21.Bölüm

Alex; yatakta gözünü açar açmaz yanında Vivienne’i aradı, ama sevdiği kadın yoktu. Son iki gündür yaşadıklarının, gördüğü güzel bir rüya olduğunu düşünerek önce yüzü asıldı. Fakat dudaklarında hala Vivienne’in teninin lezzetli tadını taşıdığı için, bir anlık aklına gelen düşünceye gülümsedi. Dudaklarını yalayarak rüya olamayacak kadar gerçekti dedi kendi kendine. Ardından dışarıdan gelen kahkaha sesleriyle yataktan kalkıp, pencereye doğru gitti. Vivienne, Angeline’i koltuk altlarından tutarak havada kendi etrafında çevirirken, ikisi de o kadar tatlı ve mutlu görünüyorlardı ki, bir süre olduğu yerden ayrılmadan onları izledi. Fakat izlediği mutluluk tablosu, hafızasında canlanan başka görüntülerle yer değiştirdi ve yüzündeki tebessüm anında soldu.

Alex o zamanlar küçücük bir çocuktu. Annesiyle birlikte çimenlerin üzerinde koşuştururken, Rachell onu yakalayarak kucağına aldı ve şimdi Vivienne’in Angeline’e yaptığı gibi onu kendi etrafında döndürmeye başladı. Küçük Alex mutluluktan gülücükler atarken Rachell oğlunu göğsüne bastırarak alnından öptü. “Seni çok seviyorum yakışıklı oğlum.” Alex anılarında yaptığı küçük yolculuğuna annesinin dudaklarından çıkan “Seni seviyorum” sözcüğüyle son verirken, eli kalbine gitti. Hem canı yanıyordu, hem de içindeki annesine ait boşluğun, gün geçtikçe dolmaya başlamasından dolayı kendini hafiflemiş hissediyordu. Babasının anlattıklarının aksine, annesi onu sevmiş olabilir miydi? Hatırladığı anıların ona bu kadar huzur vermesi normal miydi? Sadece kalbinde değil, beyninde de öyle bir boşluk vardı ki Rachell’e dair, ne yapıp edip bir an önce bu boşlukları doldurmalıydı. Aksi halde ruhu bu konuda hiçbir zaman huzur bulmayacak, sonsuza dek azap çekecekti.

Archer, Alex’in kalbini Rachell’e olan nefretiyle öyle bir karartmıştı ki, genç adam çocukluğundan beri annesiyle ilgili anılarını hep bilinçaltına itmişti. Fakat Archer’ın hesaba katmadığı bir şey vardı, o da mucizeler yaratan aşkın hesapsızca genç adamın kalbine süzülmesiydi. Vivienne’in gelişiyle; nefretten oluşan karanlığın, üzerini örttüğü anılar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Alex gerçekleri öğrendiği zaman, Archer oğlunun daha önce görmediği bir yüzüyle karşılaşacaktı ve hayatının en ağır bedelini ödeyecekti.

Alex yeni aldığı kararlardan sonra üzerini giyinip, Vivienne ve Angeline’e katılmak için hevesle bahçeye çıktı. Sevdiği kadının özlediği dudaklarını doyasıya öperken, evin hizmetçilerinden olan Gisella’nın kıkırtısıyla, yalnız olmadıklarının farkına varıp birbirlerinden ayrıldılar. Alex Vivienne’den sonra Angeline’i de öpüp, küçük kızı kucağına aldı. Üçü birlikte öyle güzel bir aile oluşturmuşlardı ki, bu mutluluk ile buzdan kaleye benzeyen evin kasveti dağılmış, sıcak bir yuvaya dönmüştü. Alex Angeline’i güldürmek için şirinlikler yaparken, Vivienne de kollarını genç adamın beline dolamıştı. Gelen alkış sesiyle ikisi birlikte arkasını döndüklerinde, Archer’ı görmeyi hiç beklemiyorlardı. Yüzüne taktığı tiksinti ifadesiyle;

“Ne güzel bir aile tablosu. Bu fahişeyi evine aldığın yetmezmiş gibi bir de çocuk mu edindin ahmak oğlum,” dedi.

Gisella ve Vivienne, öldü sandıkları adamı kanlı canlı karşılarında görmenin şokunu yaşasalar da, Alex aslında şaşırmamıştı. Cesedi bulunamayan babasının yaşadığı ihtimalini hep düşünmüştü. Onun bu kadar kolay ölmeyeceğini adı gibi biliyordu.

Alex soğukkanlılıkla Angeline’i Vivienne’e verip, eve girmelerini söylediği zaman, genç kızın gözlerindeki korkuyla yüz yüze geldi. Angeline’nin varlığını, babasına açıklamasından korktuğunu anlayacak kadar kadınını tanıyan Alex, Vivienne’e gözlerini kapatıp tekrar açtı. Bu hareketin, her şeyin gizli kalacağına dair ona verilen bir teminat olduğunun bilincinde olan Vivienne, bebek konusunda içi rahatlayarak Gisella ve Angeline ile birlikte eve girdi. Alex Vivienne’i gönderdikten sonra, babasının karşısına geçerek öldürücü bakışlarla gözlerini gözlerine dikti.

“Bir daha sevdiğim kadından fahişe diye bahsedersen, yemin ederim seni öldürürüm” dedi.

Archer aklından geçenlere rağmen rahat görünmek için ellerini ceplerine soktu.

“Buraya gelirken yaşadığıma sevinmeyeceğini tahmin etmiştim aslında. Çünkü sen oldum olası benden nefret ettin Alex. “

Alex yüzündeki soğuk ifadeyi değiştirmeden babasına cevap verdi.

“Buna neden şaşırıyorsun? Bana nefretten başka bir duygu öğretmedin ki. Beni, anneme olan kininle zehirleyerek büyüttüğünü unuttun mu yoksa?”

Archer, onun söylediklerine Vivienne’in neden olduğunu bildiği için, içinden genç kıza lanetler yağdırdı. Çünkü oğluyla hiçbir zaman iyi bir ilişkisi olmasa da, Alex babasıyla ilgili düşüncelerini daha önce hiç bu şekilde dile getirmemişti.

“Seni asıl zehirleyen o kız oğlum görmüyor musun? Seni değiştiriyor.”

Alex’in tahammül gücü her an biraz daha zayıflayarak;

“O kızın bir adı var, Vivienne. Ve dediğin gibi, beni mutlu ederek değiştiriyor. Seni bir daha yakınımda görmek istemiyorum Archer Gerard. Eğer bir daha karşıma çıkarsan, sana ait her şeyi hayatımdan çıkartmak adına, annemin soyadını almak için mahkemeye başvururum ki, beni en iyi sen tanırsın, dediğimi yaparım.”

Babası Alex’in söyledikleriyle çığrından çıktı.

“Kadınlar yüzünden gösterdiğin zayıflık nedeniyle bazen oğlum olduğundan şüphe duyuyorum. Beni nasıl olur da o kadının soyadını almakla tehdit edersin. Benden utandığın kadar, seni başka bir adam için terk eden kadından nasıl utanmazsın.”

Alex derin derin nefes alarak içindeki öfkeyi kontrol etmeye çalıştı.

“Annemin beni başka bir adam için terk ettiğini söyleyen sensin ve artık bu konuda kuşkularım var. Zaman zaman onunla ilgili güzel anılar canlanıyor kafamda. Bazen de senin ona çok kötü davrandığın anları hatırlıyorum. Belki de annem beni aşığı için değil de, senden kurtulmak için terk etmiştir.”

Tam Archer Alex’in son sözlerine karşılık vermek için ağzını açmışken, Alex işaret parmağıyla babasına geldiği yönü gösterdi.

“Hemen evimden ve hayatımdan defol!”

Archer kendisini beklemekte olan arabasına doğru yol alırken Alex arkasından,

“Annemi bulacağım!” diye bağırdı.

Babası ona dönmeden içinden yaşasaydı belki dedi öfkeyle.

GEÇMİŞ

Rachell yedi yıl önce iki erkek arasında bir karar vermek zorunda kalmıştı. Archer ona tutkuyu ve heyecanı vaad ederken, Darcy ise sonsuz sevgisini sunmuştu cömertçe. Rachell için zor bir karar olsa da en olmaması gereken adamı seçmiş, tutkuyu tercih etmişti.

Archer ile evliliklerinin ilk yılı; her şey masallardaki gibi mükemmel geçse de, Alexander’a hamile kalmasıyla birlikte büyü bozuldu. Ve evlendiği adamın karanlık yüzüyle karşılaştı. Böylece madalyonun diğer yüzünün ne kadar kirli ve karanlık olduğunu, ilerleyen yıllarda en acı şekillerde tecrübe etti.

Rachell, yatağının üzerine oturmuş geçmişinin muhasebesini yaparken, kucağında birleştirdiği ellerinin üzerine gözlerinden birkaç damla yaş düştü. Hayatını kendi elleriyle cehenneme çevirdiği yetmezmiş gibi, yaşadığı hayata masum bir çocuk dahil ettiği için oğluna karşı vicdan azabı hissediyordu. Alexander’ın odaya, “Racheeell!” diye girip koşarak annesine sarılmasıyla, daldığı düşünceleri yarım kaldı. Genç kadın; tek sığınağı olan oğlunun kokusunu içine çekerek öptükten sonra, ağladığını saklamaya çalışarak, “Bugün kiliseye gidelim mi” diye sordu. Çocuk sevinerek annesinin kucağından inip yerinde zıplamaya başladı. Bu ev sadece Rachell’in değil, Alexander’ın da hapishanesi olduğundan, sadece kiliseye gitmek için evden çıkabiliyorlardı. Rachell, onun mutluluğunu izlerken odaya gelen Eliza, “Demek vakit geldi” dedi üzgün ve buğulu gözlerle. Rachell, Alexander’ı odasına gönderip Eliza’yla tekrar planlarının üzerinden geçti.

Yaşadığı hayattan kurtulup, tekrar özgürlüğüne kavuşmak için Eliza’dan Darcy ile bağlantı kurmasını istemişti. Genç kadının yaşadıklarına şahit olan Eliza, hiç düşünmeden onun istediğini yaptı. Aldığı haber ile Darcy ise Rachell’den gelen yardım isteğini içine düşeceği tehlikeye rağmen, seve seve kabul etmişti. Çünkü yıllar geçmesine rağmen sevdiği kadını hiç unutmamıştı. Bir gün Rachell’in geri döneceği ümidiyle beklemişti. Her ne kadar uzun seneler ondan uzak kalsada, Rachell’in başına gelenleri takip etmiş, kendini onu her haliyle kabul etmeye hazırlamıştı.

Rachell, dikkat çekmemek için, yanına sadece Alexander’ın tişört ve pantolonunun sığacağı küçük bir çanta aldı. Yolculukları sırasında oğlunun terlemesi olasılığına karşıydı bu hazırlık. Birkaç değerli ziynet eşyasını çantasına atınca hazırlığı tamamdı. Eliza ile birbirlerini son kez gördüklerinin bilinciyle sıkı sıkı sarılırken, ikiside korkuyla titriyorlardı. Eliza, Rachell için çocuk bakıcısından çok daha öteydi. Birlikte yaşadıkları yıllar boyunca, aralarında öyle sıkı bir bağ kurulmuştu ki, birbirlerine can yoldaşı olmuşlardı. Eliza, Alexandre ve Rachell’i yolcu ederken; “Oğluma iyi bak Rachell, Tanrı sizi korusun” dedi ve yıllardır biriktirdiği parasını koyduğu zarfı gizlice kadının çantasına attı.

Rachell her an yanında olan Archer’ın adamlarına kiliseye yalnız girmek istediğini söylese de dinlemediler. Duasını yaparken, arkasında onu bekliyorlardı. Ne yapacağını düşünürken, Alexander’ın tuvalete gitmek istediğini söylemesiyle, beklediği fırsat ayağına gelmiş oldu. Oğlunun elinden tutup tuvalete doğru ilerlerken, adamlarda harekete geçti. Rachell, onlara en sert bakışı ile bakarak, “Çocuğu tuvalete götürüyorum. Kadınlar tuvaletine gelmeyeceksiniz herhalde” dediği an iri yarı adamlar birbirlerine bakıp oldukları yerde kaldılar.

Alexander ile birlikte seri adımlarla tuvalete giden genç kadın, hızlıca oğlunun tuvalet ihtiyacını karşıladıktan sonra onu kucağına alıp, kilisenin arka çıkış kapısına koştu. Kapıdan çıkar çıkmaz dışarıdaki boş taksiyi görünce, şansın artık ona güldüğünü düşünmeye başlayıp araca bindi. Tren ile Nice’a gidecek, Darcy ile orada buluşacaklardı. Darcy onu almak için birilerini göndereceğini söylese de, Rachell dikkat çekebileceklerini düşünüp kabul etmemişti. Yarım saat sonra tren istasyonundaydı.

Nice’a gidecek tren biletini alıp arkasını döndüğü an Archer ve adamlarıyla karşılaşmayı hiç beklemiyordu. Kocası; Alexander’ı çekerek kollarından almaya çalışırken, Rachell yere düştü. Archer, çocuğu yanındaki adama uzatırken Alex, “Anneee” diye bağırıyordu. Oğlunun anne diye çığlık çığlığa bağırması, Rachell’in içini daha çok acıttı. Çünkü oğlu sadece korktuğu zamanlarda ona, anne diye seslenirdi. Onun dışındaki zamanlarda hep, Rachell olurdu. Anne oğul birbirinden zorla ayrılırken, etraftaki insanlar bu olayı sadece izlemekle yetiniyor, kimse müdahale etmiyordu. İstasyondaki görevli polislerden birisi onlara yaklaşınca, Archer eğilip polis memurunun kulağına bir şeyler fısıldadı. Bu kısa ve sessiz konuşmadan sonra polis onlardan uzaklaştı.

Archer, Rachell’in kolundan tutup, “Hadi gidiyoruz ” dedi. Genç kadın hıçkırarak ayağa kalkıp, çocuğunu kaybetme korkusuyla onu affetmesi için kocasına yalvardı. Fakat yalvarırken, Archer’in gözlerinde gördüğü karanlık yüzünden dehşete düştü. Çünkü bu bakış onun gözünün döndüğünün, içindeki canavarın ortaya çıktığının belirtisiydi. Rachell konuşmaya devam ederse, daha kötü şeyler olacağını bildiği için sustu ve Archer ile birlikte arabaya yürüdü. Alexander’ın, diğer adamlarla beraber başka bir arabaya binirildiğini görünce, bundan sonra kendisini çok kötü bir sonun beklediğini tahmin edebililiyordu.

Hava kararmak üzereyken, ıssız ormanlık bir bölgeye geldiler. Archer kolundan tutarak arabadan savururcasına indirdi zavallı kadını. Rachell; “Neden buraya geldik? Bana ne yapacaksın?” dedi.

Archer cevap vermedi. Tuttuğu kolu daha da sıkıp düşe kalka sürükleyerek ormanın tenhalarına çekerken yanında iki adamı vardı. Archer istediği gibi bir yer bulunca Rachell’in koluna asılarak onu yere savurdu. “İhanetinin bedelini ödeyeceksin sevgili karıcığım!”

Rachell; “Ne olur bırak beni! Bu sen değilsin” diyerek yalvarsa da, kocasının delilik anlarından birisi olduğunu ve onu duymadığını biliyordu.

Archer, boynunu sağa sola kırdıktan sonra, belindeki silahı çıkartıp namluyu Rachell’in yüzüne çevirdi. “Seni gerçekten sevmiştim Rachell ama sen beni ve oğlumuzu hak etmiyorsun!”

Rachell, silahı görünce bütün umudunu kaybetti. Buraya geldikleri yol boyunca, başına böyle bir şey geleceğini biliyor ama kabul edemiyordu. Bütün yaptıklarına rağmen, bir zamanlar aşık olduğu adamın içinde, bir parçacıkta olsa vicdan olduğuna kendini inandırmıştı. Gözlerindeki yaşı silip, daha bir hafta önce yatak odasına yanında başka bir adamla gelen kocasına tiksintiyle bakarak, “Sen mi beni sevdin? Beni sevdiğin için mi başka adamlarla paylaşmak istedin?” diye haykırdı.

Archer hiçbir şey söylemeden silahı yanındaki en tehlikeli adamına verdi ve arkasını döndü. “Bitir işini. Arabada bekliyorum seni.”

Archer diğer adamıyla birlikte hiçbir şey olmamış, ölüm emrini verdiği çocuğunun annesi değilmiş gibi rahat bir şekilde arabasına yürürken, patlayan silah sesi ıssız ormanda yakılandı.

GÜNÜMÜZ

Alex; evin kapısının girişinde onu panikle bekleyen Vivienne’i gördüğü zaman, üzerindeki gerginliği atıp, genç kıza kollarını açtı. Vivienne güven duyduğu kollara kendini bırakırken;

“Senin için endişelendim. İyi misin?” diye sordu.

Alex sarıldığı beli daha da sıkarak, burnunu Vivienne’in boynuna gömdü.

“İyiyim, merak edilecek bir şey yok. Güvenliğe talimat verdim, babam bir daha elini kolunu sallayarak bu eve giremeyecek. Ayrıca, Angeline konusunda tedirgin olmana gerek yok bebeğim. Çünkü benim hayatımı mahvettiği gibi, onun hayatını da mahvetmesine izin vermeyeceğim, hiçbir zaman bir kızı olduğunu öğrenemeyecek.”

Alex’in; duymak istediği sözleri söylemesi Vivienne’i rahatlattığından, sevdiği adamı ödüllendirmek için dudaklarına tüy kadar hafif bir öpücük bıraktı. Ama bu kısa öpücük Alex’in beklentilerini karşılamaya yetecek türden değildi. Gülerek;

“Eğer bir an önce kahvaltıya geçmezsek, korkarım bedenimi doyurmaya senden başlayacağım” dedi ve Vivienne’in elinden tutarak birlikte içeriye girdiler.

Alex ve Vivienne kahvaltı yaparken, Philip arayıp onları ertesi günkü evlilik yıl dönümü kutlamalarına davet etti. Vivienne daveti duyunca;

“Sanırım karı koca böyle özel toplantıları çok seviyor olmalılar,” dediğinde Alex gülümseyerek;

“Tahmin edemeyeceğin kadar çok” diye cevap verdi.

Ertesi gün sabah 06:00’da çalan telefon sesiyle güne gözünü açan Alex, Vivienne’i uyandırmamak için banyoya geçip, en yakın arkadaşı March’a cevap verdi.

“Sabah sabah aradığına göre beni rüyanda görmüş olmalısın. Uygunsuz bir rüya olmasaydı bari”

March Alex’in esprili cevabına karşılık tüm ciddiyetiyle konuşmaya başladı. “Bu saatte espri yapabildiğine göre, olanlardan henüz haberin yok galiba. Sosyal medya senin haberlerinle sallanıyor dostum. “

Duyduklarından bir şey anlamayan Alex; “Sen ne diyorsun March, ne haberi?”

“İnternete girip bir baksan iyi olur Alex. Ama öncesinde seni uyarayım, gördüklerin hiç hoşuna gitmeyecek. Birisiyle konuşmak istersen ben buradayım dostum.”

Alex, telefonu kapatır kapatmaz internete girip ismini yazdığı an, gördüğü haberlerle çılgına döndü.

“GENÇ İŞ ADAMINA KİRALIK SEVGİLİ”

“BALODAKİ GİZEMLİ KADININ SIRRI ÇÖZÜLDÜ”

“ALEX GERARD GEY OLDUĞU SÖYLENTİLERİNE ÖNLEM OLARAK KENDİNE SEVGİLİ KİRALADI”

Sonu gelmeyen başlıkların birkaçını okuduktan sonra, sinirle telefonu duvara çarparken, korktuğu tek bir şey vardı. O da Vivienne’in bu haberlerden nasıl etkileneceğiydi. 

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!