Elif ve Demir

Elif’ten…..

Attığım her adımda karşıma çıkmasından dolayı hem heyacana kapılıyor hemde o günkü öfkem yine gün yüzüne çıkıyordu.

Affetmiş falan değildim. Edecek gibide değildim. Zaten oda affetmem için ayaklarıma kapanmıyordu. Aman zaten isteyen de yoktu. Yaptığı ve söylediği her şey onun yanlış adam olduğuna delildi.

Evet seviyor olabilirim. Hatta aşkından acıların en alasını yaşıyor, her boş bulduğum yerde onun için ağlıyor da olabilirim. Ama bu onun doğru kişi olduğunu göstermiyordu.

Odamda yine yanlız ve dosyalarımla savaşıyordum. İşimi çok seviyorum. Ama son günlerde okuduğum dosyaları bir kaç kez daha okuyorum. Çünkü okudugumu anlamıyorum. Bir anda aklım darmadağın oluyor.Ve başa sarıyorum.

Elimdeki kalemi öfkeyle fırlattım masama “çıksana be aklımdan “diye sesli söylendim.

Bir gün çıkacaktı aklımdan. Eminim yani kesin çıkar. Belki başka birini bulurum. Huyu huyuma, suyu suyuma.

“Beni aklından çıkarırsan geriye ne kalır asi cadı. ” bir anda gelen sesle irkildim. Onu karşımda gördüm. Odaya ne zaman girmiş olabilir diye düşündüm.

“Bana asi cadı deme, hatta dışarı çık.” kalemimi alıp tekrar işime döndüm. Okumaktan falan geçtim. Sadece boş bakıyordum kağıtlara ve bir an önce çıkıp gitmesi için saniyeleri sayıyordum.

Ama adım adım yaklaşıyordu. Başımı kaldıramadan bile görebiliyordum. İki kolunu masaya dayadı. Bana doğru eğildi. Başımı kaldırıp baktım. Lanet olsun ki ne tatlı bakıyordu bu adam. Bana söylediği o kadar lafı şu an unutabilirim. Gel dese hiç düşünmeden ona gidebilirim.

Dur biraz Elif hızını düşür kızım. O seni sevmiyor. Sana gel falan da demez. Dese de sen ona gidemezsin. Daha niceleri kendime verdiğim komutlar çok fazlaydı. Ve bu kadar yakından tehlikeli duruyordu.

“Ne istiyorsun aklında yeni gelen hakaretlerin mi var onları mı söyleyeceksin?” O gün o kadar kırılmıştım ki daha acısı hala tazeydi.

Sevimli sevimli sırıttı. Ağzının üstüne bir tane vurmak istedim. Gelmiş birde gülüyordu.

“Beni inandırsana ?”diye sordu.

“Neye inandıracagım seni ?” Cidden anlamıştım.

Biraz daha eğildi bana doğru. Gözlerini gözlerime değdirdi. Ahh o kahvelerde kaybolmak vardı.

“Aşka inandır beni ” dedi.

Başımı yana çevirdim. Güldüm.”Başka işim yoktu senin kalbinle mi uğraşacağım.”

Hala tatlı tatlı bakıyordu. Ve ben her an “olur ” diyebilirdim.

“Elif sende bir şey var. Odanın önünden geçerken kendimi burda buluyorum. Sen benim kalbimi meşgul ediyorsun.” Demir’in bu sözleri ne bir aşk ilanıydı. Nede kalbinin beni kabullenişi. Kendini ifade etmek istiyordu. Ama hiç beceremiyordu.

“Ne benden sana her hangi birşey olur. Ne senden bana, seni hiç bir şeye inandırmak zorunda değilim. Eğer bir gün yolunu bulursan ben senin için çoktan geçmiş olacağım. Benim yaptığım gibi yap görmezden gel.” Konuştuğumuz hiç bir şey bizi sağlam bir yere götürmüyordu. Sözü söylemek kolayda yaşamak çok zordu. Ama ikimiz içinde olması gereken buydu.

Dişlerini sıkarak konuştu. ” Çok asi sin. Yolumu bulsam şu anda sana burdan bakmak yerine o bilmedigim teninden tat alıyor olurdum.” Demesiyle öfkelenmiştim. Ayaga kalktım. Onun gibi yapıp ellerimi masaya dayadım.

Sesim sert çıkmıştı. “Sen benimle bu şekilde konuşamazsın. Ben basit biri değilim. Edebini takın. Sanane benim tenimden tadımdan. Defol git Demir.”

Demir her sözümde daha sert bakıyordu. Ama benim susmaya niyetim yoktu.

“Benim tenime dokunacak adamın karısı olurum ben, ama senin değil.”Aklıma gelince ekledim.

“Hem müstakbel bir adayım bile var. Belki beğenirim. Sonuçta herkes aşk evliliği yapmıyor.” İşte bu son nokta olmuştu. Bileğimden yakalayıp masanın diğer tarafından iyice kendine çekti beni. Canım acımıştı. Ama hiç oralı olmadım.

“Ben o dudaklarından hakkımı almadan sana dokunanı “dudaklarıma kilitlenmiş bakıyordu.”öldürürüm”dedi yüzünden ve sesinden anladığım çok ciddi görünüyordu. Yutkunmakla yetindim.

Aniden bıraktı beni. Bileğimi ovuşturdum. Her geçen saniye öfkem dahada kabarıyordu. Sesimi daha yüksektim. “Bende senin hakkın olan bir şey yok. Sen kendini ne sanıyorsun. Benim hiç bir seyim değilsin. Olamazsın da! yaklaşma bana bu tacizlerine bir son ver. Yoksa işimiz de tehlikeye girecek.”

Tekrar rahatlamıştı. Ellerini cebine soktu.” İşin canı cehenneme asi cadı. Ben istediğimi alırım. Ve alacağım.” Bu küstahlık çok fazlaydı.

Ayaklarımı yere vurdum. “Sen ne küstah bir adamsın. Benden hiç birşey alamazsın.” Bana doğru bir adım atınca “Dur “dedim. Bir adım daha gelirsen avazım çıktığı kadar bağırırım sonrasını sen düşün.”

Ama dinlediği yoktu.  İki adım da yanıma geldi. Gözlerini gözlerimden bir an ayırmadı. Gözlerinden geçen her duyguyu seçebiliyordum. Tutku kıvılcımları oynaşıyordu gözlerinde.

Tam bağıracağım sırada elini ağzıma kapattı. Diğer elini de belime yerleştirdi. Beni kendine sabitledi.

Nasıl göründüğümü bilmiyorum ama Kesinlile korkmuyordum. Aksine bedenimi heyacan duygusu ele geçirmişti.

“Bağırırsan seni öperim. Sonrasını sen düşün.” dedi.

Gözlerimi kapattım. Parmakları dudaklarımın üzerindeydi. Çaresiz kalmıştım. Kadın ve erkek arasındaki fark işte buydu. Fiziksel güç. Ona nasıl karşı koyacaktım ki benden güçlüydü. Alnıma değen dudaklarla kendime geldim. Tüy dokunuşu gibiydi.

Bir kızı alnından kaç kişi öper. Babası, kardeşi, kocası ama bu adam hiç biri değildi. Sevgilim bile değildi.  Gözlerim dolmuştu. Hem çok hoşuma gitmişti, hemde zoruma.

Gözlerimi açıp ona baktım. Gözlerimin dolduğunu gördü. Her an akmaya hazırdı. Elini çekti. Ruh halim tükenmişlik yaşıyordu şu an. Arkamı dönüp gözlerimi sildim. Hala arkamda duruyordu.

“Elif” dedi.

Hiç bir şey konuşacak durumda değildim. Kısık ve titrek sesimle “Git lütfen ” diyebildim.

Bir kaç saniye bekledi. Hala ona dönmedim. Dönmekte istemiyordum. Sonra sessizce çıktı odadan. Onun çıkması ile tuttuğum gözyaşlarımı serbest bıraktım.

Sevmek her şey değildi. Değildi işte. Sevilmekte gerekiyordu..Ve bu adamın tek derdi. Beden den ibaretti. Bunu ona verecek değildim. Asla ama asla!…

💞

Demir’den

Neden gözlerinin dolu dolu olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu. Ben o,berbat kadını bile alnından öpmemiştim. Hep evleneceğimiz güne saklardım. Kendimce bir düşünceydi. Bunu ona hiç söylediğimiştim.

Ama o beni aldatmıştı. Onun aşkıyla evliliğe gün sayarken. Nasıl anlamamıştım onun berbat biri olduğunu.  Bedelini ağır ödetmişti bana. Yıllarca hiç bir kadına duygu beslemedim. Kadınlar benim için bir kaç dakikadan ibaret olmuştu.

Elif, onu gerçekten çok istiyordum. Bedenimin her hücresi Elif diye inliyordu. İsteyipte alamadığım kadın olmamıştı.

Elif’in uzanamadıgım ciğer misali olduğunu düşünüyordum. Bir kez benim olsa biliyorum ki sonra istemeyecektim. Ama…bir ama vardı.

Hamza’nın başka birinden bahsedip evlenme olasılığını gün yüzüne çıkarana kadardı.

Başka bir erkeğin Elif’e dokunacak olması kanımı dondurmuştu. Evet kıskanmıştım. Hemde deli gibi. Ama hala kadınlara güvenim yoktu. O yüzden Elif’e gidip beni inandırmasını istemiştim.

Tam bir asiydi, hiç bir yere sığmıyor hiç bir şey kabul etmiyordu. Bende pek yardımcı olmuyordum. Elimde olan bir şey değildi. Ona gerçekten inanmak istiyordum. Kimseye hayır o yapmaz lüksünü konduramıyordum.

Elif’te bir kadındı. Ve bir gün oda beni bırakabilir, aldatabilirdi. Bunu düşünmek bile aklımı kaçırmama yetiyordu.

Ama dolan gözleri aklımdan çıkmıyordu. Hem neden alnından öptüğümü kendime sorup duruyordum. Anlık gelişen bir dürtüye uymuştum. Sevmiştim yalnız.

Kokusu, teni beni deli ediyordu. Uzakta kalamıyordum. Yakında tehlikeliydi. Çünkü her yaklaştığımda kopmayan bir bağ oluşuyordu aramızda.

Onun kalbindeydim. Beni seviyordu. Bunu kollarımda titremesinden ve ilk konuşmamızdan biliyordum.

Peki Elif benim kalbimde miydi?  Kendime sürekli sorduğum bu soruya cevap yine Elif’te tıkanıyordu. Bilmiyordum. Elif bana yeniden sevmeyi öğretecek tek kişi gibiydi. Ama onun buna izin vermeyeceği gün gibi ortadaydı.

Çalan telefona baktığımda Hamza’nın aradığını görünce hemen açtım. “Ne var!..”

“Ne mi var asıl sen söyle bakalım neyin var?”

Bıkkın bir nefes bıraktım.”İyiyim afedersin söyle dinliyorum.” Dedim.

“Peki, yeni taslaklar hazır müsaitsen hemen gel.”

Zaten dışarda aranın içinde halime yanmakla meşguldüm. “Geliyorum yakınım.”

Toplantı odasına girdiğimde yine onu dosyalara gömülmüş buldum. Abisi ile inceleme yapıyordu. Hamza beni görünce “Gel bir de sen incele “dedi.

Yavaş adımlarla ilerledim. Elif’in yanında durdum. Ah lanet olsun kokusu burnuma doluyordu. Taslaklar umrumda bile değildi. Aklım şu na başka yerlerdeydi. Elif, her yanım Elif’ti.

“Sen begendinmi Elif ” diye sordum.

Yüzüme bile bakmadan “beğendim bu olmuş.”diye alakasız bir ses tonu kullandı.

“Kabul o zaman bende beğendim.”dediğimde Hamza’nın kaşlarının havaya kalktığını gördüm. Otuz üç yaşındaydım. Ve bir abiden korkacak değildim. Ne düşüneceği hiç umrumda değildi. Elif boğazını temizledi.

“Siz devem edin benim tele konferans toplantım var.”diyerek ayrıldı yanımızdan. Yine ikimiz kalmıştık. Oda çıkmak için hareketlendi.

Onu burda tutacak bir şeyler bulmalıydım. Benden uzağa gidince yine kendimle başbaşa kalıyordum. Ve bundan zerre kadar hoşlanmıyordum.

“Biraz daha inceleyebiliriz belki ek bir şeyler koyabiliriz ne dersin “diye sordum.

İyi bir fikir olduğuna kanaat getirmiş gibi başıyla onayladı. Tekrar incelemeye başladık. Egildikçe yayılan yasemin kokusu beni ona çekiyordu.

“Bak burası çocuk odası bence biraz daha büyük olabilirdi. Anneler hep büyük odalar ister. ” dedi. Parmağıyla işaret ettiği yere baktım.

“Anne olmadan bunu nasıl bilebilirsin.”diye sordum.

Yine hiç bana dönmeden ” Anne değilim ama halayım. Ayrıca bir kadın bir kadının ne isteyeceğini bilir.”

Sonra mutfağı işaret etti.” Mutfak çok iyi geniş ve ferah iç dizayn için değişik düşüncelerim var. İç mimarla bizzat ilgileneceğim.” Diye devam ediyordu.

Daha yarım saat önce ağlayan kadın değildi. Ruh hali çabuk değişiyordu. Yada ben onu pek bağlamıyordum.

“Kendi evin olsa nasıl isterdin peki ordan yola çıkabiliriz.”

Aslında niyetim az da olsa sohbet etmekti. Kırmadan kızdırmadan.

Biraz düşündü. Aksiliği gibi asiligi de alınmış gibiydi.

“Benim hali hazırda evim var. Evlenince orda oturacağım. Ve içini dişini ben yaptırdım.”

Yine evlilik demişti. Ve büyü burda bozuluyordu. “Sen ne meraklısın evlenmeye…”dedim.

İçimden kalkan bir öfke vardı. Kendime engel olamıyordum.

Yine katılaşan gözlerle baktı.” Sanane Demir sanane “üstüne basa basa “Sanane ” dedi.

“Bana bak Elif hiç kimseyle evlenmeyeceksin. Benim adımda Demir’se seni kimseye gelin etmem bilmiş ol.”

“Psikopata bağladın iyice Demir, bilmem farkında mısın?”dedi. Ve gerçekten öyle olduğunu hissettirdi bir an.

“Ne geliyorsun ne de gidiyorsun. Bence sen ne istediğini bilmiyorsun.” Gözlerini dikmiş benden bir cevap bekliyordu. Ne diyeceğimi bilmediğim hiç olmamıştı. Kahretsin ki çokta haklıydı.

Sessizliğim onu deli ediyordu. Yüzünün her halinden belli oluyordu.

Başını sağa sola salladı.”Git başımdan.”diyerek odadan çıktı. Ben öylece kaldım arkasından. Bir şeyler olmalıydı. Beni bana döndürecek. Tutunmam için bir sebep düşününce bulamıyordum.

Beni bu işten kurtaracak tek bir kişi vardı. Hamza.

{♡}

Hamza’nın odasına girdiğimde Bahar’la beraber buldum. Aksini düşünmemiştim. Bu iki aşık hiç ayrılmıyordu.

Düğünlerine üç gün kalmıştı. Hamza’nın yüzündeki mutluluk paha biçilemezdi. Yıllar önce yaşadığı acıyı Bahar silmişti. Adeta Bahar adı gibi gelmişti.

“Gelsene Demir ” Hamza’nın sesiyle düşüncelerimden ayrıldım.

“Sizi tek bulmak artık mümkün değil sanırım.”diye giriş yaptım

Bahar “Seni ne zaman çift göreceğiz Demir.”dedi.

“Bilsem ” diye cevap verdim. Hamza’ya döndüm. Seninle konuşmak istiyorum.”

Hamza kaşlarını çattı. Bahar da ona eşlik etti.

“Konuşalım ” dedi Hamza. Gözlerim Bahar’ı buldu. Bahar da fark etmiş olacakki ” ben bir Elif’e bakayım en iyisi mi siz konuşun.”dedi. Anlayışı beni etkimemişti.

Bahar tanıdığım kadınlara benzemiyordu. Hamza gerçekten çok şanslıydı.

Arkadaşlarımın eşleri ile çok ortamlarda bulundum. Ama onların bile çoğu beni erkek olarak algılıyor, peşime düşüyorlardı. Çok tiksindiriciydi.

Bahar, Hamza’nın onayı ile çıktı. Benden söze girmemi bekliyordu.

“Dışarı çıkalım mı ?”

“Neden ?”

Burası pek müsait olmayabilir. Ağzımla burnumun yerini değiştirebilirsin. Diyemiyordum.

“Bence çıkalım.”

Hamza yerinden yavaşça kalktı. “İyi çıkalım.”dedi.

Beraber şirketin arka bahçesine çıktık. Güzel bahçeydi. Masalar sandalyeler vardı. Alabildiğine yeşil bir alandı. Şirketi arkamıza aldık. İkimizde oturduk. Hamza beni süzüp duruyordu. Bende karşısında kıvranıp duruyordum.

Kötü bir fikir gibi geldi. Daha önce hiç bir kızın abisi ile konuşmamıştım. Tepkisi ne olur bilmiyordum. Hele de bu Haznedar ailesinin kızıysa. Ne kadar derki toplu bi aile olduklarını bilmeyen yoktu. Muhtemelen Elif’in daha elini tutan biri bile olmamıştır. Bu içime değişik hoş bir duygu bırakmıştı.

Eli bile tutulmamış bir kızın fatihi olmak. Gerçekten haz veriyordu. Benim gibi bir erkek için Elif gerçekten fazlaydı.

“Konuşacak mısın Demir?” Hamza karşımda durmuş bana kardeşimi anlat diyordu.

Ne diyecektim ben şimdi. Pişman olmak üzereydim. Ama buraya kadar gelmiştim. Bundan sonra ne olacak bilmiyordum. Ama Hamza beni bir kefeye kesin koyacaktı. Ya ortaklık bitecekti. Yada beni kabul edecekti. Yada bir dünya nasihat verecekti.

“Bana yardım et.”dilimden dökülen bu olmuştu. Hamza arkasına yaslanıp ” Hangi konuda.” diye sordu.

“Bahar’a duyduğun güveni anlat bana, yada nasıl güvendiğini, yada bilmiyorum nasıl körü körüne hiç düşünmeden ona koştuğunu anlat bana bana yardım et yoksa aklımı kaçırmak üzereyim.”

“Bunu sana ben anlatamam Demir. Bu anlatılan bir şey degil. Neden güvenmek istediğin kişiye sormuyorsun?”

Sıkıntıyla arkama yaslandım. ” Ne diyeceğim ona beni kendine güvendir. Beni aldatma mı ?”

“Bak dostum birine beni aldatma diyemezsin. Baştan kaybedersin. Bu kendiliğinden olan bir duygu. Ayrıca her kes Serap değil.”

Elif gibi konuştu. Ben Serap değilim, demişti.

“Biliyorum kimse onun kadar ahlaksız olamaz.”

“Sorun ne peki?”

“Korkuyorum yine aynı şeyleri yaşamaktan.”

Gerçekten ölesiye korkuyordum. O acıları tekrar yaşamaktan. Serap’ı içimden söküp atmak çok zor olmuştu.

“Korkarsan gideceğin yere varamazsın.”

“Korkmazsam varabilecegimi garanti eden de yok.” Böyle düşünüyordum. Çünkü Elif bana bir adım bile gelmiyordu.

“Denemeden bilemezsin. Hiç bir şeyin garantisi yok.” Hamza burda haklıydı.

“Haklısın.”

“Yani diyorsun ki ben aşık oldum. Ama geçmişim yakamı bırakmıyor.”

Başımı yana çevirdim. Gelde anlat şimdi.

“Orası bile karışık eski dostum orası bile…”diyebildim.

“Nasıl yani açar mısın?”

“Aşık olduğumdan bile emin değilim. Yada unuttum o duyguları seçemiyorum.”

“Şimdi sana kız ağzıyla karnında kelebekler falan uçuyormu diye soracak değilim. Ben Bahar’ı kollarıma düştüğü ilk anda anlamıştım. Tamam güven sorunum yoktu. Ama bir kadına hissettiğin duyguları anlamak da zor değil.”dedi.

“Onu kıskanıyorum sanırım.”

Hamza karşımda değişken yüz ifadesi ile bana bakıyordu. Her an değişiyordu. Öfkeyi gördüğüme yemin edebilirim.

“Başka ?”

“Sürekli yanımda istiyorum.”

Hamza’nın elleri yumruk olmuştu.

“Başka ” dedi sesi de katılaşmaya başlamıştı.

“Başka…”diye tekrar sordu.

“Onu öpmek için deli oluyorum.”

Hamza yerinden kalkıp yumruğunu masaya vurdu. Dişlerini sıkarak ” Elini sürersen canını alırım.”dedi.

Hiç istifini bozmadım. O bir abiydi. Sonsuz saygım vardı. Ayrıca çok eski arkadaşımdı. Korkmuyordum. Ama karşı çıkacak da değildim. Anlamış olması işime gelmişti.

“Dokunmadım.”dedim. Ufak kaçamaklarımızı anlatacak değildim.

Tekrar yerine oturdu. Ama sakin olduğu söylenmezdi.

“Bu kadar kızmak doğrumu? Sen aşkı bilen adamsın. Beni anlayacağını düşünmüştüm.”

“Anlıyorum şu an başka biri olsaydı ölmüştü. “

“Bahar’ın bir abisi olmaması iyi olmuş. Gayet rahatsın.”

“Ben Hamza’yım Bahar için ömrünü adamış bir adamım. “

“Haklısın ben ne isteğini bile bilmeyen biriyim. Sahi kardeşini bana verebilecek misin ?”

Öfkesini dizginledi. Derin nefes alışından anladım bunu.

“Sen istemesini bil ve kardeşim isterse benim için sorun yok. Seni iyi tanıyorum Demir. Kişilik olarak iyi birisin. Ama erkek olarak tam bir rezaletsin. Neyseki çapkın Demir Amerika’da kaldı.”

“İşte buna katılıyorum. Eski Demir artık yok. Bu gidişle de tarihe gömülecek.”

“Buna sevindim.”Ayaga kalktı. Bense hala olduğum pozisyonda oturuyordum.

“Elif bizim kıymetlimiz. Kıymetini bileceksen gel. Ama yok gönül macerası arıyorsan dur! Görüyorum ki hislerin kuvvetli. Aklını başına al Elif’i üzme!” Hamza’nın söylediği her şeye katılıyordum. Bende bir abiydim.

“Söz vermek için doğru yerde değilim. Kardeşin benden köşe bucak kaçıyor. Sadece benim hislerimle yürümek ne denli doğru.”

“Sen kesinlikle aptalsın. Onca yıl hiç mi birşey öğrenmedin. “

“Anlamadım?”

“Kaçıyorsa korkuyordur. Korkuyorsa daha fazla üzülmek istemiyordur. Çünkü zaten üzgündür.”

Gözlerimi masaya çevirdim. Kardeşim seni seviyor diyemiyordu. Demezdi-de zaten.

Yerimden kalkarak yanına yaklaştım. İçimi bir heyecan duygusu ele geçirmişti. Hafif tebessüm ettim.

“Sen diyorsun ki Elif beni seviyor.”

Bir abi ile uğraşmak çok keyifliydi. Yüzü renkten renge giriyordu.

“Şansını zorluyorsun Demir.”

“Peki afedersin.”dedim alacağımı almıştım. Neyseki yüzüm hala eskisi gibiydi.

Elif ‘ten

“Ne Konuşacakmış abimle ?” Bahar’a sorarken merakla cevabını bekledim.

“Ne bileyim canım iş ile ilgili olabilir. Bende sana geleyim dedim. Elif hadi çıkalım artık. Akşam oldu. Burda yatmayı mı düşünüyorsun?”

Merakım gitmemişti. Ama Bahar’a uydum ” iyi çıkalım.” çantamı alıp çıktık.

Üç gün sonra düğün vardı. Ama ben elbisemi hala seçmiş değildim. Bugün halledecektikti. Evden Sema’yı da alıp kendimizi yine alışverişin rahatlatan kollarına bıraktık.

Saatler sonunda oturduğumuz açık alan cafede aldıklarımızın dedikodusunu yapıyorduk. Sema gayet rahat giyindigi için çok kolay bulmuştu. Ama uzun aramalar sonunda bende istediğim gibi bir elbise bulabilmiştim.

“Yeşil sana çok yakışıyor Elif doğru seçim yaptın.” Sema dan aldığım iltifata güldüm.

Tabiki her yeri kapalı ama bir okadar da şık bir elbise kolay bulunmuyordu. Zümrüt yeşiline taşlarla bezeli şifon tül ve dantel birazda kabarık , tek kusuru üst kısmının dar olması olan elbiseyi görür görmez almıştım.

“Çok güzel olmalıyız kızım o gece tüm Bursa’nın yüksek sosyetesi düğünde olacak. Laf vermeyelim sosyetenin diline annem sonra deşer beni.”

Sema ” Bana mavi yakışıyor. Benimki biraz açık oldu ama. Belki müstakbel eşimle falan tanışabilirim. O yüzden güzel olmalıyız evet.”

Sema’nın sözüne kahakaha attım. ” Ay Sema düşündüğün şeye bak. Sen iste annem seni hemen evlendirir.” kızlarla konuşup gülmek ayrı bir güzeldi. Kahkahaların ardı arkası gelmiyordu. Bu iki kız benim hayatta ki şansımdı. Onları çok seviyordum.

Omzuma dokunan ellerle irkildim. Bahar ve Sema arkama doğru bakınca bende başımı çevirdim.

Allah’ım Demir tepemde dikiliyordu. Ve her zamanki gibi sevimli sevimli gülümsüyordu. O gözler bir farklı mı bakıyor du?. Her neyse kendimi toplayıp omzumu geri çektim.” Ne oluyor Demir bey hayırdır.”dedim.

Gülümsemesi yüzüne yayıldı. ” Aşk oluyor Elif hanım aşk hayır yani.”dedi.

Ne saçmalıyordu bu adam..Kızlar pür dikkat bizi izliyordu.

“Sana kolay gelsin Demir’ciğim ” diyerek önüme döndüm.

Ne olduğunu anlamadan kızlar ayaga kalktı.”Ne oldu niye kalktınız?”diye sordum.

Bahar ” bir an çok yoruldum Elif biz eve geçelim. İstersen sonra uğra sizin konuşacaklarınız vardır.” dedi.

“Hayır ya, ne konuşacağım bununla ben.” Ayaga kalmak için hamle yaptığımda omzuma dokunan ellerle yerime geri çöktüm.

Kızlar görüşürüz diye bana el salladılar. Bende onlara size bunun hesabını soracağım bakışı attım.

Hayır tüm gün zaten beynimi kemiriyordu. Birde burda bulmuştu beni.

Sandalyesini yanıma çekip oturdu. Başımı ters yöne çevirdim.

“Senin sapık olduğunu düşünmeye başladım.”dedim. Aklıma başka bir şey gelmiyordu.

“Senin her şeyin olabilirim asi cadım.”

Demesiyle başımı ona çevirdim. “Ne saçmalıyorsun sen hem bana asi cadım diyip durma ben senin hiç bir şeyin değilim.” Ama olmak için can atıyorum. Bunu kendime söylemiştim.

Biraz daha sokuldu bana. bu yakın temas hiç iyi gelmiyordu. Yine kan akışım hızlanmaya başlamıştı.

“Seninle bir anlaşma yapalım ister misin?” diye sordu. Tabiki kabul etmeyecektim. Ama merak etmiştim.

“Kabul edeceğimden değil ama söyle!”dedim.

“Sıfırdan başlasak yeni tanışıyormuş gibi aramızda hiç bir şey yaşanmamış gibi…”

Gözlerime kilitlenmiş cevap bekliyordu.

“Elimize ne geçecek sen aynı Demir’sin. Ben aynı Elif. Değişen ne olacak ?” gayet düzgün bir sesle normal konuşmuştum. Şimdi ben cevap bekliyordum.

“Değişen ben olabilirim Elif. Beni değiştirebilirsin. Kalbi katılaşmış bu adamı ellerinle yumuşatabilirsin. İstediğin gibi şekil verebilirsin. Bana sevmeyi öğretebilirsin. Bana güvenmeyi öğretebilir, yaşadığım boşluğu doldurabilirsin.”

Bir an ona sıkıca sarılıp göğsüne yaslanmak istedim. Kendini ispat edemeyen adam karşımda bülbül olmuştu. Söylediği sözler içimi yakmıştı. Serap denen arsız kadının ne denli büyük bir enkaz bıraktığını net olarak görmüştüm.

Başımı önüne egdim. Düşünme fırsatı yakalamaya çalışıyordum. Ama aklım sözlerine takılı kalmıştı. Bana sevmeyi öğret, demişti. Ben daha yeni öğrenmişken sana nasıl öğretebilirim.

“Peki sen benim için ne yapacaksın. ” Öyle ya ben bunlarla başa çıkarken o ne yapacaktı. Nasıl güvenebilirdim. Belki de beni yarı yolda bırakacaktı.

Biraz daha sokulup burnunu yanağıma sürtttü. Hemde açık alanda. Allahtan çok kişi yoktu. Ve yanımdaki ağaçtan görünmüyorduk.

Kulağıma doğru fısıldadı “Ömrümün sonuna kadar sevsem yeter mi ?” dedi.

Burda şu an ruhunu teslim edebilirdim. O nasıl güzel bir sözdü. Ve sevdiğin adamdan duymak bedenimde karıncalanma hissi vermişti. Yanaklarımın ısındığını hissettim. Geri çekilmemişti. Saçlarımdan bir tutam eline aldı. Dudaklarına götürüp öptü.

Dehşet verici heyecan kalbimi zorluyordu. Bu mengeneden kurtulmam gerekiyordu. Yoksa kalbim her an durabilirdi.

Biraz geri çekildim. Peki ama şartlarım var kabul edersen artık.” Ah bunu ben söyledim degil mi ? Şu anda boyuna sarılıyor olmalıydım. Ama bizim iş biraz farklıydı.

Oda geri çekildi. Çok değil ama hala dibimde duruyordu.

“Kabul edildi.”

“Daha söyledim ki, neyi kabul ettin?”

“Önemli değil ama sen söyle yinede bileyim.”dedi.

“Birincisi beni öpmeye falan kalkışmak yok!” Kaşlarını çattı. Hoşuna gitmemişti.

“Bunun neresini kabul edeyim ben Elif.”

Onun hu hali çok komikti. Kendimi tutamadım küçük bir kahakaha bıraktım.

“Hani kabul etmiştin ?”

Bıkkınlıkla omuzları çöktü.” Tamam kabul devam et.”dedi.

“İkincisi, ikincisi ” ikinci neydiki. Başka bir şey yoktu galiba.

“Evet ikincisi ?” Demir sabırsız bekliyordu.

“Sanırım ikinciyi bulamadım.”güldü. Güldüğünde daha çekici oluyordu.

“Bana sadece inan ve güven Demir. Beni hiç bir zaman onunla kıyaslama! Karıştırma ben onun yaptığını rüyalarımda bile yapamam. O karaktere sahip değilim.”aklımdaki tam da buydu. İlk dersi almış oldu.

“Biliyorum ama beni kendi yerine koy, anlamana yardımcı olur. Sen benim gördüğüm tanıdığım en iffetli kadınsın. Sana bu konuda saygısızlık yaparsam öldür beni. Yoksa ben kahrımdan ölürüm. “

“Sen bana öyle ahlaksızlıgı yakıştırdığın gün ben zaten ölürüm Demir. Bizden geriye hiç bir şey kalmaz.”dedim düşüncesi bile yüzümü buruşturmama neden olmuştu.

Uzanıp yanağımdan uzunca öptü. Gözlerimi kapattım. Bu anı yaşamak gerçekten anlatılmazdı. Yaşanırdı. Oda bana mutlu ve huzurlu anı yaşatıyordu.

Geri çekildi. Bana kalsa orda bir ömür durabilirdi.

“Belki pek çok şey için söz veremem. Ama senin sadakatinden asla şüpheye düşmemeye söz veririm.”dedi.

“Bu sözün benim içinde geçerli olması gerekiyor.” O çapkın bir kadın avcısı benden de ona o yolda bir şey çıkmazdı. Bu sözü almak zorundaydım.

“Kendini hafife alma, ben seni tanıdığımdan bu yana bir kadına bakmadım. Sana bunun sözünü gönül rahatlığıyla verebilirim. Elif Haznedar sen deniz oldun, bense o denizde karaya vuran gemi gibi demir attım. Sebatım sensin.” dediginde onu öpmek istedim.

Öküzün içinden resmen romantik bir adam çıkmıştı. Ve kalbimi bilmediğim yerlerden vuruyordu. Meğer aş ta yaşanacak çok şey varmış. Yeni yeni anlıyordum.

Öpemezdim. Bende o cesaret sıfırdı. Bilmediğim toprağa girmiş olurdum. Ama usulca sokuldum. Kollarımı boynuna doladım. Hiç vakit kaybetmeden sardı beni, elinin biri sırtımda diğeri saçlarımdaydı.

İnsanın sevdiğine sarılması, içten gelen bir huzur gibiydi. Karşılıklı olunca daha tatlı bir huzura dönüşüyordu.

“Kıskanmak serbestmi Elif.”diye sordu. Ne alakaydı şimdi anlamamıştım.

Geri çekilip ona baktım. Elleri hala uzerimdeydi. İnanılmaz bir his veriyordu. Bu güne kadar bana bu şekilde dokunan hiç kimse olmamıştı. Sahiplenici bir duyguydu.

“Anlamadım ?”

Gözleri yüzümün her yerine degiyordu. Dudaklarımda takılı kalıyordu. Bu bakışlar kalp ritmimi artıyordu.

“Yani anladım ki ben seni çok kıskanıyorum. Üzerinde dolanan göze, söze bile tahammül edemiyorum. Kıskançlık güven duygusuna dahil mi ?” Gülmek isteği hiç bu kadar derinden gelmiş miydi ? Hatırlayamadım. Ama güldüm. Hemde en içten gülüşümle.

Ben gülünce oda güldü.” Neye güldün acaba?”dedi.

“Bilmiyorum ama gülmek istedim.” sesimi toparlayıp devam ettim.” Beni kıskanmazsan seni kalbinden vururum.”dedim.

Parmağımı kalbine bastırdım. Bastırdıgım parmağımı alıp dudaklarına götürdü.

“Sanırım onun için geç kaldın. Ben kalbimden vurulalı çok oldu.” dedi.

Ahh buralarda bir yerde eriyip gitmeden kendimi burdan uzağa fırlatmalıydım.

“Artık gitsem iyi olacak. “diyebildim.

“Bence gitmesen daha iyi olacak. Sen gidince eski yanlız ve mutsuz adam oluyorum.”

“Üzgünüm ama bir ailem var. Onlara açıklama yapamam sonra.” Ve cidden geç kalıyordum. Birazdan telefonlar başlardı. Nerdesin Elif diye nağmeler dizilirdi.

Zor da olsa kabul etmişti. Rüya gibi bir akşam olmuştu. İçim bayram çocukları gibi şendi. Eve gitmek istemiyordum.

Ayrılırken arabanın yanına kadar bana eşlik etti. Yanağımdan uzun bir öpücük aldı. Zor olmuştu ayrılmak yüzü düşmüştü. Ama geceyi onunla geçireceğimi düşünüyorsa aptallık ederdi.

Yolumu kızlara çevirdim. Yoldan arayıp eve de haber verdim.

Bana kapıyı açan kızlar dikkatle beni sürdüler. Muhtemel ağlamam falan gerekiyordu normal şartlarda. Ama beni leyla gibi görünce kolumdan tuttukları gibi salona götürdüler.

Bir kaç şeyi atlayarak izah ettim.

Sema “vay arkadaş ne Bursa’ymış. Resmen romantik adam dolu. Yok yok inancım arttı. Yakında ruh öküzümle kesin tanışacagım.”

Bahar bu çoktan aşka batmıştı zaten ” Ay ne öküzü kızım. Bunlar bildiğin romeo hadi inşAllah yavru.” dedi.

Ben hala Demir’in bu akşam ki halini düşünüyordum. Başıma aldığım yastık darbesiyle aklım başıma geldi. Sen misin bana atan derken kızlarla yastık savaşına giriştik. Ve son on dakikanın ardından parmağımız bile kımıldamıyordu.

“Allah’ım çok şanslı mıyım ne yastık savaşı yapabildiğim bir görümcem var. Annemin görümcesi tam bir kötü kadın karakter” Bahar’ın sözlerine güldüm.

“Halan olmuyormu senin kız halaya çekermiş. Varmı seninde öyle huyların.” dedim.

Bahar ” Aman Allah korusun yok yok rahat ol”dedi.

Tüm gece gülüp eğlendik. Hatta bir ara sigara bile içtik. Lisede içmiştim en son. Bu kızlarla sigara bile faydalıydı.

💞

{♡}

Bahar oturmuş tırnaklarını kemirmekle meşguldü. Bu gece kınası gecesi vardı. Ve öğlen gibi amcası yengesi halası ve kuzenleri gelmiş olacaktı. İçinde kaynayan bir kazan vardı. Sanki kaçıp kurtulmak istiyordu. Bu düğün zırvalıkları çok gergin hissettiriyordu.

“Off Sema nerdesin ?” içeri doğru seslendi. Koşarak içeri girdi Sema.”Ne oldu Bahar?”diye sordu.

Şaşkın arkadaşına baktı Bahar.” kaçsam mı sence ben biraz gerildim de.”dedi.

Bıkkınlıkla of ladı Sema.”Bir kalk Allah aşkına git duşunu falan al soğuk suyla olsun aklın başına gelir ” diye söylendi.

Oflaya Oflaya kalktı. “Ama Sema ben sanki biraz tırstım mı ne…”dedi.

Sema parmağını gözüme soka soka “geç kaldın Bahar’ım geç, adam seni koynuna alacak. Şimdi mi geldi aklına?”

Ellerini beline yerleştirdi Bahar.” Saol ya ne güzel moral veriyorsun.”

Sema kahakaha atarak odadan çıktı. Birde şarkı tutturmuştu “vurur yüze ifadesi ne sandın bir tanesi.” Kahakalarına yenilerini ekliyordu Sema

Kafasını kapıdan uzattı Bahar ” Sen Sema, elbet bir gün elime düşeceksin kızım vallahi bunun intikamı çok acı olacak.” diye bağırdı.

Sema dan gelen tek yanıt daha fazla kahakaha atmak oldu.

{♡}

Hamza odanın ortasında bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu. Heyecandan yerinde duramıyordu.

“Abi bir dursan artık diyorum. Başımız döndü. Görende senin kına gecen sanacak.” Elif başını geri atıp gözlerini kapattı. Gerçekten beyni dönmüştü.

“Elif çok konuşuyorsun. Bahar’ı aradın mı sen bir şey lazım mı sordun mu ?” Hamza kalpten gitmese iyiydi.

“Aradım, saat dört gibi buluşacağız. Sende geleceksin ne sorup duruyorsun. Ay yeter ben odama çıkıyorum.” diye ayaga kalktı.

Yanında geçen annesine döndü Elif “Anne şu oğluna papatya çayı demle. Biraz sakinleşinsin yedi bitirdi beni ” dedi.

Safiye hanım ” Elif seni de göreceğim. Kızım kolay mı sanıyorsun ?”Oğluna bakarak ” Oğlum sende otur artık.”dedi.

Elif ellerini yukarı doğru açtı.”Yumurtaya can veren Rabbim aklımı koru ” annesine döndü.”Hayır lafı nasıl bana getirdin yine bilemedim anne işin gücün ben, senin dilinden kurtulmak için ilk görücüye olur diyeceğim.”dedi.

Safiye hanım “ha oldu bende vereceğim.”Safiye hanım avucunu açarak “Avucunu yalarsın kızım.”dedi.

“Hayda evlenmiyoruz kabahat evleniyoruz kabahat tamam anne turşumu kur oldumu.”

“Olmaz ben seçeceğim damadı mı.”Elif ağlamak istiyordu.

Cebinden telefonunu çıkarıp Bahar’ı aradı.

“Efendim canım.”diye açtı Bahar.

Hamza’nın gözü Elif’in üzerindeydi.

“Kuzum ben sana geliyorum.”

“Gel de ne oldu sesin kızgın geliyor.”

Bakışlarını annesi ve abisin üzerinde gezdirdi Elif.

“Bahar bugün bu evde herkes aklını kaçırmış bende yoldan çıkmadan sana geliyorum.”dedi.

Safiye hanım “Hamza bu bize deli mi dedi oğlum.” diye oğluna sordu.

“Yok anacım yok.”diye geçiştirdi Hamza.

Elbiseni bagaja özenle yerleştirip gaza son sürat bastı Elif. Bugün ev gerçekten çekilmiyordu. Çalan telefonla yüzü aydınlandı. Tabiki arayan Demir’di.

“Efendim “diyerek açtı. Az önceki halinden eser yoktu.

“Neredesin ve ne yapıyorsun ?” Demir direk söze girdi.

“Sorma Demir, bugün bizim evde herkes heyecanlı ve gergin beni stres topuna çevirdiler. Çıktım evden Bahar’a geçiyorum.”

Demir’in küçük kahakası kulaklarını doldurdu.

“Ah canım sevgilim önce buluşalım. Ben seni rahatlatırım ne dersin?”

“Sevgilim mi dedin sen ” ilk defa duyuyordu Elif. Yanaklarının ısındığını hissetti.

“Sevgilim degil misin ?”

Onu görme isteğiyle dolmuştu.”Ben burdan bu konuyu anlayamadım neredesin geliyorum.”dedi Elif.

“Evdeyim “

“Hayır evine gelemem orayı geçelim.”Demir de yükselen kahakaha Elif’i kızdırmıştı.

“Demir bugün benimle yeterince kafa bulan var..Bence sen hiç şansını zorladın sevgilim hadi sana güle güle.”deyip telefonu kapattı. Bugün herkes mi Elif’e takmıştı.

Ardından çalan telefona cevap vermedi. Bir sonrakine de. Daha sonrakine de. Şimdi gülme sırası Elif’e gelmişti.

“Çok beklersin yamuk Demir.”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!