Sağ ayağını sürüklerken, solukları birbirine karışır olmuştu. Elindeki solmuş kumaştan mendille terini silme çabaları faydasızdı. Bedenine epey büyük olan gömleği dahi sırılsıklam olmuştu. Ahşap kapıya ellerini yaslayıp, derin bir nefes almak için çabaladı. İçeri girerken, aradığını bulması uzun sürmedi. Her zamanki köşesinde özel işlenmiş nargilesini içen adamı gördüğünde telaşla seslendi.

“Beyim.” 

Sesini duyurması güç olsa da başarmıştı. Etrafa bakındı. Onlardan başka kimse yoktu. Kendisini gördüğünde olduğu yerde dikleşen adamın meraklı bakışlarından gözlerini korkuyla kaçırdı. Zira ona duymayı asla istemeyeceği bir haberi verirken gözlerine bakamazdı. Ellerini önünde birleştirip, eğdi başını. 

“Oğlun. Gelmiş Beyim.”

Yere düşen ve etrafa dağılan parçaların sesi yankılandı. Yıllardan sonra dün gece gördüğü rüyanın anlamını o an bulmuştu yaşlı adam. Herkesten sakladığı sır gün yüzüne çıkmak için kapıyı aralamıştı. Yıllar önce işlediği günahın bedelini ödemesinin vakti geliyordu. 

*

Mert Soylu geliyor.

İlk bölümle Perşembe akşamı sizlerleyim.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!