1.Öyle Güzel Gülünür mü?

Ya Bismillah diyerek giriş yapıyorum. Sizin için naçizane bir kurgu hazırladım. Bizden, bizim içimizden insanların olduğu bir hikaye. Ben severek yazdım, inşAllah siz de severek okursunuz. Bir tane de olsa gönlünüzden geçen yoruma talibim.

İlk bölümü bugün doğum günü olan iki güzel okuruma hediye ediyorum. Sevgili ESRA VAROL ve FATMA KAPLAN AYDINLI… Nice güzel yaşlarınız olsun. Çok uzun, sağlıklı ve mutlu dolu bir ömür diliyorum. İyi ki doğdunuz hanımlar…;))

“Ahu!”

Şalını başının üzerinde çevirip iğneyi kumaşa tutturdu. Adının seslenilmesiyle gözlerini devirdi. Bir anne sabahın sekizinde neden Ahu diye bağırırdı? Tabii ki yine bir derdi olan annesinin gelinlere saracağı bir gün olacağını anlamıştı. ‘Kaç evden Ahu,’ diyen iç sesiyle çantasını alelacele toparladı. “Geliyorum anaların en meleği.” Yaşayan bir cadı varsa o da kesinlikle son altı aydır annesiydi.

Odasına göz atamadan odasından fırladı. Mutfaktan çıkan ve başında bir tülbent bağlı olan anacığına bakıp yüzüne sinsi bir üzüntü kondurdu. “Ah annem, yine mi ağrıyor.”

Etine dolgun kadın, baygın ela gözlerini kapatıp salona saptı. “Sus konuşma! Sesin beynimde çınlıyor. Kahvaltı hazır değil. Git dışarıda ye.”

Ellerini havaya kaldıran kız, zafer işaretiyle gülümsedi. “Sen üzülme annem, ben dükkânda yerim. Hadi ben kaçtım. Bugün Bakırköy’e gideceğim, çok işim var.”

Annesi inlerken evden kaçtı. Ayakkabılarını giyerken aceleciydi. Üst kattan gelen terlik sesleriyle başını kaldırdı. “Günaydın yengelerim. Hayırdır sabah sabah? Abilerimin koynu soğuk mu geldi?”

Evin büyük gelini Nuran, balık etli ve esmer güzeliydi. Siyah saçlarını örten tülbentini başına bağladı. Evin büyük gelini ve en sert mizaçlı olanıydı. Ama gücü kayınvalidesine pek yetmiyordu. Kocasını muma çevirmekte ustaydı. Kocasın da sözü annesine geçmeyince çekiyorlardı işte. “Anan uyku mu bıraktı?”

Küçük gelin Suzan esnerken elindeki anahtarı salladı. Sarışın güzeli genç kadın mahallenin en güzel gözlü geliniydi. Namı vardı, namı.  “Kız bitmedi ya bu menapozsizim.”

Ahu bir kahkaha patlattı. “Bitecek gibi değil, bu sabah ne istedi?”

Nuran yüzünü buruşturdu. “Pişi. Bir grup açtı. Boyuna ses atıyor. Bana pişi yapın.”

Suzan kıkırdadı. “Peder Bey rahmetli olmasa korkarım biz bir de küçük kayın veya görümce gelecekti kadın Terminatör Naciye, çarpacak adam arıyor.”

“Alt kata kiracı geliyor ya bugün,” dedi Ahu. “Dün akşam da abime sardı. ‘Bekâr adama ev mi verilirmiş, senin bacın var’ yengelerin var it oğlu it, diye bağırdı durdu. ‘Mahalleden birinin kızına göz koyarsa sana dünyayı dar ederim Kerim,’ diye de ekledi.”

“Annesi ve kız kardeşi varmış,” dedi Nuran. “Kerim konuştu abisiyle.”

“Evet, çok efendi biriymiş,” dedi Suzan.

“Ne bok yiyorsunuz burada,” diyerek bağıran anneleri yaklaşıyordu. Kapının açılma sesiyle yürekleri ağızlarına gelirken Ahu merdivenleri inmeye başlamıştı bile. “Akşam görüşürüz,” diye bağırıyordu.

Sokağa adım atar atmaz koşar adım terzi dükkânına yollandı. Tüm gün yapacakları aklından bir bir geçerken işe giden mahalleliye selam veriyordu. Ölmeye yüz tutan o ince kültürü. Sıra sıra dizilmiş eski yapılar üç dört katı geçmiyordu. En fazla beş kattı ve tanımadığı çok az insan vardı. Doğup büyüdüğü sokakta hayat ona yetiyordu. Kendine ait bir terzi dükkânı vardı. Canı isterse pazar günleri bile çalışırdı. İstediği zaman açar, istediği zaman kapatırdı veya işi varsa yerine birini bırakırdı. Evinin bir sokak altındaydı, tüm sıra altı dükkân üstü daireler olan samimi bir alandı. Mahallenin kendi işinde çalışan birkaç kadından biriydi. Tüm sokak sakinleriyle samimiydi, kapısını açık bırakıp bile gidebilirdi. Bir göz onu mutlaka korurdu. Dükkânın tam çaprazından bir taksi durağı vardı. Karşısında bir ucuzlukçu, onun yanında çiğ köfteci, onun yanında nalbur, eczane, fırın diye devam ediyordu. Kendi tarafında, hemen yanında kadın kuaförü, diğer yanında bakkal, onun yanında da pastane vardı ve böyle devam edip uzuyordu sokak.

Dükkânına yaklaştığı anda karşıdan gelen, ama elindeki telefona bakan genç bir adam çarptı gözüne. Aheste yürüyor ve adama bakıyordu. Adam ondan önce onun dükkânın önünde durdu. Telefona öyle ciddi bakıyordu ki neyle ilgilendiğini merak etti Ahu. Ama adamın omuzunu terzinin kapalı kepenklerine yaslamasıyla dudaklarını büküp, gözlerini kıstı.

Sessizce yaklaşıp adamın karşısında durdu. Adam onu fark etmeyince boğazını temizledi. Adam o an elimdeki telefondan kopup başını kaldırmadan gözlerini Ahu’ya dikti. Ahu ona o, Ahu’ya bakıyordu.

“Birini mi arıyorsunuz?” dedi adam.

“Bilmem, arıyor musunuz?”

“Evet,” diyen adam hemen ardından, “Yani hayır,” dedi.

“O zaman kenara çekilirseniz, kepengimi açacağım.”

Genç adam telefonunu usulca indirip arka cebine tıktı. Dudakları öne uzanırken gülmemek için çaba sarf etti. Kendini komik bir durumun içinde hissetmişti. Ellerinin ayasını kıza gösterdi. “Özür dilerim, gidiyorum.”

Kıza dikkatle bakıyordu. Başını kapatan siyah, kumral yüzünü çevreleyen örtüye baktı. Yeşil hareli ela gözleri bir yaz sabahında ışıl ışıldı. O küçük biçimli ve ucu havada burnu… ‘Sen ne güzesin öyle…’ Mütevazi ve zevkli giyimin dikkatini çekmemesi için çaba sarf etti ama başarılı olamadı. Birden içinden kendine küfürler savurdu. Kız belki evliydi, belki nişanlı veya bağlı olduğu biri vardı. Kendine yakıştıramadığı düşüncelerle silkelendi. Ne zaman bu kadar çapkın olmuştu? Hiçbir zaman. Sabah güneşi tepesine mi vurmuştu?

Uzaklaşınca arkasını dönüp bakma gereği duyarak döndü. Kepengin kilidini açıp kaldıran kıza bakmayı kendine kızarak önüne döndü. Taksi durağına doğru yürüdü. Patronun gelmesiyle o küçük burunlu güzel kızı bir süre sonra unutacak gibi olduğunda bir gerçekliğin farkına vardı. Başını eğerek hareketlenen caddede kızın dükkânını arayıp buldu. Orası onunsa burası da onundu. ‘Acaba yalnız mı? Ne olurdu hayatında kimse olmasa? Olmasın!’ İç sesine hayretler ederek kendine ait taksiye bindi. Bazı dualar anında kabul olurdu, o, bunu henüz bilmiyordu.

İstanbul’a ilk gelişi değildi ama çok uzun yıllar önceydi bu. İlk gençlik çağlarında gelmiş, beş koca sene bu şehrin bir ucunda yaşamışlardı. Öğretmen olan babasıyla pek çok şehir gezmişlerdi. Yine de yollar çözmesi gerekiyordu, navigasyon kullanmakta usta olması ona oldukça yardımcı olacaktı.

Annesi ve kız kardeşi dün geceden gelmişti, eski bir ahbabında kalmışlardı. O da eşyalardan önce gelebilmişti. Annesini ve kız kardeşini almak için gaza bastı, eşyalar gelmek üzereydi. Kız kardeşi İstanbul’da tıp fakültesini kazanınca gelmeleri kaçınılmaz olmuştu. Gümüşhane’den kalkıp gelmişlerdi. Kız kardeşini kurdun inine tek başına sokmayacağını keskin bir dille anlatmıştı. Annesi de onun yanındaydı, kız kardeşi de ‘ben yurtta kalmak istiyorum’ dememişti. Masraflar ikiye katlanacağına topluca taşınma gerçekleşmişti.

Taşınacakları evi bulması ise çok basit olmuştu. Askerlik arkadaşına bir telefon açmasıyla evi de bulmuşlardı. Okula da yakındı. Arkadaşı Kerim, ‘Ne arıyorsun tertip, bizim boş bir daire var. Sen toplan gel hallederiz,’ demişti ve bir hafta içinde İstanbul topraklarındaydılar. Keşke aşkın kucağına düştüğünü bilebilseydi…

                                                                  ***

Dikiş makinasından başını kaldırınca ses kesildi ve hemen ayaklandı. “Gel, bebeğim.”

Saat öğlen olduğunda arkadaşı Pınar saçını savurup içeri girdi. “Bu nasıl sıcak Ahu…” Hemen duvar dibindeki sandalyeye oturdu. Ahu çantasına telefonunu atıp cüzdanını kontrol etti. “Sen dinlen, dolapta soğuk bir şeyler var. Ben Bakırköy’e uzanıp geleceğim.”

İncecik bir kız olan Pınar, koptu kopacak belini esneterek ayağa kalktı. “Çık sen, burası bende.” Çantasından bir kitap çıkartıp geniş dikiş masasına bıraktı. “Kitabımla geldim.”

“Ben gelene kadar bitir, bu kitabı çok merak ediyorum. Bitirince dedikodu yaparız. Siparişler rafta, hepsine isimli not yapıştırdım. Ücretleri de yazıyor. Hadi ben kaçtım.” Arkadaşını öperek çıktı ve koşar adım İETT durağına ulaştı. Bakırköy kumaş pazarından aklını çelen kumaşları aldı. Müşterilerinin aklını başından alacak kumaşları da sinsice sırıtarak alıp saati akşam etti ama havanın kararmasına daha vardı. Koşturup tekrar durağa ulaştı. Minibüse canını zor atıp Beyoğlu’nun yolunu tuttu ama bindiği minibüs yol üzerinde, Ömer Hayyam da arıza yaparak yolcuları indirdi. Hiç gecikmeyen yaz yağmuru tepesine güm diye inmeye başladı.

Elindeki torbalara bakıp yüzünü buruşturdu. Ağlamak istercesine omuzları çöktü, yüzü tam da ağlama moduna girdi. Tepesinden inen yaz yağmuruna başını kaldırdı. Sert ve gür taneler yüzüne çarptığında, “Allah’ım,” diye inledi. Şalı ensesine, içindeki saçlarına yapışmıştı. Etrafındaki insanların kendilerini korumak adına ellerini başlarına götürüyordu. Ne çare! Yağmur siz kimsiniz dercesine yağıyordu. Yazlık kombini üzerine yapışmıştı. Sabah ne güzel seçerek giyinmiş, aynada kendini beğenmişti. Bol, siyah kumaş pantolonunun üzerine gül kurusu kapını giymişti. Ayağındaki yazlık babetlerin içine su doluyordu.

Eve on dakika kala bozulan minibüsün bugünkü tüm neşesine limon sıkmasını kim isterdi ki? Evine yakın bir yerde inecek, koşar adım terzi dükkanına gidecekti ama şimdi bir şeyler yapması geriyordu. “Tamam,” dedi, elindeki torbalara var gücüyle asıldı. “Yağmur kim beni yenecekmiş. Paramla rezil olmayı tercih ederim. Bir taksi beni eve götürecek kadar kahraman.”

Kaldırıma geçip durdu. Caddede hızla giden araçlar, arada geçen taksiler ve arkasında koşuşan insanlar. Birkaç dakika boyunca inmeyen eline en sonunda bir taksi durdu. Islaktı ama ne yapabilirdi?

Belki taksici de ıslak müşteri istemeyecekti, sonuçta arabaları ekmek tekneleriydi. Ama belki de centilmen birileri olabilirdi. Bir kadın şoföre bile denk gelebilirdi. Göz ucuyla erkek olduğunu anladı ama bu umutlarına engel olamadı. Aracın kapısından kendini içeri atınca küçük bir inlemeyle huzurlu bir soluk aldı. “Beyoğlu, Mor Salkımlı Sokak.” Apartman adı, kapı numarası bile vermişti. Yeter ki kurtulsundu şu andan. Adam başını sallamış, gaza basmıştı.

Arkasına yaslandı ama üşümeye başladığını fark etti torbalardan birinden kumaş çıkartıp kenarıyla yüzünü kuruladı. Arkasına tekrar yaslandı ve eve giden, ezbere bildiği yolu izledi. Eli sürekli kollarına gidiyordu. Üşüyordu. Ama birden aracın içinin ısındığını fark etti, etmemesi mümkün değildi. Klimalardan sıcak hava geliyordu.

O an şoföre bakma ihtiyacı duyarak öne doğru başını çevirmeden baktı. Siyah saçlar, göremediği bir yüzdü ama kirli sakalları anlaşılıyordu. İç sesi haykırıyordu. ‘Bu hayatta centilmen erkek taksi şoförleri de var.’ Isındı ve yolun tamamını, taksinin evinin önünde duruşuyla bitirdi.

“Ücret kalabilir, yolumun üzeriydi,” diyen tok sesle adama bir kez daha baktı ama adam önüne bakıyordu. Ses bir şey anımsatıyordu, fazla düşünmedi.

“Buna gerek yok, ne kadar?”

“İstemiyorum, hanımefendi.”

Zor bir günde bir de zor insanlarla uğraşmak mı? “Siz bilirsiniz.” Arabadan indi. Yağmur durmuş, güneş batmaya başlamıştı. “Bana neler yaşattın sevgili yağmur,” diyerek göz devirdi. Arkasında bir araç kapısı kapanma sesiyle döndü. Aracından inen taksi şoförü kendine doğru geliyordu. O an göz göze geldiler. Adamın koyu yeşil gözlerini çevreleyen gür siyah kirpikleri vardı. Kumrala yakın bir teni, uzun bir çenesi, çıkık elmacık kemikleriyle yüzü geniş ve kemikliydi. Köşeli yüz hatları kirli sakallarıyla gizlenmişti. Nereden tanıyordu bu adamı?

Apartman kapısına yaklaşan adam gözlerini çekmişti ama o bakıyordu. “Pardon nereye?”

Adam durup döndü. Bakışlarından pek bir şey okunmuyordu. “Bir çay içeyim diyordum. Neden sordunuz?”

Adamın sesindeki tınılar çok hoştu. Ama özüne dönerek apartmanı işaret etti. “Burada mı?” ‘Çok mu yakışıklısın, tuzlu kahve de içer misin?’ Kendi iç sesine gülmemek için dudaklarını sıktı.

“Evet, sakıncası mı var?”

“Burası benim evim.” ‘Gel iç be, ne olacak…’ İç sesi rayından çıkarken olayın karmaşasından sıyrıldı.

Adamın şaşkın bakışlarıyla kirpikleri birkaç kez kırpıştı. Dudakları aralandı ama bir şey diyemeden genç kadın gülümsedi. “Siz… Bu sabah taşınan?”

Kaşları aşağı inercesine çatılan adam başını salladı. “Evet.” Adamın bakışları her an değişirken bu kızın Kerim’in herhangi bir şey olmamasını diliyordu. Bazı dualar asla kabul olmazdı, bilmiyordu.

“Hoş geldiniz, ben Ahu. Burada oturuyorum.”

Genç adamın çatılan kaşları usulca eski hâlini aldı. “Memnun oldum, Poyraz.” ‘Ahu nasıl bir isimdir? Ahu…’

“Poyraz…” diye mırıldanan kız, zarifçe gülümsemişti. “Çok tanıdık geliyorsunuz.” Poyraz’ın dudağı yana kıvrılırken Ahu o kıvrımları izledi ve ses duyana kadar orada kaldı.

“Sabah kepenginize yaslanan bendim.” Kızın kendini hatırlamıyor oluşuna içerlenmedi. Ne güzel şeydir, ilk kez gördüğü erkeği hafızasından silen kadın…

“Ah,” dedi Ahu, gözlerini yana çevirip sabahı düşündü. “Hatırladım şimdi. Hoş geldiniz?”

“Teşekkür ederim. Hasta olacaksınız, evinize girin.”

Ahu o an sırılsıklam olduğunu hatırlayıp demir kapıya koştu. “Unuttum. İşe dönmem gerekiyor.” Zile bastığında adam hiç kımıldamadan duruyordu. Kapı açılınca arkasını döndü. “Buyurun.”

‘Kalbinin kapısı da aralansa, buyur eder misin?’ Boğazını temizleyip tebessüm etti. “Buyurayım.”

 Üzerini değişip evden tekrar hızla çıkıp alt sokağa indi. Kapının önündeki taksi de yerinde yoktu ve tutulan dairenin önünden geçerken de içeriden sesler geldiğini duymuştu ama ilgilenemedi. Eve döndüğünde bakardı bir çaresine. Terziye gireceği anda durup çaprazında kalan durağa baktı. “O zaman o da burada mı çalışıyor?”

“Kim?” dedi Pınar.

Arkadaşının sesiyle toparlandı. “Hiç kimse.” İçeri girdi ve tüm gün başına gelenleri bir çırpıda anlattı. Pınar o konuşurken yorulmuştu. Yeşilimsi gözleri bir devriliyor bir üzülüyordu. “Çok geçmiş olsun kuzum. Ben gideyim artık, anam bekler.”

Anaokulu öğretmeni olan Pınar ile çocukluktan bu yana hiç ayrılmamışlardı. Pınar’ın hayırsız babası yıllar önce, o, daha küçük bir kızken başka bir kadın için onları terk edip gitmişti. Annesi gündeliğe gitmiş, apartman merdivenleri silmiş kızını büyütüp okutmuştu. Bunda çevresindeki insanların da payı büyüktü. Pınar KPPS’yi kazanmıştı ama o sokaktan çıkıp başka bir şehre gidememişti. O, okuldayken bile annesinin nefesini kollayacak bu kadar insanı nereden bulacaktı? Özel bir okulda çalışıyordu, aldığı para onlara eh işte denecek kadar yetiyor olsa da ruhları çok zengindi. Ve kendini asla görmeyen bir adama yıllardır da deli divana sevdalıydı. Gidememesinde onunda payı kaçınılmazdı. Hoş gitmemişti ama bir gün Kerim başka biriyle evlenip ondan gidecekti. Kaderine razıydı çünkü aşk denen şey elle yerleştirilmiyordu.

Ahu da biliyordu arkadaşının, abisine olan sevdasını ama elinden bir şey gelmiyordu. Gerçi Pınar’a kızmıyor değildi. Hiç belli etmiyordu, gururuna yediremiyordu. Onu anlıyor olsa da yine de bir şeyler yapabilirdi. Kendisinin de bir şey yapmasına, konuşmasına asla müsaade etmiyordu Pınar. ‘Ölümü gör, bir şey dersen ölünceye kadar küserim sana,’ demişti. Kızın eli kolu bağlıydı.

Kapıdan öperek uğurladığı arkadaşının ardından kollarını bağlayıp etrafı izledi. Yanındaki bakkaldan Sefer Abisi göründü. “Nasılsın Sefer Abi?”

Kelini kaşımak için elini uzatan adam yorgunlukla kapının önündeki tabureye çöktü. “Çok şükür kızım, bugün de bitmek üzere.”

“Çok şükür abi, kolay gelsin ben işime döneyim.” Dönerken de durağa göz atmayı ihmal etmedi. Ne görmeyi beklediğini bile bilmiyordu. Kapının önünde birkaç kişi vardı ama o değildi. Onun orada çalışıp çalışmadığını bile bilmiyordu. Bir gün içinde, bir adamın aklını bu kadar meşgul etmesine inanamadı. Duyduğuna göre evli değildi, nişanlı da değildi. Peki ya sevgilisi? İç çekerek işinin başına döndü.

Hava kararıncaya kadar çalıştı. Kumaşlarını yerleştirdi, müşterilerin pazartesi günü alacağı siparişlerini paketledi. Işıklarını kapatıp kapısını kilitledi. Kepengi indirirken Sefer Bey’in eşi Kamile ablasın gördü. “Sen mi devraldın abla?”

Kırklı yaşlarının sonunda olan kadın, “He kızım, Sefer yoruldu. Evde dinleniyor, ben de kapatırım bir saate.”

“Kolay gelsin abla, yarın görüşürüz.”

“Sana da Ahu’m, görüşürüz.”

Hemen yanındaki kuaföre girdi Ahu. Kapanmaya hazırlanan Cansu Ablasına selam edip oturdu. “Eve geçiyordum ki Cansu Ablamla bir kahve mi içsek dedim?”

Evlilikten yana yüzü gülmeyen, bir daha da gülmeyeceğine kanaat eden Cansu, otuz iki yaşında genç ve güzel bir kadındı. Kumral ve bakımlı saçlarına bayılıyordu Ahu. Cildi hâlâ on sekiz gibi duran kadının her şeyine hayrandı. İnce fiziğine ve güzelliğine, akıl almaz neşesine, acılara gülümseyen tavırlarına…

“İçelim kız,” derken gülümsemişti.

Ahu hemen ayaklandı. “Sen işlerini hallet, ben yaparım.” Arka taraftaki küçük mutfağa girip ezbere bildiği yerde hemen kahveleri hazırladı. Elinde tepsiyle yorgunlukla oturmuş kadına bakıp bir kez daha hayranlığı arttı.

“Hamarat kızım, otur bakalım.”

Hemen karşısına oturup tepsiyi orta sehpaya bıraktı. “Afiyet bal olsun. Bugün bir yağmura tutulmuşum… Sırılsıklam oldum.”

“Burada değil, gerçi bir yağar gibi oldu ama yağmadı zalım. Yağsa da biraz toprak koklasak.”

“Yok abla, Bakırköy’e gittim, dönerken yakalandım.”

“Bana da birkaç elbise dikiver, dolaba baktım bugün hiç elbisem kalmamış.”

“Yarın uğra ölçülerini alayım. Çok güzel kumaşlar aldım.”

“Olur. Size kiracı gelecekti. Geldi mi?”

“Geldi, görmedim henüz. Gerçi gördüm gibi de.”

Cansu yorgun yüzünde kaşlarını çattı. “O da ne demek?”

“Evin oğluyla kazara tanıştım. Beni yağmurdan o kurtardı, taksi şoförü sanırım. Evin adresini verdim, kapıya kadar getirdi. Meğer o da bizim yeni kiracıymış.”

“Bak sen…” diyen Cansu’nun merakı kabarmıştı. “Sen alt kata gel ama tanışmak için evin kızını kurtaran kahraman ol.”

“Senin bu romantik tarafına bayılıyorum.” Kahvesinden bir yudum aldı. “Tevafuk.”

“Pınar veriyor bana o vıcık vıcık aşk kitaplarını, okuyunca bir o hayal ürünlerini arıyor insan.” Kahkaha attı.

“Ben var olduklarına inanıyorum.” Cansu’ya anlatmak istercesine bakıyordu. ‘Bir Halil var, göremiyorsun. O da kendini saklayıp duruyor, sana bakamıyor garibim,’ demek istiyordu ama sustu.

Cansu az önceki gülüşüne kasvetli bir hava kattı. “Ben de. Benim prensin atının nalı mı kopmuş, gelmek bilemedi?”

Bu kez de Ahu kahkaha attı. “Belki atı yoktur, motoru vardır. Tekeri patlamıştır.”

“Konum ve iban atsın, hesabına havale yapayım da tez gelsin.” İki kadının kahkahası dükkândan dışarı taşıyordu. Jaluzisi kalkmış, camların ardından onları izleyen biri vardı. Aracı yol ortasına otuz saniye durdu ve o gülüşleri izledi, dinledi. Farkına varamadan kendisi de gülümsedi. Gaza basıp üst sokağa çıktı.

“Öyle güzel gülünür mü…”

Önerilen makaleler

106 Yorum

  1. Harika bir giriş oldu merakla 2. bölümü bekliyorum elinize emeğinize sağlık

      1. Ah Poyraz’cim tanıştığıma çok memnun oldum canım😂😂 öyle güzel gülünür canım niye gulunmesin bende güzel gülerim mesela 😂 Neyse konumuz bu değil payelll im canımın içi hayırlı uğurlu olsun nasıl özlemişim nasıl iyi geldi bilemezsin. Emeğine kalemine yüreğine sağlık çooooooook öptüm😘😘😘💙💙💙

        1. 😂😂 iste nasıl güzel gelmişse Poyraz’a. Çok teşekkür ederim canım benim. 😘🌸

      2. Bayıldım. Ellerine sağlık.

    1. Çok güzel bir girişti çok beğendiiim. Bir dahaki bölümü sabırsızlıkla bekliyorum. Ayrıca tekrardan teşekkür ederim benim için hiç unutmayacağım çok değerli bir hediye oldu bu bölüm🥰

      1. Ben teşekkür ederim. Tekrar mutlu seneler 🌸💜

      2. Harika, içimizi sıcacık eden bir giriş olmuş. Zaten senden de daha azı beklenemezdi. Böyle bir hediyeyi ömrüm boyunca bir daha alamam ayrıca. 🥰🥰 çok çok teşekkür ederim iyi ki varsin

        1. Canım Fatma, daha güzel hediyeler alırsın ins 💜

  2. Yine bir Payelll farkı ne diyim iyiki varsın🥰

  3. Özlemişim kalemini yüreğine sağlık seviliyorsun.

    1. Çok teşekkür ederim canım.

  4. Çok eğlenecek gibiyim… Hadi bakalım Bismillah diyip başlayalım..

    1. eğlenelim inş. çok teşekkür ederim.

  5. Allahim bayıldım resmen Payelll sen süper bir kadınsın ve iyiki varsin🥰

    1. canımsın. Çok teşekkür ederim.

  6. Emeğine , kalemine, ruhuna sağlık. Çok güzeldi.

    1. Teşekkür ederim canım. 😘🥰

    2. Güzel bir başlangıç oldu ellerine yüreğine sağlık yüzümde bir tebessümle okudum yeni bölümü merakla bekliyorum 😍

  7. Yansın artık Beyoğlu! 😍 ilk kez okuyormuşcasına heyecanla, hayırlı olsun diyorum çiçeğim 🧡

  8. Çok güzel bir kitaba başladık. Merakla bekliyoruz teşekkür ederim

  9. Her satırına,satır aralarına,anlatımın sıcaklığına,karakterlerine,iç seslerine BA YİL DİM☺️.Böyle bir şeyi çok beklersin ama beklediğin gelince o heyecanı hissedemezsin.Ama PAYELLL her zamanki gibi ne yaptı? Daha ilk bölümden aldı bizi Mir Salkımlı Sokak’a birakti.Biz de görüyormuş gibi okumaya başladik.Beklediğimden de güzel,heyecanlandigimdan da öte bir giriş ile yine bizi bizden aldi.Ahu ile Poyraz’i tabi ki merakla ile bekliyordum ama ben diğer karakterleri de merak ettim ve sevdim.Hele Anne’ye bittim😂Kalemine,gönlüne sağlık yazarcanim😘

    1. Yaaa 🥰🥰🥰 o beklentiyi karışlamak var ya. Benim için eşsiz bir duygu. İyi varsın canım benim. Çok teşekkür ederim ☺️

      1. Sen iyi ki varsın yazarcanim❤️😘

  10. Ah kalbim çok güzel bi kitabın ilk bölümü olduğu o kadar belli ki ilk bölüme nazar boncuğu 🧿 takıp devam etmek istiyorum

  11. Hadi bismillah yazarım inşallah her şey çok güzel olur

  12. Ya ben bu ahuya baydım ama çok guz3l çok tatlı degilmi ne güzel elbiseler diker o şimdi zalimin kizi

  13. Ben sizi çok sevdim 😍 bayıldım hatta size 🫂 Kerimciğim hazırla kendini tertip Poyraz oluyor mu sana damat Poyraz 😁 seni de Pınarcığım’a alalım diyorum kabul edersin bence Ahucuğum at gözlüklerini alsın bir gözünden belki Pınarcığım’ı görürsün o zaman

  14. O nasıl yazmak abla… bayıldım.

    1. 🙈☺️ çok teşekkür ederim

    2. ☺️🙈 çok teşekkür ederim

  15. Ayy payellim öyle güzel ki sanki kitabın içindeymişim gibi hissettim yazarım 🥰🥰

    1. Canımsın. Çok teşekkür ederim ☺️

  16. Her satırına,satır aralarına,anlatımın sıcaklığına,karakterlerine tek kelime ile BA YİL DİM☺️Bazen çok heyecanla beklediğin şey geldiğinde o kadar da değil dersin.Ama PAYELLL yine ne yaptı? Bizi alıp Mor Salkımli Sokak’a bıraktı.Oyle görüyormuş,seyrediyormuş gibi okumaya başladık.Beklediğimden de güzel,beklediğimden de heyecanlı.Poyraz’i ve Ahu’yu dört gözle bekliyordum ama ben diğer karakterleri de çok merak ettim.Hele Anne’ye bittim😂Kalemine gönlüne sağlık yazarcanim😘

    1. Beğenmene çok sevindim canım benim. Çok teşekkür ederim ☺️ 😘💜

  17. Mor salkımlı sokak nasıl aşklar yaşatacak bize kimbilir merakla bekliyorum

  18. Muhteşemdi merakla bekliyorum
    Emeğinize sağlık
    Okurken yasatiyorsunuz

  19. Yüreğinize sağlık kaleminize kuvvet. Çok sıcak ve keyifli bir hikaye .

  20. Hoşgeldin. Kavuştuk canım benim çok seviliyorsun çok muhteşem bölüm olmuş emeğine yüreğine sağlık

    1. Canımsın. Çok teşekkür ederim ☺️

  21. Yine yeni ve harika bir hikaye daha ellerine sağlık çok güzel bölümdü

  22. Yaa yüzümde hoş bir tebessümle biten bir bölümdü heyecanla yeni bekliyorum ablaların en yazarı 😁😁

    1. Canımsın. Çok teşekkür ederim ☺️

  23. Tadi damagimda kaldi ozlemisin❤️Cokguzel bir baslangic oldu eline saglik

  24. Elinize emeğinize sağlık

  25. Her zaman ki gibi daha okumaya başlarken konusu, karakterleri ve anlatımıyla bana onlarla berabermiş hissini yaşattı.. yine çok güzel yazmışsın.. böyle güzel yazılır mı? Ellerine yüreğine ve emeğine sağlık..💐😍

    1. En sevdiğim yorum bu tarz olanlar. Odadaymışsınız gibi hissediyorsunuz Ya. Bu beni çok etkiliyor. Çok teşekkür ederim ☺️

  26. Yaa nasıl tatlı nasıl sıcak bir giriş olmuş. Bayıldım . Ekimi bekledim şimdi her hafta bölüm beklemek düştü kısmetimize. Sen bizi hep bekletiyorum ama😄😄😄. Kalemin dert görmesin.

    1. En güzeli olsun diye bekletiyorum ama. 🥰😘 çok teşekkür ederim ☺️

  27. Aman yareppiii okudum rahatladım meğer ne çok beklemişim ya 😄 ama şahaneydi yine kendi farkını koydun ortaya şimdi bölüm beklerken vakit öldürmek lazım bunu da en iyisi diğer kitaplarına bakarken yapmak 🥰

    1. Çok teşekkür ederim canım benim 🥰😘 keyifler olsun. 💜

  28. Mahalle kültürünü iyi bilen bir nesil olarak hem kızımızı hem oğlumuzu çok beğendim yazarım. İsimler çok güzel oturmuş kalemine sağlık

  29. Hayırlı olsun canım, keyifle okudum sabırsızlıkla yeni bölümü bekliyorum,

  30. Ee şey Karahancığım ve OğuzAşkım üzilmicek ise bi Poyraz aşkı depreşti ki anlatamam🤤

    1. 😂😂 bence olmaz. Sev gitsin, düş Ya nolcak.

  31. ‌Ben mahalle kitaplarına aşık biri olarak BA YIL DIM!!!
    Hayırlı Olsun 🥰
    Satır arası yorum yapılamıyor bu üzdü ama Zeynep de çareler tükenmez yorumum bir satır arası yorum gibidir dikkatinize!!! 😁
    *Galiba o kepenk önünde çok bekleyeceğini biliyor o yüzden alıştırma yaparak giriş yapıyor hikayeye Poyraz bey😁
    ‌*Ahuu kız demek dükkanın tam çaprazında taksi durağı iyi yerde dükkan açmışsın geleceğe yatırım😁
    ‌*Keşke iki cümle arasında bu kadar hızlı Bakırköy’de olabilseydik.
    ‌*Babetin içine su dolması diyince bir titredim bir tuhaf oldum ya hu.
    ‌*Beyoğlu’nda gerçektende bir taksi durağında çalışan Zehra abla var Payelll daha yakında çalışan bir kadın taksi şoförü ne yazık ki yok keşke olsa:(
    ‌*Ahu kısacası iç sesine hayran kaldım. Mirayin iç sesi ile akraba olabilir mi?!
    *‌Yakın arkadaşın gönlü abide demek aralarını yaparsın be Ahu aşkı kafasına sokarsın Kerim’in!
    ‌*Ahu’nun dükkanda caddeye bakan kamerası varsa durağa doğru hafif cevirsin daha çok durağı keseceğe benziyor hiç değilse fark edilmez 😁
    ‌*Zalımın kızı öyle bir gülüyor ki Poyraz 3. Bölüm nikah kıydırır!

    1. canım Zeynep muhteşemsin. ;))) Çok teşekkür ederim. ;)))

  32. Harika ,zevkle okunur.

  33. Yaa tadı damağımda kaldı… Eline, yüreğine, emeğine sağlık… Tek kelimeyle bayıldım. Yağmurlu bir günde nasıl içimi ısıttı anlatamam…

  34. Hayırlı uğurlu bol okurlu olsun çok tatlısınız hepiniz tebrik ediyorum.

  35. Bukadar güzel yazılırmı ♥️♥️♥️♥️♥️

    1. yaaaa ;)))) Çok teşekkür ederim canın benim. ;))))

  36. Ve super bı hikaye macera bızı bekler emegıne saglık canım😘😘

    1. Amin canım. Çok teşekkür ederim.;)))

  37. Harika❤️kaleminize sağlık sevgili payelll

  38. Bölüm çok güzeldi ilk bölümden çok güzel bir Ahu Poyraz hikayesi olacağı belli elinize sağlık🤗. Yeni siteniz hayırlı uğurlu olsun inşallah 🤩

  39. Hoşgeldin yazarcım çok özlendin.Şükür kavuşturana🤲🌹❤️

  40. Bayıldım, naif bir kurgu mu yoksa çetrefilli bir aşk hikâyesi mi okuyacağız bakalım,heyecanlandım Payelll cimm,ellerine sağlık,efsanelerden inciler geliyor yinee…Aşk=Payelll ❤

    1. Naif diyelim. Çok teşekkür ederim ☺️

  41. Yeni bir hikaye sanırım 🤔 yeni bölümleri merakla bekliyorum 😁

    1. Evet yeni hikaye. Teşekkür ederim ☺️

  42. Sımsıcak esnaf mahalle ahalisi bir arada çok güzel bir hikaye içimzden karakterler bayıldım Payelll im yazarım Hayırlı olsun yeni bebeğin 😇😊

    1. Çok teşekkür ederim canım benim ☺️

  43. Canımsın sen yine şenlik bir hikaye içimizden biri hatta ben yani karakterlerden biri ben net 🤷‍♀️🙈
    Şansın açık okurun bol olsun meleğim

  44. Senperesten sonra bu kitabı buldum. Güzel.

  45. Mükemmel bir başlangıç oldu bence krakterler anlatım sıcacık elinden her çıkan hikaye beni sürüklüyor yazarım teşekkürler emeklere

  46. Aman aman payelll hanım yapmış yine yapacağını ne güzel bir hikayedir bu böyle. Daha ilk bölümdem içim sıcacık oldu yazarcım🤍🧡

  47. Çok güzel başladı ♥ Kalemin o kadar akıcı ki bölüm nasıl bitiyor anlamıyor insan

  48. Anca bugüne kadar bölüm biriktirdim. Karakterleri ilk bölümden sevdim. 🙂

  49. Valla yazarım bayılıyorum hikayelerinize ama hikâyeleri bulmakmçin çebelleşiyorum hadi bölümü buldum devamını bulana kadar zaman ve heves geçiyor yok devam edemiyorum. Vallahi web tasarımından anlasam ben yapıcam ama yok ne olur bir çözüm bulun.

  50. Yaaa çok hoşuma gitti hikaye❤ özlemişim içimizden bir şeyler okumayı. Ahu’ya da ayrı bayıldım. Cıvıl cıvıl bir kız. Ama Kerim’e de düşmedim desem yalan olur. Kardeşi okusun diye şehir değiştirmek kalp ben.

  51. Yeni bölümleri beklerken zevk olsun diye tekrar birinci bölümden başlar mı insan,Ahu ve Poyraz sevdasını tekrar hissetmek isteyen ben başlar tabi ki.

  52. Nasıl güzel başladı ya sıcak bi mahalle hikayesi olacağı belli. Ahu ve Poyraz çok iyi olacak ya daha ilk bölümden beni benden aldılar. Payel farkı der susarım 🥰😍

  53. Selammmmmm. Şükür başladım hikayeye yarına biter 😂😂😂 seviyorum bu mahalle kurgularını keza kalabalık ortamları. Ahu ile Poyrazın tanışma serüveni güzeldi😍 bakalim neler neler bekliyor bizi. #payellleselamolsun 😉😉😉

  54. Eline emeğine sağlık olsun canım abla yine harika bir kitabın harika bir girişi olmuş. Ekrana bir tık fazla bastırarak kaydırdığım için okurken sürekli ” Ben aslında yohummm beni kopyalayamazsın” yazısı çıkınca kahkahamı tutamadım 😂😂😂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!