{♡}

Okulların açılmasına az kalmıştı. Elifin düğününden bir hafta sonra açılacaktı. Çalışıp çalışmama konusunda Hamza, Bahar’a karışmıyordu. Aslında istemiyordu. Ama öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği vardı. Buna saygı duyuyordu. Bahar da mesleğini icra etmek istiyordu zaten. Ayrıca Ömer’in öğretmeniydi. Yani sıfır kilometre oğlunun. Hamza evden çıkınca kendini yan villaya atıyordu Bahar.  Her fırsatta Kerem’e uğruyor ama bunu kocasına çaktırmıyordu. Zor da olsa Kerem’i ikna etmişti. Şimdi sıra şu yemek gününü ayarlamaktı.

Hem seni bu işten kurtaracağız hemde ben bir şey gizlemek neymiş o abine göstereceğim. Ve daha bir çok cümlelerle Kerem’i ikna etmişti.  Aslına bakarsa Kerem de artık eski hayatına dönmek ve şu mavi elbiseli öptüğü güzel kızı bulmak istiyordu.  Bunu bir kaç kez Bahar’a sormaya yeltendi ama sonra vazgeçti. Bu odadan kurtulduktan sonra düşünecekti gerisini. Ailesinin ne tepki vereceğini kestiremiyordu. İllaki sevineceklerdi. Ama sonrasında babasından sıkı bir fırça yiyeceği kesindi.

Düğüne bir hafta kala her şey tamamdı. Elif evini döşenmiş her bir ayrıntıya kafa yormuştu. Demir’in evin parasını ödedigini duyunca Hamza çok öfkelenmişti. Ama babasının sözünün üzerine söz söylemek yakışık kalmazdı. Demir’se içi rahat kafası güzel bir şekilde evine kurulacağı günü bekliyordu. Ve Hamza’yı zerre umursamıyordu.

Tamda düğüne altı gün kala Bahar yemeği vermeye karar vermiş. Herşeyi hazırlamış uzun masayı baştan aşağı donatmıştı. Üzerini değiştirmek için odasına gidip dolaptan en sevdiği elbiselerden gri olanı seçip giydi. Uzun kollu diz altı elbisesine uygun hafif makyajını yaptıktan sonra saçlarını dalgalandırdı. Şimdi hazırdı. Nihal’in yüzünü görecek olma düşüncesiyle yüzünü buruşturdu. Kayınvalidesine gittiğinde rastlıyordu bazen. Bir iki kelimeden başka konuşmuyorlardı. Ona yenge dediğinde “Lütfen bana adımla hitap etmek o kadar yaşlı değilim “diyerek çıkışmıştı. Bahar da onun isteği üzerine ona adıyla sesleniyordu.  Anlaşılan hala kardeşini Hamza’ya verememenin hıncını alıyordu. Ama kızları çok tatlıydı. Üç kızı da birbirinden güzeldi. İlk çocuğunun kız olmasını isterdi. Nasılsa bir oğlu vardı. Onları görünce özenmiyor değildi. En küçük kızı Alin yanına gelince Ömer kıskanıyor ve Alin’le başabaş kavga ediyordu. Bahar Ömer’in de babası kadar kıskanç olduğuna kanaat getirmişti.

En son masasına göz attı. Bütün hünerlerini sergilemişti. Sema ve Elif’te yardım etmişti. Gülümseyerek baktı masasına. Bu ilk aile yemeğiydi. Umarım son olmaz diye geçirdi aklından. İçindeki sinsi Bahar kahakaha attı. Dışarıya tebessüm olarak vurmuştu.  Beline dolanan ellerle kendini kocasına yasladı.”Neden güldüğünü söyle bende güleyim.”dedi Hamza.

Bahar kocasına döndü.”Supriz aşkkralım supriz.”dedi.

Hamza gözlerini kocaman açtı.”Hamile misin yoksa ? “diye merakla sordu.

“Hayır sanmıyorum.”

Merakla açılan gözler yavaşça küçüldü.”E o zaman.” Ellerini Hamza’nın göğsünde gezdirdi. “Bu kadar meraklı olma canım bekle göreceksin.”

“Ama bu olmadı. Benim gibi birine bunu demeyecektin. Sana anlatırmakta ne kadar usta olduğumu unuttun sanırım. ” Elif’in sırrını Hamza’nın zorla öğrendiği geceye gitti aklı Bahar’ın. Kapının sesiyle kocasına göz kırptı.” O öncedendi. Artık beni korkutamazsın.”diyerek kapıya yöneldi. Hamza ardından gülmekle yetindi. Gönlünün sultanıydı bu kadın. Öl dese neden diye sormazdı. Ardından oda kapıya bakmaya gitti.

Safiye hanım, Bahri bey  Bekir ve Nihal gelmişti. Elif ve Sema zaten yukarıda hazırlanıyorlardı. Hoş geldin faslından sonra Elif ve Sema da aşağı indi. Ve yemeğe geçtiler.

Bahri bey “kızım sen ne yaptın. MaşAllah maşAllah çok güzel görünüyor.”diye gelinine iltifatlar ediyordu.”Yok babacığım kızlarla beraber yaptık. Sadece benim emeğim yok nasıl diyorlar imece usulü oldu.”dedi.

Nihal dudaklarını büzerek “ellerine sağlık.”dedi.

“Teşekkür ederim Nihal.” dedi.

Herkesin yemeğini yemesini bekledi. Sohbet ederek yediler yemeklerini. Bazen Ömer’in anlattığı şeylere kahakahalarla güldüler. Demir geç kalmıştı. Ama ortalarda yetişmişti. Arayıp başlamalarını biraz gecikmeli geleceğini söylemişti. Sonunda katılımı ile tam olmuştu. Bahar telefonuna gelen mesajla irkildi. Bunu bir tek Hamza fark etmişti. Karşındaki karısına kaş işareti ile sordu. Ne oldu der gibi. Bahar da ona bir şey yok işareti yaptı. Telefonda bir kaç saniye bir şey yazıp yolladı. Sonra masadakilere dönerek “kahvelere geçelim istersiniz “diyerek ahaliyi salona davet etti. Herkes yerini alınca kahveler ve tatlılar ikram edildi. Sema ve Elif bu gece mesai yapıyorlardı. Bahar henüz bir çalışan almamıştı. Sadece temizliğe gelen biri vardı.

Bahar etrafına göz attı. Tatlılar da bitmek üzereydi. Telefonuna uzanarak mesaj attı. Ve yerine bıraktı. Hamza pür dikkat karısını izliyordu. Bahar telefonunu sehpanın üzerine bırakırken kocasının bakışlarına yakalandı. Gülmeyerek göz kırptı.

“Sürprizin olduğunu söylemiştin Bahar.” Hamza bu işte bir iş olduğuna kesin kanaat getirmişti.

Sema “Ne sürprizi bize neden söylemedi.”dedi.

“Evet Bahar ne sürprizi ” kahvesini bırakırken sordu Elif.

Kapı çalınca yerinden kalktı Bahar. Yüreği bir an daralmadı değildi. Umuyordu ki bu işin sonunda kötü bir şey olmasın. “İşte geldi anneciğım babacım sizde kalp tansiyon var mıydı ? diye sordu.

Şaşıran Karıkoca aynı anda “yok ” dedi. Bahar umarım bu gecede olmaz diye içinden geçirdi “Peki o halde ben kapıyı açayım.” diyerek hızlı adımlarla kapıyı açtı.

Karşısında Kerem” gördü. Eliyle gel işareti yaptı. Kerem’in de Bahar dan aşağı kalır yani yoktu. Kapıyı kapatıp “hazır mısın sevgili kaynım “dedi.

“Değilim ama yapacağım sevgili yengecigim.”

Önden Bahar girdi. İki adım sonra da Kerem odaya girdi. Bahar kenara çekildi. Ve Kerem tüm aileyi şok eden görüntüsüyle hepsinin göz hapsine tutuldu. Herkes bir anda ayaga kalktı. Sema elindeki kahve fincanını yere düşürmesiyle parke taşa düşen fincan sesiz odanın içindeki tek ve en yüksek gürültüyle paramparça oldu.

💞

Safiye hanım ve Bahri bey başta olmak üzere herkes şok olmuş gözlerle izliyordu Kerem’i. Ortama sessizlik hakim olmuştu. Bahar her bir kişiyi tek tek analiz ediyordu. Safiye hanımın ağlama sesi duyuldu önce. Oğluna doğru koşar adım yürüdü. Kendini oğlunun kollarına bırakırken hem konuşuyor hemde ağlıyordu. “Sen yürüyorsun oğlum.” Hepsi aynı sözü tekrar ediyordu. Bahri bey de gözlerini silerken gördü Bahar. Hamza’nın gözlerinden ateş çıkıyordu resmen. Bir Kerem’e bir Bahar’a bakıyordu.

Elif “Abi sen nasıl yürüyorsun “diyerek yanına gelip koluna girdi. Kerem her zamanki şımarık haliyle “biraz karışık ” dedi.

Bekir ve Nihal oldukları yerde kalmış öylece bakıyorlardı. Bekir en sonunda dayanamadı. “Kerem sen dayağı hak ettin.” dedi. Nihal de kocasına uyarak “hiç değişmiyorsun Kerem abin doğru söylüyor hala cocuk gibisin bizi kandırdın bizi” diye ekledi.

Kerem “abi öyle değil gerçekten ” savundu kendini ama pek işe yaradığı söylenemezdi.

Demir “Baya ilginç bir durum ne zamandır yürüyorsun.”diye sordu.

“Oda biraz karışık ” Kerem kaçamak cevaplar veriyordu. Bahri bey,”eşşoglu eşek düzgün cevap ver alırım ayağımın atına.” diyerek üzerine yürümeye başlad. Kerem yengesine baktı. Bu işte beraberlerdi. Ve Bahar’ın onu kurtarma sözü vardı. Bahar mesajı almış gibi “babacığım lütfen sakin olun!…”diyerek babasının önüne geçti. Bahri bey Bahar’a değer veriyordu. O yüzden sadece ” Safiye bırak şunu eve gidiyoruz.”dedi. Safiye hanımda ” Oğlum olmadan gitmem ben baksana Bahri yürüyor, Ne önemi var yürüyor oğlumuz…” dedi.

Bahri bey derin nefes alıp omuzlarını düşürdü. Karısı haklıydı. Ama yinede bunu yalnız kaldıklarında Kerem’in burnundan getirecekti.

Bahri bey “Tamam hatun bir şeymi dedik. Oda sonra gelir. Sen benim ilacımı vermedin sonra yine konuşuruz.”dedi. Safiye hanım oğluna sarılıp ayrıldı.”D oğru vermedim, gidelim.” Kerem’e dönerek “Anneciğim ben seni dinlerim eve gel seni bekleyeceğim.”dediğinde Hamza’nın sesi duyuldu. En başından beri sesizce izliyordu. Aklında ölçüp tartıyordu.

“Bu gece burda kalacak anne yarın sabah gelir “dedi. Safiye hanım oğluna baktı “Hamza, Kerem’e bir şey derde kaçırırsan senden alırım acısını…”dedi. Hamza gözlerini Kerem’e dikip “Ne yapacağım annem hasret gideceğiz sadece “dedi.

Bahri bey ve Safiye hanım Bekir ve Nihal giderken Kerem’in gözleri Sema’yı buldu. Odaya ilk girdiğinde de onu bulmuştu. Sema kadar oda şaşkındı. Sema’nın bakışlarından anladığı kadarıyla bu kız onu öldürmek ister gibi bakıyordu. Bahar misafirlerini yolcu edip dönene kadar Hamza, Kerem’in boynuna yapışmıştı.

“Lan yalancı herif öldüreyim mi seni he? ” Bahar koşarak araya girdi. Hamza’nın kolundan tutarak çekti. Hamza istemese hayatta bırakmazdı. “Hamza lütfen sakin olur musun o senin kardeşin sevinmen gerekiyor ne öldürmesi…” diye Hamza’yı iknaya uğraştı. Yakasını kurtaran Kerem “Sende olmasan yengeciğim öldürecekti beni ” kesin dayağa kaşınıyordu. Kesin!

Hamza, Bahar’a çevirdi yönünü ” Sen benim karımsın ve benden gizledin, sen biliyordun ama bana söylemedin “sesi yükselmişti. Hamza Bahar’a bağırıyordu. Bu bir ilkti. Lakin Bahar’ın umrunda bile değildi. Tırnaklarını inceleye inceleye konuştu. “Ah sevgilim havasından mı suyundan mı kahretsin Haznedar olmak zor iş hep bir şeyler gizlemek gerekiyor. Ama korkma benim başka gizlediğin bir şey yok hepsi bu “dedi.

Elif kahakaha atınca Hamza, Elif’e sert bir bakış yolladı.  Elif boğazını temizledi. Demir’in arkasına saklandı. “Yavaş olalım Hamza bey.”diyen Demir di. Hamza bu gece burdan katil çıkmazsa bir daha öyle bir ihtimal olmazdı.

Karşısında masum ve umarsız duran karısına baktı. “Kısasa kısas öylemi? Ben bu hergelenin ağzını burnunu kırayım da görsen bayan Haznedar ” diyip tekrar Kerem’in yakalarına yapıştı. Elini havada yakaladı Bahar. Kocasının gözlerine bakarak “Ömer ve uyku ” sana ne cagrıştıryor “dedi.

Hamza gözlerini kapattı. Hızla geri çekildi. Dudakları yukarı kıvrıldı Kerem’in.” Vay canına abimi mum etmişsin yengeciğim.”dedi. Hamza tekrar üzerine atlamak üzereyken Bahar araya girdi. “Yeter ama göstersene abiligini sarılsana kardeşine yürüyor bak! Ne önemi var ne zaman yürüdügünün. Hangimiz hata yapmadık ? Yanlışa düşmedik ? ” Kerem’e döndü Bahar “Sende bir sus da af dile ya” dedi. Kerem önüne egdi başını.

“Özür dilerim herkesten ama en çokta senden abi.”diyebildi. Ne kadar şakaya vursada hatasını biliyordu Kerem.

Aradan geçen yarım dakika sonunda Hamza Bahar’ın söylediklerini ve Kerem’in özrünün içinde bir yerlerde bir şeylerin yer değiştirdiğini hissettirdi. Evet o bir abiydi. Kardeşleri uğruna canını verecek biriydi. Kerem ne yaparsa yapsın ona kalıcı bir kırgınlığı yada kızgınlığı olamazdı.

“Gel çürük elma ” diyerek kardeşine sarıldı. Kerem hiç düşünmeden kendini abisinin açılan kollarına girdi. Sarıldı tekrar özür diledi.

Bahar “Çürük elma da nedir ? ” diye sorduğunda Elif gizlediği yerden çıkıp konuştu “Her ailede vardır hani bizimki de bu ” diyerek abisini gösterdi. Kerem şakayla karışık “Bana bak cadı saçlarını keserim senin.” diye çıkıştı.

“Yok canım, o zaman ben yedi yaşındaydım şimdi yapta görelim! ” Elif yedi yaşındayken bir gece Kerem odasına girip Elif’in saçlarını kesmişti. Sebepte Kerem’in hakkı olan çikolatayı yediği içindi.

“Yazık bu adama ömrünü yersin sen “Demir’e bakıp yol yakınken vazgeç dostum.”dedi.

Demir, Elif’i kolunun altına çekti. “O benim sorunum işine baksen.”dedi.

Kerem kaşlarını çattı. Hamza abisine dönerek “Abi kardeşimize sarılıyor kırayım mı kolunu “dedi.

Bahar konuşulanları keyifle dinliyordu. İşte buydu olay. Yıllarca gizlemeye ne hacet…Her şeyin bir olur yolu vardı sonuçta.

Hamza “Evli onlar babam nikah kıydırdı”dedi.

Kerem, Elif’e baktı. Elif bulunduğu yerde gayet güvende olduğu için Kerem’e dilini çıkarttı.

“Kopartırım o dilini Elif demedi deme!” Kerem ve Elif’in her zamanki halleriydi. Demir “bunlar birdi iki oldu. Yavaş gel koçum dikkat ette ben senin dilini koparmayayım.’dedi.

Kerem gülümsedi.” Bunu sevdim bizden bile koruyorsan sana lafım yok.”

Uzun, uzun süredir sesizce sırasının gelmesini bekleyen Sema artık sabrının sonuna gelmişti. Ortama hitaben “bitti mi “dediğinde herkes ona döndü.

Bahar “Ay canım ben unuttum tanıştırmayı sıkıldın sen tabi ” diyerek Sema’yı kolundan tuttuğu gibi Kerem’in önüne getirdi. Kerem’e bakıp “bu Sema benim kan bağı eksik kız kardeşim ” Kerem karışısında duran tanıdık güzeli inceliyordu. Kadife tenli menekşe kokulu kızı.

Bahar, Sema’ya döndü ” bu Ker…” Sözünü tamamlayamadı. Sema’nın Kerem’e attığı tokadın sesi odanın içinde yankılandı. Elif elini ağzına kapadı. Hamza ve Demir şok olmuştu. Bahar kocaman gözlerle şaşkın, şaşkın bakıyordu. Kerem istem dışı yana eğilen yüzünü yavaşça Sema’ya çevirdi. Sema’nın gözlerinden çıkan kıvılcımlar Kerem’in yüreğine iniyordu. En sevdiği kadın tipi Sema da can bulmuştu. Ama tokat yiyeceğine o dudaklardan hakkını almak isterdi. Ortam bunun için çok kalabalıktı. Ve bunu aklına not etti. İlk fırsatta bu tokadın acısını ödeyecekti bu kız.

“Seni hayvan ” Sema, Kerem’e Hamza’nın yarım bıraktığı şeyi uyguladı. Ellerini yumruk yapıp Kerem’e indirmeye başladı. Kerem hiç karşı koymadı. Bir iki derken Sema’nın bir koluna Hamza diğer koluna Bahar yapıştı. Sema’yı bir iki metre ileri çektiler.

Bahar “Sen delirdin mi kızım ne yapıyorsun ? Neden yaptın? ” diye sordu. Sema kollarını çekip kurtardı. “Bırakın, o hak etti.”dedi.

“Nasıl hak etti ne yaptı ?” Hamza’nın sorusuna bir süre cevap vermedi Sema. Ellerini saçlarına götürüp geriye attı.

“Bu pislik sizin düğününüzdeydi. “Hamza ve Bahar, Kerem’e döndü. Bahar “Gerçekten mi sen onu gördün yani ?”dedi.

Hamza “Ulan Kerem”diyerek Kerem’e bir adım attı. Bahar “Olduğun yerde kal Hamza Haznedar.”diyince durdu. Bahar tekrar Sema’ya “Anlatsana kızım sende neden vurdun. “Cidden merak ediyordu. Sema’yı hiç bu kadar kızgın hatırlamıyordu Bahar. Ne yapmış olabileceğini dahi düşünemiyordu.

Elif “İnanmıyorum nasıl Kerem sen bizi baya keklemişsin ” diye çıkıştı. Demir “Cidden çürük elma bu çocuk ” diyerek tartışmaya dahil oldu. Kerem sessizce infazını bekleyen mahkum gibi bekliyordu.

Bahar “Sema söylesene ne oldu ” diye bağırdı.

Dünyanın en şanlı kadınıyım diye geçirdi Sema içinden çünkü ayağında topuklu ayakkabı vardı. Gülümsedi Kerem’e doğru.  Egilip ayakkabını çıkartırken söyledi.” Bu öküz beni öptü!..”dediğinde ayakkabı çoktan Kerem’e doğru yol almıştı.

Odanın içinde herkesten gelen “Ne ” sesi yankılandı. Ve Kerem’in başına değip yere düşen ayakkabının sesi eşliğinde Kerem den “Ahh “seside eklendi.

Kerem acıyla yere yığıldı. O kadar da acımamıştı. Biraz belki, ilk şoku atlatan Elif ve Demir, Kerem’in yanına dizildiler çöktü. Elif korkuyla “abi iyi misin? “diye sordu. Kerem elini başına götürdü.”İyiyim.”dedi.

Sema rahatlamıştı. Odadaki herkez Sema’ya döndü. “Ne…o gece bu hayvan yüzünden ayağımı incittim. Ahdım vardı onu bulursam kafasında topuklu ayakkabı kıracağım demiştim” Ayakkabısını eline alıp, “tüh ya kırılmamış.”diyede ekledi.

Bahar “inanamıyorum Kerem, sen Sema’nın ilk öpücüğünü çaldın ” dediginde Sema bağırdı “Bahar kapat çeneni!” Kerem’in ağrıyan başı filan yoktu elini aşığı indirip “ilk mi ” diyince Sema daha çok sinirlendi.

“İlk ya mal adam öküz kafalı senin gibi gerizekalıya mı sakladım ben onu…”

Hamza, Bahar’a baktı. Gözüyle izin alıyordu resmen “Ama sultanım hak etmedimi kırdığı ceviz değil. Bu adam ağacını kökünden kırmış.” diyince “Bahar ” hak etmiş ama Sema da hakkından gelmedimi hayatım sen sakın ol.” diye tekrar kocasını dizginledi. Hamza, Sema’ya “ellerine sağlık baldız.”dedi.

Sema, Kerem’in üzerine yürüyerek “Hırsımı almış değilim enişte…”dedi.

Elif, gülse mi ağlasamı bilemedi. Demir’le ikisi Kerem’i ayaga kaldırdılar. Elif, Kerem abisine “abi sen o kadar kızın içinden nasıl buldun Sema’yı ?” Cidden merak etmişti. Yüz den fazla genç kız vardı. O gidip Sema’yı öpmüştü.

“Gerçekten enteresan bir karşılaşma ben şoktayım! “Bahar söylemişti bunu.

Kerem, Sema’ya bakıp ” Özür dilememi bekliyorsan yanılırsın güzelim.”dedi.

“Bak hala ne diyor.  Bir de güzelim diyor senin beynini dağıtırım.” üzerine atlamadan Bahar önüne geçti.”Tamam bu kadar yeter “duvardaki saate baktı Bahar, gecenin biri olmuştu.”Şimdi herkes uyumaya yarın ve bundan sonraki günlerde bu konuyu konuşabiliriz ama biraz sakin olmalıyız.”dedi.

Sema “Demir beni evime bırakır mısın ” dediğinde Bahar ” Saat çok geç oldu bu evde hepinize bir odam var. Kimse bir yere gitmiyor. Demir sende buna dahilsin.” Sema “Hayır ben gideceğim bu beyinsizle aynı çatı altında kalamam.” dedi. Kerem bu gece tüm sabrını kullanmıştı ve sonuna geldiğini hissetti.

“Bana bak kızım o laflarına dikkat sabrımı zorlama!” Kerem’in sözlerinden zerre etkilenmeyen Sema “Zorlarsam ne yaparsın zorba sende…” dedi.

Bu bir kadın olamaz diye düşündü Kerem. Tamam zor kadın severdi. Ama bu başka bir şeydi.

“Ya sabır ” çekti. Bahar tekrar arya girdi. “Hanımlar beyler lütfen Elif, siz üst katta kalın Sema’yı alıp çıkar mısınız ? ” Elif, Sema’nın elinden çekerek çıkardı yukarı. Sema bu gece uyuyacagını sanmıyordu.

Bahar “Beyler size de iki odam var bu katta Hamza gösterir misin ?”kocasına dönerek sordu.

Önce Demir’e sonrada Kerem’e odalarını gösterdi Hamza. İyi geceler dileyerek karısını bulmak için evi taradı. Odalarına çıkmış olduğunu anlayınca adımlarını odaya çevirdi.

Karısı çoktan üzerini değişmiş makyajını temizliyordu. Bir de bu hesaplaşma var diye düşündü Bahar. Oturduğu koltukta kocasına döndü.”Seni bekliyorum.” dedi.

“Ne demeliyim bayan Haznedar. Dersimi çok iyi aldım.”

Kocasının yüz ifadesinden anladığı kadarıyla ne kızgın neden kırgındı. Yatağın ucuna oturan kocasının yanına oturdu. Kollarını kocasına sardı.

“O, sabah Kerem’in odasına aniden girdiğimde onu ayakta gördüm. Zaten çok üzgünüm. Kendimle derdim vardı. Kalkıpta sana kardeşin yürüyor narası atamazdım. Sonrasında Kerem’i ikna etmem uzun sürdü. Yoksa daha önceden açıklayacaktım. Senden bir şey gizlemek gibi bir düşüncem yoktu. Zaten de yapmadım. Gizlenen her ne ise bir gün gün yüzüne çıkmaya mahkum. Şu havasından mı suyundan mı kısmı sadece espri ama yinede beni anlamış olduğunu düşünüyorum.”

Kıpırtısız ve başı önünde duruyordu Hamza. Karısı sonuna kadar haklıydı. Gizlenen her ne olursa olsun. Bir “Neden ” uyanıyordu insanda… Alacağı cevaplar tatminde etmiyordu. Arkadan iş çevirmek ciddi bir suçmuş. İnsanı düşündüren, bir suç! Yıllarca Bahar dan pek çok şeyi gizlemişti. Şimdi anlıyordu onu,  en başında karşına çıkıp söylemeliydi. Belki bunca seneyi Bahar olmadan kıvranırak geçirmezdi. Onca hasreti özlemi uykusuz geceleri, yanılmıştı Hamza. En başından bu yana yanılgı büyük rol oynamış ama kendini hiç belli etmemişti.

“Peki neden yürüdüğünü bizden gizlemiş bunu da söyledi mi ?”

“Oda ayrı bir gizem sana kızgınmış. O kızı yanında para ile durduğunu öğrenmiş. Ve ayrıca ameliyattan bir kaç ay sonra yürümüş. Yani hastaneden çıktığında sakatmış psikolojik olduğunu söylüyor.”

Al işte bir şeyi daha kafasına göre yaptığı için bir gizem ve bir büyük hata daha Hamza içinden bunları geçiriyordu.

“Ben çok pişmanım Bahar. Sen haklıydın. Bir şeyleri gizlemek bana kazanmaktan ziyede hep kaybettirmiş seni kardeşimi üçümüzün boşa geçen yılları. Ben çok üzgünüm affet beni sevdiğim.” karısını kollarına alıp sıkıca sarıldı.

Bahar, kocasına aslında anlatmak istediği ne varsa uygulamalı biçimde anlatmıştı. Şimdi içi hiç olmadığı kadar rahattı.

Geri çekilip gülümsedi “affetmek Allah’a mahsus ben seni seveyim olur mu ?”dedi.

Hamza alnından öptü karısını ” Evet sen beni sev beni sende hayat bulayım. Kendimi bulayım. İçimden gün yüzüne çıkmamış Hamza’yı bulup önüne sereyim ama sen beni sadece sev! “dedi.

“Olmaz!… Ben bu Hamza’yı seviyorum. Sen böyle kal benim gizemli kara sevdam.” Bahar aklına aniden gelen şeyle kahakaha attı. “O ayakkabıyı nasıl fırlattı deli kız.”dedi.

“Çok iyi yaptı.”

“Ama öpmüş kızı…”

“Bırakmadın ki az hırsımı alayım.”

“Senin yerine aldı Sema, daha ne istiyorsun ?”

“Seni hissetmek istiyorum.” Bahar’ın boynuna doğru egilip kokusunu içine çekti.”durduğun kabahat.”

💞

5 yıl sonra!

Bahar dan….

Yanımda oturan kan bağı eksik kız kardeşime baktım. Sema’ya sevgim sonsuzdu. Birbirimizin yaralarını sarmıştık. Eksiklerimizi görmemiş, birbirimize göstermemiştik. O benim için herşeydi. Uzun bakışımdan ne anladıysa”Ne geldi yine aklına kuzu ?diye sordu. Gülümsedim. Elimi onun dokuz aylık şiş karnına koydum. Okşadım.

“Hatırlıyor musun yavru ?”diye sordum.

Elini elimin üzerine koydu.” Neyi “dedi.

“Bursa’ya gelmek için otobüse bindigimizde, bana iki kardeş bulup evleniriz belki demiştin.”

Sema’nın gözleri bahçenin ilerisinde mangalın başında duran kocasına döndü. Kerem onun bakışlarını hissetmiş gibi karısına bakıp yakışıklı suratına yayılan bir gülümsemeyle göz kırptı.  Sema da ona gülümsedi.

“Sende bana olursa mucize olur demiştin.”dedi.

“Demekki mucizeler gerçekmiş. Şimdi ikinci çocuğunuz olacak.”dedim.

O geceden sonra herkes arasında gizlilik kalkmıştı. Ayakkabıların havada uçtuğu meşhur geceyi hala aramızda konuşup gülüyoruz. Kerem sonraki günlerde Sema’yı aklına koymuş, elinden gelenide ardına koymamıştı. Sonunda Sema’yı dize getirmişti. Sema’nın sinir harbi Kerem’le beraber kaybolmuştu. Şimdilerde çok sevimli ve aşk dolu biri olmuş çıkmıştı. Kerem de eski hayatına geri dönmemiş. İşine sarılmış abisinin sağ kolu olmuştu. Elif emekli ve ev kadını olmuştu. İki çocuk Elif’in,  iki çocuk Sema’nın üç çocukta benim olmak üzere tam takım kocaman bir aile olmuştuk. Elif’in kızı Ayşem henüz beş aylık ama aynı annesi gibi çok sevimli kucaktan kucağa geziyor ortalarda. Oğlu Ali, dört yaşında benim oğlum Selim Bahri ile top koşturuyorlar. Ömer den sonra ilk çocuğum erkek oldu. Onu Ömer den Ömer’i ondan hiç ayırmadım. Oğluma rahmetli kardeşimin adını ve Kayın pederimin ismini koyduk. Selim de abisi gibi babasına benziyor. Ve Ömer kardeşlerini çok seviyor. Ömer artık on iki yaşında. Kardeşleriyle ilgilenirken onda babasının huylarını görmüyor değilim. Gülüp geçiyorum. Haznedar erkekleri sonuçta.

Gel gelelim kızıma ben bu kızı yaptım ama olmadı. Aynı halası kılıklı. Gözler bile o bu gidişle huyuda ona benzeyecekti. Adını Ecem verdik.  Hamza’nın kraliçeleri olduk. Hamza! Ahh Hamza. Yüreğimin yangını geçmişim geleceğim olan adam. Ona aşkım anlatılamaz derecelere geldi yıllar içinde. Şakaklarına düşen tek tük aklar onu gözümde daha çekici hale getirdi. Şimdilerde dua ediyorum. Her gün hemde “iyiki beni sevdi iyiki beni bırakmadı.”diye. Onun söylediğine göre oda senelerce “beni sevsin”diye dua etmişti. Duasına duacı olduğum bu adama bir hayat borçluydum.

Başımın üzerine bıraktığı öpücükle ona baktım ” Nerelere daldın kara sevdam”diye sordu. Ona en sevdiği gülümsememi sundum.” Sana” diye cevap verdim. Oda bana güldü. Sema’nın bıraktığı boşluğa oturdu. Kolunu da bana sardı. “Baksana sultanım etrafına, sen ve Sema yokken kendi içinde yalnızlığına gömülmüş bir aileydik. Şimdi etrafta bir düzine çocukla yanlız kalmak için dua eder olduk.”dedi.

“Sen birde benim açımdan baksan, biz Sema ile tek dik. Şimdi kaçsak kurtulamayacagımız kadar kalabalık olduk.”dedim. Ve kocama sarıldım. “Seni seviyorum Bahar, çok seviyorum”dediğinde ona baktım. Gözleri aşkla parlıyordu. Onun derin kahvelerinde can buluyordum ben. “Seni her gün yeniden seviyorum Hamza.”dedim. Aslında kelimeler anlamsızdı. Ama bu iki kelimeden geçiş yoktu. Bıkmadan usanmadan her gün söylüyordu. İki yaşındaki kızımız Ecem’le Kerem ve Sema’nın üç yaşındaki oğulları Kerim oyuncak kavgasına tutuşunca romantizmimiz buraya kadar diyip ayaklandık. Uğruna kavga edilen oyuncağı ortadan kaldırıp başka yönlere gönderdik. Ahh söylemeyi unuttum degil mi ?” Elif emekli olduda biz hala öğretmenlik mi yapıyoruz sandınız ? İkimizde bırakalı yıllar oldu. Artık evde çocuk bakıyor ve yetiştiriyoruz. Mesleğimizi yapamayacak kadar çok çoğumuz oldu. Arada çocukları Bahri babam ve Safiye anneme bırakıp saatlerce dönmüyoruz. Onlar bizden iyi bakıyorlar. Eski toprak bu işi biliyor. Ama çocukları almaya gittiğimizde ikiside bir köşede yatıyor oluyor. Artık nasıl yoruluyorlarsa… Ecem büyüyünce dönmeyi düşünüyorum. Belki … Ama çok özlüyoruz ikimizde Sema ve ben.

Sema’nın çığlığı ile başımı çevirdim. Karnını tutuyordu. Ecem’i yere bırakıp yanına koştum.

Kerem, başında korkudan çenesi düşmüş gibi sürekli bir şey söylüyordu. “Sema, sancın mı geldi ne oldu ?” Telaşla sordum. Elif ” Ay hadi ya doğur da kurtul on ay olacak içinde dışı çıkacak kızın.” diye söylendi.

Kerem’e baktım. Araba kullanacak gibi durmuyordu. Hamza’ya “Arabayı getir gidelim” der demez Hamza koştu. Kerem’le Sema’yı arabaya bindirdik. Elif ve Demir ev de kalıp çocukları emanet edip peşimizden geleceklerdi.

“Ben sana dedim demi çocuk yapmayalım diye nasıl doğacak şimdi ah Sema senin aklına uyan da kabahat… ” başka zaman olsa Kerem’in bu laflarına kahakaha atardım. Abisinin yanında söylediği şeylere bakın. Sema acıyla dudaklarını ısırdı.”Sanane be, ben doguruyorum sana ne oluyor ” işte vazgeçilmez ikili, tencere kapak gibiydiler.

Hamza son gaz hastaneye yetişti. Sema’yı dogumhaneye aldıklarında Elif ve Demir de gelmişti. Elif “Nerde nasıl ?diye soru yağmuruna tuttu beni.”İcerde bilmiyoruz.”dedim. Ve hepimiz oturduk beklemeye başladık. Kerem kah oturuyor, kah kalkıyor biçare dolanıp duruyordu. Tam bir buçuk saat sonra ki bize asırlık bir zaman gibi gelmişti. Kapı açıldı. Bebekleri koydukları tekerlekli araba önümüzde durdu. Toplanıp aileye yeni gelen üyemizi inceledik. Çok minikti. Gözlerini açıp kapatıyordu. Henüz kime benzediği tam anlaşılmıyordu. Ama kirpiklerinden ve saçlarından anlaşılan babasından daha sarışının bir kızdı.

“Ay halası kurban seni yaradana!”abisine sarılıp”hayırlı olsun abicim yirmi sene sonra istemeye geliriz.” diye dalga geçti. Kerem kaşlarını çattı.” Yok ya oldu benim verilecek kızım yok hadi başka kapıya…”dediğinde Demir “Benim oğlum dan iyisinimi bulacaksın.”dedi.

Espriler havada uçuyordu. Ama kısa sürdü Kerem “karım nasıl ne zaman göreceğim.”diye sordu. Bu benimde en merak ettiğim şeydi. Hemşire “iyi birazdan odasına alacağız. Kızınızı da getireceğiz şimdi sağlık kontrolleri için gidiyoruz müsaadenizle… ” diyerek kızımızı da alıp uzaklaştı. Hamza kardeşinin omzuna koydu elini ” Sende kız babası oldun. Hayırlı olsun kardeşim.”dedi.

Kerem, abisine sarıldı.”Eğer Sema’yı tanımamış olsaydım. Benden iskele babası bile olmazdı abi her şey sayende iyiki varsın.”dediğinde ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Kaderin bize sunduğu yollarda çıkmazlar üzerine kurulmuş, kurtuluş yolları varmış. O kurtuluş yollarına sapmak ne kadar bizim elimizde bilmiyordum. Bu da bende şu fikri uyandırıyordu. Kaderin içinde bile kader vardı.

Kerem’in Sema’nın alına bıraktığı buseyi ömrüm oldukça unutamam sanırım. Nasıl bir teslimiyet vardı bilseniz. Ben sana canımı veririm, mesajıydı bu. Sema’nın gözlerinden inen yaşlar mutluluktandı. Kendimi daha fazla tutamadım bende ağlamaya başladım. Ne garip değilmi ? Bir bebek dünyaya geldiğinde herkes güler. Bizim agalama sebebimiz de mutluluktandı. Ama içinde geçmişin acılarını taşıyan mutluluklar. Sema’nın sözleri daha şiddetli ağlamama neden olmuştu. Hamza’nın güven veren kolları sardı beni.

“Annemi bugün daha bir özledim. Ve bugün bir kız annesi olarak annemi daha iyi anladım.demişti Sema.

Ölen bu dünyadan gidiyordu. Ölene mi oluyordu kalana mı çözemiyordum. Biz iki anne sevgisinden mahrum genç kızdık. Şimdi anne olmuştuk. Ama annelerimizi hala yanımızda istiyorduk. Usulca yanına oturdum. İkimizde birbirimize sarıldık. Belkide yıllardır içimizde tuttuğumuz gözyaşlarımız bugün bırakmıştı kendini…odadaki herkesin gözlerini sildiğini fark ettim. Safiye annemin ne zaman odaya girdiğini görmemiştim. Gözlerini sikerek yanımıza geldi.” Çok kırıldım, ben neciyim burda içimdeki çılgın kaynanayı çıkartayımda görün siz.”dedi. Sema ile birimize bakıp güldük.

“Aman anneciğim sen böyle çok iyisin içindeki kaynanaya söyle orda kalsın.”dedim.

Sema da”yok anneciğim sen böyle kal sonra çocukları kime satıp kaçarız.”diyince Elif kahakaha attı. Erkeklerde gülmüştü.

Safiye anne “bir tane daha dogurursanız ben gidip zimbabyaya yerleşecegim. Tavşanları geçtiniz ” diyince odada herkes kahakahalarla gülmeye başlamıştı. Büyük her zaman büyüktü. Ailesini nasıl mutlu edeceğini bilen kişiydi. Safiye anne de bizim için eşi benzeri bulunmayan bir kayınvalideydi. Sema’nın boynuna-ki, her doğumda pahalı ve kıymetli hediyelerle bizi şımartan kişiydi Safiye anne.

Adetini bozmayıp pırlanta kolyeyi taktı. Sema teşekkür edip öptü. Elif, şakadan “aşk olsun anne benimkinden güzelmiş bu.”dedi.

“Hadi ordan.”diye çıkıştı Safiye anne.

Sema “Ne kıskanıyorsun kızım ama evet bu güzelmiş.”diyerek Elif’e şakadan laf attı.

Minik bebeğimiz odaya girince hepimiz başına toplandık yine “Adını ne koyacaksınız ?”sevgili ve pek karizmatik eşim sormuştu bunu. Kerem ve Sema birbirine baktı. Kerem söz alıp ” Adı Aslı olacak.”dedi. Kerem’e minnettardım. Canım kadar sevdiğim arkadaşımı mutlu eden adama gerçekten minnettardım.

Minik Aslı’nın başına öpücük bırakıp ellerine dokundum “aramıza yeniden hoş geldin Aslı teyzem senin bu deli kızın da şikayetçiyim. Yedi yaşında benim saçlarımı çekmişti hatırlıyormusun ona kızar mısın ?”diye sohbet ettim. Evet Aslı, Sema’nın annesinin adıydı. Annemden sonra  anne gibi sevdiğim kadındı Aslı teyze.

Kulağına ezan okuma işi Bahri babamın göreviydi. Bu iş ona çok yakışıyordu. Oda halinden çok memnundu. Beş yıl içinde altı torun sahibi olmak her dedenin harcı değildi.

Sema’yı kocasıyla baş başa bırakıp evimize döndüğümüzde saat gece yarısını bulmuştu. Çocukların hepsi çoktan uyumuştu. Arabayı bahçeye park edip peşimden gelmeyen kocama baktım.” Ne bekliyorsun ?”diye sordum.

Elini bana uzattı.” Çocuklar uyumuş gel seninle yıldızları sayalım kraliçem” dedi. Arada yapıyorduk bunu ama ben hep uyuya kalıyordum.

Elini tuttum. Geniş hamaga beraber uzandık. Birbirlerimize sıkaca sarıldık. Başımızı gök yüzüne çevirdik.”Evet geçen sefer nerde kalmıştık “Hamza’nın bana sorduğu soruya önce yanağından öpüp sonra “onbin ikiyüz seksen sekiz “Hayır atmıyorum. Beş yıldır her yaz geldiğinde bu hamakta önümüzdeki güzel günleri sayıyorduk. Ve ben tek bir rakam bile unutmuyordum.

“Seni bana getiren kadere bilki, sevdiğim ben ömrümün sonuna kadar borçluyum. Seni bana getirdiği için… Ve yine bilki ömrümü, canımı versem bu borcu ödeyemem.” Saçlarımı koklayıp öptü.  Söylediği sözler yüreğimin büyümesine yol açıyor, ve yine büyüyen yerlere kendi yerleşiyordu.

“Seni alnıma yazan kadere bende senin kadar borçluyum.”diye yanıt verdim.

On bin ikiyüz seksen dokuz, diyerek saymaya başladı. Ve sanırım ben on bin üç yüz on beşte yarın ve sonraki mutlu sabahlara uyanmak için gözlerimi sevdigim tek adamın kollarında uykuya teslim oldum.

Hoşçakalın. Başka hikayelerde görüşmek üzere, Sevgiler benden size aşkı-okurlarım…

5 yıl sonra daha…

{♡}

Gözü, koşu bandında kaç kalori yaktığını tek-tek  sayan Sema, keyifle gülümsedi. Yaş olmuştu otuz  dört artık kilo alımına ve taş gibi vücuda sahip olmak çaba gerektiren konuydu. Kerem gibi fit ve yakışıklı kocası olunca haliyle kadın olarak hep genç ve güzel kalmak önemliydi Sema için.

Kadınların tersine, erkekler yıllar geçtikçe nankör biçimde yıllara meydan okuyor ve eski yakışıklı hallerine bir de karizma ekliyorlardı. Yüzünü buruşturdu Sema. Sonra omuz silkti.

– Bende hala taş gibiyim.

Öyleydi. İki çocuk getirmişti dünyaya. Ve hala yirmi beş gibi duruyordu. Hemde dokuz yılın getirisi oturmuş bir güzelliğe kavuşmuştu yüzü. Kednini karizmatik kocasından aşağı görmüyordu. Ama, kıskançlık duygusu iliklerine kadar işliyordu. Kerem’e dönen her yabancı bakışı dağlamak istiyordu.

-Başka işiniz yok mu? Gidin ötede yayılın.

Kendi kendine söyleniyordu. Bandın üzerinde koşmak iyi geliyordu. Aslında dışarda koşmayı daha çok seviyordu. Üzerindeki kıyafetlere baktı Sema. Sporcu atleti, daracık ve incecik taytıyla Kerem buna asla ama asla izin vermiyordu. Gülümsedi.

– Aşk!!

Henüz yorulmamıştı. Ve bir kaç düğmeye basıp bandı hızlandırdı. Tempoyla koşmaya başladı. Sırtından inen ter damlacıkları artık durmasını söylüyordu. Ama Sema, az daha diyordu.

Belinden yakalanıp, ayakları banddan kurtulmuştu. Ama o kadar korkmuştu-ki çığlık attı. Bu çok tehlikeliydi. Ve Kerem’in çılgın düşünceleri için hiç önemli değildi.

Havada attığı çığlığın ardına bağırdı kocasına

-Kerem, delirdin mi ?

Karısının ayaklarını yere bastıran Kerem, Sema’yı hiç çevirmeden ıslak sırtını kendi çıplak göğsüne bastırdı. Sert ama seri hareketleriyle.

Nefesi koşmaktan sıklaşan Sema birde korkuyla kucaklanıp havada bir tur attıktan sonra ayakları yere basınca elini kalbinin üzerine koyup derin derin nefes almaya çalıştı.

Tek elini Sema’nın karnına diğer elini göğüslerine sıkıca bastırdı Kerem. Kulağına doğru fısıldadı.

-Saat altı otuz gökyüzüm. Deli olan ben miyim ?

Kerem, Sema’ya olan duygularının gelip geçici olmadığını anladığı günden bu güne ona ‘gökyüzüm’ diye sesleniyordu.

Kocasının kıskacından kurtulmak gibi fikri olmadığı için ellerini arkaya atıp Kerem’in saçlarını karıştırdı. Bu kocasının en sevdiği hareketti. Kerem bundan çok etkileniyordu.

– Uyuyamadım. Gelip spor yapayım dedim.

Kerem, kaşlarını havaya kaldırdı. Ama Sema bunu göremiyordu. Hala sırtı kocasının göğsünde yaslıydı.

Karısının derdini bilen koca candı.

– Sevgili karımın spora ihtiyacı yok. O benim gözümde taptaze ve çıtır çıtır.

Kocaman gülümsedi Sema. Kerem bir kadını, hayır, hayır tek kadını Sema’yı nasıl dizginleyeceğini iyi biliyordu. Sema şiddetli sevgiden hoşlanıyordu. Her zaman, her dakika sevilecek biriydi. Sevgisizlik onda asabiyet yapıyordu. Eski çılgın Sema gün yüzüne çıkıyordu.

Ama kocasının yanında bir kedi kadar masum ve sevilesi hale geliyordu. Karısını severek her dediğini yaptıran bir Kerem’di o.

Kedi gibi iyice sokuldu kocasına…

– Ya! Kocam sen olunca bana da çıtırlık şart oluyor.

Olabildiği en hızlı şekilde karısını kendine çevirdi Kerem. Arsız bakışlarıyla, dişlerini sıkarak gözlerini Sema’nın ışıldayan teninde gezdirdi.

– Bu kadar güzel olmak zorunda değilsin.

Ellerini Kerem’in saçlarına daldırdı Sema. En az kocasının ona düşkün olduğu kadar o da ona düşkündü.

– Zorundayım. Kocam çok arsız ve yakışıklı… Sonra ben onu çok kıskanıyorum.

– Ahhh.

Dişlerini terkar sıktı Kerem. Bilmiyordu bu kadın. Kerem ona deli oluyor. Gözü kimseyi görmüyor. Görmeyecek.

– Sen…

– Ben…

– Seni arzulamak bende dengesiz bir hal aldı. Her geçen zaman da, seni daha çok seviyorum.

Tek kaşı havaya kalkan Sema’nın gülümsemesi yüzüne yayıldı.

– Senin gibi çılgın seven adamın karısı olmak! Bende de çılgınlık hissi uyandırıyor.

Öpmek için deli olan Kerem’di. Ama Sema ondan önce davranmıştı. Kerem, karısının cesur ve aşk dolu hareketlerini çok seviyordu. Sema’nın cesareti Kerem’e, her daim ‘beni sev daha çok sev’ mesajı yolluyordu.

Kerem ne kolaydı Sema’yı sevmek! Karısı için deli olan, can verendi Kerem. Söz konusu Sema olunca Kerem, bambaşka biri oluyordu.

Eski hayta günlerinden kopup gelen arsızlıkla tutkundu ona…

Geri çekilip gülümsedi Kerem.

– Seni ilk öptüğüm günü hatırlıyor musun?

Sema yüzünü buruşturdu. Unutmak ne mümkündü.

-Hangisi ? Düğünde olanı saymıyorum ben. Halen kızgınım o konuda.

Hamza ile Bahar’ın düğününde aldığı ilk öpücüğünüyse, Kerem hiç unutamıyordu. Ama sonra Sema’yı abisi Hamza’nın evinin bahçesinde sıkıştırıp tekrar öpmüştü.

Recommended Articles

9 Comments

  1. Bu hikayeyi bir kere okuma fırsatım olmuştu. Şimdi tekrar okumuş olmak içimi bir hoş yaptı :))

  2. Annem yine ve yeniden okumak iyi hissettirdi, eline emeğine yüreğine sağlık cancağızım ❤️🥰

    1. teşekkür ederim annem.

    2. Arada dönüp dönüp hikâyelerini okumaya bayılıyorum ❤️
      Her seferinde aynı tutkuyu yakalamak harika 🌼👏🍀

  3. Ben aslında yohuumm beni kopyalayamazsın çok orjinal olmuş 😂

  4. Daha önceden okumuş olmama ragmen tekrar okuyup hatırlamam iyi geldi kuzu
    Güzel seven adamları okumak haz veriyor bir de yazan sen olunca değmesinler keyfime
    Emegine sağlık
    Bütün hikayeleri tekrar okumaya yenileri ise markaja almaya kararlıyım uykusuz kalma pahasına
    Emegine yüreğine sağlık canım benim

  5. Çok güzeldi be 😊 sevdim ben ellerine sağlık. Yuregine kalemine saglık😘😘

  6. Harika bir kitabı tekrar ve yine tekrar bitirmenin hüznünü yaşıyorum . emeğine yüreğine kalemine sağlık yazarcım ❤ mükemmeldi. kitaplarını okumak ruhumu tazeliyor. Çok teşekkür ederim ❤ iyi ki varsın. iyi ki yazıyorsun. ❤

  7. Hülya Alarçin Yaman

    En son şubat 2022 de okumuşum, bu üçüncü okuyuşum❤️
    Her seferinde aynı heyecanı, aynı tutkuyu, aynı sevgiyi yakalamak bir harika❤️
    Gamze Haznedar’ı özlediğim de tekrar görüşmek üzere 🥰🥰❤️❤️
    Eline emeğine yüreğine sağlık 🙏👏👏

Leave a Reply

Your email address will not be published.

error: Content is protected !!