16.Böüm

İki saatin sonunda bizi yemek masasında yakaladı Barlas. O içeri girdiğinde Berrin bir erkek müşterisinin eşinin butiği bastığını anlatıyordu. O iç parçalayan tasarımı adam eşine almamış ve kadın bunu fark etmiş. Bu bir dram olsa da Berrin usta bir komedyen gibi anlatarak bizi kahkahalara boğmuştu. Kadına derdini anlatamayan ve tek suçlu Berrin gibi davranan kadına, ‘Size de bu parçayı vereyim, bu daha ateşli,’ demiş, kadın avazınca bağırıp butiği terk etmiş.

Levent’in sesi uzaklardan dayı diye yükseliyordu. Barlas’ın sesini duydum, aralarında konuşarak yemek odasına girdiğinde gözleri ilk beni buldu, Levent kucağındaydı, yere bırakıp önce beni sonra annesi öptü. Donka’nın saçlarına elini sokup karman çorman ederek bıraktı. Donka eline vurdu ama eğlendiği çok belliydi. Berrin’in yanağından makas alıp yanıma oturdu, Levent’te gelip kucağına tırmandı.

“Sen teyzemi tanıyor muydun, dayı?”

Yandan birbirimize baktık, bana göz kırptı. Levent’e dönerek çocuğun kumral saçlarını eliyle geriye taradı. “Teyzenle evleniyoruz, sana kardeş getireceğiz,” dedi, gözlerim büyüdü. Bir çocuğa bunu bu kadar basit nasıl anlatabiliyordu? Levent bana dönerken benim gibi şaşkındı. Donka sıkıntılı bir soluk bıraktı. Ağzının içinde, “Dengesiz,” diyerek homurdandı ve bunu Levent’te duydu ama kardeş denince anında unuttu ve elleri havada bağırdı. “Erkek olsun erkek isterim.”

Masadaki çok geniş aile küçük kahkahalar attığında başımı sağa sollayıp küçük bir gülüş sundum. “Ah, bu konuda ben de aynı fikirdeyim,” dedi Eylül Hanım. “Erkek olursa ne güzel olurdu. Dedenizin yüzü biraz gülerdi, bana yılladır tek erkek çocuk doğurduğum için laf çarpıyor.”

“Birinden ne hayır gördün ki teyze?” dedi Donka. “Arızanın önde gideni.”

“Birkaç abi mi?” dedi Berrin, yaka silkti. Barlas’tan çok çektiklerini görebiliyordum, zavallı kızlar. İçimdeki dürtüye engel olmadım, yalancı olabilirdi ama çok ince bir ruha sahipti. “Abartıyorsunuz, Barlas çok düşünceli biri,” dedim, Eylül Hanım’ın gözleri parladı. Barlas başını yana yatırıp bana bakınca ona döndüm.

“Sana karşı güzelim, onlara karşı değilim,” dedi.

“Ne yapmış olabilirsin ki?” dedim ve Berrin anlatmaya başladı.

“Yaşım on altı, babam izin vermiş, arkadaşlarımla gece dışarı çıkacağım ama abim asla izin vermiyor. O da gelecekmiş, erkek arkadaşlarıma güvenmiyormuş da beni yerlermiş de ben aptalmışım, anlamazmışım da mışım, bunun gibi o kadar çok şey var ki…”

“Aptal demedim,” diye savundu kendini Barlas.

“Ya, demedin ne saflığım kalmıştı ne zekâsızlığım.”

Barlas’ın keyfi yerindeydi, hiç aldırış etmeden Levent’in saçlarını yine taradı. “Sadece kıskanıyordum ve sen çok güzeldin. Kardeşimi kurtların ortasına atacak değildim.”

“Peki, sonuç; gittin mi?” diye sordum.

“Gittim,” dedi Berrin, kıkırdayarak. “Babam var benim babam!” Abisine bakıp gözlerini çıkarmıştı. Onun sözleri Donka’nın ve benim bir anlık donmamıza neden olmuştu. Hangimizin babası yoktu?

“Ben diyorum, bu kızın zekâ seviyesi sadece tüllere çalışıyor.” Barlas’ın sözleri de ikinci bir gerginliğe neden oluyordu. “Doğru bir cümle kullandı, neden kızıyorsun?”

Berrin gözlerini kaçırdı, Barlas ona dik dik bakıyordu. “Doğruları ben de söylüyorum, Raja.”

“Abartma Barlas,” dedi Donka. “E… Balayına nereye gidiyorsunuz?”

Donka’nın üstün konu kapama şovunu sevmiştim. “Bilmem, Barlas bakacaktı,” derken ona döndüm, Levent zıplayarak indi kucağından, evin içine doğru koşarak kayboldu.

“Abant,” dedi Barlas. “Aslında yurtdışı düşündüm ama bebek için üç beş saatlik uçuş ne kadar iyi olur bilemediğim için, Abant en uygunu göründü.”

“Neden sen seçiyorsun?” dedi Donka, tek kaşı havda bir abla edasıyla. Savunmacı sesi, Barlas’a olan dik bakışları…

“Sana ne?” dedi Barlas. “Benim kadınım beyim bilir diyebiliyor.”

“Kim, ben mi?” diyorum şaşkınlıkla. “Sen seç dediğimi hatırlıyorum.” Bu aynı kapıya çıkmazdı.

Donka kahkaha attı. “Seni mantığıyla döver hanımın, sözlerine dikkat et.” Donka’nın sözlerine Berrin kahkaha atarken anneleri başını bilmiş bilmiş sallıyordu; bu kadın oğluna asla kıyamıyordu.

“Rahmetli senden az çekmedi, zavallı Tolga…” dedi Barlas, ben ortada yeni bir gerginlik, Donka’nın üzüntüsü ve aslında bir tartışma çıkacak sanmıştım ama Donka burun kıvırdı. “Çok iyi adamdı, onun gibisini bir daha asla bulamam,” dedi. Çok değişik anlaşıyorlardı, nefesimi saldım.

“O kadar iyi bir adamdı ki,” dedi Barlas. “Sen konuşmadan konuşmuyordu; önce sen konuşacaktın ki seni onaylayacaktı. Cidden sabırlı ve âşık bir adamdı.”

Ben onları dinlerken rahmetli eniştemi tanımaya çalışıyordum. Donka iyi bir adamı kaybetmişti anlaşılan. Kardeşimin yüz ifadesini inceliyordum. Özlem, acı ve buruklukla gülümsedi.

“Beni çok sevdi,” dedi Donka, gözlerimin içine bakıyordu. “Kusursuz bir kusurluydu ve kusuru saçma bir şekilde bana hayrandı oysa ben normal bir kadınım. Bana hayran olmak yerine biraz beni kızdırmayı, bana karşı çıkmayı bilseydi daha da sevilesi bir adam olurdu.”

Kaşlarımı çattım, anlamamıştım. “Nasıl?” dedim.

“Ne dersem yapıyordu, yanlış olsa bile asla ikiletmiyordu.”

“Ve…” dedim. “Senin istediğin bu değildi.” Donka başını salladı.

“Yine de mükemmel bir adamdı, onu sevdim ve özlüyorum.”

“Sen ömrünü yiyemediğin için özlüyorsun,” dedi Barlas, Allah’ım…  Gerçekten de gıcıklık yapıyordu. Pis pis sırıtıyordu, Donka’nın melankolik havasını dağıttı. Onlar yeni bir tartışma içine girmeye hazırlanıyorlardı ki ayağa kalktım. “Kalk Barlas!” dedim, kalkıp bana baktı. “Alışverişe gidecektik, saatler geçiyor, kapanacak mağazalar.”

Evden hızlı bir şekilde ayrılırken yarın kuaförü ayarlayacaklarını, öğlene doğru buluşmamızı ayaküstü konuşmuştuk. Arabamı orada, ailesinin evinin bahçesinde bıraktım, bir süre ihtiyacım olmayacaktı.

                                                                   ***

Alışveriş merkezindeki işimiz uzun sürmüş, eve gelmemiz saat on biri bulmuştu. Aldıklarımızı ve ihtiyacımız olacak eşyaları valizlere yerleştirdiğimizde gece birdi. Muhteşem gelinliğime göz kırparak alt kata indim. Bir bardak sıcak sütle salonun ortasında duruyordu. “Sana getiriyordum,” dedi, düşünceli serseri.

“Burada içerim, teşekkür ederim.” Sütü orta sehpaya bırakıp oturdu. O bana ben ona bakıyorduk ne o unutmuştu ne de ben. Evrak çantamın içinden belgeleri alıp salona geri döndüm, yanına oturdum ve iki adet kâğıdı sehpaya bıraktım. Sütten bir yudum aldım ama hiç kımıldamadı. “Kaçışın yok, Barlas, oku ve imzala.”

Sessizce doğrulup üst üste duran anlaşmayı eline aldı, okudu okudu ve okudu. Hepsini okuyana kadar asla durmadı, soru sormadı ve kızmadı. Maddeler tam olarak şunlardı;

  1. Her iki tarafta boşanma hakkını elinde tutar, dava tek taraflı açılsa bile nihai sonucu etkilemez. Boşanma gerçekleşir.
  2. Taraflar birbirinden maddi manevi tazminat talep edemez.
  3. Nafaka talebi reddedilmiştir.
  4. Raja Korkmaz’ın Barlas Hanya’dan olma bebeği dünyaya geldikten sonraki iki buçuk aylık dönem dolmadan önce taraflar boşanma talep edemez.
  5. Gelecek Kasım ayının 1’inden itibaren taraflar boşanma talep edebilir.
  6. Raja Korkmaz’ın taşıdığı bebek düşme, dünyaya gelmeme veya ölü doğma olasılığında yukarıda yazılan tarihler içerisinde boşanma yine talep edilemez.
  7. Boşandıktan sonra bebeğin velayeti Raja Korkmaz’da kalacaktır. Baba Barlas Hanya velayet talep edemez.

Barlas kâğıtlara dudak bükerek bakıyordu. “Burada bir madde eksik,” dedi, belki de eklemek istediği bir madde vardı.

“Öyle mi, nedir?” dedim.

Kağıtları sehpaya fırlattı. Gözlerimin içine bakıyordu ve o kahve gözleri öfke kusuyordu. “Barlas Hanya adam değil! Barlas Hanya itin teki, ondan koca değil baba bile olmaz. Bunu imzalayacağı için akıl yoksunudur ve hükümsüzdür.” Sesinden öfke akıyordu ama bir o kadar da kısık konuşuyordu. Bağırmıyor, bana kızmıyordu; aslında kızması gerekiyordu, Barlas bana karşı kendini hep frenliyordu.

“Saçmalama, Barlas. Sen iyi bir koca ve çok iyi bir baba olacaksın.”

“O zaman biz neden bunu imzalıyoruz?”

“Sana zaman veriyorum, bana seni inandır diye, bana unuttur diye ve bunca zaman içerisinde bunu yapabileceğini görmek istiyorum. Bana karşı çok da anlayışlı olmana gerek yok, içinden ne nasıl geçiyorsa öyle davran. İnan bana seni artık daha iyi tanıyorum ve bu yaptığının beni yanında tutmak için sergilediğin bir oyun gibi geliyor. Bana seni göster.”

“Ha manyak olayım öyle mi? Giydiklerine karışmamı ister misin? Çalışmana engel de olabilirim bak sonra yanından geçen erkek sineği bile döve döve öldürebilir, kanatlarımın altında yaşatabilirim seni; bunu mu istiyorsun?”

“O kadar manyak mısın?” dedim, kaşlarım en derinden birleşti.

“Daha ne gördün ki? Ben bu adamsam sana olan güvenimden, inancımdan, zeki oluşundan ve beni asla ama asla aldatmayacağını bildiğimdenim. Ben senin yanında gerçek beni bulurken sen illa delir diyorsun.”

“Hayır!” derken ellerimi havaya kaldırdım. “Şu an çok öfkelisin ama bana göstermemek için üstün bir çaba harcıyorsun. Harcama! Sen ol, ben fazlasını beklemiyorum. Ayrıca ben mükemmel değilim, hata yapabilirim. Seni aldatmak gibi şeyleri yapmam asla, ölsem daha iyi. Ben bunlardan bahsetmiyorum, Barlas, ben… Yani bana sadece sen ol. Kızman gerekiyorsa kızarsın, bu, dünyanın sonu olmaz. Anlaşmak istiyorum, beni anlamanı değil, benim de seni anlamam gerekiyor. Bu zaman zarfında gerçek Barlas’ı görmek istiyorum. Son zamanlarda ve hatta beni tanıdığından bu yana sen mükemmeli oynadın, sen bu değilsin. Yaptıkların bile bunu değiştirmedi, fazla iyisin.”

“Sen Allah’tan belanı arıyorsun,” dedi ve bıraktığım kalemi aldı. Her iki kâğıda da imza attı. Kendine en yakın olanı aldı, gözlerimin içine baka baka ikiye ayırdı ve sonra dörde ayırıp sehpaya bıraktı. Ayağa kalkıp merdivenlere yöneldi.

“Sendekini çok iyi sakla bulursam onu da diğeri gibi yapacağım,” dedi, üst kata aheste aheste çıktı, çıkarken de ıslık çalıyordu. Kararlı piç!

Arkasından sırıttım, ne saçmalamıştım ben öyle? Kahkaha atmamak için alt dudağımı ısırdım. Önümde duran kendi anlaşma metnime uzanıp aldım. Tıpkı Barlas gibi ortadan ikiye ayırdım ve sonra dörde. Onun parçaları ve benim parçalarımı birleştirdim. En üstteki yırtık kare kâğıda birkaç şey yazıp, yazdığımı en üste bıraktım. Kalkıp büyük kitaplığa yürüdüm. Orta raftan, klasiklerin arasından Aşk ve Gurur’u çekip aldım. Tam ortasına kabalık oluşturmayacak şekilde yerleştirip yerine bıraktım. Kitaplar sıktı ve okumak istemediği takdirde bulamazdı. Bakalım ne zaman bulacaktı.

Sütümün tamamını içip ışıkları kapatıp üst kata çıktım. Odanın kapısı aralıktı, ışığı yanmıyordu. Usulca sızdım odaya, yatağın içinde hareketsizdi. Ezbere bildiğim yoldan dolaba ulaşıp tişört ve eşofmanımı aldım. Banyoda üzerimi değiştirip odaya geri döndüm. Örtüyü kaldırıp altına girdim, ona hiç yaklaşmadım, arkası dönük yatıyordu. Bunu hiç yapmazdı, gerçekten kızgındı. Eh bu da bir şeydi, tepki etkiyi doğururdu. Ona dönmedim, yastığıma yerleşirken hareket ettim ve elini karnımın üzerinde hissettim. Diğer eli göğsüme dolanmıştı, beni kendime sarıyor, sıcaklığı tüm anlaşmaları fes ediyordu. Kulağıma fısıldadığında tüylerim ürperdi.

“Seni çok seviyorum, Raja, sadece bunu bil!”

Adımın çıktığı ton içimi yakıyordu; onu üzüyordum ama bu da onun bedeli olacaktı. Sesimi çıkartmadan sokuldum, benim bebeğimin babası beni çok seviyordu ve bu, tüm talihsizliklere nazaran hayattaki en büyük şansımdı.

Önerilen makaleler

10 Yorum

  1. Korktuklarının başına gelmiyeceginden emin olan ,endişelerinden sıyrılan insan gerçekten kendi gibi olmaz mı?Raja’yi anlasam da Barlas konuştukça benim bile içime oturdu.Sonrasinda Raja’nin o anlaşmayı yirtmasi beni hiç şaşırtmadı.O anlaşmayı tutmayacak kadar duygulu ve aynı zamanda sağduyulu…ve Raja, gerçekten olmayacağını düşündüğünde gerçekten bir olmaz vardır ortada; bende böyle bir his uyandiran bir kadin.Olan ya da olmayan hiç bir anlaşma Raja’yi zaten o durumda tutamaz.Gercekten sevildiğini bilip , kendisi için önemli olanın ne olduğunu goruyor.O kağıda neler yazdı?Yine meraktayiz 🙂 🙂
    Kalemine sağlık yazarcanim:)

  2. İnanılmaz güzel bi kavgaydı bilemiyorum manyak mıyım acaba ama Barlas on bu kadar sakin kalması yetmişti o sözleşme neydi raja ya üstüne konuştukların falan adam boşuna delirmedi raja ve ablasının arası çok iyi olucak gibi donka ya da bi aşk uğrar mı acaba

  3. İnanımaz güzel bi bölüm çok iyi geldi kavgaya da bayıldım ya barlasın artık patlaması gerekiyordu o sözleşme ne öyle raja. Raja ve donka da çok iyi anlaşıyor kız kardeşlik güçlenecek çok özendim donkaya da aşk uğrar mı acaba ?

      1. Engin guzel bir secenek olabilir bence

  4. Olacak olacak hersey guzel olacak 🥰🥰

  5. Guzel ciftimin kavgalarida guzel ,evlilikleri ilerlesin Barlas sana salon yolu gozuksun.Guzel kalbine emegine saglik canim😘❤

  6. Anlaşmayı yırttığına sonradan pişman olursan 🤔

  7. Engin guzel bir secenek olabilir bence

  8. Çok güzel bir bölümdü kadının şeytani zekası teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!