20. Bölüm

Gazel duyumsadığı kokuyla derin bir iç çekti. Uzun bir koridorda hızlı adımlarla yürüyen adamın adım sesleri ve kendi dudaklarından dökülen kıkırtılardan başka bir şey  duyulmuyordu. Belini saran güçlü kollar ve boynunda hissettiği ıslak çırpındı yüreği. Koklayarak öpüşü içini titretti. 

“Küçüğüm.”

Bir gece önce ilk kez duyduğu o güzel sesti. Sahi ne zamandan beri bir ses onu bu denli etkilemeye başlamıştı. Öylesine tanıdıktı ki sarmalandığı kolların verdiği his… Sırtı duvara yaşlandığında korktu Gazel. Başını o sıcaklıktan çektiğinde göreceği yüzün başkasına ait olma ihtimali, hayal kırıklığına uğrama düşüncesiydi korkusunun sebebi. Yinede cesaretini toplayıp başını usulca çekti. Uzun saçları geriye savrulurken önce keskin bir çeneyi buldu bakışları. Sonra kalın dudakları. Ardından uzun ama biçimli burnu gördü. En son gördüğü gece karası gözlerle tuttuğu nefesini verdi. Elini yanağına dokundururken fısıldadı.

“Kenan… Sensin…”

Başını çevirip avucuna dokunan dudakların sıcaklığıyla iç çekti. “Benim küçüğüm. Daha fazla sensiz kalamadım.”

O an gözlerine değen kara gözlerin girdabında kaybolurken dudaklarına uzanan durakların sıcaklığıyla uyandı uykusundan. Hemen yanında onu izleyen kadının varlığını ise sesini işittiği an fark edebildi.

“Nihayet uyanabildin uyuyan güzel!”

Kenan yoktu. Gördükleri sadece rüyadan ibaretti. O an yaşadığı anlık boşluk hissiyle kendisine kızdı. Böylesine kendisini kaptırmasına anlam veremiyordu. Yapmamalıydı. Tanımadığı, kendisini buraya getiren o adama karşı mesafesini korumalıydı. Burada olma sebebini bilmiyordu üstelik. Bu düşüncelerle ve yanındaki kadının verdiği rahatsızlık hissiyle yerinde doğrulmaya çalıştı. Ayağındaki ağrı azalmıştı. Ama hissettiği ağırlık nedeniyle kıpırdatamıyordu. Başını kaldırdığında gördüğü alçıyla yüzünü buruşturdu.

“Çıkık olduğu için alçıya aldım. Birkaç hafta bu şekilde kalması gerek.”

Dirseklerinin üzerinde doğrulup, başını ardına yasladı. “Siz kimsiniz?”

“Ben Nurbanu.” Olduğu yerde ardına yaslandı. Bakışlarını karşısındaki kızın üzerinde gezdiriyordu. “Ya sen kimsin?”

“Adım Gazel.”  Güzel gözleri uykunun izlerini taşıyordu. “Doktor musunuz?”

“Evet… Ortopedi Doktoruyum” Sağ bacağını diğerinin üzerine atıp, başını eğdi. “Kenan ile tatile gidecektik. Ama bazı şeyler yüzünden planımız bozuldu. Ricası üzerine onu kıramadığım için buraya geldim. Yüzünüz çok tanıdık geliyor bana. Kenan ile nereden tanışıyorsunuz?”

Duyduğu sözler ile güçlükle yutkundu Gazel. Karşısındaki kadının o adamın hayatında önemli bir yeri olduğu aşikardı. Onlar yüzünden tatil planları bozulmuştu. Kendisini çok kötü hissediyordu. Ne diyebilirdi? Aslında tanışmış bile sayılmazlardı. Zira Kenan’ı sadece hayal meyal hatırlıyordu. “Teşekkür ederim yardımlarınız için. Ben bugün gideceğim. Sizi de rahatsız etmek istemem.” 

Yerinden doğrulmaya çalıştığı sırada sabah gördüğü ve adının Ömer olduğunu öğrendiği adam içeri girdi. 

“Gazel Hanım, Kenan beyim size bir mesaj yolladı.”

Uzatılan telefonu almak için doğrulduğunda geri çekilen elin varlığı ile çatıldı kaşları.
“Yalnız…”

İşittiği sözlerin muhatabı olan kadın sinirle odadan çıktığında tekrar uzatılan telefonu aldı. Usulca açtığında işittiği ses ile tüm bedeni titredi. Rüyasındaki adamın sesiydi.

“Merhaba…Seni neden oraya getirdiğimi merak ediyorsun ve bir açıklama yapmamı bekliyorsun. Biliyorum. Bu konuşmayı yüz yüze yapmak istesem de şu an mümkün değil.”
Son sözünde ses tonu değişmiş ve sıkıntılı bir hal almıştı.

“Bu yüzden sana bu ses kaydını yollamaya karar verdim. Kendal Cesur’la olmasından nefret ettiğim ama inkar edemeyeceğim bir kan bağına sahibim.”

Duyduklarıyla irkildi Gazel. 

“Saplantılı bir adam olduğunu sende fark etmişsindir. İşte bu yüzden seni ondan korumalıydım. O gece eğer ben gelmeseydim seni  kaçıracaktı. Sana bunun için ilaç vermesi dahi gözünün ne denli karardığını gösteriyor. Onunla mücadele edebilirsin elbette. Ama onu tanımıyorsun. Ne kadar karanlık biri olduğunu bilmiyorsun..”

Onu hatırlamıyordu. İlk karşılaştıkları geceyi, paylaştıkları anı… Sadece defile gecesi onu gördüğünü sanıyordu. Günlerce, gecelerce aklından çıkmayan adamda bir iz bırakamamış olmak kalbini sızlattı.

“O gece seni oradan çıkarmayı başardığımda onun erişemeyeceği, bana ait olan o çiftliğe seni getirdim. Seni korumaya çalışırken zarar görmene mani olamadığım için özür dilerim.”

Dolan gözlerini kırparken, başını eğdi Gazel.

“Oraya gelemiyorum. Ama Ömer ve oraya yolladığım adamlar seni koruyacak. Çiftliğin dört bir yanına yerleştirilen kameralar seni gölgen gibi sürekli izliyor olacak.”

Başını kaldırdığında karşı duvardaki küçük kamerayı gördü.

“İyileşene ve onun senden vazgeçmesini sağlayana dek orada kalmanı istiyorum. Lakin yardımımı istemezsen gitmekte özgürsün.”

Oluşan sessizlikte ses kaydının sona erdiğini düşünmüştü. Ekrana baktığında devam ettiğini ama onun sustuğunu gördü.

“Senden sadece tek bir şey istiyorum. Karar vermeden önce Ömer’in göstereceği iki videoyu izle. Ondan sonra Ömer ne istersen onu yapacak. Söz veriyorum ne zaman gitmek istersen kimse engel olmayacak sana. Hoşça kal Gazel…” 

Ses kaydı sona erdiğinde Gazel başını kaldırıp kameraya baktı. Sanki o anda Kenan oradaydı ve onu izliyordu. Madem hatırlamıyordu, o da anlatmazdı o zaman. İstediği gibi defile gecesinde ilk kez karşılaşmış gibi davranırdı. Odaya giren adam elindeki bilgisayarı kucağına bıraktığında birkaç kez kırpıştırdı kirpiklerini. Ekranda Kardelen Kahraman vardı. Hayatından endişe ettiğini ve bir süre daha haber alamazsa kayıp ilanında bulunacağını söylüyordu. Gözleri doldu. Saygı duyduğu patronu tarafından değer görmek onu duygulandırmıştı. Videonun altında gördüğü dünyanın birçok yerinde onlarca, yüzlerce hayranının insanın ondan haber beklediğini gösteriyordu. 

Adamın eğilerek açtığı diğer ekranda bu kez nefret ettiği ve tiksindiği o yüz yer aldı. Yüzündeki kızarıklıklara rağmen gülümsüyordu. 

“Ben Kendal Cesur. Gazel Ateş’in sevgilisi ve çok yakında nişanlısı olacak adamım. Kendisi şu an benimle birlikte. Çok iyi ve çok mutlu. Birkaç hafta içerisinde gerçekleşen nişan töremiz için hazırlanıyor. Onu merak eden herkese sevgilerini iletmemi istedi. Herkese teşekkür ederiz.” 

Duyduğu sözlerle öfkeyle doğruldu oturduğu yerde. Ayağına saplanan ağrıyla dişlerini sıkarken kararını vermişti. İlk videoyla gitmeye karar vermişken, ikinci videoyla Kenan’a hak vermişti. Kalacaktı. Ama önce yapması gereken bir şey vardı. “Banyo yapmam ve hazırlanmam gerek.” 

“Ne?” Karşısındaki adamın şaşkın bakışları arasında gülümsedi.

“Kim bilir ne haldeyim? Bu halde görünürsem herkes kaçırıldığımı düşünür.” Kucağındaki laptopu bırakıp bacağını iki eliyle kavrayarak yataktan sarkıttı. “Burada havuz var mı?”

“Evet. Arka bahçede var.”

“Güzel… Bir duşa ve bikiniye ihtiyacım var.”

“Bikini mi?” 

“Evet. Bahçedeki havuzun yanında bir video çekeceğiz. Ama önce hazırlanmam gerek. Şimdi şaşkın bir halde bakacak mısın yoksa banyoya gitmem için yardım mı edeceksin?”

Kendal’a istediğini vermeyecekti. Asla onun olmayacaktı. Ondan uzak kalmak için tanımadığı bu yabancı adama sığınmaya dahi razıydı. Lakin tahmin edemediği bir hakikat vardı. O adam hayatında çok büyük bir yere sahip olacaktı. Kimse engel olamayacaktı. Kendisi bile…

*****

Merhaba sevgili okurlarım,

Yeni iki bölüm sizlerle.

Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!