9.Bölüm

Kaşlarını çattı Hamza ” Ne ?” Dedi.

“Yok bir şey ben gideyim de beyaz bikini mi giyeyim. Madem sende sıkıntı yok. Bide erkeksin ve nasıl olsa senden bana zarar gelmez. Hadi beni tutma sabah güneşini kaçırdım bari öğlen güneşini alayımda tenim biraz daha yansın.” Hamza duyduklarına gülse mi kendi haline mi yansa bilemeden öylece kaldı. Bahar kollarında çıkıp karşına geçti.

“Hem biliyor musun tenim yanınca daha bir esmer oluyorum ya beyaz bikini bana daha çok yakışıyor.” derken de ellerini vücudunda gezdirdi.

Sonrada arkasına bile bakmadan yürümeye başladı. Hamza başını yukarı kaldırıp.” Bu kadın beni sınıyor.”dedi kendi kendine…

“Ateşle oynuyorsun Bahar demedi deme.”

Bahar ardından işittiklerine dönmedi. Cevapta vermedi. Yüzünde tatminkar bir gülümseme oluştu. ” Aptal adam sen bide bendeki etkini bilsen ” diye mırıldandı  Hamza duymamıştı.

{♡}

Dediğini yapmış beyaz bikini sini giyip havuzun yanında olan şezlonga uzanmıştı. Hamza ortalarda görünmüyordu. Hamza’nın konuşurken ki hali gözünün önüne gelince kendi kendine küçük bir kahakaha attı.

Evde ikisinden başka kimse yoktu. Kıskanılmak aşırı derecede hoşuna gidiyordu Bahar’ın. Cem hiç kıskanmazdı. O yüzden bu duyguyu Hamza ile ilk defa yaşıyordu. Ve inanılmaz gurur vericiydi. Ama kıskanmak da ayrı his bırakıyordu. Gerisini düşünmeyecek olsa şu an ki hali inanılmaz huzurluydu.

Alnına konan öpücükle gözlerini açtı. Bir çift siyah göz içinde aşkın ışıltılarıyla gülümsüyordu. Bugün ne çok gülmüştü. En içten en huzurlu gülüşleri bugün bu adama borçluydu.

Arkasından dolanıp yanına geldi. Elinden tutup kaldırdı.” Yüzelim mi biraz ” dedi.

“Olur ” dedi Bahar.

Önce Bahar ardından Hamza suya daldı. Ortada buluştular.

Belinden yakalayıp kendine çekti kızı.

” Senin bu yaptığına ne derler Bahar? “

Bahar anlamamazlıga vurdu.

“Neye aşkım bilemedim?”

Aşkım kelimesinin Hamza da uyandırdığı hislerlerle kızı iyice sıktı kollarında, dişlerini de anı gelen dürtüyle sıkmıştı. Bakışları hiç akıllıca değildi. Oldukları hâl de akıl kârı değildi.

“Bahar benimle oynama?”

Kollarını Hamza’nın boynuna doladı. Nefesini Hamza’nın nefesine karıştırıp ” oynarsam ne yaparsın?” İçinde barınan arsız kadın Hamza ile uyanmış gibiydi. Hamza kaçtıkça Bahar ona yürümekten acayip zevk alıyordu.

Dişlerini sıktı Hamza. Cidden zorluyordu. Karşında muhteşem taptaze güzelliği ve bilmediği şeylere fazla cesurdu Bahar.Hamza’nın damarına basıyordu. Bunuda büyük bir istekle yapıyordu.

“Bu cesaretin nerden geliyor ?”

“Bilmiyorum ” bir milim daha yaklaştı Hamza.

“Bilmediğin şeylere el uzatma istersen bu kadar cesur olma kendimi tutamayabilirim.”dedi. Karşısındaki güzel kadının teninden geçen suyu bile kıskanıyordu. Ve yüzmek fikri de hiç akıllıca gelmemişti. Bahar gözünde daha ve daha alıcı olmuştu.

“Sanırım sana güveniyorum. Yada güvenmek için can atıyorum. Cesaretim senden, senin her halinden bana ulaşıyor. Kayıp bir ben varmış gibi sende. Dokununca kendimi buluyorum.” Tane tane anlattığı sözler genç adamın yüreğinde yeni sayfalar açıyordu. Boş! Ve o boşluğa yine kendi adını yazıyordu Bahar.

“Bana güvenmek için can atma. Güven! Dün yada bugün veya gelecekteki günlerde sadece güven!”

Öpmekten vazgeçip sarıldı Bahar. Sımsıkı doladı kollarını Hamza’ya.

“Elimde değil korkuyorum.”

“Korkma!”

“Günün ne getireceğini bilmiyoruz ben artık kaybetmek istemiyorum.”Boğazına bir yumru oturmuştu. Daha sıkı sarıldı. Bir süre öylece kaldılar.

Geri çekildiler, yüzyüze bakıyorlardı. İkisinde gözlerinden çok şey okunuyordu. Umut, aşk, hüzün aradıkları şey geleceğe dair bir umut ışığıydı.

“Artık için rahat olsun Bahar, Allah bize ne kadar ömür verdiyse o kadar beraber olacağız. Şimdi gül biraz.”dedi ve kızı belinden tutup önce havaya kaldırdı. Bahar önce yükseğe çıkmış sonra da aynı hızla havuzun sıcak suyuna girmişti. Çok hoşuna gitmişti. 

{♡}

Geçirdikleri son bir hafta rüya gibiydi. Gündüzleri evde geçirip akşamları dışarı çıkıyorlardı. Ayrı odalarda kalmışlardı. Bedenleri ayrı kalpleri beraberdi. Bahar yıllardır geçirdiği en güzel günler olduğunu düşünüyordu. Hamza bir an bile aşkını dile getirmekten gocunmuyordu. Her fırsatta farklı şekillerde Bahar’ın kalbini yine yeniden çalmıştı. Sürekli komik şeyler anlatıyor güldürüyordu. Bahar gülünce Hamza’nın kalbine güneş doguyordu.

Araba usul usul yol alıyorlardı. Bahar koltuğu geri yatırmıştı. Araba her zaman uykusunu getirirdi.

Burnunu sıktı Hamza. Başını sağa sola sallayıp elinden kurtulmak istesede, Hamza’nın bırakacagı yoktu. “uykucu şirine saatlerdir uyuyorsun. Sesini özledim.”

“Azcık daha uyuyayım söz sonra kalkarım.”

“Bahar yemek yiyelim diye durdum.”

“Saat kaç oldu. Neredeyiz?”

“Saat dokuz ve Afyon’dayız.”

Gözlerini açıp etrafına bakındı..” Yok artık üç saatir mi uyuyorum ben hava bile kararmış.”

Hamza haline kahakaha attı.” Hayır sen geceleri uyumadın mı diyeceğim ama öyle bir şey de olmadı. Bu uyku nerden geliyor?”

“Hemen aklına ne geliyor.”

Burnuna bıraktığı öpücük gıdıklamıştı Bahar’ı ” aklımdan çıktığını kim söyledi.”

“Çocukluktan kalma bir şey arabaya binince uykum geliyor. Babam da gülerdi senin gibi.”

“Hmm demekki senden şoför olmaz. Sakın araba kullanma.”

“Sıkıntı yok zaten araba kullanmayı sevmiyorum.”

“Sevindim hadi yemeğimizi yiyelim yola devam edelim. “

{♡}

Bursa’ya döndüklerinde Hamza, Bahar’ı evine bırakmıştı. Ama sanki canından bir parçadan ayrılmıştı. Bir hafta boyunca beraber oldukları için fazlaca alışmıştı. Eşyalarını kapıya kadar çıkarıp giderken alnından öpmüştü. ” Yarın sana Ömer’i getireceğim ” demiş Bahar’ın sıcacık gülümsemesini yüreğine koyup gitmişti. Her ne kadar gitmek istemesede…

{♡}

Sabah erken kalkıp Ömer’in sevdiği kurabiyeleri yapmıştı. Ne sevdiğini tabiki Hamza’ya sormuştu. Gittikten sonra saat başı seni özledim mesajı atmıştı. Bahar her mesaj sesine uyanmış, sabah olup saatlere baktığında son mesajın sabahın beşinde geldiğini görmüştü. Gülümseyip arama tuşuna basarak arayıp sesini duyurdu. Uyurken bulurum zannetmişti. Ama Hamza işinin başındaydı.

“Çocuklar genelde çikolatalı kurabiye sever ama Ömer ne sever bilemedim söyler misin?”

“Ömer’i bilmem ama babası seni sever, senin için ölür. “

Elinde telefon ağzı kulaklarına vardı Bahar’ın.

Konuşmanın en nihayetinde tarçınlı kurabiye sevdiğini söylemişti. Hemen kolları sıvadı. Bir saatin sonunda müthiş lezzetli bir tepsi kurabiye yaptı. Üzerini değiştirmek için odasına gidip dolabın karşısında öylece kaldı. Tabiki Ömer’e güzel görünmek istiyordu. Ama Hamza’ya güzel görünmek ayrı bir olaydı. Diz altı sıfır kol beyaz elbisesini tercih etti. Saçlarına bir iki dalga verip sadece göz makyajı yaptı. Yarım saatin sonunda kapı sesi ile irkildi. Neden bu kadar heyecanlı olduğunu oda bilmiyordu. Ama aşırı derecede heyecan vardı üzerinde.

Kapıyı açtığında Ömer bacaklarına sarıldı.”Öğretmenim çok özledim sizi.”dedi.

Bahar kocaman gülerek” Bende seni özledim. Küçük yakışıklı.” eğilerek sarıldı Bahar.

Gözleri kendilerine bakan Hamza’yı buldugunda adamın gözlerinde ki bulutu gördüğünde yüreği cız etmişti. Kimsenin hayatı kolay değildi. Olmamıştı. Olacak gibide durmuyordu.

Genelde velilerine söylediği cümleyi söylemeyi tercih etmişti. Ömer’in yanında nasıl konuşması gerektiğini bilemiyordu.

“Ömer’in babası hoş geldiniz sizde içeri gelmek ister misiniz?”

Hamza olduğu yerde içine girdiği ruh halinden sıyrılıp ” teşekkürler ama benim dönmem gerekiyor. Akşam Ömer’i almaya gelirim.”

“İzniniz olursa ben Ömer’i dışarı çıkarmak istiyorum.” Ömer’e bakıp göz kırptı Bahar.” Sen de ister misin Ömer?”

Yerinde zıpladı Ömer ” isterim baba izin verir misin ?”

Hamza kıpır kıpır olan oğluna baktı. Genelde evde içine kapanık pek kimseyle iletişim kurmayan çocuk Bahar’ın yanında bambaşka biri oluyordu. Bu Hamza’nın en korktuğu olaylardan biriydi. Şükür-ki Ömer, Bahar’ı çok seviyordu.

“Gidin tabiki işim erken biterse ben de size katılırım olur mu?”

Ömer bu sefer Bahar’a dönerek ” olurmu öğretmenim ?diye sordu.

Bahar gülümsedi. “Olur tabi neden olmasın “

Evde geçirdikleri bir saatte Ömer hiç susmamıştı. Sürekli bir şey anlatıyordu.En çokta evdeki kişilerden bahsediyordu. Bahar ona amcası olup olmadığını sordu. Elbetteki biliyordu olduğunu. Yinede sordu. Neden sordu kendi de bilmiyordu. Belki merak. Ama bu merak kesinlikle Hamza’ya olan sevgisinden geliyordu. Yoksa iki dünya bir araya gelse onun adını bile duymak istemezdi.

“İki tane amcam var Bekir amcam ve Kerem amcam. Bekir amcamın bir üç tane kızı var. Nehir ablamı ve Miray ablamı çok seviyorum . Ama Alin i hiç sevmiyorum.” Çocuk aklıyla anlattıklarına güldü Bahar.

“Neden sevmiyorsun ?”

Ömer dudaklarını bükerek konuştu. Bu onu çok tatlı bir hale sokuyordu. Bahar dudaklarını elleri ile karıştırmak istedi.

“Çok sinir bozucu bir kız sürekli aynanın karşısında saçlarını tarıyor.  Dedeme de sürekli dede ben güzel miyim diye soru soruyor.” dedi.

Bahar kahakaha atmak istiyordu ama uygun olmayacağını düşünüp dudaklarını birbirine bastırdı.

“Peki diğer amcan ?”

Ömer heyecanla konuştu. ” Kerem amcam bir tane onunla hep kitap okuruz. Bana hikayeler anlatır. Çok yakışıklıdır benim amcam ki. Ama yürüyemiyor. ” Dudaklarını üzgün üzgün bükmüştü. Onun üzülmesine Bahar da üzülmüştü. Ama Kerem’e asla üzülmemişti.

“Aslında doktorlar yürüyebilecegini söylüyormuş babaannem söylerken duydum ben. Ama amcam istemiyormuş. “

Bahar’a ilginç gelmişti. Neden istemediği. Bunu Hamza’ya sormayı not etti aklının bir köşesine.

“Peki küçük paşam söyle bakalım nereye gidelim seninle bugün?”

Ömer hiç düşünmeden” Kitapçıya ” dedi.

Son bir yıldır öğrencisi olmasına rağmen şaşırmıştı.” Başka nereye gidelim o kolay gideriz kitapçıya.”dedi.

“Bir yer daha istiyorum ama olurmu ki ?”

Utana sıkıla sordu Ömer. ” olur tabi sen söyle bakalım önce “

“Sinema ya gidelim “

“Bu muydu tabiki gideriz oda kolay “

“Ama oraya hep anneler çocuklarını götürüyor. Soran olursa ne diyeceksin ?”

Bahar ufacık çocuğun aklından geçenlere hayret etmişti. Ve çok üzülmüştü. Elini Ömer’in saçına daldırdı. İleri geri karıştırdı.

“Sen ne dememi istersen ben onu derim olmaz mı ?”

“Olur ” diye zıpladı. Bahar’ın boynuna sarıldı. Kendi doğurmamıştı. Kanından da değildi. Ama seviyordu bu çocuğu. Belki biraz kendi gibiydi. Belki de Ömer daha şanssız biriydi. Bahar’ın hiç değilse koskoca on sekiz yılı dolu dolu geçmişti. Ama Ömer’in çok farklıydı. Hayatında hiç kimseye anne dememişti. Baba her ne kadar çok seviyor olsada anne nin yerini dolduramıyordu. Her şey çok farklı olmalıydı. Gözünü kapatıp Hamza’ya kendini bıraksa ikisi için de elinden geleni yaptı. Hem onların yaralarına hem kendi yaralarına merhem olmak gibiydi. Ucu olan ama sonu görünmeyen bir yoldu. Ve o yolda üç yolculardı. Bu işin sonunda bu çocuk ya bir anneye kavuşacaktı. Yada Hamza ve Ömer Bahar’ı unutacaktı.

Sinemanın içinde dışında Ömer Bahar’ın elini bir an olsun bırakmamıştı. Bahar bunun nedenini pek ala biliyordu. Etrafa annem mesajı yolluyorlardı. Neşesi mutlu etsede altında yatan hüznü ve özlemi Bahar’ı duygulandırıyordu.

Yanına oturan kişiye dönüp bakmamıştı. Ama kokusu çoktan burnuna dolmuştu. Dudakları yukarı kıvrıldı.” geç kaldın” dedi fısıltıyla.

Şaşıran Hamza”Ben olduğumu nasıl anladın ?”

Bahar yüzünü çevirdi. Sinema çok kalabalık değildi. Ama yinede sessizce konuştu.” Tabiki kokundan” dedi.

“Bunu sevdim” dedi Hamza. Kulağına doğru fısıldarken. Bahar yerinde kıpırdandı. Hamza’nın sıcak nefesi bedeninden ufak bir titremenin geçmesine sebep olmuştu. İşin kötü yanı Hamza bunun farkındaydı.

“Baba susar mısın lütfen” diyen Ömer’in sesi ile kendilerine geldiler. Bu çocuğu hafife almamak lazım diye düşündü Bahar.

Sinemadan sonra yemek yemeye karar verdiler. Ömer’in neşesine diyecek yoktu. Hamza için de unutulmaz bir gün olmuştu. Oğlunu bu kadar içten gülerken hiç görmemişti. Bahar ikisinede iyi geliyordu. Bu su götürmez bir gerçekti. Akşamın geç saatinde Ömer yorgunluktan uyuya kalmıştı. Hamza da Bahar’ı bırakmak için kapısının önünde durdurdu arabayı. Hiç inmeden yan döndüler birbirlerine.

“Ömer’i hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Bugün için ve her şey için teşekkür ederiz.”

Bahar gülümsedi.” Önemli değil canım Ömer’in beni sevmesi hoşuma gidiyor. Bende fark ettim. Çok mutluydu bugün.”

Hamza dilindekini nasıl söylese bilemiyordu. Ama artık o günün gelmesi şarttı. Onun düşünceli halini fark eden Bahar ” Ne düşünüyorsun ” diye sordu.

“Sana bir şey söylemek istiyorum ama senden gelecek tepkiyi bilmiyorum. Her şey bu kadar güzelken mahfetmek istemiyorum ama artık olması gerekiyor Bahar.”

Bahar ne demek istediğini az çok tahmin etmişti. Onunda verecek bir cevabı yoktu aslında.

“Söyle hadi dinliyorum olacaktan kaçamayız.”

“Artık ailemle tanışmanı istiyorum. Yani bir kaçını tanıyorsun ama belkide hatırlamıyorsun. Ama Bahar inan artık dayanamıyorum. Senden uzak uyuyamıyorum. Bir seni birde olacakları düşünmek sabaha kadar tavanı izlememi sağlıyor.”

Hamza’yı dikkatle dinledi Bahar. Ne yapması ne demesi gerektiğini bilmiyordu. Dipsiz bir kuyu gibiydi içinde oldukları durum. Ailesinin ölümüne sebep olan birinin kardeşi sevdiği  adam olması yeteri kadar vicdan yapmasına neden oluyordu. Ama aşk çok güçlü bir duyguydu.

“Senden aşağı değilim. Seni bu denli sevmesem asla yapmayacağım şeyler yaptım. Sana kardeşini at diyemem. Bu kaderde ne sen ne ben suçluyuz. Kaldirabilecegimden emin değilim. Yani onunla karşılaşmak ki inan yüzünü bile görmedim daha önce ne hissedeceğimi bilmiyorum.”dedi.

” Haklısın, ama bu şekilde nereye kadar gidebilir. Ben seni artık yanımda istiyorum.” Uzanıp ellerini tuttu Hamza. Bahar buz gibiydi. Ellerinin arasına alarak ovaladı ellerini. Dudaklarına götürüp öptü. Bahar sadece onu izlemekle yetindi. Hiç bir şey söylemedi. Üzgündü. Hala bir yanı bu adama kırgındı. Yaptıkları normal şeyler değildi. Bir kaç kez aklına ” Belkide Hamza için sadece bir tutkuyum bir hevesim ” düşüncesi bile gelmişti.

“Senden önce ben hiç gülmeyen biriydim. Asabi kırmaktan korkmayan bir biriydim. Ama seni öptüğüm sana dokunduğum günden bu yana değiştim. Beni affetmedigin günlerde yine eski halime döndüm. Ezber yaptığım bir şey var!…”

“Nedir ?”

“Hamza, sensiz Hamza değil.”

Her geçen gün hayretler içerisinde kalıyordu bu adamın aşkına. Ve bu denli sevilmek tarifi imkansız bir gurur veriyordu.

“Sen nasıl bir adamsın ve sendeki bu duygu nasıl bir duygu?”

Zaten kısık sesle konuşan Hamza dudaklarını yukarı kıvırdı. Ellerini tekrar öptü.” İnan sevgilim ben bile çözemedim. Ama sen yoksan Hamza da yok.”

“Senin sevgin beni korkutuyor. Beni saplantı haline getirmiş olma fikri geliyor aklıma bazen.”

“Evet aslında ben sana saplantılıyım. Bağımlıyım. Hatta kanıma işlemiş uyuşturucu gibisin sen olmayınca krize giriyorum. Sen olunca çok normalim.”

“Daha bir korktum sanki.”

“Bence korkmak yerine beni sev bana bize sahip çık. Ben geçen otuz yılımı yalnız ve yanlız geçirdim. Hayatıma giren oldu. Kalbim bir tek seni istedi. Seni sevdi sana tutuldu. Adına ne dersen de. Tek gerçek Hamza senin bayan Haznedar olmanı istiyor. Ve sonsuza dek yanında.”

“Bilmiyorum kardeşinle akraba olma fikri içimi yakıyor. Sonra onunla aynı masada yemek yemek. Onun ailesinden olmak. Onu sürekli görmek. Hatta biliyor olmak bile canımı yakıyor.”

“Bahar, kara sevdam bazı şeyler için söz verebilirim. Ama seninde çaban lazım. Değiştiremeyeceğimiz şeyler var.”

“Bunları biliyorum. Sana diyemem ki kardeşini ömrüm boyunca benden uzak tut. Görmeyeyim bilirim ama yok sayarım. Belki yapabilirim. Ama bu mümkün değil. Kardeş çok kıymetli bir şey. Sonra o Ömer’in ve ilerde olacak çocuklarımızın amcası olacak. Ve ben hep onu görmeye mahkum kalacağım.”

Sıkıntı yüreğine çöreklenmişti Hamza’nın. Bu konuşmanın gidişatı olura çıkmıyordu. İçi ezildikçe eziliyordu. Ruhu daralıyordu.

“Bahar seni kaybedemem. Bırakamam. Bırakırsam kaybolurum, yolumu bulamam. Kalbime başka kimseyi alamam.”

“Bahar uzanıp Hamza’ya sarıldı. Kollarını boynuna doladı. O günaha çağıran kokusunu içine çekti. Beline sırtına dolanan kollarla daha sıkı sarıldı.

“Sen yaşadığım kışın ardından çıkan kardelensin adam “

“Kardelen benim yüreğimde Bahar. Ve aslında kardelenler bahar da açar.”

{♡}

Bahar düşüneceğini söyleyerek Hamz’nın yüreğine azıcıkta olsa su serpmişti. Gelecekten umutlu şekilde evin yolunu tuttu Hamza.

Bütün gün düşündü. Yinede olur yan bulamadı. Hep karşısına bir ama hayır olmaz çıkıyordu. Sonunda Sema’yı aramayı akıl etti. Eline telefonu alıp tuşlara dokundu.

“Döyle yavru sıkıntı nedir?”diye cırladı Sema.

“Aşk olsun kuzu unuttun beni burda. Bir soruyorsun sıkıntı nedir diye.”

“Sen beni ne yapacaksın sefkilin var. “

Sefkilin lafına gülmüştü Bahar. Bu kız nasıl beceriyordu böyle şeyleri akıl etmeyi diye geçirdi aklından.

“Çıkmazdayım Sema yardım et bana.”

“Tahmin ediyorum ama sen yinede söyle!”

“Tahmin ettiğin işte artık ailesi ile tanıştırmak istiyor beni ve düşüneceğimi söyledim.”

“Bilemiyorum Bahar, zor bir durum. Sana ne evet ne hayır diyebilirim.  Ben öyle aşktan falan da anlamam kızım biliyorsun. Gerçek bir ilişkim olmadı. Ama şunu diyebilirim sana kalbine sor!…Vicdanına değil. Sonuçta tanışmaya gittiğinde oradaki tek suçlu o kişi olacak sen değil.”

Bahar dudaklarını büzdü. ” Haklısın peki ben ne olacağım orda suçlu olmadığıma göre?”

“Sen Bahar’sın önüne bir sıfat gerekmiyor. İlla gerekiyorsa şöyle deriz “Aşk için yaptı. Çünkü Hamza’yı çok seviyordu.”

Başını önüne egdi.”Kendime nasıl yedirecegim peki? Nasıl üstesinden geleceğim? Unutmuş gibi mi yapacağım? “

“Bahar o kısmını düşünme yoksa mutlu olmak yerine hayatın cehenneme döner. Yok olmamış öyle birini tanımadığını var say.”

“Yani tanışmaya gitmeliyim kurtuluşum yok öylemi?”

“Evet bunlar gerçekleşmek zorunda.

 Yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Mecbursun.”

“O insanlara nasıl davranacağımı bilmiyorum.”

“İçinden geldiği kadar artık. “

“Peki ya onu gördüğümde ne yapacağım?”

“Sana söyledim Bahar. Suçlu olan sen değilsin O. Fazla muhatab olman gerekmiyor. Buna seni kimse zorlamayamaz.”

Sema ile konuşmalarının ardından fazlaca aydınlanmıştı. Yapacağı şeyler belliydi. Fakat yinede zordu. O insanlarla aynı çatının altında olma düşüncesi kanını donduruyordu. Kendine komut verdi. ” Bütün aileyi suçlamanın mantığı yok. Suçlu belli. Değiştireceğimiz bir olay değil. Hamza dan vazgeçemem. Yapmak zorundayım.”diye önce kendi kendini ikna etmeye çalıştı.

{♡}

Odanın kapısını tıklayıp içeri girdi Hamza. Elif’i çalışırken bulurdu zaten yine doslayalara gömülmüştü. Kapıya doğru başını kaldırıp baktı. Sonra geri indirdi.

“Ne istiyorsun?”diye sordu. Bugün ilk defa görüyordu abisini. Dünde görmüş sayılmazdı. Toplantı dışında hiç görmemişti. Hamza yanına doğru yürüdü.

Karşında ki koltuga oturdu.Elif hiç oralı olmadı. İşine devam etti.

Bir kaç saniye sesizce baktı kardeşine. İnattı çok inat. Küsmekte hiç yakışmıyordu. Siyah saçlarını kulağının arkasına doğru itti Elif.

“Barıştık” dedi sadece. Elif başını kaldırmadan gözlerini dikti abisine.

“Anlamadım?”

“Bahar’la barıştık.”

Kaşlarını havaya kaldırdı. Yerinde dikleşerek Arkasına yaslandı Elif.

“İyi hayırlı olsun.”dedi.

“Bu kadar mı?”

Elif derin bir nefes aldı.” Ne dememi bekliyordun. Sence ordan bakınca aptala mı benziyorum. Hadi söyle Bahar seninle barıştı! Peki ya bizimle peki ya Kerem abimle de barıştımı?”

“Hayır o konu ile ilgili henüz bir şey yok. Ama iyi yada kötü beraber göreceğiz. Bahar’ı eve götüreceğim. “

“Bahar da bunu kabul etti.”

“Henüz etmedi.”

Elif dosyalarına geri döndü. Herkesin çıkmazda olduğu bir konuydu. Dışardan olan biri bile görebiliyordu.

“Sana kolay gelsin benim işlerim var.”

Kısaca abisini başından savmıştı. Elif’in düşüncesi netti. Eğer Bahar görüşmeyi kabul etse bile bu iş bir yerde patlak verecekti. En büyük darbeyi bu iki aptal aşık alacaktı. Bu işten kaçış yoktu. Her şey yaşanacaktı. Hamza gerçeği söylemedigi sürecede hiç bir şey düzelmeyecekti.

Hamza yerinden ağır ağır kalktı. Adımlarını kapıya doğru attı. Arkasını dönmeden.

“Bahar akşam seni bekliyor. Onda kalabilirsin ben evdekilere söylerim.”dedi.

Elif buna çok sevinsede abisine hiç bir şey belli etmedi. Tek bir kelime bile söylemedi. Hamza kapıdan çıkıp gittikten sonra, arkasına yaslanıp gözlerini kapattı.

Gitse dert gitmese dert. O kadar yalvarıp yakardıktan sonra geri çevrilmişti. Onları özlüyor ve dostluklarını çok arıyordu. Hem gurur yapmıştı. Hem de yüzü yoktu. Çok berbat bir durum içindeydi. Ne yapacağını bilmiyordu. Zaten ruh hali son zamanlarda hiç iyi değildi. Ve bunun sebebi Bahar değildi. Hayatına dahil olan bir çift kahve gözlü çapkındı.

“En iyisi Bahar’a gitmek. Buzları eritirsek olmayan aklından biraz banada verir.”diye sesli düşündü. Çantasını alarak ayrıldı odasından

Önerilen makaleler

1 Yorum

  1. Yaa hala mı sorum nedir bu gerçek Allah aşkına Kesin Baharın aile tarafı suçlu ama.bahar bunu bilmiyor ve bunu öğrense kabul.edecek mi eminim başka ince ayrıntılar da vardır of anam of kitap da bile mutlu değilim😔💙💙💙

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!