3.Bölüm

{♡}

Bahar sınıfına doğru ilerliyordu. Koridorlar boştu. Teneffüs sonu ve bütün öğrenciler sınıflarındaydı. Topuklu ayakkabısından çıkan tık sesleri dışında hıçkırık sesi doldu kulaklarına. Sağına soluna dönüp baktı. Ses hemen yanındaki erkekler tuvaletinden geliyordu. Kaşları çatık yaklaştı sese. Evet çocuk sesiydi. Mecbur girecekti artık. Bunu duyup dönüp gidemezdi. Usulca girdi içeri. Etrafa bakındı. Ama kimseyi göremedi. Çocuk susumuştu. Ah bu ayakkabı sesi. Diye söylendi.

Kapıları tek tek açtı. Sonuncu kapıyı açınca Ömer’i gördü. Ağlamaktan yüzü gözü kızarmıştı

“Ömer, ne oldu sana neden burdasın?”

Ömer omuz silkti.”Gelmiycem o sınıfa gelmiycem işte…” Hem ağlıyor hem konuşuyordu. Bahar’ın kalbi parçalanmıştı haline.

“Peki, gelme hadi gel bana ne olduğunu anlat sonra ben babanı arayıp seni almasını söylerim.”

Hemen ikna olmuştu Ömer. Elini tuttu Bahar’ın  “Ama once yüzünü yıkayalım.”

Elini yüzünü yıkadı Ömer’in  Sınıfta öğretmen olmayınca çocukların sesi arşa ulaşıyordu. Sema’yı arayıp sınıfa bakmasını söyledi. Bir kaç dakika geçmeden Sema sınıfa girdi. Bahar’da Ömer’i boş olan öğretmenler odasına götürdü. Kucağına oturttu. Hamza’ya da Ömer’i alması için mesaj attı. Önemli bir şey olmadığını da ekledi.

“Şimdi soyle bakalım sana ne oldu küçük bey.”

Ömer içini çekince Bahar’ın içi ezildi.” Benimle dalga geçtiler öğretmenim.”dedi bir hıçkırık kaçtı Ömer’in dudaklarından.

“Hmm kim geçti ve neden geçti?”

“Ali ile Kenan ağlattı beni.”

“Tamam hadi bana neden kızdığını şöyle şimdi?”

Başını önüne egdi Ömer. Gözleri yine sulanmıştı. Bir kaç saniye bekledi Bahar.

“Bana senin annen yok dediler ve güldüler.”

Daha şiddetli ağlamaya başladı.Bahar’ın içi parçalara bölünmüştü. Küçük çocuklar bazen acımasız olabiliyorlardı. Ve Bahar bunu evde aldıkları eğitime baglıyordu.

Ömer’i kendine çekti sıkıca sarıldı. ” Ben onlarla konuşurum bir daha sana böyle seyler söylemezler şimdi ağlama lütfen üzülüyorum.”

Ömer başını kaldırıp baktı.” Sen üzülme tamam bak ağlamıyorum.” bir çırpıda gözlerini elleri ile kuruladı Ömer.

“Bak canım insanın annesinin yada babasının olmaması üzücü olabilir. Ama bununla baş etmeyi ögrenebiliriz. Benimde annem yok hatta babam da yok.” Bahar hatırladığı duygularla en az Ömer kadar ağlamak istiyordu. Ama o öğrenmişti baş etmeyi.

Şaşkın suratla sordu Ömer ” gerçekten mi?”

Ömer’in haline güldü Bahar.”Gerçekten. “

Hamza kapıda durmuş onları izliyordu. Yüreğine hangisini sıkıştırsın bilemedi. Bir evladı diğeri kara sevdası. Belkide şu an içi en çok yanan Hamza’ydı. İkisini bu şekilde bulmayı beklemiyordu. Buna hem sevinmiş hemde oğlunun ve Bahar’ın acısıyla içi darmadağın olmuştu. Hamza’yı fark eden Bahar gülümsedi.” Bak baban da geldi.”

Babasını görünce Bahar’ın kucağından inip ona koştu. Hamza oğlunu bir çırpıda kucağına aldı.

“Gel bakalım aslan parçası senin canın mı sıkıldı bakayım? “

Kollarını babasının boynuna doladı Ömer.” Evet baba beni bugün işe götürür müsün.”dedi.

Baba oğula sevgi dolu gözlerle bakan Bahar “O küçük iş adamı olmaya mı karar verdin sen?”

“Babam gibi olucam ben ki… “

Hamza oğluna sıkıca sarıldı. Şu an tek eksiği göğsüne yaslayamadıgı Bahar’ıydı.

“Öğretmenin izin verirse götürürüm.”

“Verdim bile büyük iş adamı küçük bey. “

Ömer kıkırdadı.”Öğretmenim devrik cümle kurdunuz.”

Hem Hamza hem Bahar ağzı açık bakmıştı Ömer’e.

Hamza” çok bilmiş seni hadi çantanı alalım gidelim.”dedi.

Beraber sınıfa kadar yürüdüler. Bahar eğildi Ömer’in göz hizasına geldi. ” Şimdi içeri giriyorsun ve çantanı toplayıp geliyorsun. Sen akıllı ve karakter sahibi birisin unutma bunu. İnsanlara seni üzme fırsatı vermemelisin.” Bilmiş bilmiş başını salladı. Sınıfa girdi.

“Onu kötü halde buldum tuvalette ağlıyordu. Bir kaç çocuk ki onlarla ve ailesiyle ben görüşeceğim merak etme annesi olmadığını söyleyince üzülmüş biraz.” Diye Ömer gelmeden bir çırpıda anlattı.

“Çocuk yüreği kaldırmıyor sanırım.”

“Bu türlü bir acıyı yetişkin bile olsan zorlanıyorsun inan buna?”

Hamza başka bir şey diyemedi. Ömer ile Sema çıkmıştı dışarı. Hamza’ya selam verdi Sema. Bahar’a döndü.” Sınıfın mum oldu Bahar gir bak istersen ben kaçıyorum.” diyerek uzaklaştı. Ardından da Hamza ile Ömer.

Bahar iki çocukla güzelce konuşmuştu. Onlara yaptığının yanlış olduğunu yarın özür dilemeleri gerektiğini anlattı. Çok küçüklerdi. Bahar onlarada kıyamıyordu. Anneleri ile çıkışta konuşmuş durumu izah etmişti. Kadınlar üzülmüştü. Konuşacaklarını söyleyerek gitmişlerdi.

Son öğrencisinide ailesine teslim edince montuna sıkıca sarıldı. Okuldan çıktı. Sema’nın görev saati Bahar’dan kırk beş dakika önce bittiğinden Sema eve gitmişti. Önünü kesen arabaya baktı. Ömer cama yapışmış öğretmenim diye bağırıyordu. Hamza arabadan inip yanına geldi.

“Bahar hocam bizimle keyifli bir akşama ne dersiniz.” diye sordu.

Bahar bir cama yapışmış Ömer’e birde karşında duran yakışıklı artı karizmatik adama baktı.

“Siz iki yakışıklı adamı ekersem ırkım bana aptal muamelesi yapar.”dedi.

Kocaman güldü Hamza Bahar’ın içini ısıtacak kadar hemde. Arabanın ön kapısını açtı.

“Benim ırkımdan ben, sizin gibi güzel bayana güzel bir gece yaşatacak hadi.” Göz kırptı Hamza Bahar’a . Kızın aklını başından aldığını bilmiyordu.

Bahar her geçen saniye bu adama doğru çekiliyordu. İtiraz etmiyordu. Artık mutlu olmak istiyordu. Hayatında acı istemiyordu. Cem’den sonra bir kırılmayı daha kaldıramazdı. Korkuyordu. Ama engel de olmuyordu. Sahi aşka engel varmıydı. İstese bir insan istemediği birine aşık olmazmıydı. Aklında binlerce soru. Cevapsız döndü. Birden hatırladı.

“Sema’yı aramalıyım merak eder.”

Çantasından telefonu çıkarıp aradı. Sema’ya Hamza ve Ömer ile birlikte olduğunu geç döneceğini söylediğinde Sema’dan aldığı cevap yüzünün kızarmısına neden olmuştu. “Öpmek isterse bırak öpsün. demişti. Telefonu nasıl kapatacağını bilemedi Bahar.

Çok güzel bir mekana getirmişti Hamza Bahar’ı. Keyifle ve sohbetle yemek yemişlerdi. Hamza her fırsatta doyamadığı sürete bakıyordu. Bahar da hep yakalıyordu. Ömer karnı doyunca oyun parkına gitmek istemişti. Babası da izin vermişti. Şimdi başbaşa oturuyorlardı. Kahvelerini içerken Ömer’e bakıp gülmüşlerdi.

Hamza’nın bakışlarını üzerinde hissetmişti. Başını çevirdiğinde yanılmadığını gördü.

“Bakma öyle…”

“Neden?”

“Bakma işte…”

“Üzgünüm hocam ama bunu yapamam nereye baksam siz dolu.”

Baharın çok hoşuna gitmişti duydukları. Güldü “Ne demeye çalışıyorsun açık konuşalım. “

Ömer yanlarında bitmişti. Konuşma yine yarım kalmıştı.

“Uykum geldi baba gidelim artık.”

“Tamam babacım hadi gidelim.”

Arabaya binerken Ömer ” öğretmenim yanıma oturur musunuz?”diye sordu.

“Elbette otururum küçük paşam.” dedi Bahar.

Arabaya biner binmez Ömer başını Bahar’ın dizine bıraktı.” Çok rahatmış burası.”dedi.

Daha beş dakika olmadan uykuya dalmıştı. Bahar aldığı düzenli nefesten anlamıştı.

“Ömer uyudu.”

“Sevindim.” diye yanıtladı Hamza.

“Neden sevindin anlamadım.”

“Bekle ve gör. “

On beş dakika boyunca sessizce ilerlemişlerdi. Ömer’in ” anne ” diye sayıklaması sessizliğe bıçak çekmişti. Ama Bahar’a anne diye sarılması Bahar’ı en derinden vurmuştu.

Yinede hiç bir şey diyememişlerdi. Açıkça ortadaydı ki Ömer, Bahar’a anne sevgisiyle yaklaşıyordu. Bahar kendini kötü hissetmişti.

Araba durduğunda düşüncelerinden sıyrıldı. Ömer’in başını yavaşça indirdi. Hamza arabanın bagajından aldığı örtüyü oğlunun üzerine örttü.

Bahar dışarı adımını atınca sert ve soğuk bir rüzgarı iliklerine kadar hissetti.

Yanına gelen Hamza elindeki diğer örtüyü Bahar’ın üzerine sardı.

“Aman hocam sizi hasta etmek istemiyorum.”diyede ekledi.

“Hadi gel.” diyerek arabanın önüne getirdi Bahar’ı. Burası yüksek bir tepenin üzeriydi. Bursa’nın ışıkları ayaklar altındaydı. Enfes bir manzaraydı. Görüntüye kapılıp gitti Bahar. İkiside arabanın önüne yaslanmış manzarayı seyrediyordu.

Temiz ve soğuk havayı içine çekti ” burayı sevdim.”dedi.

“Bende seni sevdim. “

Bahar anında başını çevirdi.” Ne ?”

“Açık konuşalım demiştin.”

“Bu fazla açık olmadı m ?”

Tepki ölçmek yoktu. Bu gece içinden geleni yapacaktı Hamza. Ya olacaktı. Ya ölecekti. Bahar’ı usulca kolundan tuttu. Hiç itiraz etmedi Bahar. İtiraz etmediği için tamda istediği şeye odaklandı. Bahar’ı önüne çekti. Sırtını kendi göğsüne yasladı. Kollarını üzerindeki örtünün izin verdiği kadar sardı Bahar’a. Bahar hayatında bu kadar heyecanlandıgını hatırlamıyordu. Bu çok farklı bir duyguydu. Bedeni titremişti. Ve kesinlikle soğuktan değildi. Çünkü heyecandan ter döküyordu.

Kendini Hamza’nın kollarına teslim etti. Başını boyun çukuruna bıraktı. Ve kendine gevşe sinyali yolladı.

Hamza’nın yıllardır hayalini kurduğu sahneydi bu. Hep bir gün bir gün diyerek yıllarını tükettiği. Ve şimdi gerçek olmuştu. Ruhuna dolan huzur dilini çözüyordu.

“Sen gülünce seni kıskanıyorum. Güldüğünde yanında ben yoksam daha çok kıskanıyorum. Başkaları gülüşünü görsün istemiyorum. Sonra seni hep yanımda istiyorum.Olmadığını görünce yine kıskanıyorum. Kıskandıkça daha çok seviyorum seni. Sonra sevdikçe sensizlikte boguldugumu hissediyorum. Nefesim seni görünce düzene giriyor. Sen gidince yine kayboluyor Bahar. Sen bende yanlış ne varsa doğruya çıkarıyorsun. Tek bildiğim ben seni çok seviyorum.

Her duyduğu kelime beynine nokta nokta işlemişti. Bundan daha güzel bir anlatım düşünemedi. Bu kadar duyguyu bir erkeğe hissettirmek kadınlık gururunu okşamıştı. Aklında dönen cümle ” Seni çok seviyorum ” du.

Olduğu yerden okadar memnunduki hiç kımıldamadı. Bir şeyler söylemesi gerekiyordu. Ama ne bilmiyordu. Ona bende seni seviyorum diyebileceğini sanmıyordu. Evet herşey güzeldi. Ama kendinden emin değildi.

Hamza’nın kollarından çıktı. Hemde hiç birşey demeden. Hamza’nın içi parçalara bölünüyordu. Bahar üzerindeki polar örtüyü çekti. Hamza her hareketini dikkatle izliyordu. Kalbi kan ağlıyordu. Olmadı sevmedi seni diye feryat ediyordu.

Bahar elindeki örtüyü Hamza’nın omuzlarına attı. İşte bunu beklemiyordu Hamza.

“Sende üşüyeceksin.”dedi.Tekrar Hamza’nın kollarına girdi. Hamza şaşırmıştı. Ama az önce kan ağlayan kalbi şuan kelebekler gibi kanat çarpıyordu.

“Sarılsana bana, üşüdüm.” üzerindeki örtüyü Bahar’ın üzerine doğru çekti.  Şimdi tenine temas eden ten ona can veriyordu. Başını yine boyun çukuruna yerleştirdi Bahar.

“Sen iste yeterki…” sevinci sesine yansımıştı.

“Ben seni seviyor muyum bilmiyorum Hamza. Bende bilmediğim duygular uyandırıyorsun. Şuan bulunduğum yer bana huzur veriyor. Hayatımda unutalı çok olan bir huzur. Bana biraz zaman ver kedimi çözebileyim. “

Hamza daha sıkı içine yüreğine sokarcasına sarıldı Bahar’a. Başını egip Bahar’ın alın kenarından öptü. Dudaklarının teması ile gözlerini yumdu Bahar. Hamza’yı seviyordu. Bunun başka bir açıklaması olamazdı. Masum bir buse ile hissettiği kıvılcım asktan başka bir şey olamazdı.

“Sen iste kalan ömrümü sana vereyim ama benden gitme!”

“Ben sevdiğimi bırakmam sen beni bırakma! “

“Bu sözünü unutma!…Seni bırakırsam ölmüşüm demektir.

{♡}

Artık kışın en soğuk günlerine gelmişlerdi. Ocak ayı her yerde kar vardı. Okullar iki günlüğüne tatil olmuştu. Sokak aralarında fazlaca kar birikmişti. Sıcak evlerinde ellerinde birer kupa kahve ile keyif yapıyordu kızlar.

“Seninki aramadı bugün ne iş, kesin bıktı kızım senden. Soğuk nevale… “

Hamza’nın yüzü gözünün önünde canlandı. Kendi kendine güldü.

“Sen onu seviyorsun bu sırıtışın ondan. “

“Ne?…bana mı dedin?” ” Bahar Sema’yı duymamıştı bile.

“Ohaa kızım ya eyfel kulesi diyorum İtalyannın roma şehrindeydi demi?”

“He evet doğrudur.” Diye yanıtladıgında Sema ellerini havaya kaldırdı. ” Pes vallahi pes.”

“Ne oldu Sema’ya ne dedim ben.”

“Aşkın aptal ettiğini duymuştum, ama sen ondan bile terfi ettin Bahar olan bu.”

“Ha aşk Sema bu çok farklı ama ben böyle şeyleri ilk defa hissediyorum.” Elindeki kupayı sehpaya bıraktı. Semaya baktı. “Sema “

Sema ” Ne yunurtluycan yine..”

“Sema bu bendeki aşksa Cem neydi?”

Sema hiç düşünmeden lafı yapıştırdı.” Çocukluk bebeğim.”

Cama inen kartopu ile ayaga fırladılar. Sema elindeki kahveyi üzerine dökmüştü.” yandım anam.” diye banyoya koştu. Bahar Sema’ya mı baksın cama kar atana mı bilemeden bir sag ve sol yaptı. Hakkını camdan yana kullandı. Çocuklarsa iyi bir fırça yiyecekleri kesindi. Ama aşağı baktığında gördüğü tek şey aşktı.

Hamza Bahar’a el işaretiyle gel diyordu.Bahar da ona beklemesini söyledi.

Camı kapatıp Sema’ya bakmak için odasına girdi.

Üzerini çıkarmış yenisini giyiyordu Sema

 “İyimisin.” diye sordu.

“Çok sıcak değilmiş bir şey yok iyiyim.”

“İyi sevindim hadi geçmiş olsun.”

“Kim atmış baktın mı?”

“Ee şey. Hamza atmış beni çağırıyor.”

Sema ellerini havaya açıp dua etmeyi uygun gördü. ” Allah’ım sen bunlara akıl fikir ihsan eyle.” amin diyerek bitirdi duayı. Bahar onun bu haline hep gülerdi. Olmadık yerde duaya otururdu her zaman.

“Gidebilir miyim?”Tabiki gidecekti. Ama Sema’nın yalnız kalması içine dokunuyordu. Gönlünü etmeliydi önce.

“Kaybol git bir rahat verin yaw.”

Sema’ya sarılıp yanağına sulu bir öpücük bıraktı.

“Kardan adam olmadan gideyim ben.”

Beş dakika kadar daha bekletti Hamza’yı. Dışarı çıkar çıkmaz elini tuttu Hamza.

“Nasılsın?”Diye sordu Hamza, gözlerinin derinlerine inerken. Özlemişti.

“Mükemmel.”

Etrafına göz gezdirdi. Evinin önünde duruyorlardı. Ve herhangi bir harekete uygun değildi burası.

“Bayan mükemmel sıcak bir şeyler içmeye ne dersiniz?”

Aslında ortam uygun olsa sıkıca sarılmak, burnunu mis gibi kokan saçlarına bırakmak istiyordu. Hamza’nın hiç beceremedigi ama Bahar’ın çok iyi yaptığı şey sevgisini gizlemekti. Hamza elinden gelse Bahar’ı yanından bir saniye ayırmazdı. Yinede fazlasıyla etrafındaydı. Ama Bahar oldukça uzak ve mesafeliydi. Bu hala Hamza’nın aklını kurcalıyordu. Henüz ağzından sevgiye dair bir söz çıkmamıştı.

Sıcak bir kafeye oturmuşlardı. Salep içmeyi tercih etmişlerdi.

“Tatil yaklaşıyor ne yapmayı planlıyorsun?” Hamza aklındaki soruyu yöneltti Bahar’a. Burdan gidecek düşüncesi baş ağrılarına neden oluyordu.

“Hiç bir şey planlanıyorum buradayım. Gidecek ne yerim ne görecek kişilerim var. Bir dahaki atamaya kadar Bursa’lıyım. Ama Sema gidecek yeğenlerini çok özledi.”

Hamza bundan daha iyi bir haber alamayı beklemiyordu. Gülümsedi.

“Burda kalmana çok sevindim yoksa peşinden gelmeyi düşünüyordum.”

“Merak etme burdayım gidecek yerim yok.”

Bahar hüzünlenmişti. Bir insan olsun ve gidecek bir yeri olmasın. Görecek, merak edecek birileri olmasın.

Hamza yüzünden geçen hüznü görebiliyordu. Aynı hüzün Hamza’nın da kalbine oturmuştu. Konuyu değiştirmenin iyi olacağını düşündü.

“Atama olsa benden gideceksin yani öylemi?”

Hamza’nın derin kırgın bakışlarını inceldi Bahar.

“Gitmeme izin vererir misin?”

Başını Bahar’a doğru yaklaştırdı. Adı gibi Bahar kokuyordu. Kızın kokusunu aldığında hep daha fazlasını istiyordu Hamza.

“Asla!” dedi.

Hamza’ya en güzel gülüşünü hediye etti.

“Neyseki yanındayım ve bu gülüş sadece bana ait.”

Bahar Hamza’nın arkasına baktığında bir bayanın başında dikilmiş kendilerini izlediğini fark etti. Bahar’ın bakışına başını çevirdi Hamza.

Karşısında duran kadın oldukça güzel biriydi. Elbette tanımıyordu Bahar. O, halde Hamza’nın tanıdığı biriydi.

“Hamza nasılsın.” dedi adını bilmediği güzel kadın. Ayaga kalkan Hamza kadına elini uzattı.

“İyilik Leyla sen nasılsın? ” diye cevapladı Hamza. Bahar kendi dışında gelişen olaya bakıyordu.

“Aynı Hamza, dışarı çıktık arkadaşlarla seni görünce merhaba demek istedim. ” Bakışları Bahar’la buluşunca başıyla selam verdi Leyla.

Bahar’da aynısını yaptım.” Bahar” diye tanıttı. Sadece Bahar. Sadece Bahar.

Leyla’nın bakışlarındaki hüznü ve kırgınlığı görmek hiç te zor değildi. Sanırım eski ilişki veya ona benzer bir şey diye düşündü Bahar. Lakin bu hiç hoşuna gitmemişti. Leyla’nın Hamza’yı süzen ve beğeni dolu bakışlarını görmemek için kör olmak gerekirdi.

Ama Bahar’ın aklı hala arkadaşım kelimesine takılmıştı. Biraz bozulmuştu. Biraz mı? Kesinlikle bozulmuştu. Leyla arkasına baka baka gitti.

Bozulmuş olduğunu yüzünden anladı Hamza.

“Eski bir arkadaş.” dedi.

“Eski mi, yeni mi?  Bilmem ama arkadaş değil bakışlarını gördüm sana…”

Bahar’ın bu çıkışıns Hamza hem şaşırmış, hemde hoşuna gitmişti.

“Nasıl bakıyordu ben fark etmedim.”dedi. Yüzünde hınzır bir gülüşle.

“Neyse” Bahar hem kızmış hem kırılmıştı. Ve bunu saklayacak değildi.

“Ben senin arkadaşın mıyım?” Gözlerinden kıvılcım çıkıyordu Bahar’ın.

“Bahar buna takıldığını söyleme bana…”

“Neye takılmalıyım peki?”

Burda hatalıydı Hamza. Ne olarak tanıtsa oda bilememişti. Bugüne kadar hiç kimseyi sevgilim yada kız arkadaşım diye birine tanıştırmamıştı.

“Haklısın özür dilerim. Ben daha önce kimseyi sevgilimle tanıştırmadım?”

Bahar kaşlarını havaya kaldırdı. İlginç gelmişti bu ona tam olarak ne demek istediğini de anlamış değildi.”

“Anlamadım. Sen sevgililerini saklar mısın?”

Hamza buna gülerek cevap vermişti.” Tabiki hayır, demek istediğim benim sevgili gibi taraflarda hiç işim olmadı. Bugüne kadar tabi.”

Bahar da şok etkisi yapmıştı Hamza’nın sözleri. Otuz yaşında bu kadar zengin ve yakışıklı birinin sevgilisi olmaması hiç inandırıcı gelmemişti.

“Sen benimle dalga geçiyorsun buna inanmamı bekleme.”

“Kesinlikle inanmalısın.”

“Az önceki kadın neydi peki”

“O sadece biri benimle ilgisi yok.”

Yok Bahar bugün bu işin içinden çıkacak gibi değildi . Aklı karışmıştı . Ne dese bilemiyordu . Ne dese farklı bir şey çıkıyordu altından.

Çantasına uzandı. ” O zaman git o birine söyle benim yanımda sana yiyecek gibi bakmasın. “

Hareketlendigini gören Hamza’da yavaşça kalktı. Aslında duyduğu şeyler erkeklik gururuna oldukça iyi gelmişti. Gülmemek için dudaklarını ısırdı .

“Dışarıda bekliyorum beni eve bırakırsın” dedi Bahar. Aslında arkasına bakmadan gitmesi lazımdı. Ama işte kırmak yada kırılmak istemiyordu. Başını salladı Hamza. Ama keyfi gayet yerindeydi.

Şapkasını takıp atkısını da sıkıca sardı. En son eldivenlerini giyerken Hamza’yı yanında buldu.

Hiç bakmadı ona. Kızgındı. Bugün evden çıkarken bunların hiç birini hayal bile etmemişti. Aklında sadece Hamza ve aşk vardı. Şu an sinirli ve huzursuzdu.

“Eve gidelim yoruldum ben.”

“Bahar…”

Bahar cevap verirken bile dönmemişti Hamza’ya.

“Evet”

“Sen beni kıskandın mı bana mı öyle geldi.”

Duyduğu sözlere anında döndü. Şaşırmış yüz ifadesi ve diğer duygular tamamen birbirine girmişti.

“Tabiki hayır bunu nerden çıkardın.”

Evet kıskandım demeyi kendine yediremiyordu. Daha sevdiğini bile söyleyememiş biri olarak.

“Hmm bana öyle gelmiş bir an beni Leyla’dan kıskandığı sanmıştım yanılmışım.”

“Hamza ya beni eve götür ya ben kendim gideyim keyfim kalmadı.”

“Peki gidelim.”

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. Ya niye kiskandikalrini kabul etmez bu millet hiç anlamam yani . Yaa bahar ne zaman şu adama seni seviyorum diyeceksin bebeğim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!