22. Bölüm

Gazel, gözlerini araladığında aynı odada buldu kendisini. Bir yanı yaşanan her şeyin rüya olmadığına sevinirken diğer yanı belirsizlikle kıvranıyordu. Başını çevirdiğinde aralık olan camdan süzülen temiz hava vurdu yüzüne. Güneş tüm berraklığıyla yaramaz bir çocuk gibi camdan içeri girmeye çalışıyordu. Üzümlerden geldiğini düşündüğü güzel kokuyu içine çekerek gerindi yatağında.

Çalan kapıyla üzerinden sıyrılan ince pikeyi çekiştirdi. Nurbanu’nun verdiği oldukça cüretkar geceliğini gizlemeye çabaladı. Başardığında seslendi. “Girin.”

Açılan kapının ardından görünen Ömer’in kendisine bakmamak için gösterdiği çabaya gülümsedi. Kendisi dışında odanın her yerinde olan bakışlarını yakalamaya çalıştı. “Günaydın Ömer.”

“Günaydın Gazel Hanım. Beyim sizinle konuşmak ister.”

Telaşla yatakta doğrulmaya çalıştı. “Kenan mı?” Ayağına saplanan ağrıyla dudaklarını büzüştürdü.

“Aman Gazel Hanım.”

Kendisine telaşla eğilen Ömer’i sakinleştirmeye çalıştı. “İyiyim ben.”

Derin bir nefes alan adamın hali öyle masumdu ki. Onu daha fazla zor durumda bırakmamak için elinizi uzattı. “Ver bakalım. Ne istiyormuş Beyin?”

Adam telaşla cebinden telefonunu çıkarıp, buldu numarayı. Arama kısmına basıp, uzattı telefonu. Gazel uzandığı anda eline bırakıp telaşla çıktı odadan. İçinden bir ses bu konuşmanın öyle sakin olmayacağını söylüyordu.Kısacık bir an sonra uykulu sesi işitti.

“Efendim.”

Kenan’ın sesiydi bu. Ne diyeceğini bilemediği için kısa zamanda diline yer eden adını söyledi. “Kenan…”

‘Benim Gazel.’ Diyemeden karşısındaki adamın sözlerini işitti.

“Gazel… Ne oldu? İyi misin?”  Uykulu halde oturduğu koltuktan doğrulan Kenan telaşlandı.

Onu tanımasına bile sevinemeden şaşkınlığına öfkelendi. “Aramamı sen istemişsin. Rahatsız ettim sanırım.”

“Ne?” Karşısındaki Asaf’ın uyanmasını istemediği için doğrulup, terasa çıktı.

Gazel ise o an bin bir düşünce içinde kıvranıyordu. Neden fısıldayarak konuşuyordu? Sevgilisinin yatağında mıydı? O duymasın, uyanmasın diye miydi bu hali? Öyleyse Nurbanu kimdi? Sustu Gazel. Düşüncelerine, bu meraklı haline ve adamdan hesap sormak için çırpınan haline sinirlendi. Kapanan kapı sesinin ardından bu kez daha yüksek bir tonda adının söylenişini işitti.

Ses gelmeyince ekrana baktı. Telefonun açık olduğumu görünce seslendi. “Gazel…”

“Efendim…”

“Ağrın var mı?”

Alçıdaki ayağının ağrısını bile yok sayabilmişti o ana dek. Ovalamak için elini uzatarak dokundu. Başını kaldırıp kameraya baktı. Sanki orada Kenan vardı. “Biraz… Dün gece daha fazlaydı.”

“Havuz iyi gelmedi o zaman…”

İşittiği sözlerle dudağını ısırdı. Küçük bir kız çocuğu gibi başını eğdi. “İzledin mi? Hepsini mi?” Bu kes fısıltıyla konuşan kendisiydi.

“Tüm dünya gibi… Gerçi birçoğunun bikinini incelemekten için defalarca başa alıp izlediklerine eminim.”

Gazel şaşkınlıktan cevap veremiyordu.

“Adamlarım da alkış tuttu mu videonun ardından?”

“Ne? Hayır!”

“Ah öyle mi? Ben en azından kamera arkasından destek olduklarını düşünmüştüm.”

“Kenan…”

“Neden yaptın bunu?” Bu kez ciddiydi.

“Herkese beni nişanlısı olarak tanıtabilecek kadar aptal olan o adam görsün diye. Ona ait olmadığımı kabullensin diye… Artık vazgeçecektir.”

Alnını ovuşturdu. “O kadar kolay değil Gazel. Seni aramaya devam ediyor.”

“Nerede olduğumu bulamaz. Ben bile bilmiyorken…” Başını çevirip, camdan görünen uçsuz bucaksız bağlara baktı.

“Biliyor.” Derin bir nefes alışının ardından devam etti adam. “Benim yanımda olduğunu, benimle olduğunu biliyor.”

Titredi bedeni. Sadece vazgeçmiyor oluşu ve aramaya devam etmesi değildi nedeni. Onun Kenan’la olduğunu nasıl biliyordu? “Nasıl?” Dedi.

“Kolyeni gördü.”

O an eli boynuna gittiğinde karşılaştığı boşlukla şaşırdı. Geceliğinin yakasını açıp, göğüslerinin arasına baktı. Yoktu. “Kenan…”  Ayağını unutarak telaşla doğrulmaya çalıştığında giren sancıyla inledi. “Ah…”

“Gazel. İyi misin?”

Telaşlı sesini işittiğinde dolan gözleriyle başını salladı Gazel. “O… Benim için çok kıymetli… “

“Onu sana getireceğim. Ama önce bana iyi olacağına söz ver.”

“Söz.” Onun telaşla atılışına güldüğünü işittiğinde gülümsedi Gazel’de. Ama kısa sürdü.

“Başka yer yok muydu peki? İlla havuz ve ıslak, bikinili halde olman kimin fikriydi?”

Küçük omzunu silkti. “Ben her gün en az bir saat yüzerim. Herkes bunu bilir. O yüzden…”

Duydukları hoşuna gitmemişti Kenan’ın. “Öyle mi? Ne güzel.”

“Neden bu kadar sinirlendin?”

Sustu Kenan. Zira cevabını o da bilmiyordu. Sadece, “Kapatmam gerek.” Dedi.

Gazel ise ne düşüneceğini bilemeyecek bir haldeydi. Ama en çok telefonu kapatmak istemesine üzülmüştü.

“Yarın sabah…”

Sözünü duyduğunda elini çırpınan kalbine bastırıp titrek bir nefes aldı. Aramasını mı istiyordu tekrar? Henüz tam olarak yüz yüze bile gelememişlerdi.

“Arayacağım.” dediğinde telaşla kapandı telefonlar. Bir yanda gülümseyerek kendini yatağa bırakan Gazel, diğer yanda karmaşık duygularla ardındaki koltuğa yığılırcasına kendini bırakan Kenan vardı.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!