20.Bölüm

Raja…

“Bebeğim ben, seni seviyorum; senden kalanın tamamı teferruat.”

 Adam değişikti, manyak ötesi bir zihne sahipti. Ne desem altından kalkıyor, beni susturacak bir şey buluyordu. “Eve geçecek miyiz?” dedim, koltuğa rahatça oturdu. “Sen bilirsin, gidelim mi?”

Aslında bu ev çok rahattı, her şey elime geliyordu ama evimi de özlüyordum. Son bir ayım olduğu için Eylül anne bırakmıyordu. Bin tane senaryosu vardı. Ya evde sancım tutarsa ve tek olursam, ya merdivenden düşersem ve kimseye ulaşamazsam, ya ya ya derken çok uzun bir listesi vardı. Ona hak veriyordum, ama evimi yine de özlüyordum. 

“Ben şimdi oradan dönmeyeyim, eve gelirsin akşam yarın yine gelirim buraya.” 

“Benim bir fikrim var,” dedi, yanına oturdum o da devam etti. 

“Bu tarafa mı taşınsak, Raja? Burada bir adliyeye atanırdım, hem senin de yeğenin, kardeşin burada.”

Haklılık payı çok yüksekti, git gel fena yoruluyordum ama orası da mahalleye çok yakındı. Eskisi kadar olmasa da gidiyordum, özellikle son aylarda bu daha az olmaya başlamıştı. Gerçi yakında mahallede değişim başlayacaktı. Ne olursa olsun o insanlar hep benim hayatımda olacaktı. 

“Aslında fena fikir değil, olabilir. Atama yapabilecek misin?” 

“Denerim, o zaman ev bakmaya başlayalım mı?” 

“Şu anki evimizi çok seviyorum,” dedim, her şey orada başlamıştı ve ayrılma fikri birden çok ağır gelmişti. 

“Ama zaten küçük bir, evet evet kadınların evlerine olan bağlarını biliyorum, yeni anılar biriktireceğimiz yeni bir evimiz olur. Anılar kalpte yaşar…”

“Bir kere ev küçük değil, ama haklısın. Sözde sevdiklerimizle aynı şehirde yaşıyoruz, bir yerden bir yere gitmek işkence. Zamanımızın çoğu yollarda geçiyor, düşünelim bunu, sen bak ev sonra birlikte karar veririz.”

İnce şifon gömleğimin üzerinden elini karnıma yasladı. “Şehzade Mir Aslan doğmadan biraz zor, yine idare ederiz, biraz orası biraz burası.”

Boyumun uzun oluşunun, kilo almaya hiç müsait olmayışımın getirisi olan küçük karnım daha çok altı aylık gibi duruyordu. Elimi elinin üzerine yerleştirdim, nasıl mutluydu, nasıl parlıyordu gözleri, bir ben görebiliyordum bunu. Sadece bana böyle bakıyordu, bir bana akıllıydı, bu doğruydu. Geleceğe yatırım yapıyor, ondan boşanmayacağımı anlatmaya çalışıyordum ama o, arada da olsa bunu düşünüyordu ve hâlâ kitabı eline almamıştı. O anki hâlini o kadar merak ediyordum ki ona bunu söylemeyi hiç düşünmüyordum. Yaşıyorduk işte, aşkla meşke ve sevgiyle. 

“Bitti, kes!” diyen sese döndük, kardeşim hiç mutlu görünmüyordu. Levent koşarak gelip Barlas’ın kucağına zıpladı. “Dayı, annem bugün çok sinirli, ben seninle kalabilir miyim?” 

Donka burnundan soluyordu, saçlarının bir havaya dikilmediği eksik gibiydi. “Biz dönene kadar seninle kalsın, dayısı değil misin, bak azıcık,” dedi Donka. 

“Şundaki atara bak! Neyin var senin?” dedi Barlas. “Ah, dur tahmin edeyim; ne oldu Engin’e diz çöktüremedin mi?” 

Burada kıkırdarsam Donka ile ilk kız kardeş kavgamızı yapabilirdik. Engin daha ben balayından dönmeden düşmüştü peşine ve Donka onu sürüm sürüm süründürmüş sonunda da pes etmişti. Aslında süründürme olayı tam olarak Donka’nın bilerek yaptığı bir şeydi. Kadın arsız bir tutkuydu, Engin arsız bir âşıktı. Ama bir Tolga değildi, tam tersine her şeye karışıyor, aklına yatmayan şeylerde masaya yumruk vurabiliyordu. İlk ilişkisinde böyle bir adam değildi, yoğurda üflüyordu Engin. 

“Çıkalım mı, Raja?” dedi, arkasını dönüp geldiği yola saptı. Yine o minicik eteklerinden biri vardı üzerinde ve Engin bundan hiç hoşlanmıyordu. Anlaşılan o ki sıkı bir kavga etmişlerdi. 

“Çantamı alıp geliyorum canım,” dedim, Levent’i ve kocamı öperek ayrıldım yanlarından. Aracın içine girip kardeşime döndüm. “Ne?” dedim, gaza bastı ben de kemerimi taktım. 

“Beni delirtiyor, Raja, ona dayanamıyorum.” 

“Ayrılacak mısın?” 

“Ne münasebet, adam edeceğim. Levent’le aralarında çok güzel bir bağ var, geçen gün ona Engin baba dedi ve o aptalı seviyorum.”

“Bana daha çok o seni adam ediyor gibi geliyor, kardeşim. Bu kez ne oldu?”

Omuzları indi, sakince arkasına yaslandı, bakışları yoldaydı. “Kahretsin ya, ben nerede yanlış yaptım, Raja?”

“Böyle bir adam isterken duayı yanlış yaptın sanırım, bana ne olduğunu söyleyecek misin?”

“Gülmüşüm, müşteriye gülmüşüm, neden gülmüşüm. Beni almaya geldi dün, yemeğe gidecektik ama iç çamaşır reyonunda müşteriyle muhabbet ederken yakalandım. Adam sevgilisine veya metresine veya eşine alıyor bana mı alıyor.”

“Adamın elinde son derece seksi çamaşırla sana bakarken yakalanmışsın sen. Sen de kabul edersin ki oraya gelen adamlar hiç normal değil, kalıbımı basarım önce sizleri süzüyorlardır. Bu hiç hoş değil, Donka. Engin kıskanç bir adam, gerçi bunu ben de yeni öğreniyorum ama durum ortada.” Dudağı küs gibi kıvrılan kardeşime yandan baktım. “Ve… Hâlâ aranızda fiziksel bir şey olmamışken.”

Köprüye saptı, saparken de derin bir of çekti. Birden içinde tuttuğu ne varsa dökmeye başladı, hiç bölmeden onu dinledim ve arada ‘haklısın’ dedim çünkü ona iyi gelecek tek buydu. Mahalleye giren sapağa dönene kadar konuştu, ben de dinledim. 

“Ben çekici değil miyim, hayır dur! Ben kadın değil miyim ya boş ver o erkek değil mi? benim gibi bir sevgilisi var, Raja, bu adam bana neden dokunmuyor?” 

“Sen çok güzel bir kadınsın, öyle düşünme. Bunun yanında her yerinden seksapellik akıyor, Engin kör değil. Aklında ne olduğunu düşünüyorum, bilemiyorum.” 

Tekrar başladı söylenmeye, bu kez Ratri’nin evinin önüne kadar konuştu. İkimizde indik, Ratri güneşin alnında oturuyordu, ona el salladım ve kardeşime döndüm Ratri de bizi izlemeye başladı. 

“Bak ne diyeceğim, Engin buraya yakın oturuyor. Levent bu gece bende kalsın, sen Engin’e git ve onu bitir kızım!” Gözlerinden geçen kıvılcımlar karanlık olsa ortamı aydınlatırdı. Devam ettim, biraz gaz iyi olabilirdi. “Şu Berrin’in son yaptığı var ya hani taşlı olan, her yeri taş olan. Sizin sorununuz bu Donka, kavuşun artık. Aranızdaki çekimi itiyorsunuz, ben sana güveniyorum, sana asla dayanamaz.” 

Bahsettiğim dehşet bir tasarımdı ve Berrin ondan sadece on adet yapmıştı, biri benimdi biri Donka biri de Berrin’in kendine aitti; kalan yedi adetin tanesini yüz bine satmıştı. 100 bin TL. insanlar delirmiş olmalıydı. Ve benim zavallı kocam bunu bilmiyordu. Bu bedenle asla giyilmezdim giysem de bir anlamı olmazdı. Sonra güzel bir geceye eşlik edecekti. 

Omuzlarını bir boksör edasıyla oynattı. “Herhalde yaparım, tamam, Levent sende kalsın. Ben gecelere akacağım bacım.” 

Kahkaha attım, tüm sokak duydu. Karnım kasıldı, elim oğluma gitti. Karşımda sinsice sırıtıyordu, kim bilir aklından neler geçiyordu. Kollarımı açıp onu davet ettim, insanın kardeşine özgürce sarılması çok güzel bir duyguydu. Karnıma dikkat ederek sarıldık. “Kız kardeşler aşkına, Raja!” derken benden ayrılmış Ratri’nin tahta kapısını zorluyordu. 

“Aşkına kardeşim, aşka…” Ben de onu takip ettim, Ratri’nin bir yanına Donka bir yanına ben oturdum. Gülümsüyordu, Ratri çok gülümseyen biri değildi. Hâlimiz onu gülümsetmiş, mutlu etmiş olmalıydı. 

“Nasılsın, Mami?” dedi Donka. 

“Sizi böyle gördüm ya, artık ölebilirim,” dedi Ratri. 

Nazikçe eline vurdum, geçen sonbaharda, ‘Daha kaç bahar göreceğim, Raja,’ demişti. Ömrüne bir ilkbahar daha eklemişti. “Daha çok gençsin, Mami, daha ne baharlar göreceksin,” dedim. 

Başını sağa sola oynattı, bakışları benim eski evime çevrildi. “Annelerinizi tanıdım, babanızı bildim, sizleri görüyorum torunlarım bile var. Yaşanmamış ne varsa siz bana yaşattınız, bir evlâdım olmadı, olsaydı size değişmezdim.”

Ratri bize bilmediğimiz hiçbir şey anlatmamıştı. Bırakmıştım artık peşini, kendi aklımda uyduruyordum. Bilmediklerim diye bir şey yoktu, üç kişilik aşk üçgeninde kimse mutlu olmamıştı, neyi bilsem ne değişirdi ki? Bir ablaya bir yeğene sahiptim, aslında onlara bir teşekkür borçluydum. Donka ve ben onları bazen hayal ediyorduk; kim ne kadar sevmişti, kim kimi ne kadar hak etmişti ve kim en çok üzülen olmuştu… Elimizde birer iç çekiş, uzak bir bakış kalıyordu. Neyse neydi…

“Ne yaşadın Mami?” diye sordu Donka. “Neden bize bir ders vermiyorsun? Bize anlatacak hiç mi anın yok?” 

Bakışları çapraz eve, Gunnar’ın evine çevrildi. Ne zaman böyle baksa canım yanıyordu. Anlatmayacaktı. Hiç anlatmamıştı. 

“Aşk, dünyadaki en tehlikeli duygudur. Aşk seni ne yapmak isterse ona bulanırsın. Aşka can çekiştirecek tek duygu gururdur, öldürmez! Can çekiştirir. Tam altmış senedir can çekişiyorum, ölmüyorum, ölmekten beter yaşıyorum. Gurur, bir ekmek parçası olsaydı da ben aç kalmasaydım, acıyan yanlarım altmış senedir aç! Ben gururu seçtim, hiç mutlu olmadım. Bugün olsa yapar mıydım, bir durup düşünürdüm. Siz aşkı seçin en azından denedik dersiniz, benim gibi pişmanlıklarınız olmaz. Bazen hayatın sizi savurmasına izin verin. Belki varacağınız yer olduğunuz yerden daha hayırlıdır.” 

Tüm bu sözleri Gunnar’ın evine bakarak söylemişti. Boğazımda bir yanma vardı, kalbime inen sıcak bir duygu. Keşke bundan fazlasını anlatsaydı. Donka ile göz göze geldik. Onunda bakışları karışmıştı, duyguları ayaklanmıştı. 

“Hadi gidin, Reyhan size baklava açacaktı, çaya beklemeyin beni. Biraz uyuyacağım, yaşlıyım ben, ezanla kalkıyorum.” 

Bastonundan destek alıp doğruldu. Ayağa kalkıp yanağına kocaman bir buse kondurdum, içimden gelmişti. Donka da diğer yanından sarılıp öptü. Bastonuyla ayaklarımıza vurduğunda gülümseyerek geri çekildik. 

“Haydi,” diyerek bizi ardından bıraktı. Kardeşimle birbirimize baktık. “En azından denedik deriz. Bunu unutmayacağım,” dedi Donka, kolunu omuzuma sardı. Birlikte gülüşerek bahçe kapısından çıktık, Reyhan ablaya geleceğimizi söyleyip Afet ablamlara doğru gittik. Donka onlara bayılıyordu, hele ona istek parça söylerlerse mayışıp kalıyordu. 

Önerilen makaleler

7 Yorum

  1. Okuduğum en huzur veren karakterlerden biri Raja…Hayatı ve getirdiklerini kabullenisi…tutkulu ama dingin,naif ama güçlü,akacağı yatağı bilen,o yolda taşmadan ilerleyen güçlü bir akarsu gibi.Donka’nin hayat dersi istemesi… Ratri’nin sözleri… ‘Gurur bir ekmek parçası olsaydı da ben aç kalmasaydim…’ Keşke hissi , daha güzel nasıl anlatılır…
    Barlas’ın notu bulmasını sabırsızlıkla bekliyorum.Notu bulunca ne yapacağını merak ediyorum.Ya da bulmadan ne yapacağını.Kalemine sağlık yazarcanim

  2. 🥰🥰yıne harıkasınn cnım

  3. Engin ve donka yi da merak ettim bak şimdi. Mami nin hayatından da bir kitap çıkar. Senin yazdıkların bitmiş miydi yazarcim😉 bos duranı Allah da sevmez kul da🥰🥰😍😘

  4. Raja ve Donka kardes sevgisini guzel yasatiyorlar.Bebis geliyor.😍

  5. Geçmişi araştırmamasına şaşırdım. Üstüne gider bulur diye düşündüm.

  6. Bu hikayede ikilemde kaldığım tek kişi Barlas garibime üzülsem mi sevinsem mi bil3miyorum
    Bir yanım yazık derken bir yanım oh olsun yaptıkları için az bile diyor ama raja içinde hep bir acaba yaşıyorum Barlas o mektubu bulduğu zaman şaşıracak ama umarım bu şaşkınlık arkasından farklı duygular getirmez
    Yine yapmışsın yapacağını mükemmel bir bölüm olmuş Emegine yüreğine sağlık canım benim

  7. Okadar güzel yazıyorsunuzki keyifle takip ediyorum👏🏻😘

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!