1.Bölüm “ALEX”

Genç adam barın loş ışığında, son yarım saattir göz hapsine aldığı esmer güzeli kadını izliyordu. Onun bakışlarının farkında olan kadın; olduğu yerde müziğin ritmine uyum göstererek dans ederken, hayatının en baştan çıkartıcı performansını sergilediğinin farkında bile değildi.

“Neler yapıyorsun Alex,” diye soran March’ın sesiyle, dikkatini izlediği kadının üzerinden arkadaşına çevirdi. Her ay birkaç defa yaptıkları, gelenek haline gelen bir toplantıydı bu. Ancak genç adamın aklı toplantıdan ziyade başka konularla meşgul olduğundan “Bildiğin gibi” dedi kısa ve net. Ne kadar eski ve değişmeyen arkadaşları da olsa, Alex her zaman böyleydi. Konuşmayı pek sevmezdi. Tabii ki bu durum arkadaşları için sorun değildi. Birlikte geçirdikleri yıllardan sonra, onun bu haline ister istemez artık alışmışlardı.

March’tan sonra, aralarındaki sessizliği bozmak isteyen Nicholas devreye girdi.

“Hafta sonu Paris St. Germain nasıldı? Yine maçı aldılar.”

Böylece konuşabilecek sohbet ortamı başlamıştı. Alex’in futbol maçları ilgi alanına girmese de, Fransa ligini az çok biliyordu. Arkadaşlarının konuşma çabasına karşılık;

“Zaten Leon’un oynadıkları o futbolla, rakiplerinin karşısında pek şansları yoktu” dedi.

Biraz oyuncuların hatalarından, birazda hakemin haksızlıklarından bahsederken, Alex’in gözleri ara ara barın taburesinde oturan kadına takılıyordu.

Nicholas ve March önce aynı liseyi, sonrada üniversiteyi birlikte okudukları en yakın arkadaşlarıydı. Aslında genç adam, onların yanında olmaktan sıkılmamıştı. Sadece, kadınlarla uğraşmak hayatının en eğlenceli kısmını oluşturuyordu, o kadar. Nicholas Alex’in dikkatle baktığı yerdeki kadını fark edince, March’a bakarak keyifle güldü.

“Aramızdaki tek bekâr olarak Alex en şanslımız dostum.”

Ama Alex’in sadece aklı değil, gözleri de arkadaşlarıyla yaptığı sohbetten çok, kendisini günaha davet eden ateşli avındaydı. Kadın içkisini yudumlarken gözlerini bir an olsun ondan ayırmadan, başıyla işaret ederek harekete geçti. Alex tam da şarap fabrikalarından bahsetmeye başlamışken, gelen işaretle konuşmasını keserek, ayağa kalktı. “İzninizle lavaboya gitmem gerekiyor,” dedi. Onun ani hareketiyle durumun farkına varan Nicholas, gülümseyerek March’a göz kırptı.

“Bu adam hiçbir zaman iflah olmayacak dostum.”

Arkasından söyleneni duyan Alex, onları umursamadan hayatında ilk kez gördüğü güzelin peşinden gitti. Kadın üzerine giydiği mini eteğiyle önünde kıvırarak yürürken, gözlerini dolgun kalçalarından ayıramıyordu. Bir kadında en çok dikkat ettiği şeydi kalçalar. Onunla neler yapabileceğini düşünmek bile, kanının başka yönde akmasına sebep oluyordu. Kadın, tuvaletlerin olduğu kısma gidip, bir kapıdan içeriye girdi. Onu takip eden Alex; içgüdülerine kapılarak yaptığı şeyin, doğruluğundan emin olmadığı için gerilmişti. Ama artık geri dönüşü olmayan bir şehvete kapılmış, ne olursa olsun onu kıvrak dansıyla ve kışkırtıcı bakışlarıyla baştan çıkartan kadını istiyordu. Tam kadının girdiği kapıya yaklaşınca, iki el onu içeriye çekip, kapıyı kilitledi. Önce tanımadığı kadınla kısa süreli birbirlerine baktılar. Sonra kadın kollarını Alex’e dolayıp, öpmek için dudaklarına yaklaştı. Ama Alex için öpüşmek gereksiz bir ayrıntıydı. Öpüşmek için duyguların olması gerektiğini düşünürdü. Oysa kendisi kadınlara asla bir şey hissetmezdi. Cinsel çekim dışında. Sıradan ve zevksiz bulduğu öpüşmeyi engellemek için dudaklarını geri çekip, ellerini kadının bluzunun içine soktu. Aceleyle bluzunu göğüslerinin üzerinde toplayıp, sutyeninin kopçalarını açtı. Harekete geçti. Birkaç dakika içerisinde amacına ulaşarak rahatladığında ise, kadının yüzüne bile bakmadan, ayak bileklerine kadar inen pantolonunu yukarı çekti. İstediğini aldığına gore, kadınla bir işi kalmamıştı artık. Onun için gitme vaktiydi. İlk kez hiçbir önlem almadan, ilkel duygularına yenilerek yaptığı bu şeyin, yanlış olduğunu biliyordu. Ama yanlış olduğunu bilse de o istediğini daima alırdı.

Tekrar bara girdiğinde March ve Nicholas tuvalette olanlardan habersiz içkilerini içiyorlardı. Alex bir kaç dakika önce yaşadığı zevkten sonra rahatlayarak, onların yanındaki yerini aldı. Üç arkadaş geçmişten bahsetmeye başladılar. Lise yıllarında gittikleri kamptan bahsederek gülen genç adamların yanından geçen kadın, hiçbir şey olmamış gibi tekrar masasına yerleşti.

Alex için kadınlar daima kullanılmak için yaratılmış varlıklardı. Hepsi ikiyüzlü ve nankördü. Bütün kadınlar açgözlü birer fahişeydi. Onlara olan nefreti yüzünden asla düzenli bir ilişki yaşamamıştı. Genellikle bir kere birlikte olduğu kadına asla ikinci kez şans vermezdi.  

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!