29. Bölüm

Onun bahçede yemek masasında oturuşunu gizlendiği perdenin ardında izledi. Tek başınaydı. Yanında Nurbanu’nun olmayışı ilk kez içini rahatlatmaya yetmedi. Ardında duran Asaf ve Ömer dahi hareketsiz bir haldeydi.

Orada durduğunu hissediyor gibiydi. Manasızdı biliyordu. Ama yinede onun cama her bakışında, önündeki şarap dolu olduğunu düşündüğü kadehi her yudumlayışında çaresizliğini hissediyordu Gazel. Ona bir cevap vermek zorunda olduğunu biliyordu. Ama yapamıyordu. Böylesi yoğun duygularla ilk kez tanışan kalbiyse kendisine hiç yardımcı olmuyordu. Hep sığındığı mantığıysa mazisini hatırlatıp, gizlediklerini yüzüne vuruyordu acımasızca.

Dakikalar önce istediği ve Ömer’in sorgusuzca bıraktığı telefonu yatağın üzerinden aldı. Kenan’ın dalgın bir halde kadehine bakışını izlerken ezbere bildiği numarayı tuşladı. Beklediği sesi işittiğinde buruk bir ifadeyle gülümsedi.

“Alo. Kimsiniz?”

“Aslı. Benim Gazel.”

“Gazel…” Çığlıklarla telefonu kısacık bir an uzaklaştırdı. “Neredesin sen? Meraktan öldüm. Defalarca kez aradım. Telefonun da kapalıydı. Videonu görmesem polise gidecektim. İyi misin? “

“Ben… İyiyim. Yani iyiydim.”

“Korkutuyorsun beni Gazel.”

Cama yaklaşıp perdenin altından aşağıya baktı. “Söyleyeceklerime inanamayacaksın ama onun yanındayım.”

“Kimin? O Kendal denen şerefsizin mi yoksa? Hemen polisi arıyorum.” Onun için endişelenmesi mutlu etti Gazel’i. Samimiyetine her zaman inandığı tek kişi olmuştu Aslı.

“Hayır.” Dedi telaşlanan arkadaşını sakinleştirmeye çalıştı. “Kendal beni bulamaz.”

“Of Gazel. Kalbime indiriyordun. Kimin yanındasın o zaman söylesene.”

“O gece, kulüpte beni Kaya’dan kurtaran adamı hatırlıyor musun?”

***

Son defilesine çıkan arkadaşının vedasını kutlamak için yola çıktıkları andan beri huzursuzdu Gazel. Gece hayatını sevmiyor ve kulüp ortamından hoşlanmıyordu. Biricik arkadaşı için gitmeye razı olmuştu.

Mekandan içeri girdiklerinde bir kalabalıkla karşılaştılar. Localar ve dans pisti dışında her yer puslu bir karanlıkla çevriliydi. Kapıda onları karşılayan korumalardan birini takip ederek, onlar için ayrılan kocayı buldular. Ceketini çıkarıp arkadaşının yanında oturduğunda etrafa tedirgin bir ifadeyle bakıyordu Gazel.

“Rahatla. Bu mekan Ediz’in çocukluk arkadaşının.”

Duyduklarıyla rahatladı. Üzerindeki tedirginliği attı. Tulumunun ince askılarını düzeltirken yorgun omuzlarını sıvazladı. “Ediz’in neden itiraz etmediğini şimdi anladım.” Derken yüzünde alaycı bir tebessüm vardı.

Aşk dolu bakışlarla iç çeken arkadaşını izlerken onun adına mutluydu Gazel. İçten içe aynı duyguları yaşamak istediğini ise yeni fark ediyordu. Daha önceleri yokluğunu farkında olmadığı bu eşsiz duyguyu yaşamak istiyordu.

Uzatılan tepsideki alkollü kokteyl kadehini alırken teşekkür etti. Arkadaşının kadehine dokundurup gülümsedi. “Mutluluk hep seninle olsun güzel arkadaşım.”

Altın sarısı saçlarını ardına savurup kıkırdadı arkadaşı. Aynı anda yudumladılar içkilerini. Müzik sohbetlerine eşlik etti. Kısacık da olsa yerlerinden oldukları locada dans ederek eğlendiler.

Sosyetenin göz bebeği Arman ailesinin varisi ile evleniyordu Aslı. Hayalini kurduğu sade nikahın yerini sarayda yapılacak düğün, bahçeli minik bir evin yerini ise yalı almıştı. Pek çok şey kontrolü dışında olsa da Aslı önemsemiyordu. Tek istediği sevdiği adamla bir ömür mutlu olabilmekti.

“Üç gelinlik giymemi istiyor sevgili kayınvalideciğim. İnanabiliyor musun? Biri prenses model, diğeri vintage olacakmış. After parti için ise kısa ama gösterişli beyaz bir elbise giymeliymişim. Kadın resmen defileye çıkacakmışım gibi bir hazırlık yapıyor.”

Dördüncü kadehini masaya bıraktı. İçki gevşemesine sebep olmuştu. Gülerek başını çevirdiğinde sağ çaprazındaki locada tek başına oturan bir adamla göz göze geldi.
Gözleri kenetlendiğinde birbirlerine dudaklarındaki tebessüm yavaşça silindi. Yüzü ifadesizdi. Öyle çekici bir adamdı ki gözlerini çekemedi üzerinden. O başını eğip, kadehini yudumlarken bile. Arkadaşının sesini duyuyor ancak sözlerini anlayamıyordu. Yanlarına gelen adam kolundaki temasını hissedene dek fark etmemişti.

“Seni burada görebilmek hayal gibi. Kaya ben.”

Adamın uzattığı elini sıktı. Çekmek istediğinde adamın bırakmadan aralarına oturmasını izlerken şaşkındı.

“Dostum Ediz’le son defilenizi izleme şansına eriştim. Harikaydınız.”

Elini güçlükle çekip, yüzüne düşen tutamları savurdu omzundan geriye. “Teşekkür ederim.” Dedi. Adamın sözlerinden çok vücudunda gezinen bakışlarından rahatsız olmuştu.

“Kız arkadaşın yok mu?” diyen Aslı’ya bakıp kahkaha attı adam.

“Ayrıldık. Sizin kadar şanslı değilim aşk konusunda.”

Aslı’nın teselli sözlerini telefonu böldü. “Ediz arıyor. Hemen geleceğim.”

Yanlarından telaşla ayrılan Aslı’nın arkasından gitmek için doğrulduğunda kolunu tutan adam engel oldu. Üzerine eğilen yüzünü gördüğünde geri çekilmeye çalıştı Gazel. Nefesi yüzüne vuracak kadar yakınındaydı.

“Nereye güzelim? Daha birbirimi tanıyacak, kaynaşacaktık?”

“Bırak beni.” Dedi çırpınırken. Gücü yetmedi. Ses öylesine yüksekti ki kendi sesini dahi zor duyuyordu. Üstelik etraflarında kimse yoktu. Aslı da gelmemişti.

“Birkaç gün benimle vakit geçirmen için her şeyimi veririm.”

“İsteklerinizi yerine getirecek başka bir kadın bulun. Ben o değilim.” Dedi karşısındaki adamın yüzüne tiksinerek bakarken

“Ne fark eder? Hepiniz zengin birer koca bulup, kendinizi kurtarma derdinde değil misiniz?”

“Ne saçmalıyorsun sen?” dedi tekrar itmeye çalıştı.

“Aslı benim saf Ediz’i kandırdı. Kendini kurtardı. Sende onun gibi olmak istemez misin?”

İki yüzlüydü adam. Az önce Ediz ve Aslı’yı tebrik eden o değilmiş gibi söylediği sözler bunun en büyük kanıtıydı. “Ediz sizin arkadaşınız. Onunla ilgili nasıl böyle konuşursunuz?”

Adamın dudaklarının dudaklarına değeceğini anladığında çevirdi başını. O an yabancıyla yeniden göz göze geldiler. Yüzü bu kez ifadesiz değildi. Öfkeyle kasılmıştı. Dolan gözlerini kara gözlere kenetleyip, sessizce yardım istedi. Adam ansızın yerinden doğruldu. Arkasına döndüğünü gördüğünde hayal kırıklığıyla büzüldü dudakları.

Son bir güçle “Bırak beni.” Dedi. İtmek istedi. Yapamadı. Gözlerindeki yaşlar yüzünden süzülmeye başladığında üzerindeki ağırlık kayboldu. Hafif bir rüzgar değdi yüzüne. Kabus mu görmüştü? Nefes nefese oturduğu yerde dikleştirdiğinde yerde yatan adamı ve yanında elleri yumruk halinde yabancıyı gördü. Etraflarını saran siyah takım elbiseli adamlar yabancıyı çevrelediğinde onun sıradan biri olmadığını anladı. Teşekkür etmek istedi. Ancak Aslı’nın çığlığı engel oldu.

“Gazel. İyi misin?” Koşarak yanına geldiğinde yerdeki adama bakıp tekrar çığlık attı. “Ne oldu burada?”

“Bana saldırdı.”

Arkadaşı yüzünü sarıp, yara beresi var mı kontrol ederken “İyiyim.” Dedi. “Beyefendi kurtardı beni.” Elini uzatıp işaret ettiği yere baktılar ikisi de. Yabancı yoktu. Hiç gelmemiş gibi kaybolmuştu. Başı dönmeye, sesler uğuldamaya başlamıştı. Hayal mi görmüştü?

Yerdeki adam kaldırılmış, localardan birine oturtulmuştu. “Kim o herif?” Burnundan akan kanı silerken küfürler savuruyordu. “Hemen getirin buraya!”

“Tanımıyor olamazsınız.” Dedi güvenliklerden biri. “Kenan Cesur o.”

Sadece bir isim Kaya denen adamı susturmaya yetmişti. Diğerlerinin ise dağılmasına sebep oldu. Aslı adama küçük tokatlar savurduktan sonra çantasını aldı. Elini tutup, hızlı adımlarla çıkardı mekandan.

**

Sadece birkaç hafta önce yaşadıkları andan onu sıyıran arkadaşının coşkulu sesi oldu. “Karanlık kralımız prensesi yine kurtardı öyle mi? Ah. Bir masal gibi.”

“Aslı.” Kızmaya çalışsa da başaramadı.

“Anlatsana biraz. Nasıl biri?”

“Kenan.” Adını söylediğini hissetmiş gibi başını kaldıran adamı perdenin arkasından izledi. “Şefkatli. Düşünceli. Fazlasıyla da gizemli. Çok karışığım Aslı.”

“Neden?”

“İyi biri olduğunu biliyorum. Hissediyorum. Ama… Bugün onunla ilgili çok önemli bir gerçeği öğrendim. Kabul edilemeyecek kadar ağır olsa da… Ben ona inanmak istiyorum.”

“Ediz ile hikayemizi en iyi sen biliyorsun. Sana diyebileceğim tek şey… Kalbinin sesini dinle canım. Doğru yolu sadece o gösterebilir sana.”

Sesindeki şefkat ile doldu gözleri Gazel’in. “Kalbim ona kapılıp gitmek için çırpınıyor.”

“Sende izin ver o zaman…”

Telefonu iki eliyle sarıp fısıldadı. “İyi ki varsın Aslı.”

“Canımsın. Düğünümde burada ol. Nedimem olmak için söz verdin.”

“Geleceğim elbette.”

“Yanında yakışıklı Kenan’ı da getirmeyi unutma.”

Arkadaşının kıkırdayarak kapattığı telefona gülümseyerek baktı. İçindeki koca yük bir nebzede olsa kalkmıştı. Tekrar bahçeye baktığında Kenan yoktu.

**

Kenan yola çıkmadan önce ne kadar onu görmek istese de yapamadı. Alacağı tepkiden, göreceği tek bir imalı bakıştan çekindi. Saatlerdir ardı ardına içtiği kadehler sersemletse de düşüncelerini toparlanmasına yetmemişti.

Onun ne düşündüğünü ne hissettiğini neden önemsiyordu? Neden hakkında yanlış bir fikre kapılmasını istemiyordu? Bilmiyordu Kenan. Çözemiyordu.

Son yudumu da içtikten sonra yerinden doğruldu. Omzuna bırakılan ceketi sağ eliyle kavrayıp bir kez daha baktı cama. Suretini bir kez daha görememiş olmanın verdiği sıkıntıyla arabaya yöneldi.

Döndüğünde olmayacaktı belki de… Gitmek için ayrılmasını bekliyor olabilir miydi?

Ona engel olmayacaktı. Gitmek istiyorsa gidecekti. Arabaya binmeden Ömer’e döndü.
“Ne isterse…” dedi sadece. Başka bir söze gerek yoktu. Aldığı sessiz yanıtla Asaf’in açtığı kapıdan girdi.

Yerine oturduğunda yaşayacağı büyük hesaplaşmadan çok ardında kalan Gazel’deydi aklı.

***

(O an)

https://www.youtube-nocookie.com/embed/5yNPFluilno?rel=0&showinfo=0&enablejsapi=1

Nurbanu çalan kapının aralığında beliren kızın uzattığı telefona baktı.

“Teşekkür ederim.”

Avucuna bırakılan telefonun ardından odadan çıkmak için adım atan kıza alaycı bir ifadeyle güldü.

“Kenan gitti.”

“Biliyorum.” Dedi. Daha fazla konuşmak istemediğini belli edercesine hızlı adımlarla dışarı çıktı. Lakin beklediği kozu kendi elleriyle verdiğini bilmiyordu.

*****
Merhaba sevgili okurlarım,
Iki yeni bölüm sizlerle…
Yorumlarınızı heyecanla bekliyorum.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!