18.Bölüm

{♡}

Koşarak içeri giren Ömer yine aynı hızla yatağın üzerine çıktı. Sevgili babası ve Bahar annesi mışıl mışıl uyuyordu. İçinden yaramazlık yapmak geliyordu bugün. Genelde uslu bir çocuktu. İlk defa bir annesi oluyordu. Kanlı-canlı. Annesini hiç hatırlamadığı için bilmiyordu. Resimleri vardı. Ama söz konusu bir çocuksa anne bir resimden anlaşılmıyordu. Sadece anlatılan eskilerden ve resimlerden başka bir şey yoktu elinde. Ve şimdi annesi Bahar’dı. Babasının kolunda yatan yatan kadın.

Olduğu yerde zıplayarak bağırdı.” anne,baba uyanın artık.”diye.

Taze Karı koca aniden fırladı. Tüm gecenin yoğunluğundan dolayı deliksiz uyumuşlardı. Saatin kaç olduğunu bile bilmiyorlardı.

Karşılarında Ömer görünce birbirlerine baktılar. Hala uyku sersemi olan çiftimiz ne olduğunu yeni anlamaya başlıyordu.

Hamza oturur vaziyete geldi. “Oğlum senin başka işin yokmu sabahın köründe kalkıp bizide kaldırıyorsun.”dedi.

Saçlarını elleriyle düzeltti Bahar. Hamza’nın omzuna yaslandı.” Ömer az daha mı uyusak he oğlum.”dedi.

Ömer tekrar zıpladı.”Olmaz bu ilk günüm anne ve babamla…” Dediğinde karı koca göz göze geldi. Çocukların psikolojisine yetişemiyorlardı.

Bahar baş ucunda duran saate baktı.”Saat on iki mi Hamza benmi yanlış görüyorum.” O kadar olmuş mu, diyerek kendi tarafındaki telefonuna uzanıp baktı.

“Evet saat on iki.”

Sakince izleyen Ömer ” ben bugün anne kahvaltısı istiyorum. Sonra kıyafetlerimi annem seçecek. ” Ömer tatlı yüz ifadesiyle anlatırken hem Hamza hemde Bahar gülmeye başladı.

“Anladım “dedi Bahar. “Sen şimdi anneye bir günaydın öpücüğü ver sonra git elini yüzünü yıka bakalım bugün sen ne istersen onu yapabiliriz.” Sözünü tamamladığında Ömer Bahar’ın boyuna sarıldı. Aynı hızla yataktan inip konuşa konuşa odadan çıktı.

“Bende isterim o öpücükten” Başını kocasına çevirip baktı. “Oğlunu kıskandığını söyleme bana.”dedi Bahar.

“Evet olabilir…” Hamza’nın gözleri parlıyordu bugün.

Bahar kocasının yanağından öperek geri çekildi. Yataktan kalktı.

“Bu mu yani masum bir öpücük.” Hamza kısık gözleriyle karısına baktı.

“Dün geceye sayarsın ” Bahar gülümseyerek söylemişti. Hamza’nın bu çocuk halleri Bahar’ın çok hoşuna gidiyordu.

Hamza kalkıp karısının dibinde durdu. “Sayamam ama idare edebilirim. Neyseki ödülümü aldım.”dedi.

Bahar kaşlarını çattı.”Neyin ödülü ?”diye sordu.

Hamza karısını alnından öptü. Ve sarıldı. “Sabrımın ödülü.”dedi.

{♡}

“Sema kalk diyorum sana ne uyudun kızım sen saat öğlen oldu.”Elif yarım saattir Sema’ya sesleniyordu. Ve Sema Elif’in sesini her duyuşunda yastığa biraz daha gömülüyordu.

“Kızım senin işin yokmu? Den gitsene şirkete falan. “Uyku sersemi mırıldandı Sema.

“Ne işi Sema bugün pazar. Ve ayrıca eve gitmeliyiz. Akşam beni istemeye geliyorlar.” derken dün geceye dönüş yaptı Elif. Demir’in sözlerini ve dokunuşlarını üzerinde hissetti. Başına aldığı yastık darbesiyle sersemleyen Elif Sema’ya döndü.

Sema kahakaha atarak ” Oo hayırlı olsun Elif hanım. Demir bey ne yaptıysa aklını başından almış anlaşılan.”dedi.

Tekrar leylaya bağladı Elif “Ahh bir duysaydın neler dedi. Elif onu yaradana kurban olur.”dedi.

Sema gözlerini devirdi. “Ay Allah’ım bir ben miyim aşktan payını alamayan? Etraf aşık kaynıyor.”

Elif yanına oturup omzundan kendine doğru çekti Sema’yı.

“Bence senin aşkın çok yakınlarda bir yerde. Bak gör üç vakte kadar gelecek. Kızım senin aşkın olay olacak. İçimden öyle geçiyor.”

Sema dün gece kendisini öpüp kaçan adamı hatırladı. İçi sinirle doldu. İlk dokunuşunu çalan adamı bir daha göreceğini sanmıyordu. Ama olurda görürse ahdı var kafasına topuklu ayakkabıyla vuracaktı.

“Yok canım ben almıyım.”dedi Sema. “Niye kız?”diye çıkıştı Elif.

“Bırak şimdi bana kahvaltı ısmarla sonra seninim.”Tekrar keyfe gelen Elif.”İstediğin kahvaltı olsun. Sonra alış verişe yeni bir elbise almam lazım. Sonra bizim eve ama beni yanlız bırakma lütfen olur mu ?”

Sema gülümsedi.”Olur olur. Bahar giderken seni bıraktı bana galiba.”

Elif güldü.” Ay onlar ne yaptı acaba ki.” göz göze gelip kahakaha attılar. Aynı anda söylediler “oldu da bitti.”

{♡}

Elini kendi evinin ziline koyuyor ve geri çekiyordu Elif. Korku falan değil. Bildiğin utanıyordu.

“Çekil keçi ordan ” Sema Elif’in elini iterek zile bastı.

Kapıyı açan hizmetliye selam verip içeri girdiler. Salona girdiklerinde anne babasını başbaşa oturuken buldu.

Safiye hanım, Sema’ya bakarak ” Hoş geldin Sema kızım gel yanıma otur. “diye teklifte bulundu.

Bahri bey ” Hoş geldin kızım” diye Sema’yı selamladı. Elif’i gören yok muydu ?

Safiye hanım “Elif beni istemeye mi geliyorlar kızım saatten haberin var mı ?”dedi.

Sema gülmemek için dudaklarını ısırdı. Elif cidden sıkıntı içindeydi.

Sema ” Kızmayın Safiye teyze dün gece çok yorulmuşuz uyuya kalmışız. Sonra da gelin kızımıza bir şeyler baktık ondan geç kaldık.” Safiye hanıma bakıp göz kırptı Sema. Safiye hanımda gülümsedi.

Bahri bey ” Elif bana bir kahve yap kızım önce ” diyerek Elif’in içini biraz olsun rahatlatmıştı.

“Hemen yaparım babacığım.”diyerek ayrıldı. Soluk soluğa kendini mutfağa attı.

Kahveyi yapıp salona geçerken çıtır çiftler kapıdan girerken gördü.

Bu ikisine hala kızgındı. Ama şu an utanma evresinde olduğu için doğal davrandı. “Hoş geldiniz.”dedi.

Bahar gülümseyerek “Hoş bulduk sevgili görümcem.” dedi.

Hamza, Elif’e yaklaşıp “Naber kız”diyerek makas aldı yangından. Genelde yapmazdı. Anlaşılan keyfi yerindeydi.

“İyilik abiciğimm sende kahve içer misin ?”

“Yok abiciğim” diyerek salona girdi. Bahar’a kaş göz işareti yaptı Elif. “Ne” dedi Bahar.

“İyi misin diyorum anlasana. ” Bahar elini saçlarına götürdü. Gözlerini kaçırdı Elif’ten.

Elif küçük bir kahakaha attı.”Çok tatlısın Bahar.” Bahar boğazını temizledi. “Keste önüme düş. El öpmeye geldim. Öyle oluyormuşya… Senide göreceğim sen geç dalganı.”dedi.

Boğaz temizleme sırası Elif’teydi. “İyi aman ya gel hadi. “

{♡}

Saat yaklaştıkça Elif yerinde duramıyordu. Sema ve Bahar otur dediyse de oturmak istemiyordu. Safiye hanım içeri girdiğinde kızlar toparlandı.

“Elif abinin yanına çık seni bekliyor.”dedi annesi. Bahar önce anlamadı.

“Hamza neredeki anne ?”diye sordu.  Safiye hanım gelinine gülümseyerek ” o değil kızım diğer abisini diyorum.”dedi.

Bahar, Kerem’in varlığını unutuyordu. Ondan ne kimse söz ediyordu. Ne de görüyordu.”A pardon bilemedim.”diyebildi.

Çok mutluydu. Ve bunu onun varlığıyla bozmak istemiyordu.

“Siz bekleyin kızlar ben abimin yanına gidip geliyorum.”

Kapısını tıklayıp açtı. Başını kapıdan uzattı “Abicim ” diyerek gülümsedi.

Kerem de ona gülümsedi.”Gel bakalım gelin hanım.”dedi.

Gelip abisinin dizinin dibinde çöktü. “Abi senin haberin var sanırım ama yinede seni görmeye ve fikrini alamaya geldim”dedi.

Kerem uzanıp kardeşinin alnından öptü.”Var güzelim. Hayırlı olur inşAllah, emin misin sen onu söyle bana.”

Elif ve Kerem eskiden de bu kadar net anlaşırlardı. Yaşları yakın olduğu için okulda iki sınıf öndeydi Kerem. Okulda yaptıklarını kız tavlamalarını Elif’in erkekleri terslemelerini kahakaha atarak birbirlerine anlatırlardı.

“Onu seviyorum Kerem “Elif canı isteyince Kerem diye seslenirdi.

“Oda seni seviyor.” Elif kaşlarını çattı. “Nerrden biliyorsun ” Kerem dün gece Demir’in kardeşine nasıl baktığını görmüştü.

“Evlenmeye karar verdiğine göre oda seni seviyor olmalı.”diye çevirdi lafını.

Elif tebessüm etti. “Evet, ama bize katılmak istemez misin?”diye sordu.

“Çok isterdim ama o burda beni görmesi iyi olmaz geceni mahfetmek istemiyorum.”

Elif hak vermişti. Ama gönül el vermiyordu. “Sen bilirsin abi” diyerek kalktı ve saçlarına elini sokup karıştırdı.

Odadan seri adımlarla odadan çıktı.

{♡}

Bu seferki kahveler tuzsuz ve bibersizdi. Geçen seferden idmanlıydılar. Çok heyacan az gerilimli bir geceydi. Hamza kardeşini vermekten gurur duyuyordu. Ama bir okadar da kıskançlık duygusuyla baş ediyordu.

Bahri beyin isteği üzerine gecenin sonunda Elif ve Demir’in dini nikahları kıyıldı. Buna en çok Elif sevinmişti. Ama belli etmemişti. Demir’in ağzı kulaklarındaydı.

Ömer iki yorgun geceyi kaldıramadıgı için Bahar’ın kucağında uyuya kalmıştı. Odasına çıkarıp yatırdılar Hamza ile.

“Giderken alalım sabah kalkınca arar bizi.”odanın ışığını kapatırken söylemişti Bahar.

“Tamam, ama şimdi benimle gel” Hamza onu bu evdeki kendi odasına götürdü. Ömer’in odasının hemen yanıydı. Değişik ve karışık bir ilişkileri olduğu için Bahar bu odaya ilk kez giriyordu. Her taraf Hamza kokuyordu. Onun tarzını yansıtıyordu. Koyu renk mobilyalar vardı. Ve yatak siyahtı. Simsiyah…

“Çok kasvetli ama güzel ” etrafta göz gezdirdi.

“Sen den önceki hayatım gibi ” dedi Hamza.

Bahar kocasına sarıldı.”Çok ilginç birisin biliyor musun ?” Ellerini karısının sırtında gezdirdi. “Nasıl vardın bu kanıya ?”

“Kim bir kadın kollarına düştü diye ömrünü onu bekleyerek geçirir ki “

Bahar’ın saçlarında ki kokuyu ciğerlerine çekti. “Tabiki gerçekten aşık bir adam.”

{♡}

Kız isteme olayından bir gün sonra Bahar ve Hamza erteldikleri balayına gittiler. Bahar Ömer’i de götürmek istemişti. Dönünce Ömer’le de başka bir yere götürme sözüne ikna olmuştu. Biraz boynu bükük kalmadı değildi Ömer.

Balayı için güneye gitmeye daha önceden karar vermişlerdi. Ve bugün bir haftalık tatilin son günüydü. Ömer gözü kapıda babasını ve Bahar annesini bekliyordu. Babasının olmayışına alışkındı Ömer. Ama Bahar alışmaya başlamıştı. Belki de özlüyordu. Evet kesin özlüyordu.

Ama saat ilerdikçe Ömer uykuya yenik düştü. Saat gece on bire gelmişti. Safiye hanım”Elif Ömer’i odasına götür kızım uyuya kaldı. Sabah görür artık.”dediğinde Elif kalkıp Ömer’i odasına taşıdı. Öpüp koklayıp ışığını kısıp çıktı. Aşağı inerken inmez abisi ve yengesinin kapıdan girdiklerini gördü.

Bahar’a koşar adım gidip sarıldı.” Sevgili yengeciğim seni çok özledim.” derken abisine göz kırptı.

Bahar “Ömer uyudu mu yoksa? ” dedi.

“Malesef canım şimdi yatırdım.” Hamza”Tamam sabah görürüz “dediğinde Bahar “hep senin yüzünden uçağı kaçırmasaydık vaktinde gelecektik”dedi.

Elif güldü.”Vay abime bak hanımın dan azar da yermiş”dedi.

Hamza’nın bundan gocunacagını sanıyorsa Elif çok yanılıyordu. Kolunu karısının omzuna koyarak kendine çekti. “E bacım düğün tarihi bellimi sen ne zaman gidiyorsun bu evden.”

Elif boğazını temizledi. Başını çevirdi.”Neyse annem sizi bekliyordu hadi içeri geçin” diyerek geçiştirdi. Bahar dirseğini Hamza’nın karnına geçirdi. “Utandırmasana kızı ” yalancı bir kıvranmayla karnını tuttu Hamza.

Biraz sohbet ettikten sonra kalkmak istediler. Ama Safiye hanım gitmemelerini ev yakında olsa bu gece burda Hamza’nın eski odasında kalmalarını teklif edince bir şey diyemediler. Zaten Ömer sabah kalkıp onları arayacaktı. Valizleri yukarı çıkardılar. Bu gece Haznedar malikannesinde kalacaklardı. Bahar Kerem ile aynı çatı altında uyumaktan biraz rahatsızdı. Ama kayınvalidesini kırmak istememişti.

Oldukça da yurgundular. Hemen odalarına çıkıp uyumaya çalıştı Bahar. Bu oda gerçekten Hamza kokuyordu. Yıllardır bu odada olmaktan her yer onu anımsatıyordu. Banyodan çıkıp yanına uzanan kocasının kollarına girdi. “Bu oda sen kokuyor Hamza.”dedi.

Saçlarının arasından öptü kocası.”Sen öyle diyorsan öyledir. Ben hiç fark etmedim.”dedi .

“Öyle öyle ” bir süre sesizce kıpırdamadan ve konuşmadan yattılar. Hamza Bahar”£n ne düşündüğünü biliyordu.

“İstersen eve geçebiliriz.” Kocası aklını okuyordu. Çünkü Bahar’ı çok iyi tanıyordu.

“Hayır annenlere ayıp olur.” Kocasına iyice sokuldu. Uyumak istiyorum. Bana unuttur.”dedi.

“Peki ” alnına bırakılan öpücükle gözlerini kapattı. Bir kaç dakika sonra uyumuştu. Ama Hamza uyumamıştı.

Bahar’a gerçeği nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Açıklamak da istemiyordu. Ama Kerem ile aralarındaki sorun ancak bu şekilde hallolurdu. Hamza söylemezse bugün yarın bir şekilde öğrenmesinden korkuyordu.

Araları bozulursa helede Bahar, Hamza’yı affetmezse ne yapacağını bilmiyordu. Buraya kadar gelmişti. Çok mutluydular. Bunun bozulacak olma ihtimali bile Hamza’nın az olan uykusunu tamamen kaçırmıştı.

Kollarında bebek misali uyuyan karısını kendine iyice yasladı. Saçlarını elleriyle düzeltti. Mis kokusunu içine çekti. Yarım saat kadar daha direndi ama sonunda uykuya yenik düştü.

{♡}

Gözlerini açtığında içeri giren gün ışığı daha saatin erken olduğunu söylüyordu. Ama kendini oldukça dinç hissediyordu. Burnuna dolan acı ama erkeksi koku ile gülümsedi. Hamza başını başının arkasına yaslanmıştı. Elleri mengene gibi beline sarılmıştı. Kalkmak istiyordu. Bir düş alıp üzerini giyinmek ve o Ömer’in uyanıp uyanmadıgına bakmak istiyordu. Kocasının kolunu yavaşça kaldırıp çıktı kollarından. Saçları dağılmış adamın ne kadar yakışıklı ve çekici olduğunu düşündü. Bu yakışıklı adam onun kocasıydı. Çok seviyordu Hamza’yı. Kendinden bile fazla. Hamza gibi bir adam tarafından sevilmekte ayrı bir gurur veriyordu Bahar’a. Uzanıp dağılmış saçlarının arasından öptü kocasını. Sonra sesizce banyoya doğru ilerledi.

Ama önce kıyafetlerimi almalıydı. Baktı valizleri göremedi. Yandaki küçük giyinme odasına girdiğinde valizleri boş buldu. İlginç gelmişti. Başını kaldırıp dolaplara baktığında eşyalarının dolaplara yerleştirilmiş olduğunu gördü. Daha önce kimse valizini dolabına yerleştirmemişti. Zenginlik başka bir olaydı. Ve hoşuna gidiyordu. Dönünce giyinirim düşüncesiyle banyoya girdi. Saçlarımı kurutup çıktığında Hamza hala uyuyordu.

Giyinme odasına girdi. Dolapları karıştırdı. Neyi nereye koyduklarını bilmiyordu. Zar zor etek ve bluz buldu. Ama ayakkabı yoktu. Başladı armaya. Alttaki kutularda üzerine göre yoktu. Topuksuz siyah ayakkabımı bulması gerekiyordu. Dolabın üst kısmında olan kutulara göz attı. Olabilirdi, oraya koymuş olabilirlerdi.

Üsteki kutulara uzandı. Uzun boylu olması da yetmedi. Parmak uçlarımda yükseldi. Kutunun birine elimi takıp cekmesiyle üst üste duran kutular üzerime düştü. Kendini korumak adına elleriyle başını tuttu. Kutular yere düşüp açıldılar.

Ve hiç birinde ayakkabım yoktu. Kutulardan birinde ıvır zıvır eşyalar etrafa saçılmıştı. Gözlerini odasının ortasına yayılan kağıtlara ve resimlerde gezdirdi. İçinden kendine kızdı. Ne zamandır sakarlık huyum vardıki benim. Oflayarak eğildi. Döktük mecbur topayacaksın Bahar dedi, kendine.

Ama oturmasıyla gözüne ilişen resimlere baktı. Aklı onunla oyun oynuyordu. Eline aldığı resimler rahmetli babasının arabasının resimleriydi. Bu arabayı nasıl unutabilirdi ki. Babasının üçüncü evladıydı. Gözü gibi bakardı. Öyle lüks bir araba değildi. Ama babası ayağımı yerden kesiyor ya bana yeter derdi.

Gözleri dolmaya başlamıştı. Yüreği sıkışıyordu. Vücudundan soğuk terler inmişti..Yada ona  öyle geliyordu. Birden üşüdügünü hissetmişti. Daha dikkatli baktı.  Kazadan sonra arabayı hiç görmemişti. Ben onsekiz yaşında ailesini kaybetmiş bir kızdı. Ve aklıma gelecek son şey arabanın geldiği durumdu.

Babasının beyaz güvercinim diye sevdiği arabanın ön kısmı arka kısmına geçmişti. Canları kırılmış, kapılar yamulmuştu. Ve camlarda kan izleri vardı. Dolan gözyaşları Bahar dan izinsizdi artık. Peş peşe iniyordu gözyaşları.

Sonra diğer resimlere baktı. Arabanın içinden çekilen resimler vardı. Kardeşimin ayağından çıkan kanlı ayakkabısı, annemin hırkası, babamın arabasının göz bebeği tesbihi.

Hamza’nın onu böyle görmesini istemiyordu. Ellerini yüzüne kapatıp agalamaya başladı. sesizce.

Bunları neden saklamış olabilirdi. Bahar’a acı vermek için olamazdı. Ama görmüştü ve içi o günkü gibi yanıyordu. Sanki bugün tekrar ailesini kaybetmiş gibi içiee bıçaklar saplanıyordu. Elleriyle yüzünü sildi. Tüm cesaretini toplayıp resimlere tek tek baktı. Hala gözlerinden sessiz yaşlar iniyordu. Ve buna dur diyemiyordu.

Resimleri kutuya geri koydu. Ve kağıtları topladı. Onlara da göz atma isteği içinde can buldu. Tek tek incelemeye başladı.

Kağıtlarda kazanın yaşandığı günün tarihi yeri zamanı yazan pek çok yazıyla karşılaştı. Bir kaç dosya daha vardı. Hamza uyanmadan ki uyansada kutuyu bulduğunu ona söyleyecekti. Ama şimdi onun uyanmasını istemiyordu.

İstanbul trafik şube müdürlüğünden diye başlıyordu.

07 -11 ‘ 2011 cuma

İstanbul beylikdüzü oto yolda gece 23 :30 sularında gerçekleşen kaza da üç kişi hayatını kaybetmiştir. 34 GMV 3687 nolu plakalı araç 16 KRM 687 plaka nolu araca çarparak kazaya neden olmuş. 34 GMV 3687 plakalı aracın içerisinde bulunan üç kişi hayatını kaybetmiştir. İlk olarak 34 GMV 3687 no plakalı araç 16 KRM 687 no plakalı otomobile arkadan çarparak kazaya sebebiyet vermiştir.

Dahası vardı. Ama gözleri aşağıya gitmiyor. Sürekli aynı cümleler üzerinde takılı kalıyordu. Okuduğunu anlayamıyor, bir daha bir daha okuyordu. Yanlış olmalı yalan olmalı. Bunlar doğru olmamalıydı. Gözyaşları durmuş yerini öfke ve şaşkınlık alamaya başlamıştı. Ayağa kalmak istiyordu.  Ama dizlerinin onu taşıyıp taşımayacağını kestiremiyordu. Bedenini sarmalayan titreme aklını kullanmasına izin vermiyordu.

Zihnimde dönen cümleler 34 GMV 3687 nolu plakalı araç 16 KRM 687 plaka nolu araca çarparak kazaya neden olmuşturdu. Bozuk plak gibi aynı şey sürekli dönüyordu.

Anlamak istiyordu. “Nasıl yani yıllarca ailemi Kerem’in öldürdüğüne inanmıştım. Ona umarım ölmez sakat kalır demiştim. Yıllarca ona nefret duymuş beddualarımı her özlediğimde fazla fazla etmiştim. Onun abisi ile evlenip mutlu bir yuva kurmuştum. Ben onu görmezden gelmeye çalışırken, yok sayarken bu insanlara mesafeyle yaklaşırken o suçsuzdu.

Suçlu babamdı. Benim babam, ve içeride uyuyan adam bunu bile bile bana hiç bir şey söylememişti. Tanıştığımızdan bu yana benden gerçekleri gizlemişti. Ama neden.”Bahar iç dünyasında ölçüp biçiyordu. Ama kalıbına uyduramıyordu.

Bahar o kadar zaman ailesine ihanet ediyormuş duygusuyla başa çıkmaya çalışırken sevdiği adam ona hiç bir şey söylemedi.

Ama bu nasıl olurdu aklı almıyordu. Bahar’a o zaman söylenilen şey Kerem’in babasına çarptığıydı. Dün gibi hatırlıyordu.

O gün babası annesi ve kardeşiyle çok eski bir dostlarını ziyarete gitmişlerdi. Bahar’ın başka planlarım olduğu için gitmemişti. Annesiyle en son konuştuğumda saat dokuz civarıydı. Hala oturduklarını biraz geç kalacaklarını onları beklememesini söylemişti. Aradan geçen İki buçuk saatte tabiki uyumamıştı. Kapıya gelen polislerden öğrenmişti gerçeği. On sekiz yaşındaydı. Ve ailesini kaybetmişti.  Teşhis için gittiği hastanede kendini kaybetmişti.

Sonrasında amcasından öğrendiği bilgiyle nefretle dolmuştu. Kazayı yapan taraf babası değildi. Oydu. Kahretsin oydu. Yıllarca gerçek sandığı bir yalanla yaşamıştı.

Göz yaşlarının Bahar dan gelecek izne ihtiyacı yoktu artık. Ellrini yüzüme kapatıp hıçkırarak ağlamaya başladı.

Omzuna dokunan ellerle irkildi. Onun gözleri gözleri daha çok acı çekiyor gibiydi. Onu çok seviyordu. Ama o Bahar’ın inandığı ve gerçek sandığı yalanı hala yaşatmaya çalışmıştı.

İçi öfkeyle kabarıyordu. Sevmek, kızmaya bağırmaya, nefret etmeye engel miydi ? Bilmiyordu ama şu an Hamza gözüme hiç görülmediği kadar soğuk geliyordu.

“Bahar “dedi..Adını söylemesi Bahar’ı daha öfkeli yapmıştı. Omzundaki elini itti.”Bahar lütfen”dediğinde artık son damla taşmıştı.

Dolaplara tutunarak ayaga kalktı. “Başka yalanların veya gizlediğin gerçekler var mı ?”dedi.

Bahar’a doğru geldi. Eliyle durdurdu onu Bahar.”Yaklaşma Hamza, şu an bana söyleyeceğin hiç bir şey işe yaramayacak.”

Yüzünden anlaşılıyordu. En az Bahar kadar üzgündü. Ama bu gün üzülmek ve hesap sormak Bahar’ın hakkıydı. Ve sonuna kadar kullanacaktım.

“Üzgünüm senin iyiliğin için sakladım. Sadece senin için.”dedi.

“Bir kez olsun benim iyiliğim için bana gerçeği söylemek aklından geçmedi mi. Bıraksaydın da buna ben karar verseydim. Sen beni nasıl bir ikilemde yaşattın son bir yıldır. Hatta son beş yıldır. Yıllar önce de karşıma geçip doğruyu söyleyebilirdin. Ama sen benden gizledin. Bu nasıl iyilik düşüncesi.  Ben sana bir adım gelemezken hep onu suçlarken hiç mi beni kandırdığını ve kardeşini alçalttıgını aklından geçirmedin. “Konuştukça kendini kaybediyor, dilinden acı sözler dökülüyordu. Ve ardından hep daha fazlası dökülecekti.

Hiç bir şey söylemeden karşısın da öylece duruyordu. Her zaman bir sözü olan Hamza bugün susuyordu. Kendini savunmuyordu. Bahar’ı ikna etmiyordu.

Sesleri duyan ev halkı bir bir odaya girdi. Sadece babası ve Ömer yoktu.

Elif dolu dolu olan gözlerini Bahar’a çevirdi. Oda biliyordu. Hatta bu evdeki herkes biliyordu. Bütün aile biliyordu. Ama herkes susmayı tercih etmişti. Neden peki ?

Bahar’ın iyiliği için. Peki ya Kerem?

“Hepiniz biliyordunuz. Ve benden gizlediniz.”

Hepsi karşısın da hiç konuşmadan bekliyordu. “Ya sen Elif sen benim dostum arkadaşım olmadın mı? Sen nasıl sakladın!”

“Bahar özür dilerim. Ama bu benim fikrim değildi. Üstelik sana gerçeği net olarak söylemesemde pek çok kez ima ettim. Sana suçsuz olduğunu söyledim.”Ağlamaya başlamıştı Elif. Sevdiği insanların ağlaması her zaman canını yakmıştı. Ama bugün yanmıyordu. Öfkesini kusmak istiyordu.

Elleriyle yüzünü sildi. Nefesini tazeledi. Bu küçük oda ruhuna dar geliyordu. Kocam, eşim dediği adam hiç tepkisiz karşısın da duruyordu.

Kedini hızla odadan dışarı attı. Üçüde arkasından geliyordu. Hamza “Bahar nereye gidiyorsun “diye arkadan sesleniyordu. Safiye hanımın ağlama sesleri yükseliyordu. Elif “Bahar dur ” desede durmaya niyeti yoktu. Gözleri yukarı çatı katına çıkan merdiveni gördüğünde bir an bile düşünmedi. Ayağında hala bir ayakkabı yoktu.  Ama umrumda bile değildi.

Koşar adımlarla çıkıyordu. Şu an aklındaki tek şey onu görmek ve konuşmaktı. Arkadan ayak sesleri geliyordu. Ama dönüp bakmıyordu. Yıllarca hep arkasına geçmişine başıma gelenlere bakmıştı. Hiç geleceğe ve gerçeğe bakmak aklına gelmemişti. Bütün hayatını onu suçlayarak geçirmişti.

Elif’in dediği gibi ne kadere ne kazaya inanmamıştı. O suçluydu. Bahar hep buna inanmıştı. Ve bugün inandığı gerçekler tuglası çekilmiş duvar gibi bir anda yıkılmıştı.

Gördüğü tek bir kapı vardı. Hiç çekinmeden elini tokmaga koyup açtı. Ve aynı hızla içeri girip kapatıp kilitledi.

Arkasına bakmak için cesarete ihtiyacım vardı. Ne göreceğini bilmiyordu. Nasıl birini göreceğini de bilmiyordu. Kapının arkasında “Bahar aç kapıyı “diyen kocası ve Elif’e “ben burdan çıkmadan hiç kimse bu kapıya gelmeyecek. Gidin!”dedi.

Elif abisine bir şeyler söylüyordu. İkna olmamak gibi bir seçeneği yoktu. Saniyelerle yarışıyordu. Usulca arkasını döndü.

Gördüğüm şeyle olduğum yerde çakılı kaldı. Bugün günlerden gerçeklerdi. Görmediğim gerçekler. Bilmedigim yalanlar. Her kesin saklayacağı bir şeyi varmış bu ailede…

“Sen yürüyorsun…”

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!