27. Korkma Reis En Fazla Mafya Anası Olurum

Deli Seyit’in mekanına girdi. Biri kadın koruma biri de Arif olmak üzere yanında sürekli iki kişiyle dolaşıyordu. Dedesinin elini öperek yaşlı adama sıkıca sarıldı. “Nasılsın dede?”

“Mekanıma güneş doğdu, çok iyiyim kızım. Hoş geldin.”

“Allah iyilik versin dedem. Ruken’le buluşmak için geldim. Dün geceden sonra Vedat buraya gelmemin daha akıllıca olacağını söyledi.”

“Duydum duydum…” derken başını sağa sola sallamıştı. “Çoktan geldi. Kara Turgut’un kızıyla arkadaş olmana çok sevindim. Vedat anlatmıştı gerçi.”

“Ona bir can borcum var, arkadaşı olmak ne demek. Çok iyi biri ama Kara Turgut’u tanımıyorum.”

“Kara Turgut bizim âlemin eskilerinden. Ruken benim de kızım sayılır. Daha küçük bir kızken buralarda koşar oynardı.”

Efşan bilmediği gerçekleri zihninde canlandırdı ama Ruken’i küçük bir kız olarak hayal edemedi. “Anladım dede. Ruken nerede?”

Başıyla arka tarafı işaret etti. “Size özel bir yer ayarladım. Yolu biliyorsun.”

“Sağ olasın dedem,” diyerek yanından geçiyordu ki Deli Seyit’in sesine döndü.

“Nargileleri yolluyorum.”

Alt dudağını ısırıp başıyla onayladı ama tek kelime edemedi. Arkasını dönerek yoluna devam etti. Kapıyı açıp içeri girdiğinde Ruken’i bahçeyi izlerken buldu. Gülümseyerek kalkıp kendine kollarını açan kadına sıkıca sarıldı. Bu üçüncü buluşmalarıydı. İkisi de farkındaydı. Birbirlerine çok iyi geliyorlardı.

Efşan yerine oturduğunda hem kahveler hem de dumanı üzerinde nargileler odaya getirilip bırakılmıştı. Karşılıklı oturduklarında Ruken başını bilircesine salladı. “Ne yaptın sen dün gece? Camia çalkalanıyor.”

“Ne yaptığımı bilsen.” Kahkaha atıp hedef olanın Vedat olduğunu sandığını anlattığında birlikte güldüler.

“Keşke gelseydim, eniştem gel dedi ama daha çömezim. Bir sene sonra belki karışırım aranıza. Gelsem en azından senin şu havalı tekmelerini görebilirdim.”

“Beni boş ver. Sen nasılsın?”

Ruken’in yüzü bir anda soldu. “İyi olmaya çalışıyorum. Geçecek!”

“Kenan ve sen geçmesini istiyorsanız geçecektir. Birbirini seven insanların ayrılmalarına pek anlam veremesem de sizi anlıyorum.”

“Sen beni anlayamazsın Efşan. Sen sevdiğin adam için kara bir dünyaya adım attın ve gemiyi karadan yürütüyorsun. Biz bunu yapamadık. Acaba sevgimiz sizinki kadar büyük değil mi?”

“Ayrılıkta aşka dahil derler bilirsin. Böyle düşünme, hayatın ne getireceğini asla bilemiyoruz.”

Ruken gülümsedi. “Haklısın, hadi içelim.”

“Benim sana bir söylemem gerekiyor,” dedi Efşan, nargilesine uzanırken.

“Dinliyorum.”

“Birini bekliyorum, gelsin anlatacağım.”

“Kimi bekliyoruz?” dediğinde kapı aralandı, içeri Vural girdi. Ruken nargilesini bırakıp gülümseyerek Vural’a sarıldı. “Sen? Özlemişim, hiç görüşemiyoruz.”

Vural da kocaman gülümseyip kız kardeşi gibi sevdiği Ruken’in tepesine bir buse kondurdu. “Ben de özledim. İşler bizi bırakmıyor ki. Efşan çağırdığı için geldim.”

İkisi de durup sırıtan kadına baktı. “Beklediğimiz kişi Vural mı?” diye sordu Ruken.

“Ta kendisi, oturun konuşalım.”

Vural da gelen kahvesini içmeye başladığında Efşan aklındakileri anlatmaya başladı. “Hazan’ın güvencesi sensin, Vural. Senin bir başkasına gitmeyecek hatta bakmayacak olduğunu biliyor. Bu yüzden sana sonsuz kredi açıyor, sen de ne olursa olsun onu bırakmayarak bunu destekliyorsun. Hazan bir süre üzülüyor ve sonra geçiyor. Buna çok alışmış. Tek korkusu bir gün başkasıyla olacak olman.”

“Bunun imkânsız olduğunu sen de biliyorsun,” dedi Vural.

“Evet, size bakan herkes biliyor. Aklıma bir fikir geldi.” Ruken ile ikisi arasında kısa bir an mekik dokuduğunda Ruken’in alışık olduğu sahneler zihninde canlandı. “Şeytan…” dedi sırıtarak ama Vural anlamamıştı.

“Anlamadım.”

“Ruken ile çakma sevgili gibi de değil de hani Hazan’a ufak bir oyun oynamayı düşündüm. Hazan elinden kaçan balığı yakalamak zorunda olduğunu hissederse çözülebilir,” dedi Efşan.

Vural başını sağa sola salladı. “Bu onu üzer. Çok çocukça.”

“Sana göre öyle,” dedi Ruken. “Bu taktik her zaman işe yarar, ben bizzat ablalarımdan biliyorum.” Ruken dünden hevesli hâliyle mahzun baktı. “Beni istemiyor musun?” Ardından kahkaha attı. “Ben gönüllüyüm. Kendime hayrım yok, sizlere yardımcı olmaktan onur duyarım.”

Efşan iki parmağını Vural’a kaldırdı. “Küçük bir oyun, Vural. İşe yaramazsa aranızı ben yaparım. Oyun olduğunu Ruken de anlatır ama abim,” dedi düşünceli bir şekilde bakıp. “Sen de kabul et, seni kıskanmayacak, başkasına yar edecek bir Hazan da senin kalbinde yaşamasın. Üzülse bile kârdır, durup düşünebilir.”

Bakışlarını fincanına indirdi. Etrafındaki herkes bunu söylüyordu ve içten içe haklılık paylarını teslim ediyordu Vural. Ama Hazan’a olan bağı hepsinin üzerini kapatıyordu. Kendi canı eşitti Hazan. Hazan’ın nefesi eşitti kendi nefesi. Onu evinin hanımı, çocuklarının annesi olarak görmek istiyordu artık. “Tamam, kabul ediyorum.”

                                                                        ***

Vural yanlarından ayrılsa da iki saat boyunca devam eden sohbetlerinin ardından araçlarına binip ayrı yollara devem ettiler. Yürüyerek, çoğu zaman düşünerek kat ettiği yollardan ayağı yere değmeden geçiyordu. Özlüyordu o özgür anlarını, bir kuş gibi canının nereye isterse oraya savrulduğu günleri. Ama olduğu kadına da alışıyordu. Vedat’a tutkundu, hayrandı ve âşıktı. Onsuz bir ânı düşünemiyor, kalan ömrünün Vedat olmadan nasıl geçeceğini hayal bile edemiyordu.

Hayat çizgisi devamlı değişen ve insanı üzerinde dengede tutan ince bir düzendi. Efşan bu çizgide yürümeyi kendisi istemişti. Pişman olmayacaktı, özgür de olmayacaktı ama sonsuza kadar uçsuz bucaksız bir aşkın kanatlarında gezecekti. Her zorluğa göğüs gerecek, çoğu zaman kedere düşecek ama ayağa kalkmasını bilecekti. Vedat haklıydı. Bu kadın olmak için doğmuştu çünkü o gücü hem kalbinde hem de ruhunda hissediyordu. Özgür bir kuş gibi dolaştığı yollara bakıp arkasına yaslandı.

“Özgürlük insanın kalbinde. Nerede olmak istiyorsan orası senin kanatların. Esaret, tutsak bir düşünce, zihninde ne olmak istiyorsan o sensin. Ben Efşan Çelebi’yim,” dedi kendi kendine. Birkaç ayda değişen hayatına adapte olurken yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Evin kapısından geçemeden Vedat’ın aracının da durduğunu görüp onu bekledi. “Hoş geldin,” dedi öperek.

“Hoş buldum. Nasıl geçti?”

“İyi iyi Vural kabul etti. Gerisini planlamak kaldı.”

“Ben olamayacağım, görmek isterdim.”

Kaşlarını çatıp ne demek istediğini çözmeye çalıştı. Vedat da biraz mahzun bakıyordu. “Yarın Hollanda’ya gidiyorum. Seni de götürmek isterdim ama mahkemen var, yurtdışına çıkamıyorsun.”

“Ne kadar kalacaksın?”

“İki gün.”

Gülümsedi. “Bu senin işin, iki gün çok uzun değil,” dedi ama kocasının suratında gülümseme namına kas bile oynamıyordu. “Ben yokken evden çıkma, olur mu?”

“Tamam, dert etme bu kadar. Bu ev kale gibi, bana bir şey olmaz. Hadi gülümse.”

Zorla da olsa gülümsedi Vedat. Ama ne gitmek ne de onu ardında bırakmak istemiyordu. Kolunu Efşan’ın omuzuna atıp eve ilerletti. Karısının saçlarını kokladı. “Elma… Devirdin yine nargileyi.”

“İçmesem hatırım kalırdı. Ruken’le içmek ayrı keyif. Karar verdik ayda bir kez nargile gecesi yapacağız.”

“Her şey iyi hoş da,” dedi Vedat, siyah saçlara tekrar burunu sokup, derin soluk aldı. “Bu koku beni baştan çıkartıyor. Efşan… Efşan diye ölüyorum.”

Kahkaha atıp kocasına döndü. “Seninle de içeriz, ölmene gerek yok. Aramızda tatsızlık çıktığında parfüm niyetine elmalı nargile içersem sürünerek yanıma gelirsin. Çözüyorum ben bu işi Vedat.”

Neşeli, küçük bir kahkaha attı. “Gelecekteki Gülefşan’dan korkuyorum.”

“Korkma Reis, alt tarafı mafya anası olurum.”

                                                                          ***

Maskesi sokağa girmeden çok önce de yüzündeydi. Sabaha karşıydı, bir zaman sonra kara iplik siyah mı yoksa beyaz mı olduğu seçilecek bir zaman dilimiydi. İnsanların derin uykuda oluşu onu mutlu ediyordu çünkü yapacağı şeyi tam da kimsenin onu görmemesi, bilmemesi gerekiyordu. Buraya kadar nefesini tutarak gelmişti. Bu sokak uyumazdı, ama o bunu hem biliyor hem de yapacaklarından korkmuyordu. Elindeki metal parçasıyla kapıyı açmadan önce alarmı etkisiz hâle getirdi. İçeri süzülüp ezbere bildiği yolu aşmaya başladı. Karanlıktı ama yolu biliyordu. O kadar sessizdi ki karınca bile duyamazdı. Sınır dediği alanı aşınca cebinden küçük bir fener çıkarttı. Duvarda asılı duran anahtarı alıp, avucuna hapsetti. Merdivenleri inmeye başladı. Feneri demir parmaklıklar arkasındaki adama tuttuğunda onun ürkütücü gözlerini gördü. O an bedeninden bir titreme geçti ama çabuk toparladı.

“Sen kimsin?” dedi Cengiz.

“Sessiz ol!” diye fısıldadı adam. “Seni buradan çıkartacağım. Ama benimle geleceksin ve ne dersem onu yapacaksın.”

Cengiz hiç düşünmeden, “Tamam,” dedi. Buradan çıkması için ne gerekiyorsa ona uyardı. Önünü ardını düşünme gereği bile duymadı. Bu saatte buraya gelen kişinin, hem de onu çıkaracak kişinin ne istediği çok da önemli değildi.

Adam, avucundaki anahtarla kilitleri açıp kapıyı yavaşça açtı. Cengiz yerinden ağırlıkla kalktı çünkü uzun bir süredir küçük bir alanda yaşıyordu ve kasları hıza izin vermiyordu. Hiçbir şey sormadan çıktı, adamla birlikte üst kata çıktı. Dışarı adımını atınca derin ama sessiz soluklar aldı. Adamın ona yön vermesiyle duvar diplerinden sinsice ve sessizce ilerleyip Deli Seyit’e ait olan tüm caddeleri aştılar.

Şafağın sökmesine az bir zaman kalmıştı. Yeterince uzaklaştıklarında eski ama camları filme kaplı bir araca bindiler. Cengiz, kar maskesini çıkartmayan adama bakıyordu ki adam maskesini çenesinden tutup başına kaldırdı ama Cengiz’e dönmedi. “Şimdi beni iyi dinle,” dedi arabasını sürmeye devam ederken. Konuştu, anlattı. Cengiz onun hain planlarını zevkle dinledi ve sesini çıkartmadı. Bir süre sonra arabadan inip ara sokaklara daldılar ve o esnada bile yüzünü gizleyecek başka bir şapkaları vardı.

Recommended Articles

13 Comments

  1. Uyuz yalçın sonun efşanın elinden olaca

  2. Hadi hayırlısı… Bence de yalçın efşanın , cengiz Ayşem in elinde kalacak … Kalemine yüreğine sağlık 😍😍😍

  3. Ruken seni ve Oğuz Kara yı cok özledik nerdesiniz😍

    1. Yalçın salağı mı bu

  4. ⭐⭐⭐⭐⭐

  5. Yapma yahuuu o adam bırakılır mı bee

  6. Neler oluyor yine heyecan dorukta tahminlerim var ama olur mu olmaz mı göreceğim yazarcım😘

  7. Ne oluyoruz ya deli seyitin mahallesinden nasıl çıktı bunlar

  8. Yalçın eceline susadi efsan hakkından gelcek bencede harika bölüm emeğine sağlık canım heycanla bekliyoruz yeni bölümü

  9. ❤️❤️

Leave a Reply

Your email address will not be published.

error: Content is protected !!