15.Bölüm

Barlas…

Dün kafede iki kardeşi bir süre uzaktan izlemiştim. Konuşmaya başladıkları âna kadar izlemiş onlar kaynaşırken uzaklaşmıştım ve geldiğimde sohbet eden kız kardeşleri görmem inanılmaz bir mutluluktu. Donka her ne kadar cadı biri de olsa yumuşacık bir kalbi vardı, Raja zaten mantıklı olmakta, kendini dinlemekte usta bir kadındı. Benim güzel kadınım…

Kravatımı boğazıma yerleştirip sıktım. Ayanın önünde güzelliğine güzellik katan kadınım makyajını yapıyordu. Yeşil gözlerine o siyah kalem şart değildi, ama çok yakışıyordu. Kadınımın bakışlarından bile zekâ fışkırıyordu; canıma okuyacaktı. Sözleşmeye neler yazacağını merakla bekliyordum. Ayrılmayacağını biliyordum veya umuyordum; buna inanmaya ihtiyacım vardı. O güzel ağzından bir seni seviyorum bile duymamıştım.  Beni sevdiğini bildiğim hâlde bekliyordum, bekleyecektim, önünde sonunda pes edecekti.

“İstifamı vereceğim,” dedi, bakışlarımız aynada birleşti. “Hiç hoşlarına gitmeyecek, elimde olan davalar vardı.”

“Onlara şöyle söyle,” derken kibirli bir sırıtma takındım. “Ben bugüne bugün Hanya’ların veliahtını doğuracağım, sen kimsin?”

Yüzünü buruşturup başını yana devirdi. “Bana bunu sen mi söylüyorsun, bana bile demeyen sen?” dönerek kollarını göğsünde bağladı.

“Kendim övünmeyi sevmiyorum, sen övebilirsin.”

Kollarını çözerek odadan çıktı, ben de peşinden gittim. Kutuları dün gece üst kata çıkarmıştım. Ayakkabıları için bir dolap alacaktık, odanın birine tek tek dizmişti ve yine ayağında bir topuklu vardı ama çok uzun değildi. “Topuksuz mu giyseydin?” dedim.

“İyiyim,” dedi, daha iyi görünüyordu. Yüzünün rengi eski sağlıklı hâline dönüyordu. Merdivenleri inerken, “Nereye gidelim?” diye sordum. Neden bahsettiğimi biliyordu.

“Hiç düşünmedim,” dedi, son basamağı aşıp montlarımızı aldık. “Merak ettiğin hiç mi bir yer yok, şöyle düşünelim; sıcak mı soğuk mu?”

Montunun önünü kapatırken düşünüp bana döndü. “Soğuk,” dedi.

“Dağ evi? Kar? Şömine? Sen ve ben…” Yeşil zümrütler ışıldadı ama gözlerini kırparak bakışlarını kaçırdı. “Kulağa hoş geliyor, sıcak çikolata, bir kitap ve film çok iyi bir tatil olabilir.”

“Tamam, ben biraz bakınıp ararım seni, kesinlikle çok iyi gelecek. Akşam buluşup alışveriş yapalım,” dedim. “Olur,” dedi, bugün olduğundan daha uysaldı, şansımı denemeye devam ettim. “Bürodan annemlere geçmek istemez misin, tekrar buraya dönme? Burada bulamayabiliriz termal kıyafetler, akşam birlikte döneriz. Bugün iki davam var o da öğleden sonra; davalarımı başka hâkime devir edince bir hafta seninim.”

“İşlerimin bitimine göre hareket ederim. Arkadaşlarımı aramalıyım, önce sağlam fırçalar yiyeceğim sonra iş yerine gideceğim. Ararım.”

Arabasını almak için adliyeye oradan da nikâh işlemlerini tamamladığımızda saat öğlen olmak üzereydi. Yarın akşam Raja Hanya olacaktı ben de bu gece evimizde onun hazırlayacağı sözleşmeye imza atacağım. Bana nasıl bir sürpriz hazırlıyordu, göreceğim.

Asistan hâkime verdiğim direktifleri yerine getirmesi için gönderdim, cübbemi giyip çıkmak üzereydim ki kapım aralandı. Yağmur’la göz göze geldik, aynı davaya girecektik ama odama gelmesi gerekmiyordu. Asla vazgeçmiyordu; hayatımda Raja olmasa bile değil eşim yatak odama bile girecek son kadın Yağmur’du.

“Geçerken seni de alayım dedim,” dedi, yolu biliyordum. Seni görüp biraz daha onursuzluk edeyim diyemiyordu. “Gidelim,” dedim, odamın kapısını çekip çıktık ve yan yana mahkeme salonuna yürüdük. “Nasılsın?” dedi. Kocaman gülümseyerek ona döndüm. “Bomba gibiyim,” dedim, onunda gülüşü büyüdü. “Öyle görünüyorsun, hayırdır?” dedi.

“Baba oluyorum ve yarın evleniyorum.”  Benim adımlarım devam ederken o durdu, arkada kaldı. Dönüp baktığımda beyaz teni kefene sarmaya başlamıştı. “Yağmur?” Yanımızdan akan kalabalığın arasında bir adım attı, şaşkınlığı devam ediyordu.

“Baba mı?” diyebildi.

“Evet, baba. Raja ve ben yarın evleniyoruz. Şaşırdığın o kadar belli ki…” Gülümsemem suratımda onu idare ediyordum. Eski, eski de kalmıştı. Bunu anlamayı hiç istememişti ama bundan sonra anlamasa ne olurdu? Zorla gülümsedi, yanımda devam etti. “Tebrik ederim, umarım çok mutlu olursun,” dedi. Salona girmiştik, kısaca teşekkür ettim.

Raja…

“Evet, Şahika,” dedim, çığlık attı. Kurban olarak onu seçmiştim oysa. Şahika diğerlerine haber ederdi, çığlığı son bulursa tabii.

“Hamilesin ve evleniyorsun hem de Barlas Hanya ile!”

“Ve… Yarın. Dur ne olur bağırma ve soru sorma. Beklenmeyen gebelik yüzünden ani bir kararla bu şekilde oldu.”

“Ben ne giyeceğim?” dedi, kendi kendine konuşuyordu. “Yarın ne demek Raja?”

“Yarın akşam sekizde, konum atarım. Arkadaşlara haber vermeni istiyorum, yarın sekizde ve lütfen abartma çünkü küçük bir nikâh olacak. Sade ve az kişi.”

Beş dakikaya yakın sitemlerini dinleyip kapattığımda soluğumu saldım. Reyhan ablamı aradım, durumu anlattım, yarın sekizde nikâh salonunda olacaklardı. Aldığım son iznin soluş saatinde ofise girdim. Direk patronumun odasın geçip, ona da izah edebildiğim kadarını anlattım, hamileliğim dışında. İyi bir avukattım, daha gidecek çok yolum olsa da onları yanılttığım olmamıştı.

“Kızımız gibiydin,” dedi ki gerçekten de öyle olmuştu. Kiminle evleniyor olduğumu sorduğunda ona doğruyu söyledim. Şaşkınlığını gözlerinden okudum ama aynı zamanda da mutlu olmuştu. Beni tebrik etti. Davalarımı arkadaşlarıma devredip hepsiyle vedalaştım, yıllardır burada çalışıyordum, hepsi çok iyi diyemesem de aralarında iyileri de vardı.

Eşyalarımı arabamın bagajına bıraktığımda yapacak işim kalmamıştı. Bilgisayarımdan çıkarttığım sözleşmem de tamamdı. Artık işsiz, hamile ve evlenmeye ramak kaladaydım. Yıllardır iplerini sıkı sıkı tuttuğum hayatım tepetakla olmuştu ama takla kısmı da beni mutlu ediyordu. Bir şekilde evleniyordum, anne olacaktım ve bir serseriye vurgundum. Daha neler görecektim…

Koltuğuma yerleşince Barlas’ı aradım, saat dörde geliyordu. Ailesinin evi buraya yakın değildi ama gidilmez de değildi. Geri dönmemin anlamı yoktu ve alışmam gereken başka bir ailem vardı artık. Düşüncelerime daldığımı kulağımda çınlayan Barlas’ın sesi dağıttı.

“Bitti mi işin?” dedi.

“Bitti, artık işsiz bir avukatım.”

“Merak etme, güzelim; işe hâkim olarak geri döneceksin.”

“Umarım yoksa tepeni yiyeceğimi, firmalardan birini ele geçirip başına patron olmayı planlıyorum. Senin için dirsek çürüttüğüm mesleğimi bıraktım.”

Kahkahası beni gülümsetti. “Hepsini üzerine yapayım, ayıp ediyorsun.”

“Düşüneceğim,” dedim, ciddi değildim. “Ben annene geçiyorum, haber verme. Çat kapı yapacağım, ama evde mi?”

“Ben çaktırmadan öğrenir yazarım sana. İki saate yanımdayım.”

Ben yola çıktıktan beş dakika sonra evde mesajı gelmişti. İstikamet keskinlik kazanmıştı. Bir saatin sonunda ulaşabildim ki tarik tam bir kaos olmadan hemen önceydi. Bu eve ilk kez tek gelişimdi, müstakbel kayınvalidemle bir çay içerdik, belki ortak noktalarımız bile çıkardı. Kapıyı her zaman olduğu gibi Zeliha abla araladı. Montumu ona verip salona geçtim. Daha kapıdan girdiğimde bir çocuk sesi duydum, koşarak geliyordu. Anne diyordu.

Ben ne olduğunu kavrarken çocuk bacaklarıma sarıldı. Eylül Hanım bana ben ona bakarken öylece kaldık ta ki Levent başını kaldırıp bana bakana kadar. Aynı renk bakışlarımız birleşti, birden geriye çekildi. “A sen annem değilsin,” dedi.

Tutuldum, ağzımdan bir söz çıkmalıydı ama çıkmıyordu. Eylül Hanım’ın sözleri beni kendime getirdi. “Levent, konuşmuştuk ya teyzeciğim,” dedi.

Levent bir büyük teyzesine bir bana bakıp başını salladı. Ona bakıyordum, babama benziyordu, bana benziyordu ve annesine. Akıl alır gibi değildi. Zaten hangisi alır gibiydi ki. “Merhaba,” dedim zorla. Eylül Hanım yaklaşıp Levent’in omuzlarını tuttu. “Hoş geldin, Raja. Levent, teyzene merhaba desene,” dedi, başımı aşağı indirdim, baktıkça bakasım geliyordu hem tatlı hem de babam gibiydi. Gözlerim doluyordu, engel olamıyordum, yine de gülümsedim.

“Nasılsın Levent, ben Raja?” Eğildim, boy hizasına geldim. Yeşil bakışları masum, zeki ve babamdı. Bana elini uzattı, küçük bir erkekti. Gözlerim dolu dolu acı gülümsememle elini sıktım. “Annem bana anlatmıştı, onun aynısı gibisin. Şimdi benim iki annem mi var?” dedi ve gülüşüm genişledi, gözlerim kısıldı ve yanağımda sıcak bir sıvı hissettim. Onca şeyin içinde bana hiçbir şey bu kadar acı vermemişti. Buruk bir tat boğazımda duruyordu ve gitmiyordu.

“Sanırım ben, senin teyzenim,” diyebildim, teyzeler anne yarısıdır diyemedim. Teyze nasıl olunur bilmiyordum. Bu çocuk bana etrafımda dönen her şeyi daha çabuk kabullendirecekti. “Teyzene sarılmayacak mısın?” dedim, evin zil sesi çok uzaklardan geliyordu. Ortamda Levent ve ben kalmıştık. Ben ona bakıyordum, o, omuzum üzerinden arkama bakıp bana döndü. Başını salladı, küçük kollarını boynuma sararken gözlerim kapandı. Damlalar daha hızlı indi, babama sarılıyor gibi bir his kalbimi sıkıyordu. Onu ne kadar özlediğimi, yanımda olması için neler vereceğimi düşündüm. Kollarımla minik bedeni sıkıca sarıp kendime bastırdım. Levent ona hissettiğim hiçbir şeyi anlamayacak kadar küçüktü ama benim için anlatılmazdı. Donka için canım acıdı, babamızla bir kez tanışmamış, ona bir kez dokunamamıştı; sarılamamış baba diyememişti. Biz neyin günahını ödüyorduk…

Kollarımdan çıkmak istediğinde ona izin verdim. Ayrılıp birbirimize baktığımızda yanımızda annesi belirdi. Bakışlarımı ona kaldırdığımda gözlerinin dolu olduğunu gördüm, ama gülümsüyordu. “Teyzenle tanışmışsın, Levent. Ona teyze dedin mi?” dedi benim gözlerimden oğluna döndü. Donka içimdeki kendine ait acıyı hissediyor muydu? Eğer hissetmiyorsa ona bunu hiç anlatmayacaktım; iyi veya kötü bir babanın ne olduğunu bilmese de olurdu; bu acı fazlaydı.

“Teyze,” dedi, elleriyle oynadı, utanmış gibiydi. Gülümsedim, “Efendim?” derken gözyaşlarımı sildim, doğrulup elimi uzattım. “Çok sulu gözlü oldum, hadi gel oturalım.” Minik elleriyle tuttu elimi, birlikte yan yana oturduk.

Donka karşımıza, Berrin onun yanına, Eylül Hanım gözlerini silerek berjere oturdu. Levent bana kaderin en büyük oyunuydu ve ben bu çocuğu kendi çocuğum gibi seveceğime emindim.

Önerilen makaleler

18 Yorum

  1. Ne bolum ama emegıne saglık canım benim 🥰💫

  2. Yine ağlattın yazarcım

  3. Güzel bir bölümdü ellerine sağlık

  4. Emeğine sağlık canım. Yine çok güzeldi 🦋

  5. raja ve levent çok iyi anlaşıcak bence emeğine sağlık çok güzel bölümdü.

  6. Özlemişim cokk bakali sözleşme ne olacak çok merak ettim hamileleim hormonları coştu kuzumun

  7. 🥰🥰🥰🥰🥰

  8. 😢😢çok güzel ve duygusal bölümdü,ellerine sağlık😘😘

  9. Cok guzel bir bolumdu.Gercekten teyze anne yarisi❤❤

  10. Yaaa harika varya. Çok iyiydi.

  11. Barlas’ın Yagmur’a verdiği ayarı çok sevdim😈.En tahhammul edemediğim tip.Eski de kalan neydi merak ettim.Teyze yeğen karşılaşması ağlattı ama çok güzeldi. Raja’nin baba özlemi içimi sizlatti.Teyze olmak 😍😍😍ahhh nasıl seviliyorlar gerçekten evlat gibiler.Benim ikibucukluk bir teyzeciğimmmm diyor dünya duruyor,😍Asil ruhlu Raja, nasıl da ince düşünüyor kardeşini.Farkindalik var Raja’da
    Sözleşmenin maddelerini deli gibi merak etmekteyim.Cok güzel bir bölümdü yazarcanim

      1. Sen de cansın😘🙂🌼

  12. Ne güzel bir tanışmaydı teyze yeğen karşilaiması 😍

  13. ⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️

  14. Babasizlik annesizlik tarif edilemez bir acı
    raja ağlarken ben bile kendi içimde bir özlem tufanına girdim gözyaşlarım sel oldu desem yeridir Barlas özünde iyi bence ama yaşadıkları onu kaosa suruklemis raja ise ona umut olmuş şimdi umudunu kaybetme korkusu ile yapıyor herseyi seviyor be seviyor
    Senin kaleminde daha az sevene çalışmaz zaten güzel seven adamlara şahit olduk hikayelerce Barlas ta onlardan biri
    Emegine yüreğine sağlık canım

    1. Çok teşekkür ederim 🥺🥺🥺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!