26. Bölüm

Nurbanu

Gece boyu rüyalar görmüştü. Yüzünü dahi görmediği bir adamın dokunuşlarına teslim olmuştu. Soluk soluğa uyandığında yatağında yapayalnızdı olması hepsini gerçekten yaşamış sayabilirdi. Bulanıklaşan zihnini toparlamak ve Kenan’ı aramak için çırpınan yanını dizginlemek için çareyi koşmakta buldu. Getirdiği kıyafetler içerinden en uygun olanları giydi. Saçlarını sıkıca toplayıp aynada kendisine baktığında hazırdı.

Odasından çıktığında ev sessizdi. Yan odadaki kızda dün geceden beri dışarı çıkmamıştı. Bu durum keyfini yerine getirdi. Yakın bir zamanda gideceğini düşünüyordu. Tek arzusu bunun Kenan dönmeden olmasıydı.

Bedenini yeterince yorduğunu düşündüğünde geri dönmeye karar verdi. Bağların ucu bucağı yok gibiydi. Geldiği yönde Kenan’ın arabasını gördüğünde aniden durdu. Ellerini dizlerine yaslayıp soluklanırken heyecanla gülümsedi. Gelmişti. Yüreğini yıllar önce esir ettiği adamla aynı çatı altında olacaktı tekrar. Ter tanelerinin bezeli olduğu esmer tenini anımsadığında kendisini bu halde görmesini istemedi. Kimseye görünmeden eve girmeli ve duş alıp kendine çeki düzen vermeliydi. Etrafta kimsenin olmadığını gördüğünde rahatladı. Hızlı adımlarla eve girip, odasına çıktı. Tüm kıyafetlerini çıkardı. Duşunu aldıktan sonra bedenini kremledi. Saçlarına hacimlendirici köpük sürüp hafif dalgalar halinde omuzlarına dökülmesini sağladı.

Ne giyeceğine karar veremediği dakikalarda her şeyi göze alarak Antep’te onun olmayı planladığı gece giydiği geceliğe uzandı. Siyah ipek geceliği çamaşırsız giyerken sabahlığa sarındı. Kurdeleden kemeri takmayıp belinin iki yanından bıraktı. Parfümünü tenine sıkıp aşık olduğu adama ulaşmak için odadan çıktı. Koridorun iki yanında uzanan üç odanın kapısını sırayla çaldı. Açtığında onu bulamadı. Etrafta da kimse yoktu. Koridorda adını seslendi. Karşılık alamadı. Son olarak olmasından korktuğu odanın kapısına yaklaştı. Titreyen elleriyle kolu kavrarken bir ses duymak için dikkat kesildi. Kocaman bir sessizlik dışında hiçbir şey duyamadı. Yavaşça araladığında onu uyuyan Gazel’in yanında buldu. Kız uyuyor, Kenan ise ona sarılıyordu. Kıskançlıkla kavruldu teni. Ondan etkilendiğini gözleriyle görmek canını yaktı. Şimdiye dek görmediği halleri bu yüzdendi Kenan’ın. Sessizce dışarı çıkmasını istediğinde çatılı kaşlarının ardından uyuyan kızı izliyordu. Onun yıllardır sahip olmak için çabaladığı yakınlığa ulaşmayı nasıl başardığını anlamaya çalışıyordu. Adamın işaretiyle dışarı çıktığında titreyen elleriyle yandaki duvara tutundu.

Onu kaybediyordu. Yıllardır birlikte olmayı düşlediği adam gözlerinin önünde başka birine tutuluyordu. Üstelik bu kız gencecik, hayatın en taze zamanlarındaydı. Masumiyetle bezeli yüzü ve güzelliğiyle göz kamaştıran benliğiyle eşsizdi. Inkar edemeyeceği bir zarafet ve kadınsılığa sahipti. Manken oluşunun getirilerini çok iyi  taşıyordu.

Kapı açıldığında kendini toparlamaya çalışarak ardına döndü.

***

Kapının hemen yanında üzerinde kışkırtıcı bir gecelik ve omuzlarına attığı sabahlıkla onu bekleyen Nurbanu’yu buldu.

“İstersen odamda konuşalım.”

Neden özellikle odasına davet edildiğini bilecek kadar tanıyordu kadınları. Özel bir gecelikle karşılandığını da. Ancak Kenan istemiyordu. Ne ona ümit vermek istiyordu ne de böyle mahrem bir haldeyken karşısında durmak. Bu yüzden sadece yüzüne bakarak konuştu.

“Gazel ile aranda bir sorun mu var?”

Nurbanu’nun o an hissettiği koca bir hayal kırıklığıydı. Zira onlarca neden sayabilecekken duyduğu sözlerin öznesi yine o kız olmayı başarmıştı.

“Hayır…”

“Olmasın.” dedi Kenan. Ona bir açıklama yapması gerektiğini biliyordu. Hakikati söyleyemezdi. “O benim misafirim ve kendini burada kötü hissetmesini istemiyorum.” Diyebildi sadece.

Kollarını göğsünde kenetlerken tek bakışına teslim olabileceği kara gözleri izledi. “Ne kadar?”

“Anlamadım.” Kenan karşısındaki kadının sinirlendiğini hissedebiliyordu. Lakin bir sözüyle peşinden gelen kadını kırmak da istemiyordu. O yüzden sakin olmaya çabaladı.

“Ne kadar kalacak?”

Sorgulanmaktan hoşlanmazdı. Karşısındaki kim olursa olsun tepkisi çok sert olurdu. Ama bu kez sabırlı olmalıydı. “Ne zaman gitmek isterse…”

‘O kız ne bu evden ne de bu adamdan gitmez.’

İçindeki sesi yok saymaya gücü yoktu. Haklı olduğunu biliyordu. Kollarını bedeninin iki yanına düşürüp adama doğru yaklaştı. “Kenan…”

Kadının adımlarını görmezden gelse de durmayacağını biliyordu. Böylesi bir durumda kalmaktan nefret etti. İstemediği ve zerre arzulamadığı kadını kendisinden uzak tutmak için kasılan sok kolunun varlığına sığındı. “Yorgunum Nurbanu.”

Hevesle atıldı. “Benim odamda uyu. Koluna masaj da yaparım. “

Bakışlarını kaçırdı. Yapılan davetin amacını tahmin etmemesi mümkün değildi. “Sağ ol” dedi. “Ben odamda dinlenirim. Akşam yemeğinde görüşürüz.” Bir kez daha yüzüne bakmadan çıktığı odaya geri döndü.

***

Kucağında onunla eve geldiğinde neden yaptığını bilmeden kendi odasına getirmişti Gazel’i. Daha önce hayatına giren kadınların hiçbirine odasını, yatağını sunmamışken…

Uyuyan kızdan gözlerini ayırmadan üzerindeki gömleğini çıkardı. Lakin sol kolundan öylesine derin bir acı yayıldı ki bedenine inlememek için dişlerini sıktı. Öylesine yorgundu ki sessizliğin içerisinde sadece bir süre uzanmak istedi. Yatağındaki misafiri sebebiyle orada yatamayacağı için camın önündeki kanepeye yürüdü. Belinin ardındaki silahı alıp, kanepedeki dikdörtgen biçimdeki yastığın altına yerleştirdi. Kemerini çıkarıp, ayak ucundaki sehpanın üzerine, gömleğinin yanına bıraktı. Ayakkabıları ve çoraplarını da çıkardı. Daha fazlasına gücü kalmamıştı. Pantolonuyla uzandı. Başını yastığa bırakırken gözleri Gazel’in üzerindeydi. Çok sürmeden gözleri kapandı ve uykuya teslim oldu.

*****

Merhaba sevgili okurlarım,

Yeni üç bölüm sizlerle…

Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!