16.Bölüm

{♡}

Salona slow müzik eşliğinde giriş yaptılar. Şimdiden kalabalıktı. Bir iki saat sonra daha kalabalık olurdu. Elif ve Sema bir an olsun Bahar’ı yanlız bırakmıyordu.Hamza ise başbaşa kalmanın hayallerini kuruyordu.

Üstü dantel kalçaya kadar dar sonrası hafif bol bir gelinlik seçmişti Bahar. Sadece boyun birazda omuz kısmı açıktı. Bu vakte kadar evlensem şöyle bir gelinlik giyerim dememişti Bahar.

Sade ve şık olmak adına seçmişti. Ve Hamza’nın kalbini fet etmişti. Ensesinde topladığı siyah saçları sadeliğini ve güzelliğini on plana çıkarmıştı.

Elif’in kulağına eğilip” Git Demir’le ilgilen kötü kötü bakıyor.” Bahar Elif’e göz kırptı.

“Sussana kızım abim duyacak.”

Bahar, Sema ya dönüp “Sema al şunu başımdan kocamla yanlız bırakın bizi.” Sema gülümsedi.

“Hay hay sen iste yavru ne demek. Elif kalk kız gidiyoruz bunlar bizi istemiyor. Gidip kendimize birer eş bulalım.” Elif hızla yerinden kalktı.” Ay sen sus bari yada al eline mikrofonu öyle söyle herkes duysun.”

Elif önde Sema arkada ayrıldılar Bahar ile Hamza’nın yanından. Bahar Hamza’nın kulağına doğru egilip “Elif’i daha ne kadar süründürmeyi düşünüyorsun? Kız senin korkundan adım atamıyor.”dedi.

Hamza yüzüne doğru gelen sıcak nefese gözlerini kapattı. Sonra oda aynısını yaparak “Bırak korksun iyidir korkması.”deyip karısına göz kırptı.

Bahar gözlerini devirdi. Kendisine şapur şupur kardeşine yarabbi şükür yapıyordu bu adam. Ah şu abilik duygusu. Mesele kendi olunca tamamen değişiyordu.

“Sıkıldım ben hadi kalk masaları dolaşalım. Beni çevrendeki kızlarla tanıştır da biraz asık surat görüp gurulanayım.” Hamza anlamamıştı. Kaşlarını çattı.”Ne gururu ?”diye sordu.

“Tabiki seni ellerinden kaçıran kızların kıskançlığının bana verdiği gurur sevgili eşim.” Hamza’nın ağzı kulaklarına varırken. Başını sağa sola salladı. “Ah siz kadınlar.”dedi.

“Ah sen kadın diyeceksin kadınların cenaze namazını kıl artık.” Bahar’ın çenesi bugün açılmış gibiydi. Aklına ne gelirse söylüyordu.

“Kıldım gitti hatun kalk gezelim.” Bahar da gülmüştü bu söze “hatun “biraz garip bir kelimeydi. Sanki, kırk yıllık evlilerdi de Hamza ona sesleniyordu.

Düşüncelerinden bacaklarına dolanan ve kocasının kopyası olan Ömer’i görünce sıyrıldı. Kara, kara gözleri zeytini andırıyordu. Egilip yanağına bir öpücük bıraktı Bahar.”Paşam sen neredesin ben seni göremedim.”dedi.

“Göremezsin tabi beni çocuk odası diye bir yere kapattılar. Kaçtım da geldim.” Ömer’in kurduğu cümleler Bahar’ı güldürmüştü.

“E babacım demedin mi ben düğün sahibiyim diye.”Hamza Ömer’i kucağına alırken söylemişti sözlerini.

“Aklıma gelmedi baba elimden tutup götürdüler beni.”

Hamza ve Bahar kahakaha atmıştı. İşte mutlu aile tablosu buydu. Etrafta kendilerini süzen pek çok kişi vardım

“Seni gelinlikle kucağıma almam zor Ömer. İndir babası oğlumu bana eşlik etsin.” Bahar içinden geldiği gibi konuşmuştu. Ve ilk defa oğlum demişti. Hemde kendi kanından canından olmayan bir çocuğa.

Hamza’nın gözleri Bahar da kilitli kaldı. Ömer babasının kulağına doğru ” Bana oğlum dedi baba.”diye fısıldadı.

Bahar bunu duymamıştı. Sesten dolayı birbirlerini zor duyuyorlardı.

Hamza gözlerini Bahar dan ayırmadan Ömer’e fısıldadı.”Sana oğlum demişse sen ona ne diyeceksin.”diye sordu.

Bahar baba, oğul arasında geçen konuşmayı görüyor ama duyamıyordu.

“Ne oluyor ?”diye sordu.

Ömer Bahar döndü.” Sen bana oğlum dedin!” Bahar yanlış mı dedim diye düşündü o an.

“Özür dilerim Ömer içimden geldi ondan söyledim. “Bir çocuğa kurabilecegi en uygun cümle buydu sanki. Bahar’a öyle gelmişti.

“Neden özür diliyorsun anne ?” Bahar duyduğu anne kelimesiyle olduğu yere çakılmıştı adeta. Ne kımıldıyor ne konuşabiliyordu.

Hamza oğlu ve karısı arasındaki duygu gel gitlerini mutlu gözlerle izliyordu.

Hamza’ya baktı ve “anne dedi.”diyebildi.

“Sende ona oğlum dedin.”

Üzerindeki şaşkınlığı yavaş, yavaş atan Bahar gülümsedi.”Çok farklı Hamza.”

“Nedir o farklı olan şey güzelim ?”diye sordu.

Ömer hala Hamza’nın kucağındaydı. Sesizce dinliyordu.

“Anne olmak! Ve birinin sana anne demesi…”

Hamza, Bahar’ı elinden tutup kendine doğru çekti. Alnından öptü karısını.” Farklı olan sensin Bahar. Ve sen bu iki erkeğin farkısın.”diyebildi.

“Boş ver gelinliği oğlum annene bir sarıl sen kocamanından hemde.” Babasının kucağından Bahar’ın kucağına attı kendini Ömer. Bahar içindeki annelik duygusunu daha bir kez bile bedeninde taşıyıp dünyaya getirmeden tattıran bu çocuğu gerçekten seviyordu.

Nedenini kendide biliyor değildi. Belkide en ve tek sevdiği adamın kanından olması yeterliydi. Sevmek için bahanelere gerek duymamıştı çoğu zaman sevilirdi yani insan. İlla kanından canından olması gerekmiyordu.

Hamza kolunu Bahar’ın omzuna koyarak kendine çekti. Yüzünde tarifsiz bir mutluluk vardı.”Hadi ailem “ailem kelimesi Hamza için bugün can bulmuştu.

Bahar mutlulukla parlayan gözlerini Hamza’ya çevirdi. “Sizi seviyorum beyler “dedi.

Ömer kara gözlerini kırpıştırarak tatlı tatlı “bizde seni sevdik bebek “dediğinde karı koca kahakaha attı.

{♡}

“Mutlu aile tablosu ha Kerem, abini hiç böyle görmemiştim. “Salonun en kuytu köşesinde hiç kimsenin görmeyeceği bir bölmede abisinin ne kadar mutlu olduğuna şahitlik ediyordu Kerem. Yüzünde tatminkar bir gülümseme oluştu.

Arkadaşı Yusuf”a döndü. “Haklısın dostum. Bende hiç görmemiştim.”dedi.

“Yengen de güzelmiş.” Yusuf’un bu sözüne Kerem öfkeyle baktı.” Sanane lan işine bak sen”dedi. Ahh bu Haznedar erkekleri hep böyle kıskançtı.

“Tamam yahu ne kızıyorsun.” Kerem tekrar abisi ve yengesini izlemeye devam etti. Gelmekle doğru bir karar verdiğini anladı. Bu gördüğü güzel anlar asla anlatılacak yada tahmin edilecek şeyler değildi.

“Kerem ben dışardayım. Sigara kafama vurdu. Gelirsin sen.”

Kerem arkadaşına dönerek bir adım attı. Yusuf onun yürüdüğünü bilen tek kişiydi. “Git zıkkımlan gelirim ben şapkayı ve gözlüğü bana ver.”dedi.

Yusuf başını sağa sola salladı. “Sen iflah olmazsın oğlum. Kendi kendine eziyet ediyorsun. Herkes kendi yolunda ama sen şapka ve gözlükle uğraş dur.”

“Çok konuştun sen yine.” Yusuf’un elindeki güneş şapkasını ve güneş gözlüğü aldı.”Hadi arabada bekle beni birazdan gelirim.”dedi Kerem.

Yusuf’un gizlenmek gibi bir sorunu olmadığından rahat, rahat dışarı çıktı.

Kerem gözlerini kısıp herkesi izlemeye aldı. Ahh kardeşi Elif. Onu ne çok seviyordu. Evin en küçük iki çocuğu olarak birbirlerine hep düşkün olmuşlardı. Kendini odasına kapatana kadar. Yaklaşık iki yıldır yürüyordu. Ve bunu ailesinden saklıyordu. Mesele ailesi değildi. Kendiydi. Kendi ve kalbindeki acısı.

Demir’i gördü. Yıllardır görmemişti. Değişmiş geldi ona. Bedeni bakışları…

Bakışları…. kime bakıyordu. Gözlerini Demir”in baktığı yöne çevirdi.

Elif.  Elif’te ona bakıyordu. “Hadi canım”dedi. Sesli olarak. Dudakları yukarı kıvrıldı. Ve aniden bedenini saran kıskançlık duygusuyla.

Acaba abim biliyormu diye düşündü. Ve gözlerini bayram yerine çeviren bir güzellik. Mavi elbisenin içinde ki huri kimdi bu ? Kızın saçına giden eli ve Elif’e anlattığı her neyse çok önemli gibiydi. Durduk yere heyecan sarmıştı içini. Yıllardır kadınlarla arası yoktu. Ondan sonra hayatında kimse olmamıştı. Olamazdıda. Tavan arasında hayatı akıp giderken aklına gelen en son şey bir kadın ve onun hissettirdikleriydi. Bu oyun şu an itibari ile sıkıcı gelemeye başlamıştı.

Artık gitmesi gerektiği için şapkasını ve gözlüğünü taktı. Gelmek istemişti. Ama şimdi gitmek istemiyordu. Yapacak bir şey yoktu. Son kez göz atıp yürüdü. Geldiği yolu takip etti.

Biraz dönemeçli koridorda ilerledi. Yürü-yürü bitmiyordu. Zaten evde yürümediginden alışmıştı. Şimdi yürümek zor geliyordu. Daracık bir yerden geçti. Kimseler yoktu. Olsada ancak çalışan personel olurdu.

Her ihtimale karşı gözlüğünü ve şapkasını çıkarmamıştı. Temiz havanın kendine doğru geldiğini hissedince çıkışa yaklaştığını anladı.

Bu kısım biraz tehlikeliydi. Lavaboların yanından geçmesi gerekiyordu. Allah’tan burası bir oteldi. Kim kime dum duma hesabı yapıyordu.

Ellerini cebine soktu. Şapkasını iyice önüne egdi. Ve yürümeye devam etti. Bir kaç adım attıktan sonra her neye carptıysa küçük bir çığlık koptu. Çarptığı kişi bir kadındı. Sesinden anlamıştı. Çünkü henüz başını dahi kaldırmamıştı. Refleks olarak kadını belinden yakaladı. Saniyelik olan olayda fark ettiki gözlük gözünde değildi. Çarptığı kadınla arasında duruyordu. Başını kaldırıp baktığında ela gözler kendi kahverengi gözlerine bir kaç saniyeliğine takılı kaldı.

Kerem’e az önce beğeniyle seyrettiği mavi elbiseli kadının kollarına düşeceğini söyleseler  gülmekten cevap veremezdi. Ama şimdi yanındaydı. Hemde samimi bir şekilde.

Kız aniden çekilince kendi de içine düştüğü düşünce çukurundan sıyrılıp kendini topladı. Kız çekilince yere düşen gözlüğünü aldı ve gözüne taktı. Başka birinin göreceği korkusuyla adım attı. ” Bir özür dileseydin bari öküz.”diye cırlayan kadına dönüp baktı.

Hoşuna gitmişti. Hep sevmişti zaten hırçın kadınları. Bu da onlardan biriydi. Dudakları yukarı kıvrıldı.

Kıza doğru adım adım yaklaştı. Başını kıza doğru egdi. Önce kızın kadınsı ve akıl oynatan kokusunu içine çekti. ” Ben özür dilemem ” dedikten sonra kız daha ne olduğunu dahi anlamadan kızın dudaklarından hızla öpücüğünü çalarak koşar adım yoluna devam etti.

Gözleri şaşkınlıktan kocaman olan Sema elini hızla dudaklarına götürdü. Şaşkınlığı yerini kızgınlığa bırakmıştı. Henüz söylediğini duyacak uzaklıktaydı. “Hayvan, hayvan, pislik herif.” Sinirden ayaklarını yere vurdu Sema.

Ayağında topuklu ayakkabı canını öyle yakmıştı ki acıyla eğildi.”Ahh lanet adam seni bulursam bu ayakkabının topuğuna kafanda kıracağım.”dedi.

Bunları duymamıştı Kerem. Sema ayağını çeke çeke salona geri döndü. Oysaki sadece lavaboya gitmişti. Başına gelen neydi. İlk öpücügünün bir haydut tarafından çalınması olmuştu. Sıkıntıyla ofladı.

“Bendeki talihin ben a….” Elif başında bitti. “Hey ne oldu kızım sana sen az önce küfür mü ediyordun.”

“Ayağımı kapıya çarptım ” Elif talihime ağlıyorum.”dedi. İçinden konuşmak ve başına geleni söylemek gelmemişti.

“Çok mu kötü doktora gidelim mi?”Elif bir anda telaş yapmıştı. “Dur ben annemi çağırayım.” Sema kolundan yakaladı.” Bir dur be ” Elif Sema’ya geri döndü.” E durdum”dedi.

“Yok bir şeyim az dinleneyim geçer. O kadar kötü değil Bahar’a da söyleme lütfen.”Elif ikna olmuştu.”Tamam ama sen on dakika içinde kalkmazsan her bir kimseye söylerim anlaşıldı mı.”Sema omuzlarını düşürdü.” Ooldu inatçı keçi Demir sana ne diyordu. Elif kıkırdadı.”Asi cadı.”

“Hah vallahi akıllı çocuk , aynen öylesin.”

{♡}

Yaklaşık on dakikadır gözleriyle Demir’i arıyordu. Ama ortalıkta görünmüyordu. Bu gece bir kaç kelime dışında konuşmamışlardı. Uzaktan bakışmak dışında yaptıkları bir şeyde yoktu zaten. Anne, babası Bekir abisi yengesi misafirlere ilgileniyorlardı. Dışarı bahçeye çıkmış olabilir diye kimseye görünmeden adımlarını o tarafa çevirdi.

Aniden önünü kesen gereksiz insan Serap’la burun buruna geldiler. Elif gözlerini devirdi.

“Ne istiyorsun Serap ?dedi. Cicimli bicimli konuşacak değildi. Açıkça safını belli etmişti. Ve bundan zerre rahatsızlık duymamıştı.

Beyaz tenine zıt kırmızı ruju itici bir hava katmıştı ona. Koyu yeşil gözlerinde hain ışıltılar oynaşıyordu. Dudakları büke büke konuştu.”Ay ne isteyecegim şekerim Demir’i göremedimde bir merhaba diyecektim. Sen gördün mü diye sorayım dedim.”dedi Serap.

Elif kadının ağzının üzerine bir tane patlatmak istedi. Ne iğrenç bir yaratık diye geçirdi içinden.

“Bilmiyorum görmedim.” Serap’ın omzuna çarparak yanından geçip yoluna devam etti.

Ne iğrenç bir kadın insanın midesini bulandırıyor. Elif bahçeye çıktığında temiz ve serin havanın etkisiyle gevşedi.

Etrafına bakındı. Bir kaç kişi vardı. Onlara baş selamı verdi. Tüm bahçeyi dolaştı. Ama Demir yoktu. İçi sıkılmaya başlamıştı. “Nerdesin Demir.”diye sesli söylendi.

İçeri geri dönmesi gerekiyordu. Belki dönmüştür diye düşündü. Salona geri döndüğünde Demir’i Hamza abisiyle konuşurken gördü. İçi ferahlamıştı.

Artık nikah merasimine geçiyorlardı. O yüzden yüzeysel konuşup işlerine döndüler.

Bahar’ın nikah şahitliğini Sema Hamza’nın ki de Demir’di. Bol alkış ve aşk dolu bakışların arsında nikah kıyılmıştı. Artık resmen karı koca olmuşlardı.

Tüm aile çok mutluydu. Hatta bir ara annesini ağlarken gördü Elif. Babası da duygulanmıştı. Güldü, görende bunları hakikaten Bahar ın anne babası sanacaktı. Kız verir gibi ağlıyorlardı.

Kulağını dolduran ses ah o muhteşem ses hemen arkasında kulağına eğilmiş fısıldıyordu.

“Özledim seni.”dönmek ona sarılmak istiyordu. Ve bunu yapamayacağı bir yerdeydi. Hafifçe döndü. Ama tam değildi. Aynı ses tonuyla konuştu.”Bende seni özledim.”deyip tekrar önüne baktı.

“Hmm o zaman seni arka bahçede bekliyorum.”Demir bunu söyleyince Elif başını eğerek tamam işareti yaptı.

Demir gideli beş dakikayı geçmişti. Sema’ya kendisini idare etmesini soran olursa bir şeyler uydurmasını tembihledi.

Hızla bahçeye çıktı. Bakındı bakındı. Yine yoktu. Süs ağaçlarının oraya doğru yürüdü. İllaki burda olmalıydı.

Ağaçların yanına yaklaştığında konuşmalar duydu. Demir’in sesiydi bu ve o iğrenç kadının. Yüreği sıkışmaya başlamıştı. Elini kalbine götürdü. Kıskançlık, korku, aldatılma duygusu karışık bir hale girmişti. Bir iki adım daha attı. Buradan ya galip ya mağlup ayrılacaktı. Ne görecegine ne duyacağına bağlıydı.

Ellerini Demir’e uzattı Serap”Çok pişmanım Demir bilemezsin. Lütfen affet beni.”dedi. Demir Serap’ın ellerini tiksintiyle itti.

“Senin için üzgün bile değilim. Ne affetmesi senin yüzüne baktığıma dua et. Serap git buradan”Demir’in sözleriyle Elif derin bir nefes alıp verdi. İşte benim adamım diye içinden geçirdi.

“Ama Demir sen beni seviyorsun yıllar geçmiş olabilir. Sen beni hala seviyorsun. Beni çok sevdiğin Serap’ı nasıl gönderirsin.” Kadın tüm aciz ses tonunu kullanıyordu. Arada ellerini Demir’e uzatıyor ama dokunamıyordu. Dudaklarını büze büze konuşuyor sözde Demir’i etkilemeye çalışıyordu.

“Çok eskidendi. Evet birini seviyorum ama seni değil. Senin gibi ucuz ve basit bir kadından kurtulduğum için sana ne kadar teşekkür etsem az kalır. “

Seviyor, beni seviyor. Yani tamam çok güzel davranıyordu. Ama ağzından ilk defa duymuştu Elif.

“Sen benden başkasını sevemezsin Demir.”

Elif gülmek istiyordu. Bu nasıl bir cümle böyle. Durduğu yerde dikleşti. O beni seviyorsa ben ona ölürüm diyerek kendini ifşa etti.

Ağaçların arkasından çıktı. Demir ve Serap Elif’e döndüler. Işıkların izin verdiği kadar görüyordu Demir’in yüzündeki korku dolu ifadeyi.

Serap kaşlarını çattı.” Sen ne arıyorsun burada?” diye sordu Elif’e.

Elif gelip Demir’in koluna girdi. Demir şok olmuş gözlerle baktı Elif’e.

Ama kollarına dolanan kızı kendine çekti. Elif’in bir bildiği vardı. Oda ona izin verdi.

“Serap müstakbel nişanlımın yanından uzaklaşman için sana beş saniye veriyorum. Yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim. Abimin düğünü demem seni rezil ederim. Zaten rezilsin de orası ayrı tabi…”

Demir işittigi sözlerle şoka girmiş gibiydi. Bir şey bekliyordu. Ama bu kadar net ve sert beklemiyordu. Kendini topladı Demir, Serap’ın ateş saçan gözlerine baktı.

“Nişanlımın söylediklerini duydun defol git buradan.”

Serap ağzını bile açamadı. Dudakları sinirle kımıldadıysada yapamadı.

“Burda kalmaz bu.”diyebildi. Ve arkasına baka baka gitti.

“Dediğini yapar yarın hatta bu gece tüm Bursa duyar. Kötü oldu bu ama bir çaresine bakarım artık.” Elif konuşuyordu. İçindeki korku ailesinden geliyordu.

Ama Demir’in umrunda bile değildi. O sadece Elif’i izliyordu. Karşısındaki müthiş kadını, güçlü ve inanan kadını, sahip çıkan kadını. Daha pek çok sıfata uygundu Elif.

“Sana diyorum bu aptal kadın sabaha diyorum. Hatta şimdi diyorum beni mahfedecek diyorum. Sen beni duyuyorm….” Sözünü tamamlayamadı. Demir içinden gelen hatta gitmek bilmeyen duyguya yenik düşmüştü.

Elif suydu. Elif güneş, gökyüzü, uçsuz-bucaksız denizdi. Elif aşktı..Toprağına yağmur damlası değmemiş diyardı. Ve Demir o toprağa yağmur olmuştu. Seve seve kana kana.

Elif dudaklarını kapatan teni hissettiğinde tüm bedeni alev almıştı. Karşı koymak istesede bunu yapmamıştı. Demir, beni seviyorsa bana dokunacak tek kişidir, düşüncesiyle kendini ona bıraktı. Hiç bir şey bilmiyordu. Acemiydi. Bilse bu hali Demir’e tam ters etki ediyor. Öylece beklerdi.

Demir aldığı muhteşem tadı, daha önce asla ama asla bilmediği bir şey olduğuna kanaat getirdi. Bu kadın başka bir şeydi. Adı yoktu. Anlatılmıyordu.

Nefesleri tükenince geri çekildiler. Demir, Elif’i alnından öptü. Dudaklarını bir müddet çekmedi. Elif gözlerini kapatıp nefesini düzenlemeye çalıştı. Bu ona dokunan ilk ve son ten olmalıydı. İçinden dua ediyordu. Lütfen Allah’ım. Aklına başka bir şey gelmiyordu.

“Evlen benimle” Bu ana uygun başka bir cümle bulamadı. En kısası ve en netiydi. “Evlen benimle.” Elif başını kaldırıp sevdiği adama baktı.

“Sebep?”dedi. O kadar da kolay olmamalıydı.

“Sebep mi arıyorsun ?”

“Hem evet hem hayır.”Demir kaşlarını çattı.

“Bilmece gibisin ama seni çözmek çok zevkli. Bu konuyu yarın konuşalım. “Alnına tekrar bir öpücük bıraktı.

“Oldu yarın cenazeme gelirsin annem beni öldürecek. Babamda gömecek. Salona doğru yürümeye başladılar.

Demir eğildi. Saçlarında ki mis gibi kokuyu ciğerlerine çekti. Kulağına doğru indi “Göreceğiz sevgilim.” Dedi.

{♡}

Demir Hamza’nın yanına yaklaşıp kulağına doğru fısıldadı.”Biraz konuşmalıyız.”dedi.

Hamza kaşlarını çattı.”Ne hakkında ?”dedi.

Demir, Bahar’a “yengeciğim kocanı alıyorum. Bir kaç dakika sonra bırakırım.”dedi.

Elif mahkum Hamza Demir’i takip etti. Bir kaç metre uzakta durdular Hamza”Evet dinliyorum.”dedi.

“Bak etrafına, buradaki bütün kızlar benim, erkeklerde Elif’in peşinde ve ben buna engel olamıyorum.”dedi. Içine düştükleri sıkıntı yüzünden ve sesinden okunuyordu Demir’in.

“Ne saçmalıyorsun oğlum sen, benim kardeşime bakacak adamın ciğerini sökerim ben.”Hamza alev almıştı adeta. Demir konuya balıklama daldığı için.

“Ha öylemi “Hamza’nın yönünü çevirdi. “Bak şu masaya geldiklerinden bu yana senin kardeşini benimde sevdiğim kızı kesip duruyorlar. Tabi senin gözün Bahar dan başka bir şey görmüyor. Ama ben etrafta dönen her şeyi görüyorum. Çünkü Elif’te bana ait olduğuna dair hiç bir belirginlik yok.”

Hamza masadaki erkek kalabalığına doğru Br adım atınca “Dur ” dedi Demir. Yumruklarını sıkan Hamza “Sen beni katil etmeyi falan mı istiyorsun ? Derdin ne senin çabuk söyle ağzını burnunu kıracağım yoksa.”dedi dişlerini sıkarak.

“Yarın Elif’i istemeye gidiyorum varmı itirazın!”

Duyduğu sözler başından beri beklediği sözlerdi. Ama ne Demir’i ne Elif i buna zorlamak istememişti. Az önce kasılan bedeni gevşemeye başlamıştı. Ellerini cebine soktu. Dudakları yukarı kıvrıldı.

“Yok dostum ne itirazım olacak. Ama ben balayına gideceğim o nasıl olacak?”

Hamza’nın bu kadar kolay kabul edeceğini hiç tahmin etmemişti. Ama üzerinde de durmadı. Arkadaşı çakalın tekiydi sonuçta.

“O senin sorunun eğer ben yarın istemeye gidiyorum sen ister ol ister olma!…”

“Lan varya seni boğarım. “Burun kemerini sıktı Hamza. Demir, Hamza dan gelecek olumlu yanıtı hiç istifini bozmadan bekledi.

“Tamam diğer gün gideriz. Zaten Bahar duyunca balayına gelir mi benimle? yanlız mı gideceğim. İçine ettin bıraktın Demir. Bunu bir yere yaz.”

Demir tatminkar gülümsemeyle “Eyvallah yazdım.” Hamza karısının yanına dönerken Elif Demir’in yanında buldu kendini.

“Sen ne konuştun, abim sinirlendi. Bir saatir sizi izliyorum.”

“Yarın seni istemeye geliyorum. Ceyizin hazır mı ? Değilse de boşver. Ne gerek var çeyize falan seni alsam kafi.”

Elif ağzını balık gibi açıp kapattı. Bir şey diyecekti. Ama şaşkınlıktan dilini yuttugunu düşündü.

“Nefes al sevgilim nefes.” Demir, Elif’i keyifle gülümseyerek izliyordu.

Elif sanki Demir den komut bekliyormuş gibi yutkundu. Nefesini tazeledi. Şok olmuş gözlerle “ama sen” başka bir şey diyemedi.

“Ama ben Hamza ya çok önce anlatmıştım.”

Ağzı daha çok açılan Elif şoktan çıkıp şoka giriyordu.”Nasıl abim biliyor muydu ? “dedi.

“Evet biliyordu. Hatta onunla konuşunca sana gelmiştim. Şimdi korkma ve üzülme! Hiç bir şey olmayacak Elif.”

Elif başını salladı. Ama bu Demir’in söylediği kadar kolay değildi. Yinede içi rahattı. Bir nebze olsada rahattı.

“O ağzını ben kapatmadan kapat Elif aklıma hiç normal şeyler gelmiyor.” Demir bunu söyler söylemez Elif elini dudaklarına götürüp kaşlarını çattı.

“Sana bunun hesabını ayrı soracağım Demir. Kurtuldum sanma…” Arkasına bakmadan uzaklaştı.

“Ahh hatun senin her halin ayrı bir güzel.” Keyifle gülümsedi. Elif başkaydı. Bambaşkaydı…

{♡}

Hamza, Bahar’ın yanına döndüğünde konuşmayı kısaca özetlemişti. Bahar havalara uçmuştu. Soluğu Elif’in yanında almış  arkadaşına sarılmıştı. Elif’in suratı sirke satıyordu.”Ne oldu sen neden böyle somurtuyorsun ?” Bahar’ın sorusuna yanıt “Ben daha kabul etmedim. Nereye geliyor istemeye…” olmuştu.

“Deli misin kızım sen? Ne diye kabul etmedin ?” Sema’nın sorusu sertti. Kollarını göğsünde bağlayıp “Etmedim abime herşeyi anlatıyor ama bana kalkıp tek bir laf etmiyor. Kızgınım şu an evlenir miyim? Bilmiyorum. Ona söyleyin kendi kendine gelin güvey olmasın.”

Bahar ezile büzüle ” Ee şey canım ” Elif, Bahar’a gözlerini kısıp baktı.” Sen …sende biliyordun.”

Bahar nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Ama doğruları söyleyecekti. “Affet tatlım. Ama beni öyle zorladıki anlatmak zorunda kaldım.”dedi.

Elif inanmaz gözlerle baktı.” Nasıl ya sen mi söyledin abime ?”dedi.

“Evet ama durduk yere değil. O anlamıştı zaten, vallahi zor durumda bıraktı beni. Bana neler yaptığını bilsen aklın şaşar.”

“Bir sus Bahar en fazla mıncıklamıştır.” Bahar’ın gözleri büyürken Sema kahakaha attı. Ona dönen Elif ” Sende mi bürütüs”dedi.

Sema ellerini havaya kaldırdı. ” Yok valla yeni duyuyorum.”Sema Bahar’a dönerek ” hem sen benden neden sakladın acaba”diye çemkirdi.

Arada kalan Bahar sıkıntıyla gözlerini devirdi. “Ahh hadi yapmayın. Elif keçi gibisin Demir’e sana yaklaşma cesaretini veren kim abin! Doğru yolda olduğunu gösteren kim abin! ona kalbindekinin gerçek aşk olduğunu inandıran kim abin! Anlatım diye suçlama beni lütfen. Belki doğrusu buydu.” Bahar içindekileri bir çırpıda anlattı.

“Sevgili misafirler ” Senin geldiği yöne döndüler. Elinde mikrofonu tutan… “Demir mi ?dedi Sema.

“Yok klonu ” diyen Elif Sema’ya çıkıştı.

“Düğünümüze katıldığınız için size çok teşekkür ederiz. Sağdıç olarak görev bana düştü.”

Kızlar ve salondaki herkes Demir”i izliyordu.

“Gecemiz az sonra sona erecek. Sevgili dostum Hamza’ya ve güzeller güzeli eşine tebriklerimi sunuyorum. “

Hamza elini kaldırıp tebrigini kabul ettiğinin yanıtı verdi. Bahar da hafifçe eğildi.

Hamza, Bahar’ın bir kaç metre ilerisinde annesinin ve babasının yanında duruyordu.

Karısıyla göz göze geldi. İkiside birbirine göz kırptı.

“Umarım tüm hayatları boyunca mutlu olurlar.”

“Ve sizinde huzurunuzda bu geceyi az biraz daha anlamlı olacak bir şeyler söylemek istiyorum. “Derin bir nefes alıp Elif’e baktı Demir. Ve Demir’i izleyen herkes…

“Ne oluyor be… “dedi Elif. Sema kilitlenmiş Demir’i izliyordu. Sema” Elif bunun arkası bok kızım diyim ben sana.” Bahar kahkaha attı. “Edepsizliğin üzerinde örtmen hanım çok ayıp.”

Tekrar Demir’e döndüler.

“Anneciğim” Gözleri annesini buldu önce sonra “babacığım.” dedi. Anne babası da meraklanmıştı.

“Safiye anneciğim ve Bahri babacığım saygısızlıgımı sevgime verin. Ve beni affedin.”dedi.

Elif gözlerini kocaman açarken Sema kolundan sarstı Elif’i.” Yok kızım bu iş bildiğin foseptik çukuru olma yolunda ilerliyor. “Bahar “Sema bir sus” demesiyle yine Demir’e döndüler.

Demir’in gözleri Elif in üzerindeydi. Tekrar derin bir nefes aldıktan sonra tek seferde söyledi.

“Otuz üç yaşındayım. Ve hayatım boyunca kimseyi senin kadar sevmedim Elif Haznedar. Benimle evlenir misin ?” dedi Demir.

Elif olduğu yerde gömülmek istedi. Salon da ufak çaplı bir uğultu oldu. Elif kendini Sema’nın arkasına sakladı. Yanakları yanıyordu. İçindeki duygu karmaşası çok farklıydı.

“Sema beni öldür ve buraya göm” dedi.

“Ayyyyy adam sana evlenme teklifi etti. Aptal aptal konuşma bir şey demen lazım. Çık ordan yaramazlık yapmış velet gibisin.” Sema haklıydı. Zaten aklındakini hemen söylüyordu. Şu anda öyleydi.

Herkes Elif’e bakıyordu. Demir de dahil. Ve pis pis sırıtarak.

“Ben konuşamam çok utanıyorum.” Hala Sema’nın arkasındaydı.

Birden babasının sesini duydu Elif. “Evlat yarın gel iste biz kabul ettik.” Mi demişti, Elif yanlış duyuyor olmalıydı. Babası da olayın içine dahil olmuştu. Yana kayarak babasına ve abisine görünmemek için kızların gölgesine sığındı.

Salonda kopan alkış kuvvetliydi. “Eh Demir sen bana bunu yaptın ya bende Elif sem sana bunun hesabını soracağım. Hemde en alasından.”diye gizleriyle anlattı Elif.

Bakışlarıyla yolladığı mesajı Demir aldı. Elini kabine koyarak Elif’e doğru eğildi.

“Başımla beraber “derken hala sırıtıyordu.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!