12.Bölüm

Saat öğleden sonra dört olmuştu. Ama odasına hala Elif sen ne yaptın diye bir abi dalış yapmamıştı. Yerel gazetelere göz atmıştı. Herhangi bir resim de yoktu. Annesi de aramamıştı.

Kapının tıklatılmasıyla yüreği ağzına geldi. Gir bile diyemeden Hamza girdi odaya.

Elif nefesini tuttu. Hah şimdi başlıyoruz, diye geçirdi içinden.

“Elif “

“Efendim abi. “

Hamza yanına kadar geldi.

“Korkma sana kızacak değilim. Suratından anlaşılıyor korktuğun. Demir beni aradı dün gece sadece durman için eline uzandığını ve bu denli bir şeyin yanlış anlaşılacağını bilmediğini söyledi. “

Elif tuttuğu nefesi dışarı saldı. Halletmiş diye düşündü.

“Ama abi gerçekten öyle oldu.”

“Sakin ol. Ben sana güveniyorum. Ama Demir’e pek güvenmiyorum. Yani aslında güveniyorum da söz konusu kadınlar olunca güvenmiyorum. Aslında yinede güveniyorum. Demir benim yıllardır arkadaşım. Onu iyi tanırım. Ama sen yinede herkese fazla güvenme!…”

“Pek bir şey anlamadım ama tamam.”

“Ben annemle de konuştum rahat ol.”Gelip kız kardeşinin alnına bir buse bıraktı. ” Sen bizim kıymetlimizsin unutma bunu, sana gelen bize gelir.”

Gediği hızla çıktı geri Hamza. Kırık dökük bir Elif bıraktı arkasında.

“Ben yanmışım sen yanlışsın Demir. Doğrular kaybolmuş. Yanlışlar gün ışığına çıkmış. Ama içim karanlık. Ben şimdi neredeyim?”

💞

Hamza&Bahar

{♡}

“Ömer biliyor mu bizim durumumuzu?” Bahar uzun zamandır ertelediği soruyu sordu. Hamza yanağından öperek geri çekildi. Bahar’ın yanındaysa ona yapışık gezmesi muhtemeldi.

“Henüz konuşmadım. Belki beraber konuşuruz olurmu?”

“Vakti geldiğinde olur. Ama bu konuda korkularım var. Lütfen şu an bir şey söylememe!”

“Tamam kraliçem.”

Bu kraliçe lafına Bahar mest oluyordu. İçini bir kıpırtı sarıyordu. Kıkırdadı Bahar.

Hamza’nın içi aydınlanıyordu Bahar böyle gülünce.

“Sen hep gül bende seni seyredeyim.”

Aniden durgunlaştı Bahar. On gün kadar oldu. Hamza söz vereli. Ama sonra hiç konuşulmamıştı.

“Beni ona ne zaman götüreceksin?”

Hamza da duruldu birden. Ne zaman soracak diye bekliyordu. Bahar konuyu açmasa ömrü billah açmazdı.

“Kerem’le konuştum.” Bahar pür dikkat kesildi.

“Ama onu ikna edemedim Bahar.Görüşmek yada konuşmak istemiyor. “

“Hamza bunu aslında benim istemiyor olmam gerekiyordu. Ama senin ve geleceğimiz için bu kısmı atladım.”

“Biliyorum Bahar, ama Kerem yıllardır kendini kapattığı karanlığında yaşıyor. Orayada kimseyi almıyor. “

Bahar sinirlenmeye başlamıştı. Hem suçlu hem güçlüyü oynuyordu o. Bahar bu oyunun neresindeydi. Alttan alan kısmındaydı. Zaten vicdan muharebesi Bahar’ı ne kadar gülüp eglensede rahat bırakmıyordu. Yanlız kaldığında aklına üşüşen sorular ve sonuçlar aklına gelince içi daglanıyordu.

“Bu senin sorunun ona söyle ben onu görüp konuşmadan bu iş olmayacak.”

“Bahar lütfen sana söyledim. Onun suçunu ki kardeşim suçlu değil. Bize màl edemezsin. Bunu seninle bin kere konuştuk.”

Mutluluktan gözleri parlayan aşıkların bir dakika sonra bu hale gelmesi kaçınılmaz sondu ve yaşanıyordu.

Ortam tamamen gerilmisti. Hamza’nın dudaklarından dökülen sözler Bahar’ın içini yakmıştı. İşte olmuştu. Hamza kardeşini savunmuştu.

Bekliyordu Bahar bunu, ama bu kadar erken değildi.

“Sen şimdi bana kardeşinin suçsuz olduğunu, ailemi katlederek aslında hiç suç işlemediğinimi söylüyorsun.”

Bahar, Hamza’nın anlatmak istediğini tamamen yanlış anlamıştı. Zaten Hamza da anlatamamıştı.

“Hayır, öyle bir şey demedim.”

Bahar, ayaga kalktı. Hamza”nın evinde buluşmuşlardı. Ellerini saçına daldırdı. Arkada topladı. Hamza da Bahar’ın tepkilerini ölçüyordu.

“Bunu bekliyordum. Ama bu kadar erken değil. Sana söylemiştim. Bu sorun bizi dağıtır. Bizi yakar demiştim.”

Hamza, ayaga kalktı. Bahar’ın yanına geçip elini tutmak istedi. Bahar geri çekildi.

“Hayır lütfen “

“Bahar yapma! Seni veya seninle ilgili hiç birşeyi hafife almıyorum. Aramızada kimseyi yada kimsenin sorununu sokmuyorum.”

“Ha yani ben sokuyorum.”

Hamza gözlerini kapattı. Hiç iyi yöne gitmiyordu bu konuşma.

“Hayır Bahar sakın olur musun? Neden yanlış anlıyorsun.”

“Ben gitsem iyi olacak sanırım.” Bahar koltuğun üzerindeki çantasına uzandı. Hamza, Bahar’ın kolundan tuttu.

“Daha neler bu saatte nereye tek başına. “

Kolunu çekerek kurtardı. Ateş saçan gözlerini Hamza’ya çevirdi. “Bak şu an çok sinirliyim kalırsam daha kötü olacak. “

“Tamam ben bırakırım seni.” Hamza bitkin ses tonuyla konuştu. Haklıydı. Uzadıkça çıkmaza giriyorlardı. Ama bu şekilde gitmesi Hamza’nın ruhunu öldürüyordu.

Bir adam bir kadını bu denli severken. Bir kadının bunu görmezden gelmesi artık Hamza’yı öfkelendiriyordu.

Bahar, Hamza’ya ne kadar iyi geliyorsa bu halide o kadar yaralıyordu.

Bırakmayacağını biliyordu. O yüzden daha fazla ısrar etmedi.”Tamam. Sen bırak ama bu konu burda kapanmadı. Ona söyle o istesede istemesede onu göreceğim. Bir gün müsade Hamza sana, ya sen hallet yada ben izin falan beklemeyecegim.”

Hamza, içinden artık gerçekleri söylemesi gerektiğine dair bir çığlık yükseliyordu. Oysa o hep Bahar’ın bilmemesi gerektiğine kanaat getirmişti. Varsın Bahar Kerem’i suçlu bilsin diye düşünürdü.

Hiçbir karşılık vermedi. Sesizce ayrıldılar evden. Arabada tek kelime etmeden eve kadar geldiler.

Oysa gecenin başında çok mutluydular. Şu an o anlardan eser yoktu. Hamza üzgün. Bahar kızgınd. Kızgınlığı geçtiğinde ne düşüneceğini hesap etmemişti Bahar. Tabiki her yol Hamza ya ve onun aşkına çıkacaktı.

Arabanın kapısını çarparak indi. Arkasına bile bakmadan eve apartman kapısından içeri girdi.

Kapının önünde bir müddet bekledi. Başını arkaya attı. Ne yapacağını bilmiyordu. Buraya kadar gelmişti. İyi veya kötü bir çok şeyi halletmişti. Peki bunu nasıl başaracaktı.

Kontağın çalıştırma düğmesine bastı.

“Sebep ne olursa olsun. İster iste, ister vazgeç sonuç değişmeyecek Bahar.” diyerek gaza yüklendi.

{♡}

Ertesi gün şirkete gitmek istemediği için dışarda buluşmak üzere Elif’le sözleştiler. Erken geldiği için tek başına oturuyordu.

Dün gece çok kızgındı. Aslında hala biraz kızgındı. Geç saatlerde uykuya dalmıştı. Kalktığında ilk aklına gelen tabiki dün geceydi. Kendine nasıl kardeşini savunur. Nasıl benim yanımda suçsuz der, diye durmadan soruyordu. Ama cevap yoktu. Cevapsız kalınca yine öfkeleniyordu.

Lakin hafiften özlemeye başlamıştı. Bunu anlayınca ” Bu aşk nasıl bir olay ne olursa olsun o kişiye ne hissedersen hisset sonu yine ona yani başa aşk olarak dönüyor”diye mırıldandı.

Dirseğini masaya dayadı. Başını da eline bıraktı. Sesli ” off ” dedi.

Karşısına geçip oturan Elif ” Anlat ne oldu? Abim sabah beri canıma okudu. Şirkette bağırıp duruyor. Resmen kaçıp geldim.”

Arkasına yaslandı.” Tartıştık ” dedi. Kısa ve net.

Tek kaşını havaya kaldırdı Elif ” Hadi ya hiç belli olmuyor. Anlatsana kızım ne oldu? Niye tartıştınız?”

“O benimle görüşmek istemiyormuş. Ve senin abin bana kardeşinin suçsuz olduğunu söyledi. Düşünebiliyor musun? Benim ailemi katleden birine suçsuz dedi. Biliyordum bir gün onun yüzünden bu hale geleceğimizi, ama çok erken oldu.”

Elif boğazını temizledi. Sakince “Sana abilerimi savunacak değilim. İkiside suçlu ama senin sandığın gibi değil.”

“Ne demek istiyorsun?”

“Bak canım arkadaşım, gelecekteki yengecigim fazla zorlama bırak olduğu gibi kalsın. Seviyor seviliyorsun. Adam senin için neler yaptı. Seni tanıdığı günden bu yana hayatına bir kadını değil bir kadının adını bile sokmadı.”

“Sevinmeli miyim buna? “

“Bahar yapma lütfen, sana seni nasıl sevdiğini anlatmaya çalışıyorum. Söze takılma! Söyle hadi bana? “Arkasına yaslandı. Yine sakince devam etti Elif.

“Sen şimdi bunları göz ardı edemedin abimi terk ettin. Edebilir misin ?”

Bahar sıkıntıyla of ladı. “Ederimde ” diyebildi.

“Edersin ama o seni bırakmaz. Hadi ettin o da seni bıraktı.”

Bahar’ın içinden bir şeyler kopmuştu. Hamza’nın ondan vazgeçecek düşüncesi aklında hiç olmamıştı. Çünkü Hamza buna hiç izin vermemişti.

“Gitti başka bir kadına tutuldu. Koluna taktı.”

“Tamam sus dost musun düşmanmı kızım içimi dağladın.”

Elif ulaşmak istediği yere gelince sırıttı. “Ne oldu terk edemedin mi?”

“Bu işten nasıl kurtulacağım Elif. Bardağın her yanı boş tarafa bakıyor.”

“Doldur bardağı sende, her yanı dolu baksın.”

“Nasıl olacak o?”

“Yani bazı şeylerin üzerini örtmezsen. Hayat elinden kayar gider. Sana daha öncede söyledim. Hayatta kaza ve kadere inanmak zorundayız. Unutmak mümkün değil. Ama unutmuş gibi yapabiliriz. Ailen için hepimiz çok üzgünüz. Ama onlar artık yok Bahar. Sen varsın. Geleceğin var. Yaşasalardı senin mutlu olduğunu, sevdiğin sevildiğin biriyle evlendiğini görmek isterlerdi.”

Yüreğini bir sızı kaplamıştı Bahar’ın. Onları çok özlemişti. Annesinin kokusunu, babasının dokunuşunu, kardeşinin apla diye kızdırışını birbirlerine terlik fırlatma oyunlarını.

Kırık bir gülümseme oluştu yüzünde.

“Neye güldün ?”

“En çok kardeşimi özlüyorum galiba yaşasaydı nasıl bir adam olurdu. “

Elif fark etmeden Bahar’ın bam teline basmıştı. Bunu titreyen sesinden ve dolan gözlerinden anladı. Uzanıp elini tuttu.

“Canım çok özür dilerim. Ben konuşmaya kaptırdım kendimi. Acını deşmek değildi niyetim affet ne olur.”

Elini, Elif’in elinin üzerine koydu Bahar. “Sorun değil Elif. Alıştım ama bazen yokluyor.”

“Hadi kalk şirkete gidiyoruz ” Bahar’ın bu sözüne Elif şaşkın gözlerle baktı.

“Ne yapacağız orda banane kaçtım ben ordan. “

“Hadi kalk ben varım. Sana ağzını açan beni bulur kaşısında.”

“Haa o zaman olur.”

Bahar’ın tüm sinir ve öfke hali dagılmıştı. Elif ona iyi gelen üçüncü kişiydi. Geçirdiği özlem buhranından sonra bir kayba daha göz yumamayacagını anlamıştı. Ve şu an Hamza’yı acayip göresi gelmişti.

{♡}

Kapının kolunu yavaşça indirdi. Sekreterine söylememesini istedi. Zaten zavallı kıza ne yaptıysa aşırı yorulmuş görünüyordu.

Başını kapıdan uzattı. Hamza odasında değildi. Ama sekreter içeride olduğunu söylemişti. Girip kapıyı kapattı. Ayağında spor ayakkabılar vardı. Allah’tan ses çıkarmadı.

Şurada küçük bir oda vardı sanki diye hatırladı. Oraya doğru ilerledi. Ve bingo Hamza koltuga uzanmış. Tek kolunu gözüne kapatmıştı. Çantasını yere bıraktı. Yavaş adımlarla içeri girdi.

Yanına yaklaşıp eğildi. Uyuyor du sanki. Nefes alışları düzenliydi. Uzanıp dudağının kenarından öptü.

Uyanmamıştı. Geri çekileceği sırada Hamza’nın hızlı hareketiyle üzerine çekildi. Tiz bir çığlık koptu Bahar’ın dudaklarından. Hamza’ya baktı. Gözleri hala kapalıydı.

“Kim olduğunu bilmeden herkesi kucağına mı çekiyorsun sen?” Bahar ne diye gelmişti. Ama ağzından ne çıkmıştı.

“Beni kimse öpemez senden başka.”Gözlerini açıp baktı Hamza.

“Öpmesin zaten sen benimsin.”

Kaşlarını çattı Hamza. Dün geceki kadın gitmiş, yerine başka biri gelmiş gibiydi. Hemde parmağını bile oynatmadan Bahar ona gelmişti.

“Evet de, ne oldu sana?”

Bahar başını kaslı ve geniş göğüse yasladı. Kollarını da Hamza ya sardı. Karşılığını alarak hemde.

“Söyediklerin için affetmiş değilim seni. Ama ben artık kaybetmek istemiyorum. Ve ayrıca Elif’e dua et. “

Elif’e duaların en büyüğünü etti Hamza. Allah seni de sevdiğine kavuştursun kardeşim diye. İçinden duasını tamamladı.

“Beni yanlış anladın Bahar. Ben seni incitecek bir şeyi asla yapmam.”

“Elif’inde seninde karışık cümleleriniz var. Ben anlamıyorum.  Ama anladım ki hiç bir şey senden önemli değil. “

Saçlarının arasına bir öpücük kondurdu Hamza. “Ben bunu sana sürekli söylüyorum. Ama senden ilk defa duyuyorum. Elif sana ne yaptı bilmiyorum ama bir hediyeyi hak etti.”

Bahar başını kaldırdı. Çenesini yasladı göğsüne. “Nasıl bir hediye malum siz zengin insanların her şeyi mevcud ne alsan onda vardır.”

“Siz zengin insanlar mı ?” Kaşlarını çattı Hamza.

Belinden yakalayıp yüz hizasına çekti Bahar’ı.”biz zengin insanlar diyeceksin Bahar Haznedar.”

“Ben hala Bahar Bozca’yım yavaş gel istersen.”

İçindeki en zayıf dürtüleri bile zirveye çıkaran bu kadına ne dese ne etse yetmiyordu. Dudaklarının kenarından minicik bir öpücüğünü aldı. Fazlası Hamza’ya zarardı.

“Son onbeş gün bayan Bozca bir gün bile beklemem kendini hazırla.”

Gözleri şaşkınlıkla açıldı.” Ne onbeş günü ” diyebildi.

Hamza’nın üzerinden kalmıştı. Kıyafetini düzeltti. Hamza da kalkıp karşısına geçti.

“On beş gün sonra evlenmiş olmazsak beni akıl hastanesinde ziyarete gelirsin.”

“Niye akıl hastanesi anlamadım?” Kaşlarını çattı Bahar.

Burnunun dibine kadar girip başını Bahar’a yaklaştırdı. Ama dokunmadı. Artık her dokunuş bir işkenceye dönüşüyordu.

“Ben bir erkeğim ve yıllardır seni bekliyorum. Sen karşımda duruşunla bile aklıma zararsın. Artık aklım kaçtı kaçacak.”

Kaşlarını havaya kaldırdı. Bunu hiç düşünmemişti. Kadınlar bu tür şeylere hiç önem vermezdi. Yada bir kısmı. Ama erkekler farklıydı. Ve karşındaki erkek yıllardır onu beklediğini söylüyorsa yalan söylüyor olabilir miydi?  Olabilirdi. Ama bu Hamza ise kesinlikle doğruydu.

Ağzını bir kaç kez açıp kapadı Bahar. Hamza bu haline gülmemek için kendini zor tuttu.

“Ben..ben. “

“Sen ne Bahar.” Üzerine gitmeye karar verdi Hamza.

“Ama ben hiç düşünemedim. “

Hamza kahkahasını serbest bıraktı. “Gel buraya kadınım.”diyerek sarıldı Bahar’a. Bahar hala şaşkındı. Birazda utanmıştı. Sanki kendi utanacak bir şey yapmış gibiydi.

“Sen benimle kafamı buluyorsun?”

“Hayır çok ciddiyim son onbeş gün o da senin genç bir kız olduğun ve muhteşem bir düğünü hak ettiğin için. “

“Sen beni bir bıraksana!”

“Neden “

“Kaçmayı planlıyorum da ondan.”

İkinci kahakahası odada yankılandı.”Ölürsen ölürüm, peşinden mezara bile gelirim.”

Bu adam bırakılırsa kimse ben şu kişiyi bırakırım demesin. Zor olacaktı belki. Ama imkansız mıydı? Göreceklerdi.

“Sen beni bir bırakta Elif’in yanına gideyim ben”

Aslında kaçacak delik arıyordu. Hamza onu bıraktı. Bahar arkasına bile bakmadan çıktı. Hamza’nın odasından çıkarken çantasını almayı unutmuştu. Ama geri dönmek istemedi.

Sekretere Elif içeride mi ? Sorusuna aldığı evetten sonra odaya resmen daldı.

Elif ve Demir’in kızgın bakışları Bahar’ı buldu.

“Yanlış zamanda geldim ben sanırım sonra gelirim ” diye çıkıyordu ki Elif ” Hayır tam da doğru zamanda geldin.” Elif bakışlarını Demir’e çevirdi.

Demir işaret parmağını Elif’in gözüne sokarcasına uzattı.” Bu konu burda kapanmadı.”diyerek öfkeyle Bahar’ın yanından geçip gitti.

Tek elini alnına koydu Elif ” Bahar ben bu adamla ne yapacağım. “

Elif’in yanına giderek elini omzuna koydu. Bana verdiğin akıldan sana yokmu canım. Sayende beni nasıl gaza getirdiysen onbeş gün sonra evleniyoruz.”

Elif yaşadığı öfke ve sıkıntı halini unutup kocaman olmuş gözlerle baktı. Şaşkınlıktan tek bir kelime bile söylemeyedi.

“Elif iyi misin ” Bahar Elif’i dürttü.

Yavaş yavaş kendine geldi Elif .”Sen ciddi misin?”

Bahar keyifle gülümsedi.”Valla bana daha çok abin ciddi gibi geldi. “

En kocamanından bir çığlık attı. Şirkette olduğunu biliyordu ama bunu yapmak istemişti. Bahar çıldırmış gibi duran kıza baktı.

“Ne bağırıyorsun kızım sanki sen evleniyorsun milleti başımıza topayacaksın.”

Demişti ama kapıdan giren Hamza, Demir ve sekreterin gözleri önünde Bahar’a öyle bir sarıldıki. Bahar kendini tutmasa düşerdi.

“Ama ben çok sevindim. Sen şimdi benim yengem yeğenimin annesi mi olacaksın. Hemde en iyi arkadaşım olarak.” Bahar dan ayrıldı. Ellerini çocuk gibi birbirine vurdu. Gözleri abisinin gülen gözleriyle buluşunca hızlı adımlarla ona koşup sarıldı.

“Tebrik ederim abicim. Çok sevindim çok.”

Hamza’nın kahakası kulaklarını doldurdu.

“Deli kız bu nasıl sevinmek aklımı çıkardın.”

Elif ayrılıp omzunu silkti.”Oh ya sonunda, siz hiç düşünmeyin işleri ben hepsini zevkle üstlenirim. Aile bir düğün görsün.”

Az önce öfkeyle dışarı fırlayan Demir. Daha koridoru aşmadan Elif’in çığlığı ile koşarak geri dönmüştü. Kendide itiraf etti. Elif önemliydi. Öfkesi kuş olup uçarken. Koskoca kadının çocuklar gibi sevinmesine tebessüm etti.

Elif mevsimlere benziyordu. Dört mevsim gibiydi. Her haliyle başka güzeldi.

Elini Hamza’ya uzattı “Ttebrik ederim dostum ” Hamza da ona gülerek karşılık verdi. ” sağolasın darısı başına “dedi.

Elif bakışlarını diktiği Demir den ayırdı. Evlilik kim Demir kim. Allah korusun falan diyip Elif’in canını daha çok yakacaktı.

“Bakalım şanslıysam doğru kişi çok yakın.”

Kime diyordu bu mal adam. Kendine demiyordu. Orası kesindi. Ama yinede içinde bir yerlerin kıpırdadığını hissetti.

“Neyse artık ben gideyim ” diyen Bahar.”Çantamı senin odanda unuttum. Onu alayım ” diyerek Hamza’yı çıkardı odadan.

Yine başbaşa kalan Elif ve Demir, birbirlerine baktılar.

“Çık git doğru kişini bul! ” Elif arkasını dönüp masasına ilerledi.

“Buldum ben ama çıkmama gerek yok o kişi bu odada.”

Aha demekki benden bahsediyormuş bu yamuk Demir. İçindeki kıpırtı midesine kadar inmişti. Kelebeklerin dansı vardı şu an orda.

“Ama sen bana yanlışsın.”

“Göreceğiz ” diyerek odadan dışarı çıktı Demir.

Elif ellerini açıp Allah’tan yardım istedi. “Rabbim bu adam aklıma zarar sen koru.”

{♡}

Bahar eline telefonu aldı. Uzun zamandır aramadığı amcasını ve halasını aramak için. Nerden demiştiki Hamza’ya beni istemeye gel diye. Kim uğraşacaktı şimdi nemrut halası ve gudubet yengesiyle.

Çaresiz tuşlara bastı.

“Bahar kızım “diye açtı amcası.

“Amca merhaba…”

“Merhaba kızım ne iyi ettin aradın beni, seni çok özlemiştim.”

Amcasını seviyordu. O yüzden ona iyi davrandı.

“Saol amca bende seni özledim. Sana bir şey söylemek için aradım.”

“Buyur kızım bir şeye mi ihtiyacın var.”

“Amca ben evleniyorum.”

Amcasından bir süre ses gelmedi.

“Amca orda mısın?”

“Ben şaşırdım. Hayırlı olsun “Kırılmış ses tonunu alabiliyordu Bahar.

“Amca ben İstanbul’a gelmek istemiyorum. Beni isteyebilecekleri tek kişide sensin. Acilen sizi buraya davet ediyorum.”

Amcasının mutlu ses tonu Bahar’ı gülümsetmişti. “Bende düğüne çağırıyorsun zannettim. Sen iste kızım biz hemen geliriz.”

“Tamam amca yarın gelirseniz ben sizi karşılarım.”

“Sabahtan yola çıkarız zaten çok uzak değil kızım hala nı çağırmayı düşünüyor musun?”

“Düğüne çağırırım onu amca şimdilik sen ve yengem yeterli.”

“Peki kızım sen bilirsin.”

Telefonu kapatıp derin oh çekti. Bu kısım tamamdı. Ama Sema ortalarda yoktu. Abisi ve yengesi Sema’nın varlığını minnet bilip tatile çıkmışlardı. Neyseki oda yarın akşama dönüyordu. Oda tamamdı.

Yarım, pek çok şey olmasına rağmen kendini mutlu hissediyordu.

Kapı çalınca heyecanla ayaga kalktı. Saçını düzeltti. Eteğini çekiştirdi. Kısa mı oldu bu diye söylenerek açtı kapıyı. Ömer ve Hamza gelecekti. Ömer’e bugün anlatacaklardı.

Bahar hem korkuyordu. Hemde çok heyecanlıydı.

“Öğretmenim “diyerek sarıldı Ömer. “Canım hoş geldin “diye karşılık verdi Bahar.

Bu tablo Hamza’nın gözünde pahabiçilemezdi. Mutluluk Hamza’nın kalbine dar geliyordu son günlerde.

Ömer koşarak içeri geçti. “Hoş geldin canım.”

“Hoş buldum” dedi kızı süzerken. “Etek yakışmış ama sadece benim yanımda.”

Bahar gözlerini devirdi. Hangi ara fark etmiş olabilirdi ki.

“Bilemiyorum bu konuyu sonraya bırakalım.”

Başını olur anlamında salladı Hamza. İçeri geçip Ömer’in yanına oturdular. Bir müddet Ömer’in bitmek bilmeyen soruları ile vakit geçirdiler.

İkiside birbirine hadi artık işaret yapıyordu. Şu an cesaret sıfırdı. Karşılarında çocuk kalbi vardı. Ve ikiside ne dese bilemiyordu.

Mecbur Hamza başlayacaktı. “Ömer “diyebildi sadece.

“Efendim baba. “

Korkaklık yok değildi. Sevineceğine emindi ama böyle bir şey nasıl söylenir bilmiyordu.

“Biz, Bahar’la sana bir şey söylemek istiyoruz. “

Ömer bir Bahar’a bir de babasına baktı.

“Dinliyorum ” karşılarına geçip dikildi. İki kolunu göğsünde bağlayan Ömer çok sevimli duruyordu.

“Ee ..şey …. Ömer Bahar ve ben yani biz.” olmuyordu. Çıkmıyordu ağızdan. Ben babama anlatırken hiç zorlanmamıştım ama diye geçirdi içinden Hamza.

“Evleniyor musunuz artık ?”diye sordu. Hamza ve Bahar şaşkın gözlerle baktılar birbirlerine.

“Siz beni çocuk mu sandınız? Ben biliyordum ki”

Başarı kazanmış gibi gurulanıyordu. “Nasıl biliyordun oğlum. “

“Oo babacım ben senin oglunum ben daha neler biliyorum.”

Şaşkınlığı üzerinden atıp elini çenesine koydu. Çok bilmiş oğluna baktı. Bahar’ın gözleri ikisi arasında gidip geliyordu.

“Ne biliyorsun oglum”

“Beni ingilizce kursuna götürdüğünde arkadaşlarımın anneleri ve öğretmenlerim sana bakıp duruyorlar. Hatta konuşurlarken duydum. Hepsi sana bayılıyor. Valla onlar söyledi. “

Bahar gözlerini büyüterek baktı Hamza’ya. Hamza ellerini yüzüne kapattı.

“Öylemi ?”diye Hamza’ya sordu Bahar.

Ellerini çekti yüzünden “Ben fark etmedim.”

Bunu sonra soracağım bakışı atıp Ömer’e döndü Bahar.

“Bundan sonra seni benim götürmemi ister misin kursa “Elini uzatıp yanına çekti Ömer’i.

“İsterim.”

“Bak Ömer, evet biz babanla evlenmeye karar verdik. Ama sanada sormak istiyoruz. Beni hayatınıza kabul eder misin?” Bahar bir çırpıda söylemişti işte. Kadın elini farklı bir olaydı.

Ömer biraz mahsunlaştı. İkiside bunu fark etmişti. Bahar bir an hayır diyeceğini düşündü.

“Sen benim annem mi olacaksın?”diye sorduğunda ikisininde yüreğinden bir ateş geçti .

“Sen istersen olurum? Ama istemezsen bana abla yada sadece Bahar da diyebilirsin.”

Küçücük kollarını Bahar’ın boynuna doladı. Göz göze gelen ikili içlerinden bir oh çekti.

“Derim ama sonra sende beni bırakıp gitme!”

Taş olsa erirdi. Bu söze Bahar da erimiş bitmişti. Ellerini tutup gözlerine baktı.

“Söz gitmek yok Ömer.”

Ağlamak utanç verici değildir. Ama erkeklere çok yakışmaz. Ondan olsa gerek dolan gözlerini gizlemek için camın kenarına geçti Hamza.

Yıllarca mutluluğun hayalini kurmuştu. Nasıl bir şey olduğunu bilmeden istemişti. Ve tüm istedikleri teker teker gerçek oluyordu.

Tekrar ailesi, evet çok yakında kendi ailesi olacaktı. Bunu düşününce bile heyecan sarıyordu Hamza’yı.

Tekrar ailesine döndü.” Hadi o zaman sizi yemeğe davet ediyorum Haznedar ailesi.” diyerek güldü. Bahar da yerinden kalıp “yeni soy adımı sevmeye başladım. İki tane yakışıklı adamım bile var.”dedi.

Ömer bu durur mu “Ben babamdan daha yakışıklıyım bir kere ” dedi gururlanarak.

“Bu çocuksa beni de eğit öğretmenim.”diye fısıldadı Hamza Bahar’ın kulağına.

Ömer “hadi sen ayakkabılarını giy biz geliyoruz tatlım.”diyerek onu gönderdi.

Hamza’ya baktı.” Sen bir daha kursa falan gitmiyorsun.”dedi. Unutmuş değildi Bahar.

“Uuuu sen kıskanınca ne kadar çekici oluyorsun”

“Kes! Dediğimi aklına kazı yoksa ben yontarım.”

Önünden yürüdü Bahar.” Bahar o eteği çıkar!…”

💞

“Bahar sakin olur musun artık beni de gerdin ama “

Sabah beri etekleri zil çalan Bahar’dı Sakin nasıl olsundu. Bu gece kız istemeye geliyorlardı. Ve her an gelebilirlerdi.

“Sema makyajım olmuşmu abartmadımya…”

Aynada sürekli kendini süzmekle kaşını gözünü yamultmakla meşgul olan biricik dostuna baktı. Onu gerçekten çok seviyordu. Şu mutlu heyecanlı halleri keyif veriyordu Sema’ya.

“Peri kızları halt etmiş yanında muhteşemsin canımcım.”

Giydigi beyaz şifon üzeri tül kaplı uzun elbisenin içinde gerçekten muhteşem duruyordu. Saçlarını ense topuzu yapmıştı. Hiç bir dekoltesi yoktu elbisenin. Özenle seçmişti. Sadece Hamza için.

Elif önce gelmek için can atsada annesi izin vermemişti. Sebebide ben kızımla kızımı almaya gidiyorum. Ne işin var senin orda olmuştu.

Ev çok büyük değildi. Ama Allahtan salon oldukça genişti.

Amcası ve yengesi de gelmişti. Yengesi çocuklu biriyle evlendiğini duyunca homurdanıp durmuştu. Ama zengin olduğunu duyunca keyfi yerine gelmişti. Kuzenleri gelmemişti. Daha doğrusu düğüne geleceklerdi.

Bütün gün temizlik hazırlık derken geçmişti. Ve şimdi heyecandan yerinde duramıyordu.

“Ya ben çok heyecanlıyım yavru inşAllah bir terslik çıkmaz. “

“Çıkmaz merak etme, çekil şu aynanın önünden de az kendime bakayım.”

Durup dururken Sema’ya sarıldı. Umarım sende yakında aşkını bulursun kardeşim.”dedi.

“Bende bu talih varken ya köre ya topala kuzu, insan yirmi beş yaşına gelirde hiç aşık olmaz mı ?Ben umudumu kestim artık mantık evliliği yapacağım.”

“Saçmalama lütfen senin gibi afeti kim sevmez!..”

Zilin sesiyle zıpladı Bahar. “Geldiler ” diye cırladı.

Yengesinin sesini duydu. “Kızlar geldiler hadi.”

Bahar “geliyoruz yenge “derken odadan çıkmışlardı bile.

Kapının iki yanına dizildiler. Önce annesi ardından babası abisi kibirli yengesi peki bu kim ?

Güzel mi güzel bu kadın kim ?

Onuda içeri davet edip devam etti. Elif ve onun ardından Demir onu görmeyi beklemiyordu. Ama sevinmişti. “Hoş geldin Demir ” dedi.

“Hoş bulduk davetsiz geldim. Kabul edersin inşAllah.”

“Lütfen duymamış olayım şeref verdin.”

“Teşekkür ederim ” diyerek içeri geçti.

Ve aşk! Elindeki çiçeği uzattı. Yeni bir hayat mutlu bir yaşamı uzatır gibi elleriyle sundu.

“Hoş geldin ” diyebildi. Yanlız olsalardı dilinden daha fazlası dökülecekti.

“Hiç bu kadar Hoş bulmamıştım.”En karizmatik haliyle göz kırptı. Bahar’ın kalbi şu an bir bebeğin ki kadar hızlı atıyordu. Bu adamla hayat çok güzel olacaktı. Orası kesindi.

İçeri geçip misafirlere tekrar hoş geldin dediler. Annesinin elini öptü. Babasına uzaktan söyledi. Sonra öğrenmişti Hamza dan imam nikahı yapılana kadar babası elini Bahar’a vermeyecekti. Bahar da buna uydu.

Elif’e kaş göz işareti yaptı. Mutfağa geçtiler.

“O kadın kim Elif “

“Nilay yengemin kardeşi hiç sevmem geleceğim diye tutturdu mecbur getirdik.”

Hamza’nın bahsettiği kızdı bu. Elinden kayıp giden adama bakmaya mı gelmişti. Çok garip geldi Bahar’a.

“Tamam anladım ben abinin peşinde olan kız.”

“Biliyor muydun ?”

“Hamza söylemişti. Peki Demir burda ne arıyor?”

“Bilmiyorum onu abime sor”

İçeri bodoslama dalış yapan Sema “Elif, Demir bumu kız anam ne yakışıklı ne karizmatik adam ” diye pat diye söyledi. Sema’ydı bu, böyle rahat biriydi.

“İçi boş hayatım içi, dışardan öyle duruyor.”

“Emin misin? Bana gayette düzgün geldi.”

“Yediği naneleri bilsen…”

“Sonra anlatırsın Bahar çayı demle yada çekil ben yapayım.” diyerek ikisinide attı mutfaktan.

Elif’le içeri girip en köşeye oturdular. Yanyana Bahar, Nilay’a göz attı. Resmen adamını göz hapsine almış. Gözleriyle yiyordu. Suratı da sirke satıyordu. Ara-ara bakışlarını kendi üzerinde yakalıyordu.

Bahar’ın umrunda bile değildi. Hamza onundu ve onun kalacaktı. Gecesini zehir etmeye gelmiş olmalıydı. Ama Bahar buna izin vermeyecekti.

Amcası ile Bahri beye baktığında gayet iyi anlaştıklarını gördü. Ahh erkeklerin olmazsa olmazı siyaseti konuşuyorlardı. Yengesi de müstakbel kayınvalidesiylr iyi görünüyordu. Her şey yolunda gibiydi.

Hamza kendine göre gayet rahattı. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Evet mutluluk böyle bir şeydi. Sözden ibaret değildi. Gözden ibaretti. Konuşmadan da görülebilinen bir şeydi. Oysa aşkın soyut bir kavram olduğu söylenirdi. Külliyen yalan kanlı canlı duruyordu karşısında.

İkramlar yenmiş çaylar içilmişti. Yengesi “Bahar kızım kahveleri yapıver sana zahmet demesiyle Sema, Elif ve Bahar ayaklandı. Son kalanları alıp mutfağa geçtiler.

Bahar “Şimdi hanımlar bi kere benim adamımın kahvesine tuz veya biber koymuyoruz.”

Kaşlarını catıp kendini öldürecek gibi bakan iki kıza gülümsedi.”Ama kahveler karışabilir Demir’e”derken Elif’e baktı.”Yanlış kahve gidebilir. Yada Nilay’a biberli “göz kırptı.”Ha ne dersiniz.”

İki kızın da gözleri parladı. “Senden korkulur Bahar.”diyen Elif ” Demir içsin o zaman.”

Sema “yok yok şu kokoş kız içsin.”

“Tamam kavga yok ikiside içsin. Gümbürtüye gider kimse bir şey anlamaz.”

Elif ” hadi o zaman ” diyerek üç elden kahveleri yaptılar. Tuzlu ve biberli kahveler Elif’te diğerleri Bahar da olarak ikiye ayırdılar.

İçeri önce Bahar girdi. Büyüklerden başlayarak dağıttı. Sıra yanyana oturan Hamza ve Demir’e gelince “Bu kahve Hamza’ya özel Demir ” demesiyle Elif arkasına bitmişti.

“Geldim canım, Demir kahven ” uzattı kahveyi.

Demir gülerek “Hepsini iç Hamza kolay gelsin.”dedi.

Kızlar gülmemek için kendilerini zor tuttular.

“Bahar bari az koysaydın.”

“Az koydum karabelam valla az koydum.”diye fısıldadı.

Son kahveyi de Nilay’a uzatıp. Üç kızda yine uç köşeye seyirlik oturdular. Sesizce kahveler yudumlanmaya başlanmıştı. Ama Demir de hiç bir yüz degişimi olmamıştı.

Bahar “Elif yanlış mı verdin. Demir içiyor…”diye fısıldadı.

Elif’te şaşkındı. “Hayır canım zaten iki tanesi öyleydi. İlla biri denk gelirdi.” demesiyle. Nilay cırladı. Hızlı kalkışla üzerine dökmüştü kahveyi.

“Ama bu acı ” diyince herkes bir ağızdan kıkırdamaya başladı.

Bahri bey ” Hay Allah Bahar kızım kahveleri karıştırdı galiba…” dedi.

Bahar zafer kazanmıştı. Ama utangaç davrandı. Yanından geçerken Hamza’ya göz kırptı.

“Ah efendim gerçekten öyle oldu. Ay çok özür dilerim Nilay hanım buyrun size lavaboyu göstereyim üzerinize temizleyelim. ” dedi.

Nilay sinirden kıpkırmızı olmuştu. Ama sesini çıkarmadı.

Nilay önde Bahar arkada banyoya girdiler.

“Bilerek yaptın “dedi Nilay.

“Ha şunu bileydin ” kıza bir adım yaklaştı

 “Sana bir mesaj yolladım.”

“Ne mesajı be ” diye çıkıştı Nilay.

“Hamza’nın tadı bana acısı sana düştü tatlım, seni bir daha Hamza’nın etrafında alık balık gibi bakarken görürsem kalan biberi ağzına boşaltırım.” diyip çıktı.

Gülerek salona girdiğinde Elif ve Sema’nın şaşkın bakışlarını hala Demir’e kilitlediklerini gördüm

Yerine oturup ” Bana hepsini içti demeyin ” dedi.

Sema ” Vallahi içti Elif bu çocuk seni seviyor bence.” diyede ekledi.

Aptal, aptal bakan Elif ” Yok ya inanmam olabilirmi ki ?”

Bahar “Bencede bu işte bir iş var Elif.”dedi.

Nilay mosmor suretiyle yerine oturunca Bahri bey söze giriş yaptı.

“Efendim sebebi ziyaretimiz belli ” işte bu çok başka bir duyguydu. Her kes susmuş bir kişiyi dinliyordu.

Bu kısım evliliğin olmazsa olmazıydı. Evliliği en güzel şekilde başlamasına yol veren yeğane cümleydi.

“Allahın emri peygamberin kavliyle Bahar kızımızı oğlum Hamza’ya istiyoruz.”

Bahar’ın kalbi hiç böyle hızlı atmış mıydı? Bilmiyordu. Ama şu an kalbi kulaklarında atıyordu. Üzerinden bir ter boşaldı. Bu, bu çok heyecanlıydı. Yaşadığı diğer heyecanlara hiç benzemiyordu.

Amcası Abdullah bey ” Bahar bana abimden kalan tek şey onun mutluluğu benim mutluluğum beni bu şerefe layık gördü. Allah ondan razı olsun. Sizi gördük çok sevdik. Allah tamamına erdirsin. Verdim gitti.” dedi.

Ve bu iş bu kadardı. Ortalık bir anda bayram yerine dönmüştü. El öpmeler sarılmalar tebrikler havada uçuyordu. En son göz göze gelen ikili tüm aşklarını bakışlarıyla yolladılar birbirlerine. Aşk acı vermiyorsa anlatılmaz bir mutluluktu.

Yüzükleri takmışlardı. Bahar parmağında ki kocaman pırlantaya hayran kalmıştı. Hamza’nın zevki tartışılmazdı.

Herkes yerine oturunca Bahri bey “Azizim bizde adettir. Yüzükten sonra imam nikahı kıyılır. İzniniz olursa hemen kıyalım. “Dediğinde artık bu yürek bu kadar heyecanı kaldırmaz diye düşündü Bahar.

Abdullah bey Bahar’a baktı.”Bizde öyle bir adet yoktur. Ama Bahar isterse sakıncası da yoktur azizim.”dedi.

Bir anda gözler Bahar’a dönünce başını yere egdi. Ne deseydi ki şimdi.

“Bahar ne dersin amcam kıyalım mı?”diye sordu Abdullah bey.

“Sen bilirsin amca sen kabul edersen sakıncası yok.”Ahh Allah’ım nasıl bir utançtı. Evet diyemediği için amcasının üzerine atmıştı.

Ama bilseydi Bahri bey bu söylediğine hayran kaldı. Daha çok utanırdı.

“Bence sakıncası yok zaten düğüne tam olarak on üç gün var. İyidir iyi ” dedi.

Bahri bey oğluna döndüm” Hamza oğlum hoca nerde?”

Hamza önce boğazını temizledi. Uzun süredir sessizce izlediği için “Aşağıda baba yeni geldi.” dedi.

“Çağır gelsin ” demesiyle Hamza ayaklandı. Safiye hanım ” Bahar kızım üzerine bir ceket giy yanıma gel ” dedi.

Bahar pek anlamamıştı ama ” Peki efendim.”diyerek odasına gidip uygun bir ceket seçip giydi. Salona geçti.

Safiye hanım çantasından çıkardığı şalı açınca Bahar hayran kaldı şala.

Uçları taşlarla oyalı. Köşeleri çiçek desenleri ve o çiçekler de taşlarla süslenmiş turkuaz mavisi şala bayılmıştı Bahar. Kalıbını basardı bu taşlar degerliydi.

Elif’ten gelen ” Oo anacım nadide parçanı çıkartmışsın.” cümlesiyle Safiye hanım kızına döndü. ” gelinim de nadide kızım.” dedi.

Bahar’ın yengesi Aysel hanım gururla “Kesinlikle haklısın Safiye hanım Bahar bir tanedir.”dedi.

Alıp odasına geçti. Aynanın karşında başına güzelce örttü. Bak işte bu da çok farklı bir duygu Allah’ım beni sabaha hayırla çıkar. Diye dua etti. Son zamanlarda hem Elif’in hem Hamza’nın inanç konusunda Bahar’a oldukça yardımı olmuştu.

Ayrı bir odada Hamza, Bahar, Demir, Sema ve Elif nikaha şahitlik ettiler. Hamza Bahar’ı başını örtmüş görünce bir kez daha kalbinden vuruldu. Gözlerini ondan alamıyordu. Ve bu kadın artık karısıydı.

Gecenin geç saatlerinde yol ettiler misafirlerini Hamza homurdanıp duruyordu. Derdi beş dakika bile başbaşa kalamamış olmalarıydı.

Elif bu gece kızlarla kalacağını söyledi. İtiraz eden olmamıştı. Kendilerini yatağa attıklarında saat gecenin biriydi.

Ve hiç birinin uykusu yoktu.

Bahar yaşadığı heyecan tufanından hala çıkmış değildi.

“Bu gece ölmedim ne zaman ölürüm Allah bilir. Ne geceydi. Kalbim bir an duracak sandım.”

Tavanı izleyen Elif “Bende bende ” dedi. Ama neye kime dedi kendisi biliyor muydu acaba.

Sema ile Bahar göz göze gelip güldü.

Bahar ” Demir de çok yakışıklı değilmi Sema ” dedi.

“Ahh hemde nasıl Elif almazsa ben istiyorum.”

Elif kafasını kaldırdı. Kıkırdayan kızlara baktı.

“Ya ama siz benimle kafa buluyorsunuz?

“Yok ya sen dalmıştın uyandıralım dedik.” dedi Bahar.

Sema ” o kahveyi neden içti yahu hala aklım almıyor. Çaktırmadı desem içmeyebilirdi de ama içti hemde gıkını bile çıkarmadı adam.Elif bu uşağı degerlendir derim.”

“Nasıl yapayım o dediğini daha dün gözümün önünde kızlarla fingirdiyordu. Ben yetmem ona onun istediği üç beş dakikalık zevk. Evlensem bile aldatır beni bir kadında sebat ettiği görülmemiş.”

Bahar ” Emin misin ? Ben Hamza dan dinledim onun hikayesini bence haksızlık ediyorsun.”

Elif, yatakta oturur şekle geldi.”Ne anlattı ve sen bana neden anlatmadın.”dedi.

“Sana gelmiştim ya hani anlatacaklarım var demiştim. Sonra abin aklımı başımdan aldı. Sonra ola…” Elif sözünü kesti.

“Geç orayı anlat dinliyorum.”

Bahar da yatağın ucuna oturdu. Sema elini başının altına alarak dinledi.

“Aslında klasik bir hikayesi var. Yıllar önce dur bakayım kaç yıldı.”düşündü Bahar.

“Hah yedi yıl kadar önce nişanlanmış biriyle. Kızı öyle böyle değil önünde köpek olacak kadar seviyormuş. Kızda bunu seviyormuş galiba sanırım artık her neyse. Kız bunu durduk yere terk etmiş. Demir bunu kabullenememiş. Ne dediyse kızı ikna edememiş. Sonra öğrenmiş kız Demir’i aldatıyormuş. Hemde en yakınından biriyle. Öğrendiği gün yemin etmiş bir daha asla aşık olmak yok diye. Ondan sanırım kadınlara oyuncak muamelesi yapıyor.”

Elif cidden üzülmüştü. Yüzünü buruşturdu.”Belki de o kızı hala seviyordur.”dedi sıkıntıyla.

“Sanmam evlenmiş o kız adınıda söylemişti Hamza evlendiği adamın hatta hala düşmanmışlar. Hala birbirlerini gördükleri yerde tartışma çıkıyormuş.”

Elif’in başının üzerinde lambalar yandı.

“Yok artık! ” dedi.

“Ne yok artık?”

“O adamın adı Haluk Soyder olabilir mi ?”

“Hah evet o şimdi hatırladım.”dedi Bahar.

“O zaman o kız karısı Serap oluyor. Hiç sevmezdim zaten sürtügün teki kocasını aldattığını bile duymuştum.”

“Sen nerden çözdün olayı ” soru Sema dan geldi.

“Geçenlerde Soyder’lerin davetine katıldım. Demir bunu duyunca engel olmak istedi. Olamayınca da peşimden geldi. Orda ikisi kavga çıkarmak üzereydi. Sebebini anlamamıştım. Sevmiyorsun madem ne den geldin demiştim Demir de bilmiyorum demişti.”

Sema ” Aptalsın kızım sen, senin için gelmiş adam. Aynı adama ikinci şansını kaptırmak istememiş işte anlasana. ” dedi.

Kendini yatağa bıraktı.” Ben bu gece uyuyamam bunu düşünmekten. Ona inanmam çok zor beni seviyorsa inandırmak zorunda oda nasıl olur bilmiyorum.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!