3.Baharda Kuşlar Gibi

Kahvaltı masasını kaldıran kız kardeşine bakıyor, bu yeni şehrin ve insanların onu nasıl değiştireceğini düşünüyordu. Henüz çok gençti, Meltem mizacı gereği yumuşak huylu ve saf denilen türden bir kızdı. Saflığı kalbindeki iyi niyetin ona getirisiydi. Karşısındakini kendi gibi zanneder ve üzülürdü. “Meltem, annemle bana bir kahve yapıp arka bahçeye getirir misin?”

Masadan kalkan abisine bakıp, “Hemen abi,” dedi, bir şeyi ikiletmeme huyu vardı. Ne istenirse hemen yapar asla neden ben demezdi. Annesine göz atıp kalk işareti yapınca kadın başını sallayıp kalktı. Birlikte arka bahçeye geçtiler. Hâli hazırda olan masa ve sandalyelere oturdular. Arka bahçeye apartman içinden açılan bir kapı daha vardı ve ekili sebzelere bakımının o kapıdan girip çıkıp yapıldığına delildi.

“Ne oldu oğlum?” dedi Fatma Hanım. Ellili yaşlarının başında olan kadın, kocasının acısından sonra biraz çökmüştü ama hâlâ evlatlarının başında dimdik duruyordu.

“Anne, Meltem’e dikkat et. Hâl, tavırlarına, oturduğu, kalktığı, arkadaş olduğu kızlara, gülüşü değişse bana diyeceksin.”

Kadın başını salladı. “Tamam, gözüm üzerinde merak etme. Okula gidecek, orada nasıl gözlemleyeceğiz?”

“O kendini belli eder. Okul yolunu birkaç kez gidip gelince yolları da çözer. Ben de arada uğrarım. Burada kendine birkaç iyi arkadaş edinirse biraz gözü açılır. Ders çalışacağım diye evden dışarı çıkmadı, çıkmış olsa biraz dünyayı tanıyabilirdi. Ev sahibine bir danış, biraz anlat mutlaka arkadaşlık edeceği tuttuğunu koparan kızlar vardır. Burası İstanbul, burada ayakta kalan kız, dünyayı dolaşır.”

“Naciye Hanım’ın kızı varmış, henüz göremedim. Terziymiş, onunla da arkadaş olabilir. Sonuçta abisi de senin arkadaşın, iyi kızdır.”

“Olur, iyidir tabii. Tanışırlar, kaynaşırlar.” Aklından gelip geçen görüntü kızın küçük sureti, minik burnuyla gülümsedi. “Aklımdayken,” dedi aklındakileri kovmak istercesine. “Gümüşhane’deki evi satalım diyorum.”

“Para mı lazım?” diyen annesi başını sallayarak bakıyordu.

“Eh, biraz,” diyerek gülümsedi.

“Sen bilirsin.”

“Tamam, ben emlakçıyla konuşurum.” Kahveleri getiren Meltem mutfağa geri döndü. Anne oğul kahvelerini keyifle içti. Fatma Hanım eve girdi ama o biraz daha bahçede kaldı. Ekilmiş kıvırcıklara bakıyordu, taze soğanlar, lahanalar, domatesler. Burası küçük bir manav gibiydi. Birden burnuna farklı bir koku geldi. Havayı kokladı, hoş bir parfüm kokusu bahçeyi dolanıyordu. Açık pencereye kaldırdı başını, kokunun oradan geldiği açıktı. Nefes alırken bile ciğerlerine giren kokuyla burun kemerini sıktı. Kız hiç zahmet etmeden, uğraşmadan geliyordu. Kalkıp eve girdi.

Kapının tıkırtısına yürüdü. Üç metrelik koridor boyunca aklında kız kardeşinin naif kişiliğini nasıl bilerdi onu düşünüyordu. Aslında sert bir mizaca sahipti ama Meltem o kadar narindi ki ona en ufak bir sitem bile edemiyordu. Su gibi güzelliğiyle kanatlarının altında da yaşayamazdı. Of of derken açtı kapıyı, bebek mavisi uzun ve bol etekleri, açık mor şalıyla dünyalar güzeli başka bir kadının daha var olduğuna yemin edebilirdi.

“Günaydın,” dedi Ahu, gülümser bir suratla.

“Günaydın,” derken kızın güzelliğine bakmamak için ne tarafa bakacağını seçemeyip gözlerini kırpıştırdı.

“Anneniz ve kız kardeşiniz hanımefendiler evde yok mu?”  

“Kim gelmiş oğlum?” Fatma Hanım hemen oğlunun ardından kapıda belirdi. İki kadında birbirini süzdü. Ahu beyaz yüzlü, başı örtülü kadına bakarken oğluyla arasında tek bir benzerlik bulamadı ama kadın hoş görünüyordu.

“Merhaba teyzeciğim, ben Naciye Hanım’ın kızıyım, Ahu. Hoş geldiniz demek için uğradım.”

Kadının yüzünde alabildiğine bir aydınlanma ve gülümseme oluştu. “Hoş bulduk kızım, buyur gel.”

Ahu tebessüm ederek başını eğdi. “Başka bir gün söz ama şimdi dışarı çıkacağım. Arkadaşlarımla kahvaltıya gidiyorum. Kızınız müsaitse onu da yanımda götürmek, mahalledeki kızlarla kaynaştırmak isterim. Gelmek ister mi?”

“İster,” dedi Poyraz. Ahu ona kısa bir an bakıp annelerine döndü. O arada, “Meltem,” diye seslenen Poyraz’a tekrar döndü. Çok çabuk olmuştu bu, abilik vasıflarına hiç uymuyordu Poyraz. Kadına gülümsedi.

Kapıda beliren kıza baktı Ahu. İncecik, kumral yeşil gözleri en az abisi kadar can alıcıydı. Uzun boynu kuğu gibi edalı, yüzünde çok tatlı bir gülüş vardı.

“Merhaba,” dedi çekinerek.

Tıp kazanan, dersten hiç başı kalkmayan sessiz zeki insanlardan olduğunu oracıkta anladı Ahu. “Merhaba, ben Ahu. Hoş geldiniz.”

“Ahu Ablan dışarı çıkıyormuş, seni de götürmek istiyor,” dedi Fatma Hanım. Genç kız abisinin gözünün içine bakıyordu ve Ahu bunları kayıt ediyordu.

“Gidebilirsin. Eğlenmene bak. Ahu Ablan sana yolları da tarif eder, öğrenmiş olursun.”

Meltem pek emin değildi ama çıksa fena olmazdı. “İşler?” dedi annesine. “Yaparım ben, kaçmıyor ya. Sen git.”

“Tamam o zaman, ben diğer arkadaşlarımı beklemek için dışardayım, hazır olunca gelirsin. Çok eğleneceğiz.”

Gen adamın tek kaşı havaya kalktı. ‘Can yakmaya gitmiyorlar değil mi?’ Ahu’yla göz göze gelmiş ve anından arkasını dönmüştü kız.

Meltem odasına giderken Poyraz mutfağa yürüdü. Perdenin ardından kapıya çıkan, güneş gözlüğünü takıp telefonunu alan kızı izlemeye koyuldu.

Pınar adına basıp nerede olduğunu öğrenmek için arama tuşuna basıp kulağına götürdü. Reddedilen telefona alerjisi vardı. “Kapatmasana kızım,” diye söylendi. “Geliyorum demek çok mu zor?”

“Geldim.” Sese dönerken öfkesini kusmaya hazırlanıyordu ki Pınar’ı gürünce sustu. “Kız! Ne yaptın kendine?”

Açık rengi kotunun üzerine, askılı beyaz bluzu ve onun üzerindeki uçuşan kırmızı gömleğiyle endam ediyordu. Gözündeki güneş gözlüğünü çıkartı, büyük buklelerle dalga verdiği siyah uzun saçlarına taktı.

“Cansu Abla yaptı. Kadına benzemem lazımmış. Güzel olmuş muyum?” derken güneşin yakıcılığıyla gözlüğünü geri taktı.

“Afeti Pınar olmuşsun. İyi etmiş Cansu Abla.”

Üst kat balkonda aşağıya bakan bir çift göz, aşağıda konuşulanları duymuyordu ama bu esmer güzeli inceliyordu. Yeni çıkan sakallarını ovaladı. “Kim bu afet?” diyerek balkondan çıkıp antre kapıya yöneldi. Ayakkabılarını giyip on beş basamağı hızla inip sakince ellerini cebine attı. Dudaklarında bir ıslık kapıya çıktı. Esmer güzelinin boyuna baştan ayağa bakıp iki basamağı hızla indi.

“Ahu,” dediğinde iki kadında arkasını dönmüştü. Gözündeki gözlükten tanıyamıyordu. Kadına ona kısaca bakıp önüne dönmüştü.

“Efendim abi?”

Kerim ağır adım iki kadının yanında durdu. “Arkadaşın kim, bizi tanıştırmayacak mısın?”

Ahu abisine bakıp kahkaha atınca Kerim kaşlarını çattı. Yanlış bir şey yaptığı fikri orada vuku buldu. Kadına bir kez daha bakınca gözlüğünü çıkarken esmerin kim olduğu ortaya çıktı.

“Pınar!” dedi başı önüne düşerken.

“Pınar ya, deve. Ne oldu, bana da mı düşeceksin?”

Yılların çelimsiz, erkeksi, bakımsız kızı Pınar mıydı? Gözlerinde kalem, yüzünde hafif makyaj ve o  ela gözler… “Serbest mi?” diyebildi.

“Ne serbest mi? dedi Pınar, içi öfkeyle kaynıyordu. Kadınlar doğal güzel görünmüyor muydu? İlla ki güzel kıyafetler, makyajlı ve saçları yapılmış mı olmak zorundaydı?

“Düşmek.”

“Abi!” dedi Ahu. “Ne diyorsun sen?”

Kerim yüzünü buruşturup, “Sen sus kız,” dedi Pınar’a doğru bir adım attı. “Ne oldu sana, sihirli değnek mi değdi?”

“Sana ne! Sana ne! Geri bas!”

Bu kız ona hiç böyle davranmazdı. İkinci bir şok dalgası esip geçti Kerim’den. Bu kez o da öfkelenmeye başlamıştı. “Ne oluyor? Ne bu atar?”

“Ne mi? Kıyafetim değişti, yüzüme biraz renk geldi diye gözüne mi çattım? İlla ki çok güzel mi olmalı kadın? Sana bir şey diyeyim mi Kerim? Sen bu kafayla bir cadıyla evlenirsin.”

Güzel kadınları beğenmek suç muydu? Neyle suçlanıyordu, anlayamadı. “Senin kadar cadısı olmasın da elbet bulurum bir güzel.”

Kızgınlığı hat safhaya yerleşen Pınar, “Beter ol!” diyerek arkasını döndü.

“Bak bak havalara bak!” Yüzü buruşan Kerim kız kardeşine döndü. Gözleri fal taşı misali açılmış Ahu’nun heyecanla maç izler havasına baktı. “Yürüyün gidin, ne bekliyorsunuz?”

“A… Şey…” derken toparlandı Ahu. “Meltem’i bekliyoruz.”

“Meltem kim?”

“Poyraz’ın kız kardeşi.”

Poyraz kim diyecek oldu ama aklına düştü. Sabah sabah akıl mı bırakmıştı Pınar onda. “Abi.”

“Abi?” dedi Ahu.

“Poyraz Abi, diyeceksin! Adam otuz yaşında, ayıp.”

Yüzünü ateş basan Ahu, sağına bakındı. “Ah, fark etmemişim. Tamam abi,” dedi içi ezilircesine. Zihninin gerisinde bir şarkı çalıyordu. ‘Bu hikâyede yanan ben oldum.’

Perdenin arkasından, açık pencereden izleyip dinleyen Poyraz tek elini alnına vurmuştu. “Abi ne lan, hırt!” diye mırıldandı. “Sensin abi.”

“Ben çıkıyorum,” diyen Meltem’in sesiyle kapıya yürüdü. Kardeşine bakınca gözlerini yumdu. O nasıl elbiseydi. Çiçekli, dizlerinde ve bol olan eteğinin aslında bir kusuru yoktu ama kızı hem çok güzel hem de kıskanılası bir hâle sokmuştu. Bir şey dese Meltem üç gün ağlardı. Annesi bu kızı eksik doğurmuştu. Tek bir yorum bile yapmadı. Kız güzeldi, elbisenin suçu yoktu. Meltem’le birlikte dışarı çıktı. Kolunu kız kardeşinin omuzuna dolayan adamı gördü Ahu. O da abiydi, Kerim de. İç çekip önüne döndü.

“Hadi gidin!” dedi Kerim sertçe.

“Emrin olur,” diyen Pınar, önden yürümüştü.

Kerim dişlerini sıktı. “Durun! Biz götürürüz sizi. Bu kılıkta minibüslere binilmez.”

“Abi!” dedi Ahu, sesi yüksek ve sertti. “Yeter ama. Dar ettin sabahı, sanki ilk kez biniyoruz. İşinize bakın, siz gidin can falan yakın!” Meltem’in saf bakışlarına aldırmadan, kızın koluna girip yürüdü.

Bu kız ona atar yapmıyorsa Poyraz otuz sene boşuna yaşamıştı. Arkadaşına pis pis baktı. “Sabah sabah şeker gibisin Kerim.”

“Asabımı bozdu.” Hâlâ arkalarından bakıyordu.

“Kim?” derken Poyraz da kızları izlemeye başladı.

“Pınar, o önden yürüyen yok mu, o.”

“Neden?”

“Sokağın kızını tanıyamadım, yürüyeyim dedim, elimde patladı. Ne güzelmiş, ben mi görememişim?”

“Aptal,” dedi sırıtırken. “Onca zamanlık kızı nasıl tanımadın?”

“Kes! Yürü gidelim, abimler kahveye çağırdı. Boya yapılacakmış, yardım edersin.”

Gün akşama varıncaya dek kızlar eğlenmiş, erkekler de kahveyi boyamıştı. İki büyük abiyle tanışan Poyraz onların Kerim’den farklı olduklarını anladı. Büyük abi İlyas otoriterdi ama sempatikti. Konuşurken kendini dinleten biriydi. İki numaralı abi İlhan Kerim’den biraz daha delice gibiydi. Tüm gün kahveyi boyamış, temizlemişlerdi. Akşam eve döndüğünde Meltem de ondan az önce gelmişti.

“Abi,” diyordu. “İyi ki gelmişiz, burası çok güzelmiş. Kızlar çok cana yakındı, beni gezdirdiler. Balık ekmek bile yedim ve tek kuruş harcatmadılar. Bugün onların misafiriymişim, öyle dediler. Çok sevdim, hepsini çok sevdim. Ahu Abla ile kumaş almaya giderken falan gezeceğiz. Yolları bana öğretecek. Telefon numarasını verdi, istediğin zaman ara terziyi tarif ederim, gelirsin dedi. Abi ne kadar değişikler bilsen, hepsinden özgüven akıyor. Cansu Abla var, çok tatlı kızlara anne gibi de abla gibi de. Hepsi ona nasıl saygı duyuyor, görmeliydin.”

Meltem evin içinde coşkuyla dolanıyor hem de sürekli konuşuyordu. Ona bakan Poyraz gülümsüyordu. Şu kızın bir gün evde ayaklarını vura vura bir şey yaptırmasını istiyordu. Olacak gibiydi. Telefonunu masanın üzerine bırakıp giden kızın ardından alıp açtı. O kadar masum bir kızdı ki telefonunda saklayacak tek bir şeyi bile yoktu. Öyle uluorta bırakıp giderdi. Bu, bugün işine yarıyordu Poyraz’ın. Rehberi açıp direk A harfinden Ahu Abla’yı buldu. Kendi telefonuna ‘Ahu Gözlü’ diye kaydedip kapatıp bıraktı. Odasına geçip whatsapptan açtı. Profil fotoğrafının olmasını diliyordu ki bulmuştu. Havalı mı havalı, güzel mi güzel bir fotoğraf karşıladı onu. Yatağına uzanıp bakmaya doyamadı, o ela bakışlar sanki kendine bakıyordu. Minik burun hep havadaydı. Ekranını karartıp alnına usulca vurmaya başladı.

Üst kata bakıyordu, kızın odası üst katındaki oda olmalıydı. Tavana bakarken gülümsüyordu, kocaman oldu gülüşü. Bir melodi duydu, dikkat kesilip dinledi. Açık camlar da sesi hem veriyor hem de alıyordu. Küçükhanım müzik dinliyordu, hem de rack müzik. Athena kafama göre çalıyordu. Odasında durdu ve öylece birkaç parça dinledi ve düşündü. Bu kız aklında bir yere doğru süzülüyordu. Fena halde yakıcı bir etkisi vardı, bu zamana, bu yaşına kadar bir kadını bu kadar düşündüğünü hatırlamıyordu. Müzik sesi kesilince kendi telefonunu açıp, zevklerin tamamen zıt olmasıyla içerlenmeden bir müzik açtı. Şimdi de o, onu dinlesindi.

Özdemir Erdoğan’dan baharda kuşlar gibiyi açıp telefonunu son sese verip pencereye yakın bir yere bıraktı. Duyuyor muydu acaba?

Saçlarını havalandıran Ahu diplerine masaj yapıyordu. Yatağına uzanmış, günün yorgunluğunu atarken ne kadar eğlendiklerini anımsıyordu. Birden bir gelen müzik sesiyle parmakları saçlarında öylece kaldı. Odaya bakınıp pencereye döndü. Ses o kadar netti ki yerinden kalkmaya bile gerek görmedi. Alt kattan geliyordu. Pencereye bakarken gülümsedi, yan dönüp ellerini yanağının altına aldı ve müziğe kaptırdı kendini. Genç adamın yeşil gözleri, uzun kirpikleri ve sakin bakışlarının altındaki fırtınayı düşündü. Az konuşuyordu ama öz konuşuyordu veya henüz hoş sohbetine mazhar olamamıştı, bilmiyordu. Siyah saçları, uzun boyu… Bazı hisleri uçarak uzaklaşıyor, alt kattaki delikanlıya konuyordu. Bazı tanımadığı hisler de kalbine dokunmaya başlıyordu.

“Desem ki bir görüşte âşık oldum ben sana…” Şarkının ilk sözlerini mırıldandı. Uykuya çekiliyordu ve son sözleri, “Tamamlar mıyız birbirimizi…” oldu.

Önerilen makaleler

24 Yorum

  1. 😍😍😍😍😍Niye böyle yapiyorsunnnn yazarcanim ,ben kendimi tutmusum, yavaş yavaş gidecek diye adabte etmişim😌.Her seferinde biz doz daha alaşım var☺️Butunnnn kitabı okuyasim var şu an😍🤣Çok teşekkürler ,inan böyle insanın üzerine güneş açmış gibi oluyor okuyunca.Gidip o mahalleyi bulasim, hepsini gözlerimle goresim var yeminle😍Hepsi çok güzel.Kalemine,kalbine sağlık.

  2. Ne biçim abiler turetiyorsun ya olan var olmayan var olupta olmaz olasıcalar var neymiş ayağını yere vuravura bişiler yaptırmasını istiyormuş.. Bizdeki öküzlere hiç benzemiyorlar neyse meltemi kıskanmayı bi kenara bıraktım da bölüm neden kısa ki..😏

  3. Hayın yazar her bölüm de bizi kitaba daha çok bağla hayran birak sonra bölüm diye susmayınca da bölüm yetiştirememki böyle size ben de ah ah ben yine aşik oldum iyimi😍😍😍😍😍😍

  4. Aniden gelen bölüm 😍 poyraz ile Ahu derken abi karıştırdı ortalığı arkandayız Pınar ama boş değil gibisin bu arada abiliğin hayran bıraktı iki bölüm geldi ama yetmedi haftaya kadar nasıl beklicem bu arada yazarcım ne eğlenceli mahalleler var taşınasım geliyor

  5. Balkanlardan gelen poyraz in rüzgarına kapılmayalım başladık bile hadi bakalim😍😍😍🥰🥰❤❤

  6. Yaa payelllim ben meltem olayım sen ahu ablam ol beraber takılalım nasıl fikir bence süper . Kerim’e oh olsun daha çok bakar arkadan öyle. Ama ahu ve poyraz çok tatlı yaa 😍😍😍 nasıl şekerler nasıl.nahifler. bayılıyorum. Emeğine yüreğine sağlık çooooooook güzel bölümdü senden gelen ancak hoş olur zaten canım benim 😘😘😘💙💙💙

  7. Ay ben yine kitabına aşık oldum her kitapta da bu yapılmaz ki. Poyraz, Kara, Yiğit, Doğan …….Bunlar erkekse çevremizdeki kütükgiller ne acaba 😁😁😁

  8. Poyraz naif Kerem odun abi modunda yakıştılar bu rollere Ahu Meltem’e abla olur da Pınar ne olacak merak içindeyim bakalım hangisi baskın çıkacak çiftlerimizin
    Yüreğine sağlık Zeynep sultan yine dökülmüş dilinden nefis aşk sahneleri Özdemir Erdoğan benim üniversitede yaşadığım arkadaşlığın şahididir ve “baharda kuşlar gibi” beni taaa 86-87 yıllarına götürdü çok yaşa yazarım

  9. Yak bizi yak iç çektir hep senin suçun böylede yazilirmi ben nerden bulunamadı şimdi taş gibi bir abi 🥺 Karahanla kavurdun Oğuzhanla yaktın. Poyrazlada kül et bacım acıma sen bize acıma

    1. Aynen valla oyle yaptı 🥰

  10. Hayranlıkl okudum canım emegıne saglık 🥰🥰

  11. Sen sus kız 🤭tam abi ya 😂

  12. Ahhanda büyük konuştun kerim 😏

  13. abi ne lan hırt 😂😂çok tatlısın poyraz ❤kerim de tam hırt😂

  14. Tam mahalle herkes kendinden bişey bulabilir 😊Gene döktürmüşsün ellerine sağlık canım 😘bu arada bölüm kısamıydı ne😏

  15. Çok güzel yaa ben hu meltemi yerim Ama nas tatmış bişey bu kiz ahuda cadı çıktı ha ne o atar gider bak bak laflara bak 😂😂

  16. Yine dokturmussun yazarım yaz harikasin

  17. Ellerine yüreğine sağlık okadar bizdenki hikaye insan kapiliveriyor

  18. Yanii Kerimciğim sen ayvayı yedin bir güzel yanında Poyrazcığım’a da yedirdin😂 işin zor Pınar burnundan getirecek bil

  19. … Pınar helal be oh iyi oldu Kerim beyefendiye! Mahallenin kızını daha tanıyamadı, iki kıyafet ve makyaj değişikliği ile böyle düşecekse hiç tanımasın ya,🙄 Sevemedim seni Kerim. İnşallah değişir bu düşüncem.
    …”Abi ne lan, hırt!” Hahah efsane!Ahu ve Poyraz abi yerine neler denilmesini isterseniz uzunca bir listeyi siz yazın biz okuruz.
    … Veee “Tamamlarsınız birbirinizi” diyorum! ♥️

  20. Payelllcim bölüm de sankim Buray aşkına accik ihanet mi etmiş oldun,Athena yerine Buray ‘ın,”Deli “Divanaydı olaydı yaa🤭Ayy yine sımsıcak bir kurgu olmuş,nedense Limonlu Aşk a götürdü benii,seviyorum böyle mahalle kurgularını 👌💗

  21. Pınar kerime çok güzel ayar verdi aldnalcjlsjcks bayıldım kızlara ❤

  22. Abi dedirtimeseydi iyiydi 😂 Kerim, Pınarla başın dertte bence. Seni süründürecek gibi duruyo. Ahu ve Poyraz çok tatlılar ya. Yine düştük bi karakterine daha. Bakalım hayırlısı 😁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!