder babam. Sevseydi kesmezdi ama yinede hoşuna gitmişti. Babasının bakışının ardından ettiği tebessüm.

“Ailen için çok üzgünüz bunun belki yeri değil ama her kelime onlara çıkıyor. Bizde istemezdik böyle olmasını ama kader diye bir gerçek var. Her şerde bir hayır vardır kızım. Seni bize Allah gönderdi. Yoksa oğlumun kara gözlerinde mutluluğu hiç göremeyecektik. “

Gözleri Hamza’yı buldu. Bakışlarından okunan binlerce şey vardı. En belirgin olanı aşktı. Ah lanet olsun bu kadar içten sevmeseydi. Vazgeçmek daha kolay olurdu. Ailesinin katili olan birinin ailesiyle oturmuş geçmişin muhabbetini yapıyorlardı. Çok ironikti.

“Bu konuyu konuşmasak ben oldukça gerginim. Bu beni daha çok geriyor.”diyebildi.

Safiye hanım hemen söze girdi.” Kız doğru söylüyor Bahri, sen bize Ömer’i anlatsana kızım. Seni tanıdığından bu yana onunda yüzü gülüyor. Sen benim oğullarıma ne yaptın böyle.”

Yer yarılsada içine falan girsem diye düşündü. Gevşe Bahar. Elinin üzerinde bir sıcaklık hissetti. Masanın altından elini tutmuştu Hamza. Gülerek cevap verdi annesine ” sadece gülümsüyor anacım sadece gülümsüyor.” Bahar istem dışı gülümsemişti Bahar.

“Bak böyle işte.”Annesine işaret etmişti Bahar’ı.

Annesi de gülmüştü. Hatta babası Elif, Bekir, Nihal hariçti tabi.

Biraz olsun kasvet dagılmıştı. Gelen yemekleri yemişlerdi. Sorulan sorulara usulca yanıt veriyordu Bahar. Belki istemediği bir yerdeydi. Ama sevdiği adamın yanındaydı. Kendisi kadar korkan ve ürken bir adamın hemde. Dünya üzerinde kaç erkek vardı-ki, kadının yaşadığı duyguların aynını kendi yaşasın. Zor ihtimaldi. İstisnalar olmalıydı. Kendini bu konuda şanslı hissetmişti Bahar.

Gecenin sonuna doğru Hamza hareketlendi. Bu kadarı yeterliydi. Az da olsa ikiside gevşemişti. Ama tamamdı.

“Biz artık kalkalım Bahar’ı evine bırakayım”dedi.

Bahar da bekliyormuş gibi ” iyi olur ” dedi.

Safiye hanım “Tatlılarınızı yeseydiniz yavrum.”dedi.

“Başka sefere efendim ben biraz yoruldum.”Diyebildi Bahar.

Baş işareti ile siz bilirsiniz dedi Safiye hanım. Çantasını eline aldı. Herkese iyi akşamlar diyerek kalktı masadan ama zor olmuştu. Dizleri uyuşmuştu. Bütün günün gerginliği heyecanı dizlerinde toplanmıştı. Fark ettirmemek için başını çevirip. Alt dudağını ısırdı. Hamza bunu görmüştü. Ama anlam verememişti.

Elif, Bahar’a sarılarak yarın görüşelim canım, dedi.” Görüşelim tatlım konuşuruz” diyerek herkese tek tek baş selamı verdi .Annesinin elini öptü. Ve Hamza’nın kalbini bir kez daha feth etti.

Ağır adımlarla uzaklaştılar.

Safiye hanım kocasına döndü.” Bu kızdan gelin olur Bahri hemde pek ala olur. Nasıl da güzel akrabalar kıskançlıktan çatlayacak. Hemen hepsinin gözü Hamza daydı. “

“Fark ettim hatun MaşAllah ailesi yok ama güzel yetiştirmiş kendini. Pek güzel oğlumuzun dengi. Diğerleri avucunu yalasın artık.”

Elif onları neşe içinde dinliyordu. Gergin başlamış ama güzel bitmişti gece.

“Tırnakları da kısa ve ojesiz babacım fark ettin insAllah. “

“Ettim kızım ettim. Çok beğendim inşAllah oda bizden memnun kalmıştır.”

Nihal’in cadı kazanı kaynıyordu içinde. Tırnak konusunu es geçerek “Oldu olacak prenses ilan edin. Normal biri bunun gibi çok var etrafımızda. Hem ne belli daha abartmayın lütfen “

Elif gözlerini devirdi. Bu kadına tahammülü her geçen gün azalıyordu.

“Yok yok bulunmaz nimet bunlardaki aşkı ben daha kimsede görmedim.” diye Elif son noktayı koydu masaya.

{♡}

“Hamza dur!”

“Ne oldu Bahar, kalktığından beri ir tuhaflık var zaten ” diye telaş yapmıştı.

“Yürüyemiyorum dizlerim bir tuhaf.”

Hamza’nın koluna iyice asılmıştı. Neyseki arabanın yanına kadar gelebilmişti.

Kapıyı açtı. Kendine iyice yaslayarak arabaya binmesine yardım etti.

“Doktora gidiyoruz!…”

“Hayır daha neler eve gidiyoruz. Stresten oldu sanırım dinlenirsem geçer. “

Bahar ne dediyse ikna edememişti Hamza’yı. Soluğu doktorun odasında aldı Bahar. Doktora bugün biraz fazla gerildiğini ve bütün gün fazla bir şey yemedigini söyledi. Neyseki film falan çekilmeden sadece kas gevşetici iğne ile kurtulmuştu.

“Al işte şimdide iğnenin acısından yürüyemiyorum. Gece gece başıma ne iş açtın sen adam.”

Hamza bıyık altından güldü. Çünkü Bahar sinirli görünüyordu. Hastanenin kapısında durmuş iğne mevzusunu konuşuyorlardı. Ve Bahar susmak nedir unutmuş gibiydi.

Hamza eğilip Bahar’ı kucağına aldı. Bahar’ın çığlığı yankılandı etrafta.

“Ne yapıyorsun sen delirdin mi ?”

“Yürüyemiyorum demedin mi ?”

Bahar başını geriye attı. ” iyi götür beni “

“Tatlı yememiştik degil mi ?”

Hamza hem yürüyor hem konuşuyordu. “Yemedik neden ?”

“Shi sen ne seversin tatlı olarak.”

“Çikolatalı herşey…”

“Çikolata gibi hatunsun boşuna değil yeni. “

Arabaya bildirdi Bahar’ı” Ne alaka şimdi aklın yine nerede senin ?”

Hamza da yerine geçip arabayı çalıştırdı.”Aklım oradan hiç ayrılmıyor inan”

Bahar sadece gözlerini devirmekle yetindi.

Arabayı Bursa’nın her zaman geldikleri tepesinde durdurdu Hamza. Şimdi biraz geceyi değerlendirme zamanıydı.

İkiside arabadan inerek manzaraya doğru yürüdüler . Bahar mis gibi temiz havayı içine çekti. Şu an tüm günün stresi kuş olup uçuyordu. Arkasını döndüğünde Hamza’nın kaportaya yaslanmış kendini seyrettiğini görünce gülümsedi.

Yanına doğru ilerledi. Hamza ona kollarını çoktan açmıştı. Bahar sırtını huzur bulduğu göğüse yaslayıp başını boyun çukuruna bıraktı.

Açık olan sol omzundan öptü Hamza. Şu bir gerçekti ki birbirlerine çok iyi geliyorlardı. Bulundukları şekilde ikiside sadece biribirini hissediyor ve anın tadını çıkarıyorlardı.

“Burayı çok seviyorum. “

“Nereyi bu tepeyimi bu adamın kollarını mı ?”

“İkisinide, ama en çok bu kolları.”

Sıkıca sardı Bahar’ı. Derin bir nefes alıp verdi.

“Şimdi iyi misin peki ?”

“Şu an çok iyiyim “

“Güzel? o halde bana anlat nasıl buldun ailemi ?”

“Yengen çok uyuz biri ve benden hiç hoşlanmadı.”

Hamza kahkaha attı. ” Çok önemli değil. Ama onun derdi başka.”

“Ne gibi ?”

“Birincisi senin güzelliğini kıskandı. İkincisi yengemin kız kardeşi bana fena halde aşık o, hep onunla evlenmemi söyleyip dururdu. “

Bahar başını yana çevirip Hamza’ya baktı.”Ciddi olamazsın. “

“Hemde çok ciddiyim.”

“Rakibim var yani? “

“Kimse senin rakibin olamaz Bahar. ” Eğilip dudaklarına minik bir buse bıraktı Hamza.

“Neyse bu konuyu araştıracagım.” Hamza yine güldü. Kıskanılmak ayrı bir tat vermişti Hamza’ya. Kıskanmakta çok yakışmıştı Bahar’a.

Başını tekrar eski haline getirdi Bahar. “Annen ve babandan hoşlandım. Kötü biri değiller sanırım. Abin den pek bir şey anlamadım. Biraz ters biri sanki. Öyle katı bir havası var.”

“Evet abim sağolsun biraz terstir. Ama kötü niyet beslemez kimseye.”

“Doğrudur, bilemiyorum.”

“Peki sonuç nedir karabelam ” alın kenarından öpmüştü şimdide.  Hamza imkanı yok uzak duramıyordu. İllaki bir ten teması kuracaktı. Bahar da hiç şikayetçi değildi.

“Git ailene sor belki beni sana layık görmediler, bilemezsin ki.”

“Öyle bir seçenekleri yok. Ayrıca emin ol seni sevdiler. Artı sorumun cevabı bu değildi.”

“Ailenle yapabilir miyim ” Bu soruyu aslında kendine sormuştu. ” Evet sanırım yapabilirim.”

“Yani evleniyor muyuz.”

“Hayır “

Hamza’nın içinden kopan can kırıkları damarlarından geçip direk kalbine saplanmıştı.

“Hayır mı ?” Diye sordu acı çeken ses tonuyla.

Bahar Hamza’nın sesinden kırıldığını hissetmişti. Ama önce halletmesi gereken şeyler vardı. Körü körüne gidemezdi. Hoş her şey yine aynı kapıya çıkıyordu ya.

Kollarında döndü. Döndüğü gibide Hamza’ya sarıldı. Sıkıca sarıldı. Karşılığını alarak sarıldı.

“Birincisi beni henüz istemedin annem babam yok ama amcam var. Ve ben bir genç kızım bu da çok doğal bir hakkım. Annem hep babamın onu istemeye geldiği günü anlatırdı bana kahakalarla hemde. Kahveyi babamın üzerine dökmüş ve yıllar sonra bile gülüyordu. Bende yaşamak istiyorum o anları.

“Bahar aklımı oynayacaktım. Bumu istediğin. Bundan kolay ne var. Sen demesende ben diyecektim zaten.”

Bahar yaslandıgı gögüsten başını kaldırıp Hamza’ya baktı. Göz göze gelmişlerdi.

“İkincisi de var “

“Dinliyorum “

“Beni ona götür onunla konuşmadıkça hiç bir şey hallolmayacak.”

Adını anmadıgı o, nun kardeşi Kerem olduğunu biliyordu. Kerem’i ikna etmek zor olacaktı. Ama yinede ” Tamam en kısa zamanda ” diye söz verdi.

“Bana bir şey vaad eder misin ?”

Böyle bir soru ile ömründe ilk kez karşılaşıyordu Hamza. Hem şaşırmış, hemde Bahar kendinden bir şey istediği için mutlu olmuştu.

“İsteklerin bana her zaman emirdir kraliçem. “

Bahar kıkırdadı.” Bunu sevdim “

“Ahh sen birde bendeki sevgileri bilsen.”

“Olayı saptırma lütfen.”

“Tamam sustum hadi söyle bakalım kraliçem.”

Bahar başını tekrar Hamza’nın göğsüne bıraktı. Kollarıyla sıkaca sarıldı. Ve sarmalandı. Hamza çenesini Bahar’ın başına koydu.

İşte mutluluk buydu…

“Eğer hesabımız tutmazsa ikimizde acı çekeriz. Olmuyorsa zorlamayacaksın.”

Hamza, Bahar’ı içine sokarcasına sıkı sardı. Bu ihtimal aklının en tehlikeli köşesindeydi.

“Senin olmayışın zaten acı verir bana üzgünüm Bahar. Acı da çekeceksek yanımda, mutlu da olacaksak yanımda olacaksın.”

💞

Elif&Demir

Bütün gün ordan oraya koştur öyle yorulmuştuki Elif. Koltuğuna külçe gibi yığılıp kalmıştı. Geniş cam duvara çevirdi koltuğunu.

Kollarını iki yana açtı. Gözlerini kapatıp az da olsun dinlenmeye çalıştı. Kapının tıklatılması ile his istifini bozmadan ” gir ” dedi.

Kahvem geldi sanırım diye hiç toplanma gereği bile duymadı. Hatta topuklu ayakkabılarını bile çıkardı ayağından.

“Bana kimseyi bağlama Canan, hatta çıktı falan de ” kahvenin kokusu burnuna gelince ” Gözlerini hiç açmadan ” mmm sen bir tanesin ” diyip koltuğunu döndürdü.

Gözlerini açmasıyla donup kaldı. Demir karşısında en karizma haliyle dudaklarını yukarı kıvırmış kendisine gülümsüyordu. Hemen olduğu durumu fark edip doğruldu. Üzerini düzeltti. Kızgın gözlerini dikip” Ne gülüyorsun sen hem senin ne işin var burda insan bir öhö falan der.”diye bayağı bir çıkıştı.

Ama bu Demir’in hiç umrunda değildi. Daha geniş gülümsedi.

“Az bir nefes al ne çok konuşuyorsun sen kızın işi vardı kahveni ben getirdim.”

“Götür kahveyi, senin elinden hiç bir şey istemiyorum.”

“Ama az önce bir tane olduğumu söylüyordun.”

“O Canan için di canım. Hadi sana güle güle…” Koltuğunu tekrar manzaraya çevirdi.

Demir ağır adımlarla Elif’in yanına ilerledi. Koltuğunun kolundan tutup kendine çevirdi. Elif gözlerini devirdi.Ama engel olmadı ona.

“Ne istiyorsun Demir “

Demir iki kolunu da koltuga dayadı. Başını Elif’e doğru yaklaştırdı.

Elif’in kalbi davul çalıyordu. O kadar hızlı atıyordu ki sesi kulaklarına doluyordu. Olabildiğince çaktırmamaya çalıştı. Bu adamın çekimi yok sayılamayacak kadar yoğundu.

“Seni istiyorum “

Elif başını ona dogru yaklaştırdı.”Avucunu yalarsın.” dedi.

Demir’in bakışları Elif’in dudaklarında geziniyordu. Ve bu Elif’in daha çok heyecanlanmasına neden oluyordu.

“Öpsem de mi olmaz?”

“Cık ” dedi Elif. İki elini açarak Demir’in göğsüne koyarak itti onu. Kendiside ayaga kalktı. İki kolunu göğsünde bağladı Elif.

“Magbedimi sana, senin gibi bir kadın canavarına açacak değilim.”

Demir kendinden emin ve tüm karizmasıyla dudaklarını yukarı kıvırdı. Ellerini cebine soktu.

“Yani diyorsun ki daha önce seni kimse öpmedi.”

“Bu seni ilgilendiren bir durum değil. Beni düşüp kalktığın ucuzlarla karıştırma.”

“Ama ben senin tadını çok merak ediyorum. Belkide umduğum gibi değilsin.” bir adım atarak iyice sokuldu Elif’e.

Başını yana çevirdi Elif. Demir den gelen erkeksi koku aklını başından alıyordu.Ve bunun yüzünden okunması an meselesiydi.

Demir genç kıza yaklaştığında burnuna dolan yasemin kokusunu içine çekti. Saçlarından yayılan müthiş koku Demir’in ciğerlerine sızıyordu.

“Kokun aklımı başımdan alıyor Elif.”

Elif ondan bir kaç adım uzağa geçti.” şu küstahlıgınıda alıp odamdan gider misin? “

Demir daha fazla zorlamamak için başını salladı. Kapıya doğru ilerledi. Sonra durup döndü.

“Ayakların çok güzel bu arada daha önce seninki kadar güzel bir ayak hiç görmedim.”

Elif başını egdiginde ayağında ayakkabılarının olmadığını gördü.” Defol git Demir.” Diyerek ayakkabılarını bıraktığı yöne geçip giydi. Demir onun bu halini keyifle izliyordu.

Kapının açılmasıyla ikiside kapıya baktı.

“Elif tam bir saattir seni bekliyorum ” diyerek Bahar odaya giriş yaptı. Burnundan soluyordu resmen.

Elif elini alnına vurdu. Nasıl unutmuştu Bahar ile randevusu vardı. Buluşup bir şeyler yapacaklardı.

“Bahar canım ben unuttum ama ya…”

Bahar bir Elif’e bir Demir’e baktı.” Yanlış zamanda gelmedim sanırım.”

Elif’in gözleri büyüdü.” Tabiki hayır, Demir bey gidiyordu zaten.”

“Seni kaçak kraliçe sabahtan bu yana seni bekliyorum” diyerek Hamza da olaya ortak oldu.

Bahar elini yüzüne kapattı.” Üzgünüm adamım ama ben seni unuttum”

Önce Elif kıkırdadı. Ardından da Bahar. Birbirlerini bakıp kahakaha attılar. Hamza olayı bilmediği için şaşkın gözlerle izledi. Kardeşini ve aşkını. Demir olaya şahit olduğu için şaşırmadı. Oda bu güzel ana eşlik edip güldü. Samimi görünüyorlardı. Demir’e uzak bir görüntüydü bu.

Demir kadınlarda samimiyete dostluğa sevgiye inanmazdı. Ona göre her şey ve herkes güvensizdi.

Elif’i gerçekten arzuluyordu. Bir farkı vardı evet ama bu onun kollarına alana kadardı. Bundan oldukça emindi. Pek alacak gibide durmuyordu.

“Siz neye gülüyor sunuz ?”

Hamza’nın sorusu üzerine sustular.

“Abi benim Bahar’a sözüm vardı bugün. Anlaşılan onunda sana sözü varmış. Ben onu ektim. Oda seni.”

Hamza tek kaşını kaldırdı.” Öylemi ?”

“Malesef canım dışarda bir saatir Elif’i bekliyordum. Üzgünüm affet tamamen aklımdan çıktın.”

Baha’ ın elinden tuttu Hamza. Çekiştirerek odadan çıkarırken” Beni unutmak sana pahalıya patlayacak Bahar.”diyordu.

Bahar odadan çıkarken “Elif çıkma sakın hemen geliyorum. Sana anlatacaklarım var.”

“Tamam burdayım” dedi.

Onların ardından sevgiyle tebessüm etti. Odadaki varlığı hatırlayınca gülüşü yüzünde dondu.

Demir de onu gülümseyerek izliyordu.

“Sen neden hala buradasın ?”

“Bilmiyorum. “

“Ne biliyorsun sen acaba “

“Göstermemi ister misin?”

“Artık gitsen iyi olacak daha fazla yorma beni anlaman lazım bana elini sürecek adam ancak kocam olur. Benden umudunu kessen iyi edersin.”

Evlilik mi ? Demir’in en nefret ettiği konu evlilikti. Arkasını dönerek sesizce çıktı odadan. Elif’in ardından döktüğü gözyaşlarından habersiz şekilde.

{♡}

Aradan geçen bir hafta boyunca Elif, Demir’i nerde görse yolunu değiştiriyor. Toplantı haricinde tek kelime etmiyordu. Zamanla aşılırdı. Düşüncesi beyninde yankılanıyordu. Bazı aşklar yaşanmadan da bitebiliyordu. Benimkide öyle olur, hesabı yapıyordu.

Ama içinde kopan fırtınalar aşılmak şöyle dursun, git gide şiddetini artırıyordu. Her köşede ağlıyordu. En çokta Bahar’ın yanında. Bahar kendi derdini unutmuştu. Elif’in aşkına çare arıyordu kendince. Ama adam sicilli çapkındı. Hamza dan dinlemişti. Demir”in ne denli bir kadın düşmanı olduğunu.

Elif’in derdine tek çare umut dahi etmemekti.

Masanın en uç köşesine oturmuştu Demir. Diğer ucunda da Elif sekretere harıl harıl bir şeyler anlatıyor. Aynı zamandada elindeki dosyaları sıraya koymaya uğraşıyordu.

Demir’in şu an ki işi Elif’i incelemekti. Elini çenesine koydu. İçinden ” Bir kere fiziği çok iyi boyu orantılı, uzun boylu kadınlar tercihim değil zaten. Sonra saçları gür ve dalgalı. Ara, ara kestaneye dönüyor. Ama genelde siyah görünüyor. Ben bu kızı nasıl arzuluyorum ki. Tamamen kapalı giyiniyor. Kolları kapalı. Tek dekoltesi boynunun hemen aşagısı.”

Bakışlarını Elif’in belinden aşağı indirdi.” Ahh ama beli incecik. Muhteşem bir vücudu olduğuna eminim. Genelde pantolon giyiyor. Üzerine de uzun şeylerden. Ama bugün uzun çingene eteği gibi bir şey giymiş. Üzerine de dar bir bluz. Bugün farklılık var sanki ayakları zaten güzeldi.”

Bakışlarını tekrar yukarı çevirdi Demir.” bileği incecik elleri de ince ve uzun. Saçlarını geriye atışı bile beni heyecanlandırıyor. Sonra o açık ela gözleri. Sanki arasıra yeşil bakıyor. Ve göz kalemi bir kadına hiç bu kadar yakışmış mıydı? Hatırlamıyorum. Bence en çok Elif’e yakışıyor.

Elif’in başını çevirmesiyle göz göze gelince anında toparlandı Demir. O nasıl incelemeydi Demir.  Daha önce hiç bir kadını bu şekilde incelemedin sen. Sen kadınlara bakarsın onlarda sana bakar sonra yatak odası.

Tekrar önüne döndü Elif. Demir devam etti incelemeye ” O dudaklardan öpmezsem ve o tadı almazsam bende Demir değilim. Ahh o dolgun dudaklar. Sevdiği gibi rujsuz dudaklar. Hafif parlıyor. Ben burdayım diyor sanki.

Omzuna konan elle başını kaldırdı. Ve o afetin abisi Hamza’yı görmesiyle ayaga kalktı. Elini sıktı.

“Hayırdır dostum nereye dalmıştın. Arkadan seslendim duymadın.”

“Hiç sadece düşünüyordum.”diyebildi. Kardeşini süzüyordum diyemezdi elbette.

Elif yanlarına geldi. Önce abisine sonra Demir’e baktı.” Abicim benim gitmem lazım. Soyder holdingin gecesine katılacağım için hazırlanmam gerekiyor. Eve haber verdim. Çok kalmayacağım merak etme!…”dedi.

Soyder holdingin adını duyunca Demir’in tüm sinir hücreleri ayaklandı. Başındaki patronla birbirlerini hiç sevmiyorlardı. Otuz beşli yaşlara yakın Haluk Soyder yönetiyordu. Tam bir güzellik avcısıydı.

“Tamam bacım yardıma ihtiyacın olursa ara beni.”

“Dur biraz ” diye araya girdi Demir.

“Durdum, ne oldu?”diye çıkıştı Elif.

Hamza çoktan masada ilerlemişti.

“Tek başınamı gideceksin geceye ” Sesizce söylemişti. Hamza’nın duymasını istemiyordu.

“Evet sakıncasımı var ?”

“Evet sakıncası var “

“Git başımdan Demir, ilk defa yaptığım bir iş değil. Ayrıca sana hesap verecekte değilim.”

“Haluk Soyder’i tanıyor musun?”

“Evet.”

“O halde nasıl bir kadın avcısı olduğunu da biliyorsundur?”

Elif kırık bir gülüş sundu Demir’e ” Senin gibiyse sıkıntı yok. Ben hallederim.”

Adımlarını kapıya doğru çevirdi. Koridora çıkıp ilerledi.

Kolundan sertçe çekilmesiyle sendeledi. ” Dur bakalım asi cadı.”

“Bırak kolumu biri görecek şimdi. Uzattın ama düş yakamdan.”

Demir, Elif’in kolunu bıraktı yavaşça. Bunu ulu orta hangi akla hizmet yaptığını bilmiyordu. Kendisinin umrunda değildi. Ama Elif bu tür şeylere önem veriyordu.

“Tamam özür dilerim ama kendine dikkat et olur mu ?”

“Sanane acaba he sanane…”

Elif söylene söylene koridoru aştı. ” Ahh Allah’ım ateş parçası ve her hali ayrı güzel. İkinci kere beni sınama Allah’ım.”

Cebinden telefonunu çıkarıp sekreterini aradı.

“Buyrun Demir bey ” diyen tiz kadın sesi duyuldu.

“Soyder holdingin gecesine bizden kim katılıyor.”

“Babanız katılacak efendim “

“Babama söyle ben gideceğim.”

“Peki efendim.”

Telefonu kapatıp cebine attı. “Kurtlara kuzu sunacağıma Haluk’un iğrenç yüzünü çekerim.”diye söylendi.

{♡}

Giydigi siyah bol pantolonun üzerine asker yeşili sıfır kol şifon bluzu giydi. Belinden tam oturmalı siyah ceketi ile tamamlanmış oldu Elif.

Saçlarına da bir kaç maşa darbesi ile hareket getirdi. Sadece göz makyajı ve parlatıcısını dudaklarına sürdükten sonra yasemin kokusunuda sıktı. Annesi bir dünya söylenecekti şimdi. Gene ne bu kadar süs diye.

Buda süsse eğer Elif hiç bir şey bilmiyordu. Ama gel Safiye sultana anlat.

Yanağına bir öpücük kondurduktan sonra hiç sözünü beklemeden evden ayrıldı. Babası bir başlarsa sabah olurdu. Her yerim kapalı. Sadece saçlarım açık ama yinede yaranamıyorum diye söylendi. Arabasına binip gaza bastı. Yol boyu aklında ki şey tabiki Demir den başkası değildi.

“Yamuk Demir ” diyen sesi doldurdu arabayı. Saatine baktı. Dokuza geliyordu. Bir saat takılsa yeterdi. Sonra Bahar’a geçmeyi, geceyi onunla geçirmeyi planlıyordu.

Aklına gelmişken abisinin numarasını çevirdi. Ses araba hoparlöründe yankılandı.

“Evet biricik kız kardeşim. Sırası kalbimde 3. Numara bacım. “

“O, hayırdır Hamza Haznedar çok mutluyuz sanki “

“Bir gün beni anlarsın ama lütfen karşıma adam gibi birini getir beni uğraştırma. “

Elif’in kahakaha atası geldi. Adam gibi biri, yamuk Demir hayatta olamaz o halde.

“Umarım öyle olur vermezsen evden kaçmak zorunda kalmam.” Ardından kıkırdadı.

“Sulandırma hemen. “

“Tamam yaw ben seni aradım. Geceye gidiyorum. Bir saat takılıp Bahar’a geçmeyi planlıyorum. Tabi sizin başka planınız yoksa.”

“Yok biz yeni ayrıldık. Eve bıraktım şimdi. Tamam olur ama beni ara Bahar’a geçince. Ve Elif teşekkür ederim.”

“Ne için ?”

“Bu kadar iyi bir kardeş ve dost olduğun için.”

Elif’in gözleri dolmuştu. Eli ile yüzüne hava verdi.

“Abartmasan “

“Hadi kapattım ara beni. “

Ardından gelen dıt sesleri. Ve Elif artık partinin verildiği otelin önündeydi.

Arabasını valeye verip kapı girişine doğru yürüdü. Kokteyl salonuna inmek için asansöre binmesi gerekiyordu. Asansörün kapısı açılınca adımını içeri atmasıyla belinde hissettiği dokunuşla hiç korkmadığı kadar korktu.

İçeri çekilmesi ve karşısında Demir’i görmesi bir oldu. Şaşkınlıktan gözleri büyüdü.

“Aptal nasıl korktum! Demir’in göğsüne çantasıyla vurdu.

Çapkın gülüşünü takındı Demir ” Ama kalbime vurma asi cadım sonra lazım olur belki…”

Asansörün meşgul düğmesine bastı Demir. Bu sırada gözlerini kapatıp derin nefes alan Elif bunu görmemişti.

“Geber, senin kalbin varmı zaten ” kendine gelen Elif çıkıştı.

“Ama öyle söyleme asi hem sen neden bu kadar kötü davranıyorsun bana ben sana ne yaptım ki?”

İçimi dağladın hayvan herif. Kimseye vermediğim aşkı izinsiz aldın benden bir de kalkmış soruyorsun. Elif gözlerine öyle derin baktı ki. Demir’in bunları gözünden okuması an meselesiydi. Başını çevirdi. Asansör küçüktü ve birbirlerine çok yakındılar. Elif başını yana çevirince saçlarının yasemin kokusu Demir’in aklını başından aldı.

“Yasemin ” diye mırıldandı Demir. Ama Elif bunu tamamen yanlış anlamıştı.

“Adım Elif, pislik bari yanımda yapma şunu.” İki elini Demir’e bastırıp itti. Ve bileklerinden yakalanıp sert bedene çarptı. Şimdi mesafe milime inmişti. Ve neredeyse nefesleri karışacaktı.

“Yasemin kokusu aklımı başımdan alıyor. Bence bu kokuyu kullanma başka birileride seni benim gibi arzulayabilir.”

Elif kendini geri çekmek istedi. Ama daha sıkı bastırıldı. Olacak gibi değildi daha önce bir erkeğe hiç bu kadar yakın olmamıştı. Kalbi heyecandan üç buçuk atıyordu.

“Kısmetim açılır işte talibim zaten çok, ama ben aşk evliliği yapmak istiyorum. Demek erkekler bu kokuyu seviyor söylediğin çok iyi oldu.”

Demir kollarını daha sıkı bastırınca Elif acıyla inledi.

“Senin amacın beni kışkırtmaksa eğer bence tehlikeli oynuyorsun. Bende senin etrafındaki sünepelere benzemem bilmiş ol.”

“Bırak beni sana benden yatak arkadaşı olmaz!”Dişlerini sıkarak söylemişti Elif bu sözleri.

“Ne olur peki ?”

“Elinin körü olur bıraksana canım acıyor.”

“Ne olur diye sordum ?” Daha sıkı saramazdı ama denedi. Elif bir kez daha acıyla inledi.

“Senden bana bir halt olmaz. “

Dudaklarına uzanacağını sırada Elif erken davranıp başını çevirdi. Buna asla izin vermezdi. Bir öpüşten sonrası ateşti. Ve Elif bu ateşi hissetmek istemiyordu.

Başını çevirince açıkta kalan boyun çukuruna dudaklarını bastırdı. Kollarında ki kızın titrediğini hissedince duraksadı. Ya korkuyordu. Yada heyecanlanmıştı.

Yavaşça serbest bıraktı. Ama aklı teninin kadifemsi dokusunda kalmıştı. Şimdi daha çok arzuluyordu. İçinden okkalı bir küfür savurdu kendine. Bu hissi tanıyordu. Ve bu hiç hoşuna gitmemişti.

Meşgul tuşuna tekrar bastı Demir. Elif bileklerini ovalıyordu. Ve yaşadığı deneyimin izleri aklını başından almıştı. Dudaklarını dokundurduğu yer hala sızlıyor gibi hissetti. Gözleri dolmuştu. Bu olmamalıydı. Şimdi hatırlamak için daha fazla nedeni olmuştu. İçinin titremesi hala üzerindeydi.

Asansör kapısı açılınca dolu dolu gözlerle baktı.” Bir daha bana sakın dokunma ” diyebildi.

Demir’in taş olmuş kalbi ezilmişti. Dolmuş ve her an akmak üzere olan yeşil gözleri görünce. Evet ağlayınca yeşil olmuştu rengi. Hiç bir şey diyemeden Elif yanından hızla ayrıldı.

Önce lavaboya giderek. Yüzünün haline baktı. Makyajını yeniledi. Birazda sakinleşmek için bekledi. Bu sırada bayağı vakit kaybetmişti.

İçeri giren kızlara baktı. Üçünü de tanıyordu. Annesinin kokoş arkadaşlarının kızlarıydı.

“A Elif yenimi geldin görmedik seni diye kırıta kırıta konuştu zoraki bir gülüşle “yeni geldim canım makyajıma bakayım dedim.” dedi.

Çantasını açmakla meşgul olan diğer kız ” Demir Üstündağ gelmiş kızlar. İyi süslenin tüm Bursa onun peşinde umarım beni fark eder.”

Elif kahakaha atmak istedi o an Tüm Bursa kızları onun peşinde ama o benim peşimde diye yersiz bir gurur ve aynı zamanda haksız bir kıskançlık hissi peyda oldu içinde.

Diğeri söze girdi. “Belki beni fark eder, sana ne oluyor.”diye çıkıştı.

Bu sohbet bitmezdi. Elif çantasını alarak ” Ben kaçtım kızlar görüşürüz.” diyip çıktı ordan.

“Aptal sürüsü ” diye söylendi kendi kendine. Akılları fikirleri koca. “diyede ekledi.

Salona girince Soyder holding başkanı olan Haluk Soyder Elif’i fark eder etmez. Bildiğinden ötürü elini uzatmadı. Başını eğerek ” Elif hanım hoş geldiniz emin olun gözüm kapıda sizi bekliyordum.”dedi.

Elif içinden ” çakal herif sende ” diye geçirse de. Dışardan gülümsedi. ” Teşekkürler Haluk bey anca gelebildim.”dedi.

“Sorun değil buyrun lütfen ” beraber salona doğru yürüdüler.” Bu arada Üstündağ holdinginle ortak olmuşsunuz.”diye sordu.

“Evet olduk.”

“Memnun musunuz ?”

Bu soruyu neden sorduğunu merak etmişti Elif.

“Oldukça, sonuçta inşaat işinde bizden daha tecrübeliler.”

“Ortak alacağınızı bilseydim bu fırsatı kaçırmazdım doğrusu.”

Belinde hissettiği eli kırmak istemişti Elif. Gözlerini saniyelik kapatıp açtı. Buna Demir den başkası cüret edemezdi.

“Malesef Haluk o tiren kaçtı. Belki başka bahara ki o bahar hiç gelmeyecek sana.”

Suratı düşen Haluk dişlerini sıktı. Hemen sonra toparlanıp ” o kadar emin olma Demir, bir bakarsın senin yerinde ben varım.”

Demir’in dişlerinin sesi Elif’in kulaklarını doldurmuştu. Kaşlarını catıp baktı Demir’e. Anlamamıştı ama ortada kendi dışında dönen bir olay vardı.

Demir bir adım atıp Haluk’un üzerine yürüyeceğini fark edince Elif anında bunu anlayıp elini Demir’in göğsüne koydu.

Dokunuşla nerde olduğunu anlayan Demir sakince geri çekildi. Haluk’un suratında sinsi bir gülüş belirdi. Ve bu Elif’in gözünden kaçmadı.

“Ne oluyor beyler delirdiniz mi ?”dedi Elif.

“Sen ancak benden artanlara layıksın Haluk.”

Gülüşü yüzünde dondu Haluk”un . Elif araya girme gereği duydu.

“Kesin şunu rezalet çıkacak yoksa Haluk bey lütfen misafirlerinizle ilgilenin. “

“Haklısınız Elif hanım müsaadenizle ” diyerek ayrıldı.

Elif, Demir’e döndü.” Derdin ne senin madem anlaşamıyorsun neden geldin buraya?”

“Bilmiyorum.”

“Ahh ama sen hiç bir şey bilmiyorsun.”

“Elif lütfen üzerime gelme.”

Elif, bir-kac saniye Demir’i inceledi. Basit bir söz  dalaşına benzemiyordu. Demir oldukça öfkeli gibiydi.

“Peki sanırım başka durumlar var. Ozaman egonu tatmin edecek bir bilgi var elimde onu ister misin?”

Kaşlarını kaldırıp baktı Demir.” Nasıl yani ?”

“Kızları konuşurken duydum. Bursa’nın tüm kızları senin peşindeymiş.  Hadi sen açıl şöyle neşeni bulursun. ” diyip arkasını döndü. Daha bir adım atmadan elinden tuttu Demir.

Bu kadar inanın içinde Elif Haznedar’ın elini tutacak adam aklını peynir ekmekle falan yemiş olmalıydı. Hemen elini çekmek istedi. Ama sinir hareketi gibi görünmesin diye gülümseyerek “elimi hemen bırak yoksa başına geleceklerden ben sorumlu değilim. “

“Ölüm yokya ucunda…” çekilen resimlerin sesini duymasıyla “Yarın abime anlatırsın o halde” diyebildi.

Ne demek istediğini geç anlayan Demir. Elini usulca bıraktı.

“Ben hallederim.”

“Edemezsin seni kahrolası bunların hepsi benim ailemin dostu saol Demir.” Diyerek ayrıldı yanından.

Bütün keyfi kaçmıştı. Ama başına geleceklerin korkusu ağır basmıştı. Haluk beyin yanına uğrayıp gitmesi gerektiğini söyleyerek çıktı otelden. Yazın en güzel rüzgarı içini ferahlatmıştı. Ama içindekiler ruhunu sıkmıştı. Arabasına binerek yolunu Bahar’a çevirdi.

“Yaktın beni Demir yaktın. Abilerime ne cevap vereceğim şimdi.”

Bütün gece Bahar’ın başını şişirmişti. Olan biteni eksiksiz anlamıştı. Bahar’ın şaşkın bakışları sonrasında ” Aptal mısın kızım sen adam seni kıskanmış. Muhtemel partiyede senin için katılmış. Ufukta aşk var Elif sabit dur kızım hiç bozma böyle ilerle.”demesiyle gözlerine uyku girmemişti.

Hamza abisi bir şey derse Bahar onu kendi halledeceğine ikna etmişti Elif’i. Hamza ikna olursa tüm aile olurdu zaten. O yönde korkusu azalmıştı. Ama diğer yönde aklı hala karışıktı. Güç bela uyuduğu sabah ezanından sonra mecbur sekizde kalması gerektmişti. Gözlerini açar açmaz dün gece Demir’in dudaklarının değdiği yere parmaklarını götürdü. Hala üzerinde hissedebiliyordu. En korktugu şey başına gelmişti.

Bu hissi unutmayacaktı. Ve belki de arsızca isteyecekti.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!