22.Bölüm

Hilal ne dediyse Nergiz’i ikna edememişti.”Ya bende gelirim yada sizi ispiyonlarım.”diye tehdit etmişti Nergiz. Hilal ona kıyamıyordu. Hamileydi ve başına herhangi bir şey gelsin istemiyordu. Ama bu savaşı Nergiz kazandı. “Abim beni kör testere ile kesecek ama gel kız yaptık bir şey tam olsun.”Demişti Hilal.Deniz’e hava hoştu. Erdem’i deli etmek hobilerinin arasındaydı.

Hilal, Deniz’i aradıktan sonra kızlar hastaneden gizlice çıkmışlardı. Şuan enfes bir yerde kahvaltı yapıyorlardı. Hilal onlara ne konuştuklarını anlatmıştı. Hak verseler de aşırı bulmuşlardı Kemal’i.

Çayından bir yudum alıp masaya bıraktı Nergiz. “Nereye gidiyoruz peki ?”

Hilal dudaklarını kıvırdı.”Bilemiyorum, Fethiye’ye ne dersiniz ? İzmir de olabilir bu mevsimde harikadır şimdi oralar.Dedi.

Deniz “İzmir olmaz Erdem bulabilir bizi sahi bizi bulurlarsa ne olur. Yani bana göre hava hoş Erdem’i delirtmek başlıca görevlerim arasında ama siz ?”

Nergiz ” hiç bir şey yapamazlar zaten dünden uyuzum Murat’a annemin deyimiyle tenkesuz herif kıvamına geldi dün gece bence bu çok iyi bir ders olacak onlara.”Dedi.

Tam da şuan bangır bangır çalan telefonların sesi kafeteryayı ayaga kaldıran cinstendi.” Deniz açtı ilk “Ne var Erdem”

“Ne mi var nerdesiniz ? Deniz hastaneden kaçmakla ne gibi saçmalık peşindesiniz söyle bana hemen!”

“Hayatımda yaptığım en büyük saçmalık sen oldun sen den gerisi doğru yaptığım şeyler.”

“Neredesiniz söyle gelip alayım sizi.”Dedi Erdem.

Aklına gelen hain fikirle gözleri parladı Deniz’in. “Şile tarafında bir lokantada kahvaltı yapıyoruz gel al gelince ara tam adresi veririm.”Dedi. Kapattı telefonu. Birbirlerine bakıp kahkahayı patlattılar.

Hilal “Bu iş eğlenceli olacak sanki…”

Nergiz’de Murat’a farklı bir adres vermişti. Kahkahalara bogulmuşlardı.

Ama Kemal den en ufak bir tıkırtı bile yoktu. Buda Hilal’in ne kadar doğru bir karar verdiğine işaretti.

Bu işte onlara yardım edecek tek güvenilir erkek Kenan’dı. Kendisine bakan üç kadının derdinin ne olduğunu bilmiyordu. Ama Deli gibi öğrenmek istiyordu. “Evet ablalarım sizi dinliyorum.”dedi dayanamayarak.

“Kenan biz bir kaç günlüğüne belki haftalığına buralardan kaçıyoruz ! ” Gözleri kocaman oldu Kenan’ın.”Abilerim sizi bulurlarsa canınıza okurlar biliyorsunuz.”

Hilal konuşmasına devam etti.” Bulmamaları için senin yardımına ihtiyacımız var Kenan”dedi.

“Abla siz kaçtınız diye canınıza okurlar ama ben yardım ettim diye beni kesin öldürürler.”

Bu sefer Nergiz girdi araya ” Bir saatin var gereksiz yumurta eğer bu bir saat içinde senden istediklerimizi yapmazsan…” hiç birşey olmamış gibi tırnaklarını incelemeye başladı Nergiz.”Anneme anlatacak harika hikayelerim var. Mesela geçenki arkadaşlarla tatil adı altında kiminle gittiğini…”sözünü bitirmeden Kenan ablasına sarıldı. Daha doğrusu üzerine atladı. “Ablam canımsın aşk olsun sen ne istedinde ben yapmadım.”Dedi Kenan.

Hilal ve Deniz şok halinde bakıyordu Kenan’a. Bu pek bekledikleri bir durum değildi.

Hilal, Kenan’ın koluna bir çimdik attı. “Seni küçük sıpa ne haltlar karıştırıyorsun sen ?”

“Abla bişey yapmadım.  Neyse siz ne istiyorsunuz onu söyleyin ?”

Hilal “Bizim şirketlere ait olmayan bi araba kiralamayı düşündük ama elleriyle koymuş gibi bulurlar bizi ,bir araba birde senin kredi kartını istiyoruz.”

Kenan önce düşündü. “Araba kolay arkadaşımın arabasını alırım. Kartım da sizin olsun peki nereye gideceksiniz ?”

“Muğla’ya gideceğiz ama sen bizi ne gördün ne duydun. Ve ayrıca seni aradığımızda bize ne yaptıklarını tek tek anlatacaksın anlaştık mı Kenan ?”

“Allahım ben nasıl bir tuzağın içindeyim “diye söylendi Kenan. “

Hilal “Bir gün bu sıra sana gelecek o gün bizde sana yardım edeceğiz kardeşim.”Dedi.

İki elini havaya kaldırdı Kenan “Aman ben almıyım siz kadınlar çok tehlikelisiniz benim huzurum gayet yerinde ben mutluyum bu şekilde.”

_______________________________________________

Erdem Şile’ye vardığında Deniz’i aramıştı. Tam adresi öğrenmek için ama telefon kapalıydı. Defalarca aradı ama sonuç değişmedi. Direksiyona attığı kaçıncı yumruktu bilemiyordu. Sinirden kendini parçalayacak kıvama gelmişti. “Seni elime geçirdigimde benden kurtuluşun olmayacak Deniz. “diye söylenerek telefonu alıp Murat’ı aradı.

Murat’da ona “Banada başka adres verdiler. Bende şuan oradayım ama yoklar telefonları da kapalı ne halt karışıyor bu cadılar.” Demişti.

Erdem, Kemal’i arayarak durumu anlattı. “Geri dön dostum kızlar sizi ekmiş “dedi Kemal. Bu şekilde olmasada bir şey çıkacağını adı gibi biliyordu. Ama bu hiç hoşuna gitmemişti. Ne demekti kaçıp saklanmak.

Hilal yanından ayrılırken peşinden gitme isteğini bastırmış içgüdüsel olarak öne çıkan adımını geri çekmişti.

Hilal’i yani mavisini çok seviyordu Kemal. Kendinden bile fazla. Hayattaki her şeyi Hilal’di. Elbetteki onu bırakma gibi bir niyeti yoktu. Hiç olmamıştı da. Ama kızmış ve kırılmıştı. Az da olsa inancı zedelenmişti. Oda Hilal’in yanına gelip onunla konuşması ile son bulmuştu. Yinede o kadar basit olmamalı, diye kendini tutmuştu. Ama şu an yanlış yaptığını düşünmeye başlamıştı. Üstelik kardeşi hamileydi. Ve resmen üç kadın ortadan kaybolmuşlardı. Sıkıntı ile saçlarına geçirdi elini.

Bir saat sonra üç bahtsız ve terkedilmiş adam dün akşam viran olmuş evin içinde sağa sola dönüp duruyorlardı.

“Bunların tüm sorumlusu sensin Kemal. Şimdi karımın dizlerinde çocuğumuzun hayalini kuruyor olmalıydım. Ama şimdi evden kaçan karımı ve kız kardeşimi nasıl bulurum çabasına düştüm.”Dedi Murat.

“Deniz’i bulduğumda saçlarından sürükleyerek nikah masasına oturtacagım.”Dedi Erdem. Öfkeden resmen yerinde zıplıyordu.

Kemal düşünüyordu. Nereye gitmiş olabileceklerini, kendi arabaları ile gitmemişlerdi. Gitselerdi bulması çocuk oyuncağı olacaktı. Kabul etti çok zekice planlamışlardı.

“Senin karın ve kardeşinse benimde karım ve kardeşim bende senin kadar tedirginim Murat beni kasma lütfen.”diye cevap verdi Kemal.

“Beyler Deniz alışıktır ben onu daha önce kaç kez yakaladım kaçarken yada kaçıp gittiğinde bulup getirdiğim çok oldu. Bu kesinlikle benim kadınım dan çıkan bir fikir olmalı.”Dedi.

Murat Kemal’in burnunun dibine kadar geldi. “Senin yanına gelmiş özür dilemiş sen nasıl onu geri gönderirsin bu nasıl birşey Kemal amacın neydi ?” Parmağını Kemal’e sallayarak konuştu.”Bana bak boşanma gibi saçma sapan bir fikre kapıldıysan and olsun senin o güzel yüzünü yerle bir ederim.”Dedi.

“Çek şu parmağını üzerimden ve saçmalamayı da kes. Ben onu ancak ölünce boşarım.” Derin nefes alıp verdi Kemal. “Niyetim, sadece yanlışını o kadar kolay kabul etmemem gerektiği fikrine kapıldım. Biraz burnu yer görsün istedim nerden bilebilirim ki böyle olacağını.”Dedi kemal.

Erdem araya girerek “Tartışmayı bırakın bugün pazar ama yarın benim makamım da olmam şart bugün çözülecek bu durum Deniz’i kendiyle başbaşa bırakırsam bana hayatta geri dönmez.”

Herkes elinde telefon ulaşabildikleri banka hesapları mobese kameraları bulunabilecek ne varsa seferber etmişlerdi. Geçen iki saatin sonunda ellerine geçen şey kocaman bir sıfırdı.

Oldukları yere oturmuş olan genç adamlar içeri ıslık çalarak giren Kenan’a baktılar.

“Nerdesin sen? “diye çıkıştı Kemal.

“Buradayım abi ne oldu ?” Diye hiç haberi yokmuş gibi bodoslama giriş yaptı konuya.

“Nergiz, Hilal ve Deniz resmen evden kaçtılar. Ve sen ortalarda yoksun Kenan.”Dedi Murat.

Kenan rol kesmeye devam etti. Gerçekten şaşırmış gibi yaptı.”Ne ?”

“Ne ne duymadın mı ?”

Kenan yalancı bir telaşla “Neden yok canım birazdan çıkarlar ortaya nereye gidecekler size numara yapıyorlardır.”Dedi.

Hakkını vererek oynuyordu Kenan rolünü. Bilseler muhtemelen dayak manyağı yaparlardı Kenan’ı.

“Numara falan değil basbayağı gittiler hemde bu bay gururlu yüzünden.”Diyerek Kemal’i işaret etmişti Murat.

Kemal’in tek yaptığı gözlerini devirmek olmuştu.

Evlendikleri günden beridir karısına doya doya sarılmamıştı Kemal. Uzakta olduğu zaman dilimi Kemal’e işkenceden beter gelmişti. Dün gece onu partide gördüğünde tüm kızgınlığı geçmişti. Ona sarılmak burnunu o çay kokan saçlara bastırmak isteğiyle dolmuştu içi. Ama yapamamıştı. Birazda bunun verdiği bir hırçınlık la daha çok kızdırmak istemişti Hilal i. Şimdi anlıyordu ki . Bütün bu olanlar sadece kendi suçuydu. Çok seviyor ama sürekli olarak kendini geri çekiyordu. Karşısındakinin bir kadın olduğunu sürekli unutuyordu. Yıllarını onu sevmeye adamıştı. Ama nasıl ve ne şekilde onu öğrenememişti. Ayağına kadar gelen kadını geri tepmişti. Kafasını sağa sola sallayarak “Ben tam bir aptalım.”Dedi.

Odadaki başlar kendine döndü .Bir kaç saniye sessiz kaldılar.

Murat “Ha şunu bileydin sen aptalın ağa babasısın.”

Erdem “Saat gecenin on ikisi oldu kadınlarımız ortada yok delireceğim. Sabah Artvin’de olmam gerekiyor ve bu şekilde oturmak beni deli ediyor.”Dedi.

Kenan bir köşeye sinmiş zavallı üç adamı sesizce izliyordu. İçinden kahkahalar atıyor olsada dışarıda “tık “yoktu. İyi oyuncu Kenan. Konservatuvar falan mı okusam benden baya iyi oyuncu oluyormuş “diye geçirdi aklından.

Telefonunun titrediğini hissetti cebinde usulca çıkarıp baktı. Ablalarına aldığı yeni numaraydı bu. Önce odaya göz gezdirdi. Herkes kendi kendini hesaba çekmiş gibi başları önlerinde oturuyordu.

Operasyon: biz gayet iyiyiz otelimize yerleştik aynı odada kalıyoruz. Yorgunuz uyuyacağız birazdan. Orda durum nedir ?”

Yardım ve yataklık : burda durum vahim deve kuşu gibi kafayı yere gömdüler. Düşünüyorlar. Az önce Kemal abim tam bir aptal olduğunu açıkladı. Tamam.

Operasyon: Beter olsun ben bir eşeğim diyene kadar dönmeyi düşünmüyorum. Tamam nedir be ?

Yardım ve yataklık : Ne bileyim abla öyle derler ya. Neyse keyfinize bakın yarın ararım.

Operasyon:Görüşürüz kardeş.

Kenan telefonu cebine soruşturdu. Ayaga kalkıp”abilerim ben yatar size bol huzurlu geceler sonuçta ben yanlız biriyim. Hem bence sizde sıkıntı etmeyin benim ablalarım akıllı ve cesur kadınlar. Yani onları düşünmeyin bence siz kendinizi düşünün kadınlardan korkmaya başladım ben.”Dedi.

Kendine fırlatılan bir yığın zımbırtıyı yarıp evden çıktı.”Of yahu evin küçüğü olmakta çok pis bir şey laf söylüyorsun suçlusun az bile size.” kendi evine girip odasının yolunu tuttu.

_______________________________________________

Yanyana üç şezlonga uzanmışlardı. Üçüde konuşmuyordu. Gözleri kapalı olarak zihinleri dinlendiriyorlardı. Sahile inmişlerdi. Otel havuzunu sevmekten ziyade kalabalık ve kadın avcılarının mekanı olduğunu biliyorlardı. Sahilde ak pak sayılmazdı. Ama yinede açık alan kimse kimseye bakmıyordu.

Nergiz ve Hilal giydikleri sıfır kollu tişörtlerin altına diz üzeri birer de kapri giymişlerdi. Mayo ve bikini hiç giymemişlerdi. Daha doğrusu anneleri her zaman bunun uygun olmadığını söyler dururdu. Anne sözü işte bir kulağından girip diğerinden çıkarken bile duvarlarda izi kalıyordu. Deniz’de onlara uymak için kısa şort giymişti.

Hilal’in aklındaki tek şey tabiki kocası olan öküzdeydi. Ne kadar sevse de kızmadan edemiyordu. Ayağına kadar gidip reddedilmeyi kendine yediremiyordu. “Beni karısını kadınını o çok sevdiği beni durdurmadı bile söylediğim hiç bir şeye olumlu yanıt vermedi. Üzgünüm ama ben bu adamı boşarım bu gidişle.”dedi yattığı yerden kızlara mırıldandı.

Nergiz hiç istifini bozmadan yattığı yerden “Aptal aptal konuşma Hilal. Öyle gizlice evlenmeye benzemez boşanmak otur oturduğun yerde.”dedi.

“Nergiz çok haklı Hilal ortada aman aman büyütülecek bir olay yok aksine Erdem ve beni düşününce sizinki devede kulak bile kalmıyor.” Deniz aklındakileri dışarı yansımıştı.

Dudaklarını büktü Hilal “Göreceğiz “dedi.

Nergiz gülmeye başladı. Kızlar başlarını kaldırıp neye güldüğünü anlamaya çalıştılar. “Ne gülüyorsun sen çatlak görümce ?”

“Bana diyene bak kaçık görümce ? “dedi Nergiz. Deniz’de gülmeye başladı. “Sizi daha önce bulmalıydım kaçak gelinler.”diye de ekledi. Hepsi birden gülmeye başladılar.

Evde karılarının yolunu gözleyen adamlara nazaran çok daha mutluyduluylar.

Nergiz”Kocamın surat ifadesi geldi gözümün önüne “derken bile kahakaha atıyordu.

“Bence bizi bulduklarında ilk iş olarak küçük parçalara ayırıp her bir parçamızı ayrı yere bırakmak olacak ama şuan bunu düşünmek istemiyorum” dedi Hilal. Deniz”e dönerek.

“Tam zamanı Deniz bize kendi hikayeni anlatmak ister misin ?”diyede ekledi.

Deniz gülmeyi kesip oturduğu şezlonga uzandı. “Emin misiniz biraz dramatik sonra bıkarsınız bir sus dersiniz bana”dedi.

Nergiz”Saçmalama lütfen neden diyelim başla seni dinliyoruz ” Hilal ve Nergiz oturdukları yerde, Deniz’in ağzından çıkacak sözlere dikkat kesildiler.

Deniz’de dogruldu oturur vaziyete geldi. Uçsuz bucaksız denizi  seyre koyuldu. Uzağa dört hatta neredeyse beş yıl öncesine gitti.

“Biz Erdem ile tanışalı altı sene oldu. Babam yeni tayin olmuştu.

Hilal Nergize açıkladı “babası Vali “dedi. Nergiz “Oo “diye şaşırma sesi çıkardı .

“Ben okulu yeni bitirmiştim. Atama beklemiyordum çünkü babanız vali ise bu işler çok basit oluyor. Bana kalsaydı doğuda görev yapmak isterdim ama tabiki babam bırakmadı. Artvin’de öğretmenlik yapmaya başlamıştım. İlk önce hiç ısınamamıştım Artvin’e büyük ve kalabalık şehirlerde yaşamıştım. Orası bana basit geliyordu. Her haliyle basit olarak görüyordum. İnsanları özellikle kaba saba tipler kadın görmemiş gibi davranıyorlardı. Zamanla bunada alıştım. Hatta onlardan biri oldum. Eskiden öfkeli ve çılgın diye adlandırılan biri değildim. Erdem bana kazık atana kadar.

Gelin görümce hiç ses çıkarmadan Deniz’i dinliyorlardı.

“Okulda arkadaşlar edindim. Keyifli gidiyordu hayat yirmi ikinci yaşıma bastığımda arkadaşların verdiği doğum günü partimde tanıştım Erdem’le.

“Bir arkadaşım davet etmiş. Erdem aslında avukattır. Siyasete merakından girdi. O gece onu gördüm. Çok yakışıklı ve çekiciydi.  Hani lise yıllarında olurya kalbiniz kelebek gibi kanat çırpar aynen öyle olmuştum. Oda benden etkilenmiş gibiydi. Bakışlarımız çarpışıyordu. Ve her çarpışmada kalbime usul usul ılık bir şeyler akıyordu. O geceden sonra arasıra karşıma çıktı. Merhaba falan derken küçük buluşmalar oldu. Bir gün beni okul kapısında beklerken buldum onu.  “Senden bana doğru gelen bir şeyler var Deniz. Ve ben seni görmeden yapamıyorum “dedi.

“Sonrası çorap söküğü misali önce sözlendik. Sonra nişanlandık.  Babamın oğlu yok ben tek çocuğum. Babam Erdem’i çok sevdi. Her fikrine zikrine uyuyordu Erdem babamın. Neredeyse benden fazla seviyordu diyebilirim. Tam kendine layık bir damat bulmuştu. Bende kalbime göre bir hayat arkadaşı. Sorun yoktu. Çok mutluydum. O sıra Erdem seçimlerde aday oldu. Zengin bir ailenin ogluydu. Ve tek ogluydu . İki de kız kardesi var . Onları çok severim. Benden küçükler bana yenge yerine abla derler her zaman. Düğün tarihimiz seçimlerden bir ay sonraya karar verildi. Bu arada bizde ev eşya çeyiz derken düğüne tam beş hafta kalmıştı. “

Deniz’in sesi git gide kırılmaya başlamıştı. Gözleri dolmuştu. Yine yeniden yaşıyor gibiydi.

“Canım seni üzmek istemiyoruz istersen burada kesebilirsin”dedi Hilal.

Derin nefes alıp verdi Deniz “Yok. Sorun değil. Dört yıldır her an hatırlıyorum zaten ama hiç dile dökmedim ondan böyle oldum.”

Nergiz “peki sonra ne oldu ?”

“Sonra bir sabah herkes deli gibi Erdem’i arıyordu. Bende dahil telefonları açmıyordu. Seçim işleri malum çok yoğundu. Bende ciddi ciddi merak etmeye başlamıştım.

Telefonuma gelen mesajla olduğum yer de çakılı kaldım .

Xxxxxxxxxxxx: sevgilini arıyorsan şu anda Semiramis otelde 1009 nolu odada seni aldatmaktan yorgun düştü.

“Mesajı okuduğumda önce güldüm. Şaka kesin şaka Erdem’in garip sürprizleri diye düşündüm. Ama kuşku içinize bir kere düştüğü zaman ondan asla kurtulamıyorsunuz. Arabamın gazına yüklendim. Aklımdaki tek şey bunun yine Erdem’in garip şakalarından biri olmasıydı. Otele nasıl geldim. Odayı nasıl buldum bilmiyorum.  Odanın kapısı aralıktı. Ellerim ve dizlerim titriyordu. Kapıyı usulca itip içeri adım attım. Bir iki adım derken onları gördüm. En yakın arkadaşım ve müstakbel kocam çırılçıplak uyuyorlardı.

Ellerini yüzüne kapattı. Ve yıllardır sakladığı gözyaşları çılgınca dışarı taşmaya başladı. Nergiz ve Hilal yerlerinden kalkıp Deniz’in yanına geldiler.

“Deniz lütfen ağlama çok özür dileriz yarana tuz basmış gibi olduk “dedi Hilal.

Nergiz “Canım bilemedik üzme bizide lütfen ağlama.”dedi.

Deniz “Hayır bırakın ağlayayım yıllardır içimde taşıyorum biliyor musunuz ?  Ben o gün bile aglamadım. Elime ne geçtiyse duvarlara fırlattım. Odada ki tüm camları kırdım herşeyi paramparça ettim. Erdem beni tutmak istediysede ona asla dokunmadım. Dokundurtmadım kendime midem bulanmıştı. İkisinden de. En yakın arkadaşımla aldatmıştı beni. Son gördüğüm şey arkadaşım olan o sürtügün ölü gibi beyazlamış yüzü oldu. Bayılmışım sonrasını hatırlamıyorum. O andan sonra o kızı hiç görmedim. Gözlerimi hastane odasında açtım. Başımda ellerimi tutuyordu. Ellerimi kurtardım ondan.”

“Peki neden hala nişanlısın ve onunla aynı şehirdesin “diye sordu Nergiz.

“Ne dediysem babamı ikna edemedim. Tam tersi babam beni ikna etti. Eğer şimdi nişanı atacak olursam Erdem’in siyasi kariyeri başlamadan bitecekmiş. Erdem babama hiç birşey hatırlamadığını kendisine düzenlenen bir komplo olduğuna babamı inandırdı. Ama ben hiç inanmadım. Kısacası bu olayı bilen dört birde Kemal le beş kişi olarak kapandı. Sonrasında ne kadar uğraştıysam Erdem peşimi bırakmadı. Defalarca yüzüğü suratına fırlattım. Defalarca geri taktı. Kaçtım buldu beni buldu. Atama istedim durdurdu. Peşime adam bile taktı. Yıllarımı bu şekilde geçirdim. Yanlız ve mutsuz olayın kısa özeti diyebilirsiniz çünkü anlattıklarım en hafif tarafı inanın” dedi Deniz.

Deniz artık aglamıyordu. Ufka gözlerini dikmiş geçen zamanına yanıyordu.

“Nergiz sanada bu hikaye tanıdık geliyor mu?”

“Hemde çok tanıdık geliyor akıllı görümcem.”

Deniz şaşkınca baktı kızlara “Anlamadım nasıl tanıdık geliyor ?”

Yerlerine geri dönen kızlar kıkırdamaya başladı. Deniz kaşlarını catıp baktı kızlara “siz gerçek birer delisiniz ne gülüyorsunuz şimdi ?”

Deniz’in sorusu ile kızların kıkırdaması kahkahaya dönüştü. Hilal Nergiz’e bakarak”sende tuzak kokusu alıyor musun görümceciğim” dedi.

“Hemde en pisinden görümceciğm.”

💗

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!