13.Vazgeçen Aşkı Kaybeder

Akşam yemeği saatine yetişmiş, el ele eve girmişlerdi. Efşan elini çekse de Vedat bırakmamıştı. Girişi geçip, salona girdiklerinde Vedat yine o adam değildi. Yüzündeki mutluluk, gözlerindeki parıltı ailesi tarafından anında far edilmişti. Mücella Hanım ikisine bakarak ayağa kalktı, kardeşleri Ozan ve Okan da arkalarından girmişti salona.

“Hoş geldiniz,” dedi Mücella Hanım. Oğlunun yüzüne bakıyordu, bir an Efşan’a döndü.

Efşan elini kurtarıp Anna’nın yanına ilerlerken, “Hoş buldum,” dedi. Anna’nın yanağına minicik bir buse kondurdu. “Ah, kuzum sen nerelerdeidin?” diyen Anna’ya gülümsedi. “Okul biraz yordu babaanne, nasılsınız?”

Ragıp Bey ve Mücella Hanım birbirine bakıp göz işaretiyle konuşuyorlardı ki Vedat annesinin kaktığı yere oturdu. Okan ve Ozan’a merhaba diyen Efşan da Vedat’ın yanına oturunca Mücella Hanım usulca oğlunun diğer yanına ilişti.

“Biz iyiyiz…” Annesinin sesinde merak, heyecan ve umut yüklüydü.

“Hayırdır abi?” dedi Okan. “Yüzünden düşen gül olmuş.” Evin Mihriban’dan sonra en şımarık çocuğuydu. Gülüşünü saklama gereği bile duymuyordu. Vedat ona bakmıştı ama ters bakış atma gereği bile görmüyordu. Yüzünden gül düşsün, onu toplar kalbine koyardı.

Annesi Okan’a gözlerini çıkarttı ama Okan aldırmadı. Vedat hepsine bakıp annesine döndü. “Biz evlenmeye karar verdik.”

Odanın orta yerine sessizlik çökmüş, Efşan hepsine tek tek göz atmıştı. Kimse konuşmuyor, tepki bile vermiyordu ki Anna’nın yüksek sesiyle irkildi.

“Tanrim… Sok sükür bugünü de gördim.” Ellerini havaya açmıştı, mavi gözleri kocaman aralanmış, üzerine bir de kahkaha atmıştı. “Yarin ilk isim bagis yapmak olazak.”

Ragıp Bey’in bakışları yumuşamış, gözlerine huzur oturmuştu. Dudağını büküp, “Hayırlı olsun,” dedi.

Ozan, ikizi Okan’a omuz attı. “Sıra bize geldi ikizim.”

Okan da sırttı. “Aday var da…”

Vedat onların hâllerine bakıp dudağının ucunu büktü. İkinci bir şok dalgası esti odanın ortasında. Mücella Hanım tek söz etmeden oğlunun yan profiline bakıyordu. Gözlerinde nem, dudaklarında paslanmış bir gülüş. Oğlunu yedi yaşında koparmışlardı ondan, günlerce görmemişti. Ne yedi ne içti düşünmekten delirmişti. Sonra gelmişti ama yine gitmişti. Vedat her gelip gidişinde bambaşka biri olarak dönmüştü. Bir gün gelmiş, dünyaya küsmüştü. O, bir anne olarak oğlunun tahtının bu olmasını hiç istememişti. Yüreğinde bir yaraydı oğlunun solgun ve mutsuz sureti. Öyle ki o bebekliğinde öperek kokladığı gamzelerine bile hasret kalmıştı.

Vedat annesine çevirdi başını, kahverengi gözlerden geçen her duyguyu okuyabiliyordu. Efşan’a hediye ettiği gülüşlerinden birini annesine armağan etti. Gamzelerini ortaya seren gülüşüyle annesinin alnını öptü. Kadının kapanan gözlerinden inen yaşları geri çekilince gördü. Efşan’a döndü, onun lacivert gözlerinde de hüzünler aslıydı. Her yüreğin bir derdi vardı ve bazı dertler asla geçmezdi. Sevdiği kadının elini tuttu. Annesinin elini de tuttu. İki kadının elini birbiri üzerine bıraktı. İkisinin ortasında, hayatının iki kadınına da gülümsedi.

“Anne, sana gelinini getirdim. Bir gün kavga ederseniz haberim olmasın. Terazinin ölçüsü eşit, ne aşağı ne yukarı.”

Oğlunun suretine huzur getiren gelini, evlât diye bağrına basardı Mücella Hanım. Gözyaşları arasında gülümseyip Efşan’ın elini sıktı. “Seni böyle mutlu göreceksem terazi de olmasam da olur.”

Anna gözlerini silerken Ragıp Bey de burnunu çekerek kaktı. “Hadi bakalım, yemekte detayları konuşalım.” Elleri cebince salondan çıktı. Baba yüreği diye bir gerçek vardı, anneler kadar kendini ifade edemeyen.

Artık masada müstakbel Çelebi adıyla yerini almıştı. Vedat ile Efşan nikâh için bir müddet bekleyeceklerini açıklamışlardı. En sonunda da Vedat, “Arazinin içinde bir ev daha yaptıracağım, orada yaşayacağız,” dedi. İtiraz etmek bir yana anında kabul etti Mücella Hanım. “Eh, en azından komşu olacaksak ve sen öyle istiyorsan…”

Efşan sesini çıkartmazken Vedat da annesini sessizce onayladı. Mücella Hanım’a döndü Efşan. “Yarın Ayşem Abla’m buraya geliyor. Müsaitseniz bir yemek yiyelim mi?”

“Elbette, çok iyi olur,” diyen Mücella’yı kayınvalidesi onayladı. “Mutlaka o yemeği yiyelim Efsan, sok merak ediyorim ablani.”

Efşan tebessüm ederken Vedat boğazını temizledi ve ailesinin ilgisini üzerine topladı. Babasına ve annesine bakıp konuştu. “Efşan’ın abisi içeriden ona ulaşmaya çalışıyor. Kendi evi artık onun için tehlikeli, ne kadar gözetim altında tutsam da bir daire. Yeterli olamam, Efşan’ın nikâha kadar bu evde kalmasını istiyorum.”

Efşan gözlerini bir an yumdu, utançla tekrar açtı. Etrafına kaçamak bakışlar attığında Ragıp Bey’in ona baktığını görünce gözlerini kaçırdı. Bunu daha önce konuşmamışlardı, bedeni ısısını artırdı. “Vedat,” derken sesi can çekişiyordu.

“Elbette kalır, ama ne istiyor abisi?” dedi Mücella Hanım.

Belki baş başa olsalar daha rahat anlatabilirdi ama bu masada ne diyeceğini tam kestiremedi Efşan. “Bizim oraların katı kuraları, o da hâlâ kendini abim sandığı için bana haber göndermeye cüret etti.”

“Nasıl?” dedi Okan.

Efşan, Okan’a döndü. “Dün gece sahilde yürürken yanıma biri yaklaşıp abimin selamını getirdi.”

Vedat arkasına yaslanmıştı, bakışları Efşan’ın üzerine keyifle geziniyordu. “Sonra gençler, yengeniz adama bir güzel yere serip çenesine silahı dayamış.” Sözlerinin sonunda hafifçe tebessüm etmişti.

Efşan şimdi daha çok ısınmış, yerinde kıpırdanmıştı. “Şey… Silah taşıyorum da.”

Anna’nın mavi gözleri kocaman açılırken Efşan’ın bedenini süzüyordu. “Senin gibi bir hanımefendi?”

Vedat babaannesine döndü. “Hanımefendiler silah taşıyamaz mı babaanne?” Anna torununa göz devirdi. “Vedat, öyle mi dedim ben?”

Ateş karnından üst bedenine tırmanıyordu. Efşan bir kültüre has yetişmiş, büyüklerine karşı saygıda kusur etmemeyi ilk edinmiş bir kadındı. “Şöyle açıklayayım o zaman. Ben yetimhaneden çıktığım gün Ayşem Abla’m beni bir dövüş kulübüne kayıt ettirdi. Yaklaşık üç sene eğitim aldım. Kendimi koruyacak kadar eğitimim var. Geçen yıl yirmi bir yaşına bastığımda da ilk silahımı aldım, keskin nişancı değilim ama ıskalamam.”

Ragıp Bey’in aferini andıran dudak büküşü, Mücella Hanım’ın parlayan göz bebekleri, Okan ve Ozan’ın şaşkınlık ifadesine tek tek bakıp Anna üzerinde durdu Efşan. “Öyle işte.”

“Daha ne olsin?” dedi Anna. “Vedat’ima yarasir kadinsin Efsan. Ama simdi su Aysem’i daha fasla merak ediyorim. Hemen yârin olmali.”

Efşan gülümserken nefesini saldı. Hemen yanında oturan Mücella Hanım’ın sesine döndü.

“Ne zaman istersen valizini alıp gel, kızım. Burası artık senin de evin. Nikâha kadar sana bir oda ayarlarım.”

İçi bir kez daha titrerken kızım sözünü sevdi. Bu evde kalacak olma fikri inanılmaz iticiydi, konuşmuş bile değillerdi ama ailesinin yanında tek bir söz bile edemiyordu. Mücella Hanım’a bakarken yüzü alev almıştı. Kadının oğluna tek kaşı havada ima ile bakışını görünce önüne döndü. “Teşekkür ederim,” demekle yetindi.

“Neden bekliyorsunuz nikâh için?” diye sordu Okan. “Gidelim isteyelim Tahsin Bey’den.”

“Okan haklı,” dedi babası. “Neyi bekleyeceğiz, hem de böyle tehlikeli bir durumda?”

Efşan’ın utangaç hâlini içten sırıtıp soruya cevap verdi. “Ayşem ve Doğan’ın barışmasını bekleyeceğiz. Orada işler biraz karışık, Efşan onların sorunları varken kendini dahil etmek istemiyor.”

“Nasil inze bir kadinsin Efsan.”

Anna’ya tebessüm etti. “Onların bende hakkı o kadar çok ki babaanne, sahip olduğum her şey, olduğum ben bile onların sayesinde bugüne geldi. Ablam sorunlarını çözsün bakalım. Yalnız Abla’mın abimden haberi yok, yarın konusu geçmez ama olur ya, bilginiz olsun söylemeyin.”

“Olursa ne olur ki?” diyen Mücella Hanım’dı.

“Olursa,” dedi Vedat. “Kendi sorunlarını bırakıp Cengiz’in peşine düşer, zaten tanışmamızdaki pik nokta Cengiz’di. Benden Cengiz’i ortadan kaldırmamı isteyecekti, ama umduğu gibi olmadı. Daha fazlası oldu, Cengiz de eksik kaldı.”

Ragıp Bey boğazını temizledi, oğluna bakarken kendinden çok emindi. “Senin karışmaman gerek bir durum olduğunun farkındasın, değil mi? Her ne olursa olsun Cengiz, Efşan’ın abisi.”

Efşan ile Vedat göz göze geldikleri sırada tüm ailenin bakışları onların üzerindeydi. Vedat’ın fikrini biliyordu Efşan, ona hak vermiyordu ama saygı duyuyordu. Başını Ragıp Bey’e çevirdi. “Biz bunun farkındayız, ben onun ölmesini istiyorum ama benden kaynaklı bir durum olmasını istemiyorum. Onun gibi bir abim yok. Bunu laf olsun diye söylemiyorum, tek dileğim ecelinin benim elimden olmaması, eğer öyle bir gün olursa tetiğe basmakta, boynunu kırmakta asla zorlanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Efşan’a bakarken dudağının bir ucunda asılı duran ha güldü ha gülecek hâli kadına olan hayranlığındandı. Ona hayrandı, ona âşıktı, ona tutkun ona saplanmıştı. Yüreğine başka bir kadının yakışması gibi bir durum söz konusu bile edilemezdi. Efşan’ın sözlerine sessiz kalan ailesine aldırmadı. Bünyeleri ancak kaldırıyordu Efşan’ı.

“Eve bırakayım seni, annem de yarın odanı hazırlar. Ayşem’e söylemeyiz, daha sonra açıklarız.”

Gözlerini kısıp bakan Efşan, bu kararların onsuz alınıyor oluşuna içten bir öfkeyle sırıttı. “Gidelim, olur tabii.”

Kapının önüne gelip herkese iyi akşamlar dedikten sonra kabanını giyerek bahçeye çıktılar. Soğuktan korunmak adına yakasını birleştirdi. Bakışları Vedat’ın üzerindeydi, adımları durduğunda kendine dönen adama bakmaya devam etti. “Neden benimle konuşma zahmetine bile girmeden konuştun?”

Vedat karanlık gökyüzüne bir tur bakındı. “Ne dedim ki?”

Bir adım atıp önünde durdu. “Evde kalma konusunu konuşmamıştık ama sen hop diye kapattın beni evine. İtiraz bile edemedim, ayrıca da bana direktiflerini ailenin önünde vermezsen sevinirim. En azından kendi fikrimi söyler, bir uzlaşma yoluna girebiliriz.”

“Bazı şeyleri görmemelisin. Bunları ve bundan sonrakileri de.”

Kaşları en derinden çatılan Efşan ona bakarken başını yana eğmişti. “Ne demek istedin?”

“Sen haklısın, ama ben bunları bilerek yapıyorum demek. Benim dediklerime itiraz edersen, annem babam veya başkaları onların yanlarında bunu yapmak zorundayım.” Rüzgârın gözlerine savurduğu saçlarını parmaklarıyla Efşan’ın kulağının ardına kıstırdı. Karanlıkta parlayan iki çift mavi gözün birbirine bakışı sessiz bir fırtınadan ibaretti.

“Seni hâlâ anlamıyorum.”

Elini Efşan’ın omuzundan usulca indirip elini tuttu. “Sözüme itiraz edilmez, sorgulanmaz. Bu, bana duyulan saygıdır ve sen bunun en başını çekiyorsun. Bir adamın kadını onu dinlemiyorsa kimse onu dinlemez. Sen bana itiraz edersen, herkesin buna hakkı varmış gibi itiraza meyilli olurlar. Etrafımdaki insanların bunu görmesi, içlerine işlemesi gerekiyor.”

Ne kadar haklı olduğunu bilmiyordu. Kendi açısından bakınca saçma bile bulabilirdi ama Vedat için düşündüğünde mantıklı geliyordu. “Yine de…”

“Dikkat etmeye çalışırım ama bir süre direnebilirsin. Bu anlattıklarım senin için de geçerli. Ben sana saygı duymazsam, sana kimse saygı duymaz. Sana bir kez öfkeli baksam etrafımdakiler de sana öyle bakar. Sana verdiğim değeri göstermezsem, hepsi kör gezer. Senin ne kadar değerli olduğunu görecekler ve sonra bu sorun ortadan kalkacak.”

Bu dedikleri son derece mantıklıydı. Erkek kadına değer vermediğinde kimse değer vermiyordu. Babası önünde geniş bir örnekti. Başını sallarken önüne dönüp adımlar atmaya başladı. “Haklısın, pek çok konuda hem de. Bizim kendi evimiz olmalı. Gündüz sen benim canıma okursun, gecede ben senin.”

Sırıtarak hızlı adımlarla ona yetişti, kolunu Efşan’ın omuzuna dolayıp kendine bastırdı. “Okursun, kimse yapamaz ama sen yaparsın.”

“Sözlerinden güç akıyor ama görünüş daha farklı. Buna alışmam zaman alırken ben de şekil değiştirip peki beyim moduna geçmem inşallah. Beni törpülemek için böyle konuşuyorsan sonumuz çok acı olacak.”

Vedat’ın gülüşü Efşan’ın saçları arasında kayboldu. Kahkaha atmamak için gül kokulu saçlara sığınmıştı. Kulağına yaklaşıp fısıldadı. “Peki beyim güzelmiş, karıcığım.”

Soğukta için titrediğini hissetmesiyle adımı sekteye uğradı, bastığı yeri şaşırdı ve az daha düşüyordu, Vedat’ın onu tutan sıkı kolları olmasa. “Sakin ol sevgili eşim.” Sesi fısıltıdan ibaretti. Efşan başını kaldırıp düştüğü duruma olan öfkesiyle gözlerini kıstı. “Etkilemesene beni, nasıl da güzel oynuyorsun. Bunları eksi hanene ekliyorum, Vedat. Sonra hepsini birleştirip seninle nasıl başa çıkılır toplama yapacağım.”

“Toplamanın sağlamasını yapmayı unutma, sonuç değişmeyecek.”

“Değişir, başladığımız yere döneriz.”

“Sen bir işlem yaptın ve sonuç başladığı yere döndü diyelim. Buradan da şu çıkar, sonuçlar ne olursa olsun aşka yeniliriz. Başladığımız yer burası,” derken parmağını Efşan’ın göğsüne bastırdı.

“Aşk her şey değildir,” dedi Efşan. “Öyle olsa sevenler ayrılmazdı.”

Vedat durdu, onu da durdurdu. İki omuzundan aşağı inerek ellerini tuttu, gözlerinin içine baktı. “Aşktan daha üstün bir duygu yoktur, Gülefşan…”

Kendine ne zaman iki adıyla hitap etse kalbi sıcacık oluyordu, bakışlarına yansıyordu. O Gül adını başka birinden bu şekilde hiç duymamıştı. Bakışları ellerine kaydı, sımsıkı tutulan eller, tüm her şeyin üzerini kapatıyor gibiydi. “Ve?” dedi titreyen sesiyle, devamında bir şeyler gelecekti.

“Ve…” dedi Vedat, biraz daha yaklaştı. Başını yaklaştırdı, kadının dudaklarına bakıyordu. “Vazgeçen aşkı kaybeder. Seni kaybedecek kadar cesur değilim. Hiçbir zaman beni kaybedecek kadar cesur olma! Gereksiz cesaret, cahillerin işidir.”

Önerilen makaleler

12 Yorum

  1. Vedat Çelebi diyip susuyorum bu bölüm Allahım o nasıl sevmektir öyle 🥰🥰

  2. Yaaa ne guzel muhteşem bir bölümdü emeğine sağlık canım 🥰

    1. Kalemine yüreğine sağlık. Çok güzel bölüm su.

  3. Vedat Celebi , Karamin tahtina aday geliyor.Canim emegine guzel kalbine saglik .😍❤😘😘

  4. Ellerinize emeğinize sağlık muhteşemdi

  5. Vedat Çelebi,her defasında ayrı düşürüyorsun kendine bee,aşkınız da savaş mı seviş mi belli değil yahuu🤣Ayy gerçi böylesi daha renkli 👌🏻👌🏻😅

  6. Mükemmel bir bölüm olmuş devamını merakla bekliyorum 💞💞💞💞

  7. Hastayım sana vedat Çelebi

  8. Yine binbir duygunun ısildadigi harika bir bölüm olmuş🥰.Ne diyeyim bu da yazarcan farkı.Kalemine sağlık yazarcanim

  9. süpersin böyle bir aşk yoğunluğu bende istiyorum

  10. Vedat celebi yolun sonu diyorum ama değil mi
    yine son noktayı kalbime isabet ettirerek koymuşsun ama iyi yapmışsın
    vazgeçen kaybeder gereksiz cesaret cahil işidir
    emeğine sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!