28. Bölüm

Saatler geçmişti. Ben hâlâ içmeye devam ediyordum ve bu kaçıncı bardaktı, bilmiyordum. Omzumu silktim. Saymayı bir saat kadar önce bırakmıştım. Ünlü bir gece kulübündeydik. Yahya, iki sarışının şefkatiyle gayet mutlu bir şekilde bar kısmında oturuyordu. Bense karanlık bir köşeye gizlenmeyi tercih etmiştim. Bevar da her zamanki gibi yanımdaydı. Düşünceli bir ifadeyle elindeki alkolsüz kokteyli içiyordu. Gölgesiz dostum… İçkiden nefret etse de bana her zaman eşlik ederdi.

Bakışlarımı ileriye çevirdim. Dans eden kadın ve erkek grubuna baktım. Saat ilerlemiş ve danslar erotik bir hâl almıştı. Öpüşen çifti gördüğümde aklıma o düştü tekrar. Bugün yaşadığımız tutku dolu anlardan sonra bu hâlde olduğumuza inanamıyordum. Ben düğünümüz için planlar yaparken şimdiki durumumuz canımı yakıyordu. Ama yapamıyordum… Ondan uzak kalınca bir yanım yarım kalıyordu sanki. Yanına gitmeli, bağırıp çağırmalı ama ne olursa olsun, ona hislerimi anlatmalıydım. Bardaktaki son içkiyi tek bir yudumda içip yerimden kalktım. Bevar da benimle birlikte kalktığında, “Eve gidelim,” dedim.

Başını salladı. Saatlerdir bunu bekliyordu. Yahya biraz daha kalacağını söylediğinde umursamadım. Onu bırakıp gece kulübünden çıktığımızda onlarca gazeteci karşıladı bizi. Patlayan flaşlarla gözlerim kamaşırken, adamlarım ve Bevar beni çıkarmaya çalışıyordu. Sesler birbirine karışıyordu. Ben ne sorduklarını bile anlayamıyordum. Amelya’nın adını duyduğumda durup, bulanıklaşan görüşümü gözlerimi kısarak netleştirmeye çalıştım. Gazeteci kadın dikkatimi çektiği için heyecanlanarak tekrar sordu.

“Amelya Hanım hamile olduğu için evlendiğiniz konuşuluyor, Genco Bey. Bu söylenenler doğru mu?”

Gülümsedim. Gözlerimin önüne gelen hayali içimi titretti. Güzelimin kollarında benim canımın parçası vardı. “Keşke…” dedim içimden… “Keşke gerçek olsa…” Ama daha tam anlamıyla bile ona sahip olamamıştım. Bevar kolumu tutup beni arabaya yönlendirirken, tepki veremeyecek kadar yorgun ve dağılmıştım. Radyodan yükselen şarkının sözleriyle başımı arkaya yasladım. Gözlerimi camdan görünen ışıklı sokaklara çevirdim.

“Seni kaybetmekle yüzleştim dün gece restleştim korkusuyla

Ne tuhaf şey ki düşüncesi dahi yetti mahvolmama

Hey gidi ben sana ne oldu öyle ki emindin aşksızlıktan

Yalnızlık fihriste eski sevgili muafsın mutsuzluktan

Saçlarından gözlerinden

Bende iyi duran sözlerinden

Senden benden bahsetmem lazım

Kim varsa umudunu kaybeden…”

***

“Genco Ağam?”

Bevar’ın sesi ve şiddetli dürtmeleriyle gözlerimi araladığımda yalıya gelmiştik. “Saat kaç?” Zihnimin biraz daha açıldığını hissediyordum.

“Sabah dörde geliyor, Ağam.”

“O kadar olmuş mu? Ne kadardır uyuyorum ben?”

“Bir saate yakın.”

Arabadan indiğimde omzuna dokundum.

“Ben iyiyim. Sen de yat hadi.”

“Ağam…”

“İyi geceler, Bevar.”

Yanından ayrılıp yavaş adımlarla yalıya girdim. Etraf sessiz ve hafif loştu. Nereye gideceğimi bilemeden bir süre merdivenlerin ucunda bekledim. Bir yanım onun yanına gitmek için çırpınırken, diğer yanım reddedilmekten korkuyordu. Ancak söz vermiştim. Evlendiğimiz gece aynı çatının altında ayrı yatmayacağımızı söylemiştim. Sıkıntıyla ellerim ceplerimde ağır adımlarla çıktım merdivenleri. Katımıza ulaştığımda, etrafın karanlık olduğunu görünce telaşlanarak odamıza girdim. Yoksa… Hayır, gitmiş olamazdı.

İçeri girdiğimde camın önünde dışarıyı izlerken buldum onu. Bakışları cama odaklanmış, ellerini kendisine sarmış, geldiğimi fark etmemişti bile. Bu kadar mı önemsizdim onun için? Kaşlarım çatılırken üstümdekileri yırtarcasına çıkardım. Yalnızca gömlek ve boksırla kalıp yatağa uzandım. Gözlerimi kapadıktan hemen sonra işittiğim tıkırtılarla gözlerimi araladım. Abajurları açmış, başucumda beni izliyordu. Başımı tekrar yastığa koyup sağ elimle gözlerimi kapattım.

“Neredeydin bu saate kadar? Ben seni beklerken sen o kadınlarla içki mi içtin?”

Sözleriyle kaşlarımı çatarak tepki vermeden beklemeye başladım.

“Cevap ver bana!”

Omzumu sarsmaya başladığında bileğini kavrayıp kendime çektim. Yatakta doğrulup yaşlarla ıslanan yüzüne baktım.

“Ne dememi istiyorsun, Amelya?”

“Doğruydu değil mi o haberler? O kadınlarlaydın?”

Alayla gülümseyerek yüzüne baktım.

“Öyle veya böyle… Seni neden ilgilendiriyor, Amelya? İkimiz de özgür değil miyiz?”

Bir yandan ağlarken bir yandan da bağırıyordu.

“Biz evliyiz! Sen benim kocamsın, be adam! Ben de senin karınım!”

“Kocan olduğumu anlaman ne güzel,” dedim alayla gülümserken.

Hıçkırırken sesi azaldı.

“Canımı yakmaya çalışıyorsun, değil mi? Yoksa… Aldattın mı beni?”

“Hayır desem inanacak mısın?”

“Gözlerime bakarak söylersen inanırım, Genco!”

Omuzlarımdaki ellerini kavrayıp indirdim.

“Öyle mi? Dedenle bir tuttuğun adamın sözlerine inanacaksın, öyle mi?”

Ellerini çıplak göğsüme yerleştirdi.

“Özür dilerim. Lütfen, affet beni…”

Suskunluğum karşısında ellerini geri çekip doğrulmaya çalıştığını gördüğümde, ensesinden tutarak dudaklarına kapandım. Hırsla ve acıtarak öperken içimde yarattığı depremleri az da olsa hissetmesini istiyordum. Öpücüklerime o da hızla karşılık verirken, üzerindeki geceliğin askılarını indirdim. Kumaş parçası usulca süzülüp beline kadar düştüğünde, beline sarılıp kadınımı kendime çektim. Dolgun göğüsleri çıplak tenime değdiğinde üst dudağını ısırıp çekiştirdim. Soluk soluğa geri çekildiğimde, bu kez dolgun göğüslerini kavrayıp yoğurmaya başladığımda kucağımda kıvranıyordu.

“Genco,seni istiyorum!”

Çıplak hâlde kucağımda oturan güzelimin yüzüne bakıp geri çekildim. Titrek elleri boynuma sarılı, başını eğmiş bekliyordu.

“Amelya?” dedim şaşkınlıkla. Güzel gözlerini kaldırmadı. İnce belini sarıp daha çok kendime çektim.

“Gözlerime bakar mısın?”

Başını kaldırıp nazlı bir edayla yüzüme baktı. Elleri çıplak göğüslerinin iki yanında gömleğime dokunuyordu. Güçlükle bakışlarımı yüzüne çevirdim.

“Söyle, Amelya! Bir kez daha duymaya ihtiyacım var. Belki o zaman gerçekliğine inanabilirim.”

Güzel gözlerini kaldırıp yüzüme baktı. Ellerim sırtını okşarken dudaklarıma kapandı. Islak dudakları dudaklarımın üzerinde geziniyor ve küçük öpücükleriyle beni çıldırtıyordu. Öpücüğü derinleştirip dudaklarını aralayınca soluksuz kalana dek ayrılmadım. Geri çekildiğimde dudaklarımız hâlâ birbirine değerken fısıldadı.

“Senin olmak istiyorum, Genco!”

Şaşkınlığım katlanırken içimde yükselen arzuya engel olamıyordum. Neden böyle ani bir karar verdiğini anlayamıyordum. Artık gerçekten birbirimize ait olacağımız için mutlu olsam da onun böyle ani bir karar verdiği için üzülmesini ya da pişman olmasını istemiyordum. Güzel gözlerine baktım.

Yüzünü saran ellerimi tuttu.

“Beni istemiyor musun?”

Nasıl böyle düşünebilirdi? Ona olan tutkum dinmezken nasıl böyle konuşabiliyordu?

“Seni arzulamadığım bir tek an yok, Amelya! Gözlerini düşünmediğim, tenini kokunu özlemediğim bir an bile yok!”

“Neden o zaman?” dediğinde güzel gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Sağ elimle yüzüne dokundum.

“Ben senin pişman olmanı istemiyorum.”

Başını sallayıp kucağıma daha çok sokulduğunda ellerini gömleğimin yakalarına kenetledi. “Birbirimize bu kadar yakınken uzak olmak istemiyorum, Genco. Karın olmak istiyorum. Bir gün sonra ya da bir hafta sonra değil. Bu gece… Bu gece karın olmak istiyorum… Seni mutlu etmek istiyorum.”

“Amelya…” dediğimde gömleğimin düğmelerini çözmeye başlayınca engel olmadım. Açılan her bir düğmede parmakları tenime değerken kendimi güçlükle tutuyordum. Ellerim kalçalarını kavrarken, açılan son düğmeyle güzel gözlerine baktım. Benden bir hareket beklediğini biliyordum. O böylesine istekli ve arzu doluyken ona nasıl karşı koyabilirdim ki?

“Bu geceden sonra,” dedim kararlılıkla. “Bu geceden sonra seni kimse benden alamaz, Amelya! Senin bile gücün yetmez buna!”

Elleri çıplak göğsümde gezinirken alt dudağını ısırıp fısıldadı.

“Ben doğduğum günden beri seninim, Genco. Yalnızca senin… Senden başka yuvam, senden ayrı nefesim yok ki…”

“Ah, Amelya!”

Dudaklarına kapandığımda elleri boynuma sarıldı. Kollarımın arasındaki kadınımı yatağımızın bembeyaz örtülerinin üzerine bıraktım. Geceyi kıskandıran ipek saçları yastığa dağılırken geri çekildim. Bacaklarının arasındaydım ve karım o ince uzun bacaklarını belime dolamıştı. Bacaklarını okşayarak ellerimi kalçalarında birleştirdim. Dudaklarımla göğüslerini bulup öpücüklere boğdum. Başımı kaldırıp kısılan gözlerine baktım. Tutkunun en koyu hâli dalgalar oluşturuyor ve bir girdap gibi beni içine çekiyordu. Boynumu saran elleriyle beni kendisine yaklaştırdığında, kalçalarındaki ellerimi çekip göğüslerini kavradım.

O kadar büyüleyici ve güzeldi ki… Onu izlemekten kendimi alamıyordum. Soluk kesiciydi ve benimdi. Geri çekilerek gömleğimi sıyırıp attım. Hâlâ bacaklarının arasında ve dizlerimin üzerindeydim. Beni izliyordu. Yerimden doğruldum. Yatakta beni bekleyen güzelime baktığımda bacaklarını sıkıca kapatmış ve elleriyle göğüslerini kavramıştı. Kendimi dizginlemeye çalışsam da ona duyduğum arzum her geçen an katlanıyordu. Boksırımı kavrayıp indirmeye başladığımda gözleri erkekliğime takıldı. Alt dudağını ısırdığında inlememek için kendimi güçlükle tuttum. Yatağın üzerinde emekleyerek yaklaştığımda, bacaklarını aralayıp beni arasına kabul etti. Beline düşen geceliğini ve küçük iç çamaşırını sıyırıp aldım. Ardından aradığım sıcaklığa tekrar sokuldum. Ellerimi başının iki yanına yaslayıp bekledim. Atacağım adımlarıma dikkat etmem gerekiyordu. Onu ilk gecemizde korkutmak istemiyordum. Güzel gözlerini gözlerime kenetlediğinde fısıldadım.

“Kadınım…”

Ellerini boynuma kenetledi ve utanarak gülümsedi. Konuşmuyordu. Hızla kalkıp inen göğüsleri, çıplak göğsüme sürtüyordu. Çok heyecanlıydı. Ancak ben de onun kadar heyecanlıydım. Bu an çok özeldi. Amelya benim gizli hazinemdi.

Gözlerini gözlerime kenetlediğinde sıcaklığına sürtünmeye başladım. Onu hazırlamak ve duyacağı acıyı hafifletmek istiyordum. Güzel gözlerine baktığımda gözlerini kapadı. Heyecandan boynumdaki ellerini sıkıyordu.

İnlemeleri artarken artık kendimi tutamıyordum. Hazır olduğunu düşündüğüm anda yavaşça içine süzüldüm. Beklediğim noktaya geldiğimizde duyduğu acıyla ufak bir çığlık kopmuştu dudaklarından. Başını boynuma gömdüğünde gözlerinden akan birkaç damla yaşı hissedince bekledim. Alışmasını, duyduğu acının azalmasını bekledim. Kısa bir an sonra boynumdaki kolları gevşeyerek başını yastığa bıraktı. Güzel gözlerinden akan yaşları usulca silip dudaklarına uzandım. Üst dudağını emerken, içinden çıkmadan ileri geri hareket etmeye başladım.

Güzel kadınımın zevk dolu inlemeleri dudaklarımızın arasında kaybolurken hareketlerimi hızlandırdım. Kalçalarını kavrayıp kendimi üzerine bıraktım. Ağırlığımın onu ezmeyeceğine emin olduğumda başımı boynuna gömdüm. Öpücüklerimi art arda sıralarken hareketlerim daha da hızlandı. İnlemelerimiz birbirine karışırken kendimi tutamıyordum. Bir süre sonra alışmıştı ve bana uyarak hareket ediyordu. Duyduğum zevki daha önce hiçbir birlikteliğimde tatmamıştım. Birbirimize kenetlendiğimiz anda sesim odada yankılandı. Artık kendimi güçlükle tutuyordum. Onun bir anda rahatlayarak kendini bıraktığını hissettiğimde, erkekliğimi kaplayan ıslaklıkla hareketlerime devam edip bir süre sonra ben de kendimi bıraktım. Kadınlığından çıkmadan durduğumda başımı kaldırıp güzel gözlerine baktım. Alnımı alnına dayayıp fısıldadım.

“Karımsın… Kadınımsın, Amelya… Artık benimsin…”

“Seninim, Genco… Ben hep senindim…”

Bu sözleri duyunca inleyerek dudaklarına kapandım. İçinden çıkıp sırtüstü yattığımda güzel karımı üzerime çektim. Dudaklarına sert bir öpücük bırakıp ayrıldığımda tutkuyla kısılan güzel gözlerine baktım. Beni deli eden vücudunun tamamı üzerimdeydi. Ellerim kalçalarını sıkıca kavradı. Dolgun göğüsleri, çıplak göğsüme yapışmıştı. Bakışlarımı dudaklarına çevirince dudakları sanki daha da kırmızıya boyanmıştı.

Belinden kavradım. Sırtüstü uzanmasını sağlayıp bacaklarının arasında durdum. Saçları dağılmış ve dudakları şişmişti. Ellerini bana doğru uzattığında biraz daha yaklaşıp üzerine uzandım. Kollarını boynuma doladığında alnımı alnına yasladım.

“Amelya…”

Elleri saçlarımda gezinirken bakışlarımız birbirine kenetlenmişti.

“O defileye asla çıkmayacaksın!”

Dudaklarını araladığında bir öpücük bırakıp geri çekildim. “Bu tartışılacak bir konu değil. Senin yarı çıplak onlarca adamın karşısına çıkmanı istemiyorum. Seni mahrem hâlinle yalnızca ben görebilirim. Yalnızca ben… Kocan… Anladın mı?”

Başını sallayıp omzunu silkti. “Ben de istemiyordum zaten. Ne yapacağımı bile bilmem ki ben orada… Yalnızca sen bana sormadan öyle konuşunca kendimi kötü hissettim.”

Sözleri rahatlamama neden olsa da onun kendisini önemsiz hissetmesini istemiyordum. “Sen benim karımsın. Bu yüzden öyle bir tepki verdim. Düşüncesi bile dağılmama yetti. Ben asla dar görüşlü dedikleri cinsten, muhafazakâr bir adam olmadım. Ancak bu kadarı çok fazla…”

Ellerini yüzümde kaydırırken fısıldadı.

“Haklısın, sevgilim.”

“Senin sevgilim diyen ağzını yerim ben…”

Dudaklarına minik öpücükler kondurduğum sırada kıkırdıyordu. Geri çekildim.

“Seninle ilgili her şey benim önceliğim. Seni kırmak ya da zorlamak değil amacım. Ancak yeri geldiğinde ben de senin hayatınla ilgili kararlar vereceğim.”

“Tamam, Genco,” dediğinde kokusunu içime çekerek alnına bir öpücük bıraktım. Sırtüstü yatıp onu üzerime çektim.

“Şimdi uyku zamanı,” dediğimde esneyerek başını salladı.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!